şükela:  tümü | bugün
  • iş hayatında az kişinin bildiği gerçeklerden biridir. eğer anlatacaklarımı yaparsanız, siz de tazminatınızı garanti ederek işten ayrılabilirsiniz.
    malumunuz normal şartlarda işten kendi isteği ile ayrılan kıdem ve ihbar tazminatını alamaz. 10 yıllık çalışan biliyorum, kovsalar da tazminatımı alıp defolup gitsem diyerek istemediği işte çalışmaya devam eden.
    kısaca; askere gitmediysen, kadın çalışan olarak evlenmediysen ya da 3600 gününü doldurmadıysan istifa ederek kıdem tazminatını alamazsın.

    ancak şu çakallığı yaparak, alabilirsin.
    asgari ücretli olarak bildirilenlerin en az yüzde 90'ı hepimizin bildiği gibi asgari ücretten daha fazla maaş alıyor. ancak bunu şikayet etsen de ispat edemiyorsun ya da iş yerine denetmen/müfettiş geliyor işlem yapmadan geri dönüyor.

    burada senin yapacağın işten ayrılmaya karar verdiğin zamandan bir süre önce, işverenine gidip bankadan kredi çekeceğini bu sebeple bankanın işverenden çalışanın maaşının yazdığı işverenin de imza/kaşesinin olduğu bir belge istediğini söyleyeceksin. asgari ücret yazınca bankanın kredi vermediğini, bu nedenle gerçek ücreti yazmasını söyleceksin. bu belgeyi alıp işten ayrılarak, noterden ihtarnameyi işverene göndereceksin. işveren ya tazminatını verecek ya da sen mahkemeye vererek her türlü alacaksın. hatta belirli zaman aralıklarıyla bu işlemi iki defa yaparsan, mahkeme aşamasında inandırıcılık açısından daha garanti olur

    ek: tabi tüm bu anlatılanlar, işvereni tarafında sömürülen, mesai ücretleri verilmeyen, talep edilmesine rağmen maaşını asgariden bildirilmeye devam edilen çalışanlar için geçerlidir. işverenin doğru dürüst bir adamsa, zaten bunlara gerek kalmayacaktır.
  • tabi bunun için biraz adi biraz karaktersiz ve işyeri sahibinin de biraz mal olması gerekiyor. sen on sene o adamın ekmeğini ye sonra arkasından böyle bir iş çevir. sonra da işyeri sahibi bunu farkwtmeyecek ve onu imzalayacak ?
  • gayet akıllıca bir yöntem.

    sen on sene çalışanının sigortasını eksik yatır, sonra da çalışana bok at. ha siktir ordan. asıl adiler alçak patronlar ile yavşak patron severlerdir. nokta.
  • çalışanın yapmasında ben herhangi bir adilik göremedim. adilik sigortayı asgari ücretten gösteren şerefsiz patronda. çalışan öyle göte böyle yarak deme hakkına sahiptir.

    ancak bu patronlar "hepsi babadan oğula nesil herhalde bu anasını siktiğimin orospuçocukları tüpphh orospuçocukları babadan oğula nesil herhalde bunlar" sıfatı ile nitelendiklerinden dolayı bu tür ihtarname tarzı mevzulara girilirse adını piyasaya çıkarır ve emin ol o sektörde tekrar iş bulman imkansıza yaklaşır.

    adettendir: ytd
  • durum iş ahlakına sığmıyor bence hem işçi hem işveren için, ayrıca %90 lık diye verilen istatistik rakamda fazla sallamasyon olmuş nitekim kurumsal firmalarda böyle bir riske kimse girmez . taşeronlaşan yerlerde ise görülme ihtimali yüksektir. bence minimum 1 yılını dolduran herkese kıdem hakkı tanınmalı ve ne şartda olursa olsun çalışan işten çıktı mı almalıdır. sonuç olarak güzel ülkemde maalesef ne patron olmak kolay ne de işçi olmak kolay bu ülkede de aynı kumardaki sistem gibi hep kasa (hükümet ve onların yalakaları) kazanıyor.
  • haklı neden ile sözleşmenin feshi halinde olur. nitekim işi siz bırakmış oluyorsunuz.

    aksi takdirde mümkün değildir. en azından şu an için. yargıtay bankaya kredi veya kredi kartı için yapılan bildirimleri imzalı ve ihtirazi kayıtsız bordro karşısında yeterli görmüyor.

    yapılacak şey basit. maaşınızı alırken bordroya maaşım şu kadardır. üstü elden verilmektedir yazıp imzalayacaksınız. ya da imzalamayacaksınız.

    bu tip mini çakallıklara gerek yok.
  • kimse isvereninin ekmegini yemez, daha cok isveren iscinin ekmegini yer. dolayisiyla bu sekilde yontemlerle iscinin ekmeginin bir kismini kurtarmaya calismasina adilik demenin kendisi esas adiliktir.
  • şu ara tam olarak bu şekil bir davam var. sonuçlarından haberdar ederim, acele etmeyin istifa hususunda *
  • daha bu yöntem ile tazminat alan görülmemiştir.
    varsa eğer ispat gerektirir bu iddia ..
    nitekim yılların goygoyudur bu.
    işçi mahkemeleri genelde işçi tarafında durur bu doğrudur.

    ancak buradaki sorun şudur. kendi rızası ile işten ayrılan arkadaş askeri ücretten de gösterilse normal aldığı ücretten de" vergilendirilse" kıdem ya da ihbar tazminatına (bu kanunlar ile) hak kazanamaz. yani buradaki durum parayı ne kadar aldığın değil. işsiz olma niteliğinin nasıl olduğudur. asgari ücret ile gösterilip yirmi bin lirada maaş alsan kıdem tazminatını bankaya vereceğin kağıt ile alamazsın. kaldı ki gelir vergisinden böyle bir durumda kaçakcı durumuna düşersin. bazı durumlarda işveren ile işçi arasındaki iş sözleşmesi bile tek taraflı olduğu için yok hükmünde sayılabiliniyor. antetli kağıttaki kaşe imza bu durumu değiştirmez.

    kovulduğun noktada ise hangi ücret üzerinden gösteriliyorsa o ücret üzeriden kıdem ve ihbar almaya hak kazanıyorsun. çünkü ssk priminin aldığın maaş üzerinden yapılması yasal bir hak. ve sen işsiz kalma korkusu ile bu hakkından vazgeçiyorsun. sonrada şirketi devlete şikayet edip benim hakkımı vermedi diyorsun. her ay ücret bordrosu imzalatırlar sana. işte onun bir sebebi var. ödenen skk tahakkuku ve 4a hizmet listesi eskiden iş yerlerinde asılması mecburi idi. şimdi sanırım kaldırdılar bu durumu. onunda bir sebebi vardı.

    yeni torba yasa ile zaten bu problem ortadan kalkıyor. ama devlet adına.. kıdem tazminatının fona devredilmesi sen işten ayrılsan dahi kıdem tazminatını hak olarak veriyor sana. ama işten ayrılamayasın diyede istediğin zaman fondan çekemiyorsun.

    neyse lafı uzatmıyayım. arkadaşım skk hakkınızı kullanın. önemli çünkü. bilin istedim