şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'ye aşık olup tarafsız bakamayan insanların hakkında yorum yapmaması gereken ülkedir. cidden. mutluysanız ne ala size, türkiye'de yaşamaya devam edin. ama ne olur mal mal karşılaştırmalar yapıp oradaki sorunları büyütüp buradakileri küçültmeyin. 3000 tl kira veren hiçbir isveçliye rastlamadım şu ana kadar. stockholm'un göbeğinde tam merkezde, her yere yürüme mesafesinde oturan arkadaşım 1700-1800 lira kira veriyor ve bu gayet pahalı olarak görülüyor orada. götünüzden element uydurmayın. bira 26 tl'ye karşılık gelmez, 10-15 gayet normal bir fiyattır ve mekanların %80inde bu fiyattan bulunur.

    halkı insana saygılıdır. işi olmadığı yerde gelip her işe burnunu sokmaz, sokakta insan gibi davranırlar, güleryüzlüdürler, sokakta tanımadığınız kişiler bile size selam verebilir. yüzüne gülümsediğiniz biri "niye gülüyo şimdi bu piç" diye asık suratlı bir şekilde bakmaz.

    hadi bunları geçtim. maaşları yüksek olduğu gibi çalışma şartları da insanidir, köle gibi çalışmazsınız. haftada 40 saat standarttır, eğer bir saat fazla çalışırsanız direk parasını alırsınız. kimse sizi cumartesi de çalıştıramaz (normal haftaiçi çalışılan işler için diyorum tabi bunu, "barda çalışıyolar amaaaa" falan diye gelmeyin sakın). saatlerinizi trafikte harcamazsınız. iş hayatı-özel hayat dengesi denen bişi vardır. sırf size para veriyorlar diye kimse sizin ruhunuzu satın aldığını düşünmez.

    isveç gibi bir ülkeyle türkiye'yi karşılaştırıp "türkiye o kadar da kötü değil" demek için gerçekten farklı kafalarda olmak lazım. o kadar diyorum.

    havanın soğuk olması zaten allah'ın emri, o konuda şikayet edecek biri isveç'te yaşayamaz. isveçliler de en çok havadan şikayet ederler zaten, fırsatını bulunca türkiye'ye, yunanistan'a akın ederler. ama hayatı boyunca türkiye'de yazları sıcaktan bunalmış benim gibi biri için gayet hava hoştur. bu da kişiye bağlı bir olaydır, hava çok soğuk orada yaşanmaz diyorsanız doğrudur, yaşamayınız, türkiye'de güneşin tadını çıkarınız.

    benim gibi takım elbiseden ve giyenlerin kendini bir anda bir bok zannetmesinden nefret eden biri için kot pantolonla ve sakalla mülakata gidip en ufak bir garip bakış, yorum vs. almamak da şahane bir olaydır bence. şekilciliğin amına koyayım. sanki işi kıyafetimiz yapacak.
  • adamların çöpü bittiği için paniklemişler. norveç'ten çöp alıp geri dönüşüme devam edeceklermiş. norveç, isveç çöplerini aldığı için isveç'e bir de para ödeyecekmiş. adamlar hem bedava enerji üretecek hem de üzerine para alacak şu durumda. biz de burada hâlâ düşünce özgürlüğü falan, din min bunlardan konuşalım. bazen diyorum onlar insansa biz neyiz amk.
  • size simdi cok guzel seyler anlatacagim, iyi dinleyin.
    anlatmakla bitmeyecek bir yer benim icin.

    kenya'sindan, guney kore'sine, amerika'sindan, brezilya'sina kadar, portekiz'e, norvec'e, rusya ve nicesini ulke gorup gezip yasamis biri olarak diyorum ki, "isvec dunyanin en guzel ulkesidir."

