şükela:  tümü | bugün
  • anal dönemde takılmış ya da sorun yaşamış bebeciklerin büyüdükleri zaman bu konuda* biriktirme, saklama, yığma, harcamama takıntıları olabildiği yolunda rivayetler vardır*.
  • ing. compulsive hoarding. gerekli eşya ile gereksiz eşyayı ayırt edememe sonucunda gelişen bir çeşit ruh hastalığı. kişi ön safhalarda eline gelen her eşyayı "bir ara kullanırım" düşüncesiyle saklamaya başlamasıyla görülür. bunu tutumlu olma adına yapar ve yaptığının iyi birşey olduğunu düşünür, çöpe atılanları israf olarak algılamaya başlar. bir süre sonra hasta kişi artık ne şimdi ne de ileride hiçbir şekilde işine yaramayacağı eşyaları da biriktirmeye, hiçbir şeyi atamamaya başlar. daha ileriki safhalarındaysa sokakta atılmış gördüğü çöpleri, israf olarak görüp evine götürmeye başlar. başkalarına zararlı olmadığı için toplum tarafından dert edilmese de, aşırı durumlarında istifçi kişinin yaşamını kısıtlamaya hatta toplumda çöp ev olarak tabir ettiğimiz ve en sonunda komşu şikayeti üzerine zabıtanın gelip evi zorla boşaltmasına kadar uzanabilen bir hastalıktır. psiko terapilerle tedavi edilebilmektedir ama önce istifçi kişinin kendi hastalığının farkına varmış olması lazım gelir.

    israf başka şeydir, atabilmek başka şeydir.

    edit: gerçekten de eksik yazdığım tanım olmuş. istifçi kişi, elindeki eşyalarla çok fazla duygusal bağ kurar, ona göre eline geçen herşeyin bir anısı vardır, şurdan almıştır, şu kişiyle kullanmıştır, onu aldığı gün bilmemne olmuştur vs vs. dolayısıyla atamaz. yoksa aptal olduğu ya da beyinsel fonksiyonları çalışmadığı için atılacak şeyle atılmayacak şeyi ayırt edememe değil. öyle bir anlam çıkıyor. düzeltir, affınıza sığınırım.
  • istifçinin en büyük yanılgısı, eşyayla özdeşleşmesidir kanımca. yani, kendi varlığının sınırlarını onları da kapsayacak şekilde genişletmesi, böylece maalesef kendi özgüvenini daha yaralanabilir hale getirmesidir, zira güvenlik hissi için eşyaya dayanmaktadır ama o kadar geniş bir varlığın korunması, giderek zorlaştığından, aslında istemeden kendisini daha da korunaksız hale getirir. vesselam, istifçiler, gerekliyle gereksiz arasında bir türlü karar veremeyen akılsız kişiler falan değillerdir, eşyayla, aklın sınırlarının çok ötesinde, fazlasıyla duygusal ilişkiler kurmalarıdır hayatlarını zor hale getiren, bir hataları varsa, zihinlerinin derinlerinde, eşyayı kendilerinin bir parçası sanmaları, onlara gönülden bağlanmalarıdır.
  • el isi diye adlandirilabilecek pis bir hobi ya da is edinildiginde butun taslarin yerine oturdugu, butun kutularin bir ise yaradigi dusunulurse olumlu bir tarafa yonledirilmesi kolay gibi gozuken takinti.
  • üstüste yigma.biriktirme.
    olumsuz anlami ile ise yaramayani bile elde etme cabasi.neden elde ettigini bilmeme hali.
    hayatta ilişiğini bulamamis bilgi-malumat depolama.

    bazi istifcilerde ise bu durum alakali alakasiz yerlerde istifledigi bazi bilgileri kusma olarak gorulebiliyor.ne alaka diye sorsaniz da kendi kendinize ,ulasamiyorsunuz istifcilere.o istifledigi bilgiyi daha dogrusu malumati gostermek derdinde cünkü.bilmiyor ki cöp evlerdeki gibi kötü kokular geliyor saglikli ruhlara.
  • (bkz: ispitcilik)
  • bir obsesif kompülsif bozukluk türüdür.

    istifçinin bilişsel çelişkisi korkunçtur, mesela evinde bir orduyu giydirecek kadar kıyafet, ayakkabı vs. olmasına rağmen genelde sürekli 2-3 parça aynı kıyafetlerle dolanır. (çünkü biriktirdiği kıyafetler organize değildir, görece düzgün olanları da giymeye kıyılamaz falan filan) evinde 4-5 tane tamirhane açacak kadar malzeme, araç, gereç vs olmasına rağmen bir tornavida arasa bulamaz vs. zaten bu sebepten dolayı, örneğin tornavida lazım olduğunda kendisininkileri bulamaz, gidip gene alır, işi bittiğinde tornavidayı evin içinde bir yere koyar. bir gün tekrar tornavida aradığında gene bulamaz, bu döngü böyle devam eder.

    bunun altında yatan dalgaların bazıları da şöyle.. eşyaları "kurtarmak". eşyalara kişilik değil de absürt bir "canlılık" yüklüyor bu tipler. mesela yolda kenara atılmış bir şemsiye gördüğünde bu daha sağlam yazık buna diye direkt alır. ama aslında şemsiyeye ihtiyacı falan yoktur. bu kertede topluma kötülük de yapmış oluyor bu hıyar, o şemsiyeye gerçekten ihtiyacı olan bir garibanın fakirin alıp kullanmasına engel olmuş oluyor. ondan sonra "izolasyon isteği" var. tonla eşya sayesinde dış dünya ile aralarında bir izolasyon yaratıyor istifçiler. kendine güvensizlik ve kontrol isteği var bir de. istifçi, bir sürü çer çöp ıvır zıvır sahibi olarak kendini güçlü hissediyor.

    bu liste uzar gider, son kertede bir istifçinin arkadaşı ya da yakını olmak zordur, en temizi kendinden uzak tutacaksın, adamı yoruyorlar fazlasıyla.

    öte yandan dipnot olarak bir de hayvan istifçiliği var. iyilik ediyor, kurtarıyor ayağına bakamayacağı kadar hayvanı eve dolduranlara da hayvan istifçisi deniyor. (çok hayvan dedik de. hemen iki tane kedisi olanların üstlerine alınmasına gerek yok, mesela 120m2 evde 40 tane kediyle yaşayan tiplerden bahsediyoruz)