şükela:  tümü | bugün
  • günahkarların harika hallerine istidrac denir..evliyanınkine ise keramet denir..
  • ayrıca, kafirlerin de olağanüstü hâllerine bu isim verilir.
  • olağanüstü hal, enbiyadan meydana gelirse mucize, evliyadan hasıl olursa keramet, müminlerde olursa firaset, fasıklarda görülürse istidraç denir.
    islam inancında allah'ın velilerinin karşısında, şeytan'ın da velileri olduğu kabul edilir. ve sadece mucizeye değil mucizenin hasıl olduğu kişinin haline de ehemmiyet gösterilir.
    ayrıca mümin olmayanların, kainattaki kanunlara aykırı olarak gösterdikleri harikulade hallere de istidrac denilmiştir. mesela hind fakirlerinin uzun süre aç durmaları, ateşte yürümeleri ve su içinde uzun süre havasız durabilmeleri ve vücutlarına şiş batırmaları gibi.
  • sıradan insanlarda görülen harikuladelik
  • (bkz: cibali baba)
  • istidraç, küfrü veya fâsıklığı açıkça görülen kimsenin elinde, isteğine uygun olarak zuhur eden harikalıklardır. nitekim fıkh-ı ekber şerhi’nde zikredilen bir hadis-i şerifte buna işaretle şöyle buyurulmaktadır:

    allah’ın, isyana devam eden kişiye istediği nimetleri verdiğini gördüğün zaman bu bir istidraçtır.”
    cenab-ı hakkın, kendisine isyan eden kimselerin isteklerini yerine getirmesi, böylelerinin azaplarını daha fazla arttırmak içindir. yoksa, onlarda bir hakikat olduğu için değildir. nitekim şeytanın yeryüzünü zahmetsizce dolaşabilmesi, firavun’un ve nemrut’un dünyada iken birçok nimetlere mazhar olması, isyanlarını daha da arttırmaları ve ahirette daha çok azaba çarptırılmaları için verilmiştir. bir âyet-i kerimede “âyetlerimizi yalan sayanları biz, bilmeyecekleri noktalardan yavaş yavaş helâke yaklaştırırız” buyurularak bu hakikate işaret edilmiştir. zaten istidracın bir diğer mânâsı da, bir kimseyi yavaş yavaş arzusuna götürüp haberi olmadan felâkete atmaktır.

    http://www.sorularlaislamiyet.com/…how_qna&id=12966
  • istidraçta bulunan insanlar için ‘şeytanın evliyaları’ ifadeleri de kullanılır.

    örneğin hikâye kitaplarındaki uçan halılar aslında hintli insanlar tarafından gerçekte de uçurulmuştur. bu insanların yaptığı allah vergisi bir özellik değil, şeytani olan istidraçtır. allah’u teâlâ tıpkı firavuna yaptığı gibi bu günahkârları cehennem ateşine yaklaştırmak için istidraçlarını engellemez. bkz
  • istidrac bize sunu ogretmektedir ki bir insanin buyuklugunun, muslumanliginin derecesinin olcusu ondan bazi harikuladeliklerin hatta kerametlerin sadir olmasi degildir. zaten risalet vazifesine verasetle velayet-i kubra yolu olan sahabe yolunda fazla keramet gorulmez. en buyuk keramet, istikamet uzere olabilmekte ve istikameti koruyabilmektedir. istidrac sahibi kendisindeki guzellikleri kendisine, gucune, becerisine verir ve gururu oyle fazlalasir ki "bu bana bilgim sayesinde verildi." * der.
  • internette kolay bulunan sayfalar, 'allaha isyanda çok ileri giden insanların, allahın kendilerine verdiği mal, başarı ve sağlık gibi nimetlerle isyanların daha da artırmaları.' diyor. avans vermek gibi. hatta helakınızın şölenini görelim diye 'allah zulmünüzü arttırsın,' sözü/ilenci ile de yakınlık taşıyor. yumuşak yorumlanabilirse, bu sefer dinsel bir bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler kalenderliğini akla getiriyor. belki yürüyen dünya ve sürecin mantıksal, hesabi-kitabi taraflarına, veya aksine varoluşun keyfiliğine de atıfta bulunuyor olabilir. benim ilgimi istihraç ve istidraç sözcüklerini aynı anda duymamla çekti.

    batının, hıristiyan tasavvufunun kutsal kitap'taki romalılar 11:32'nin (11 32) işaret ettiği "çünkü allah hepsine merhamet etsin diye, hepsini itaatsizlik içine kapadı." tefekkürüyle, felix culpayla ilintisi var, ama birebir karşılaştırmada tasavvufi olan daha derinlikli.

    (bkz: upadhi)