    ------------------

    göteborg icin konusuyorum bu arada.

    yolu dusen olursa, järntorget'e ugramadan gitmek gibi gaflete kapilmasin. barlar sokagindan ote, barlar semti diyelim. gencler takiliyor genelde, epeyce buyuk ve secenekleri bol bir bolge.

    neyse, once animi anlatayim.. gemiden indik arkadaslarla, elimizde bir harita, gittik bu bahsettigim yere. bir heykel var, daha dogrusu heykeller butunu. sulu mulu falan boyle. ilgimizi de cektigi icin yanastik yanina inceliyoruz. 7 tane kadin var toplam hepsine bakiyoruz, uzerlerinde kiyafetler falan var heykel olarak, yoresel bir seyler var yani anlasiliyor her birinde vs derken ben bi uc dakika falan oldugum yerde incelemeye aldim. 40-50 yaslarinda, kendi halinde bisikletiyle dolanirken kosedeki banklardan birinde oturan bir adam, kalkip yanasti yanima ve:

    adam: turistsiniz sanirim.
    ben: evet turistiz.
    a: peki bu baktigin seyin neyi temsil ettigini, ne anlama geldigini biliyor musunuz?
    iki saniye "ne olabilir ki acaba" diye dusundukten sonra utangac bir tebessum ile:
    b: hayir bilmiyorum, nedir?
    a: anlatayim.. su gordugun 7 tane kadini gel tek tek inceleyelim beraber.
    birinci kadin bir hintli, asya'yi temsil ediyor.
    ikinci kadin bir eskimo, antarktika'yi temsil ediyor.
    ucuncu kadin bir kizilderili, kuzey amerika'yi temsil ediyor.
    dorduncu kadin bir aborijin, avustralya'nin temsilcisi.
    besinci kadin bir siyahi, afrika'yi temsil ediyor.
    altinci kadin bir yunan, avrupa'yi temsil ediyor.
    yedinci kadin da bir (hatirlayamadim), güney amerika'yi temsil ediyor.
    bu gordugun sular da, okyanuslari temsil ediyor. hepsinin toplaminda neyi anlatmaya calistigi ise, sizin yorumunuza kalmis bir sey. isvec'in tadini cikarin, iyi gunler.

    dedi ve uzaklasti yanimdan. adamin ozveri ile bir seyleri ifade etmesine mi sasirayim, bu onumdeki yapinin temsil ettigi anlama hayranlik mi duyayim bilemedim o an ve diger arkadaslara da anlattim yanimdaki.
    bahsi gecen heykeller butunu bu iste, cekmistim fotografini: http://i.imgur.com/2gmh3cf.jpg

    ------------
    biraz da fotograflar sunayim size:
    ------------

    bu heykelin hemen sol tarafinda the bishops arms diye bir pub var. yemekleri harika, biralar lezzetli; ama biranin en kotusu 75-80 kron. yani 8-9 euro. yani 20-25 tl. ve 40cl hem de. anlayacaginiz biraz tuzlu gelebilir. bir schnitzel menu yedim, ucer beser tane de bira ictik, muhabbet falan derken herkes kendi hesabini odedi. tam hatirlayamiyorum ama yaklasik bi 50 euro falan odemistim orada.

    mutlaka ama mutlaka bir birasini icin derim. sosyal bir iciciyim, her biranin, alkolun tadina asinayim. tadimlik sarap da icmisligim var gargara yaparak, kana kana bira icmisligim de. dunyada ictigim en guzel birayi, ben burada ictim ve baska hicbir yerde de denk gelemedim. o bira da budur efendim. onu da kareledim: http://i.imgur.com/fgg9lri.jpg
    budejovicky budvar bir çek birasi..
    bkz: http://www.budvar.cz/
    bu da bahsettigim mekanin facebook sayfasi: https://www.facebook.com/…opsarmsjarntorgetgoteborg

    diger bir onerecegim mekan ise, canli muzikleri ve yine sahane biralari ile (isvec'in kendine ozgu siyah birasi var. ondan icin mutlaka. cok degisik ve guzel bir deneyim olacaktir) gayet tercih edilebilir bir mekan. adi da cok ilginc.. 9ans ölhall diye tuhaf bir isim. bu da onun facebook sayfasi: https://www.facebook.com/…ns-ölhall/197093720325663

    ----------------

    boruyu alip eve goturesim gelecek kadar hosuma gitmisti:
    http://i.imgur.com/negmp4z.jpg

    italya sokak festivali duzenlemisti sansimiza, yoresel kiyafetler ve lezzetler sergileniyordu:
    1) http://i.imgur.com/hdnoy41.jpg
    2) http://i.imgur.com/xo2r4m6.jpg

    sokaklari sahane, biraz reklam olacak gibi kendim icin ama neyse, siz sokaga bakin, bana degil:*
    (edit: fotografi kaldirdim cunku bariz ifsa olacagim net bi pozdu)

    orada bu yukarida bahsettigim publardan ikincisinde arkadasla iciyoruz. lavaboya kalktim, kafalarimiz da hos olmus ince ince. adamin biri isvec dilince biseyler saydi saydi saydi. sonra dedim ki isvecce bilmiyorum. ingilizce konusun lutfen. ingilizce'ye gecip "o kadar konustum niye basta soylemiyorsun" dedi. gulustuk, tanistik falan. biz bi bes dk tuvalette muhabbet ettik, sonra masamiza davet ettim adami. o da arkadasiyla gelmis. adamlar tam bi ataturk hayrani cikmasin mi? allahin isvec'inde ataturk hayrani insanlarin, ataturk hakkinda bizden daha cok bilgileri olduguna taniklik ettik.

    hesap da epey yuklu gelecekken, adamlar ortadan bi kayboldu, yarim saat gelmediler. neyse dedik biz de kalkalim artik giren girdi adamlar iteledi ataturk ayagina bize hesabi diye soyleniyorduk. kasaya gittik hesap icin. garson kiz "arkadaslariniz masanin tum hesabini odeyip gittiler" dedi. bizde bi utanma ve saskinlik oldu haliyle.

    bari bi hoscakal deseydiniz lan, adetleri mi acaba hoscakal dememek?*
    neyse, o anin da karesini almistim. ben kendimi sansurleyeyim de, reklam olmasin cocuklar:
    (edit: fotografi kaldirdim cunku bariz ifsa olacagim net bi pozdu)

    biliyorsunuz isvec'in atalari vikingler oluyor. orada iste ne bileyim bizim osmanli'nin dogum yilini kutlamak gibi, tarihlerini andiklari bir doneme denk gelmistik. herkes viking kostumleri ile o salonda dolaniyor falan, eglenceli bir geceydi. bu da oradan bir kare:
    (edit: fotografi kaldirdim cunku bariz ifsa olacagim net bi pozdu)

    turk, dunyanin her yerinde karsilasmasi mumkun olan bir sey:*
    http://i.imgur.com/o8nle6e.jpg

    bisikletin, hayatlarinda cok onemli bir yeri var, her yerde bisikletciler:
    http://i.imgur.com/oyb3rz9.jpg (camdan da yansimisim yahu, hic fotografcilik bilmiyorum, puh bana)

    halk icin sanatin ne kadar elzem oldugunu, bu tiyatro salonu ile belli oluyordu zaten:
    http://i.imgur.com/dornpvq.jpg

    denk geldigimiz taksici turk cikmisti sansimiza; ama bayagi bi dindardi galiba. "nereye goturebilirsin abi bizi icmeye eglenmeye falan" dedik, "cok guzel bi camii var oraya gidelim once, sonrasina bakariz" dedi ve ciddiydi: *
    http://i.imgur.com/u2bqyns.jpg

    buna cok gulmustum. bir suru dilden "hos geldiniz" yaziyordu gumruk kapisinda. bizden once gelen turkler yapmis olacak ki, turkce yazmadigini gorunce "hos geldiniz" yazmislar kendi elleriyle: *
    http://i.imgur.com/0k7pf2x.jpg

    audi sevdalisi bir arkadasim bmw nefretini bu sekilde dile getirmis olmasi da epey guldurmustu beni:
    http://i.imgur.com/qnbyw8z.jpg

    ----------

    son olarak cok onemli bir not: isvec'in kizlarina asla ama asla ikinci defa bakmayin. arkadasim bu hatayi yapti ve hala unutamiyor. birini, ikisini, ucunu degil, hepsini hem de. birkac ay gecti gideli ama hala kendine gelemedi zavallicik.*

    ---------

    benden simdilik bu kadar.
    daha devami gelecek zamanla diger ulkeler icin.

    sevgiler.
  • ülkede aşırı sağın yükselme sebebi, ülkeyi mültecilerin üzerine yapmak için adeta can atan beyinsiz yöneticiler ve bu aptallığa çanak tutan vatandaşlardır. dünyanın hiçbir yerinde halklar, gruplar, insanlar aynı tornadan tek tip olarak çıkmaz. "isveç artık çok faşist ühühü" diye ağlamak yerine sorulması gereken şudur: ne oldu da bu insanlar aşırı sağa yöneldi? kusura bakmayın ama "zenciler neden kızlarımızı sikmiyor" temalı reklamlar yapılan ülkede aşırı sağın yükselmesine de, aşırı sağcılara da kızamazsınız. bu bir çeşit reflekstir çünkü.

    şu videoda da the guardian'ın muhabiri olacak salak karı, sdu'nun bilmem nesine soruyor: e abd'de, birleşik krallık'ta herkesin inancına göre okullarda/iş yerlerinde yemek veriliyor, sence bu isveç'te neden yapılamasın/yapılmamalı?

    abi ben anlamıyorum bu multi-kültürel düşkünlüğünü. hayatımda bu kadar aptalca bir şey görmedim. en büyük başarısı hayatta kalmak olan adamların bir değil iki değil on binlercesini neden ülkemde isteyeyim veya neden müslümanlar istiyor diye okulda onlara uygun yemek çıkarayım? beğenmiyorsa siktirsin gitsin, sanki bana 600 yıldır o coğrafyada yaşıyor da ayrımcılık görüyor. kaldı ki bahsi geçen ülkelerden birinin adı amerika "birleşik" devlet"ler"i, diğerininkinin de "birleşik krallık" diye bir nanesi var. 4 milyonluk isveç'le kendi bok yemiş emperyalist düzenini mi kıyaslıyorsun pezevenk? sen o hintlilere, müslümanlara, afrikalılara affedersin ama sike sike bakacaksın evet. isveç'in böyle bir zorunluluğu yok. teeee dünyanın tepesinde bi' yer lan isveç, kiminle ne işi olur isveçlilerin?

    emin olun isveç aptal gibi önüne geleni ülkeye almayıp kalifiye göçmenleri topluma entegre etmeyi deneseydi, aşırı sağ yükselmezdi. çünkü ortada "göçmen sorunu" olmaz, ülkeye alınan göçmenler isveçlilerle kaynaşabilip topluma adapte olabilirdi. ama yok, nerede ipe sapa gelmez adam var doldurun ülkeye. ondan sonra "isveç faşist olüyür :((" diye ağlayın. ne olmasını bekliyordunuz? bizim buradan salyamızı akıttığımız topraklarda yaşayan insanlar, kendi ülkelerini sizin kadar düşünmeyecek miydi? diyorum ya, şundan %100 eminim: isveç planlı programlı bir iş yapsa, anlamsız bir şekilde dünyanın her yerinden mültecileri ülkeye doldurmasa, şu an sdu'nun esamesi okunmazdı.

    bunlar isveç'in daha iyi günleri. açıkçası sikimde de değil; yansınlar, su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim. daha önce de defalarca yazdım: kalifiye adamları köpek gibi süründüren ülke, şov yapmak için yüz binlerce mülteci alıyor. sen "oo multikültürellik çok güzel yea" diyorsan, işinde gücünde insanlara üç günlük turist vizesi için böyle takla attırmazsın. gidip isveç'te torbacılık yapacak, ikea önünde adam bıçaklayacak eritreliyi alırsın ama burada 20 sene okuyan, isveççe öğrenen insanlara burun kıvırırsın.

    beter olun valla. ulan mülteciler, siz de bu aptal kekoları sikmezseniz adam değilsiniz ha. gösterin kendinizi. huzur ve düzen bozmaya, adam bıçaklamaya, tecavüze aynen devam. aslanlarım benim. bu aptallar insanlıktan anlamıyor, siz de anladıkları dilden konuşun.

    isviç çık fişist :(((

    ***

    edit: alın şuradaki kısa yazıyı okuyun. anahtar cümleleri ben ekliyorum,

    "sweden's leftist establishment and media believe a cornerstone of their perfect society is multiculturalism: large scale immigration from some of the poorest, most backward nations on earth. swedes who disagree with that plan risk being labeled racist, fascist, even nazi."

    ""we had a perfectly good country," ıngrid carlqvist, a journalist said. "a rich country, a nice country, and in a few years' time, that country will be gone."

    the logic should be really simple to understand, yet many have difficulties grasping it: ıf you import the third world, it's what you'll get."

    ***

    görüldüğü üzere, adamların, iq'su deniz seviyesinin biraz üzerinde olan herkesin anlamlandırmakta güçlük çekeceği sapık bir üçüncü dünya ülkesi fetişizmi var. tamamen temelsiz, anlamsız, isveçlileri ikinci plana iten aptal bir multi-kültürellik fetişizmi. şimdi bazı gerizekalılar çıkıp, "ya orası isveçlilerin mi ki, dünya toprağı orası, tabii ki eritrelilerin de hakkı var :((" diyecek, o yüzden daha fazla sinirlenmeden susayım ben.

    hala isveçlileri faşist olmakla suçlayan varsa,

    sen isveç'te doğmadın. isveç'te büyümedin. iyi veya kötü, gidebileceğin bir ülken var. atıyorum x ülkesi vatandaşısın ve isveç'te bu yüzden zırlayabilecek kadar da kültürün var. bana neden ülkemin yemeği verilmiyor, neden ülkemdeki gibi barzoluk yapamıyorum diye isveçlilere sitem edebiliyorsun. bu durumda sana "siktir git" denmesi ırkçılık değildir.

    kendine hümanist diyen aptallar bunu ne zaman anlayacak bilmiyorum ama ülkelerde, çoğunluğun borusu öter. eritreli bir adamın evini yakmak ırkçılıktır fakat ısrarla isveçlilerle, isveç kültürüyle münasebet kurmayı reddedip kendi cemiyeti içerisinde yaşayan, isveç'te küçük eritre kurmaya çalışan adamı sepetlemek isveç'in ve isveç vatandaşlarının, legal yollarla yapılması halinde, en doğal hakkıdır.

    bomba patlayacak korkusundan bugün okuluna, işine gidemeyecek adamlar gelip burada bana isveç'in mültecilerini savunuyor. aptal herifler. diyorum ya işte umarım bu mülteciler falan sizin gibilerin başına bela olur hep. çünkü siz tinerciden, teröristten daha tehlikelisiniz.
  • 1970'lerde -ki 40 senelik bir döneme (1935-1975) tekabül ediyor, "ari isveç ırkı" ve eugenics ***merakıyla, özellikle azınlık olan laponlar üzerinde ciddi bir soykırıma gitmiş ülke. bu, kafamdaki "huzur ülkesi" imajını birden değiştiriyor.

    bu dönemde kadın doğum uzmanına rutin kontrol ya da muayene için giden lapon kadınlar hastalık bahanesiyle, haberleri olmadan ameliyat edilerek zorla kısırlaştırılmış, "karakafalı" olarak tanımlanan çocuklar zeka geriliği gibi olası tehlikeler öne sürülerek annelerinin karnından alınmış. ya da direkt yumurtalık/rahim vs alınarak bu kadınların çocuk sahibi olma şansı hepten ortadan kaldırılmış. aynı işlem düşük zekalı, hafifmeşrep, ezcümle "bunun doğuracağı çocuktan hayır gelmez" diye düşünülen isveçli kadınlara da uygulanmış.

    bir zamanlar neonazizmin en "beyaz" kalesi isveç, ülkesindeki laponların nüfusunu önemli ölçüde azaltma, "beyaz tenli, sarı saçlı ve mavi gözlü" sacayağından mürekkep ari ırk yaratma/koruma işine kökünden çözüm aramış.

    şimdiki "mavi" huzurun yanında ne "kara" tablo... hem de sadece 34 yıl önce...
  • yine ancak ateist sosyalist iskandinav ulkelerinden cikabilecek muazzam projelerden birine imza atmis uber ulke.

    biz burda turban islam falan tartisalim, adamlar nasil olur da olumu minimize ederiz, insanimizi koruruz diye ugrasiyorlar.
  • bu ulkenin is hayati ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum izninizle.

    ise baslayali 4,5 ay oldu. bugun 3 haftalik izne cikiyorum ve bu diger calisanlara oranla gayet az bir sure (yeni basladigim icin). tam 6 haftalik tatile cikan is arkadaslarim var. 5 hafta ise standart gibi bisey. noel moel, paskalya falan onlar haric. tatil konusunda en cömert ulkelerden biri yani tartismasiz. cocugunuz oldugunda zaten aylarca izin alabiliyorsunuz ki ondan kesin bahsedilmistir zaten daha önce.

    genelde firmalarda "ana tatil" dönemi gibi bisi var ve bu tarihlerde in cin top oynuyor resmen. herkes tatilde amk. su anda normalde 30 civari kisinin calistigi departmanda 5 kisi falaniz ve ana tatil bu hafta degil haftaya basliyor. haftaya benle birlikte tatile cikacak diger kisilerle birlikte bildigin 2-3 kisi falan kalacak koca binada. genelde her departmandan bir kisi sorumlu kalacak sekilde ayarlaniyor zaten (muhendislik firmasi bu arada).

    tatil mevzusunu gecelim. flextid denilen bir olay var, esnek zaman gibi bir anlama geliyor. turkiye'de "esnek calisma sartlarina uyum saglayabilecek ;)" adi altinda adam siktikleri sey hani. burada gercekten esnek demek ama. sabah 7 ile 9 arasinda firmaya istedigin zaman gelebiliyorsun, ögleden sonra da 15:30 ile 18 arasinda cikabiliyorsun. atiyorum bir gun 7 saat calisip ertesi gun 9,5 saat calisip sonraki gun 6,5 saat calisabilirsin, tamamen sana kalmis. isyerindeki ilk gunumde patronum "gidis gelis saatlerini bana söylemeden kendine göre ayarlayabilirsin" demisti de "negzel lan" demistim. bu flextid'i biriktirip kullanabiliyorsunuz da sonra. mesela her gun fix 8,5 saat calistiniz diyelim, 16 is gunu sonra ne etti? mhp'nin 40. yili kutlu olsun! yok lan bi dakka hatlar karisti. hah ne etti? 8 ekstra saat. patronunuza bildirip anlastiginiz takdirde gayet rahat bir sekilde bu 8 saati kullanip bir gun ise gelmeyebiliyorsunuz. hic kullanmadan onlarca hatta yuzlerce saat biriktirip sonra yavas yavas kullananlari gördum mesela.

    her gun iki tane fika molasi var. kagit ustunde 12 dakika olan bu molalarin her biri pratikte net yarim saat suruyor. yani 8 saatin bir saati kahve molasinda geciyor. fika isvecliler icin cok önemli tabi, sosyallesmek ve kafayi dagitmak adina da gayet olumlu bisi oldugunu dusunuyorum. sonucta ögle yemegi ve kahve molalari sayesinde araliksiz calistiginiz zaman dilimi maksimum iki saat oluyor. bazi firmalarin (herkes ingilizce konusabilse dahi) ise birisini alirken isvecce istemesinin sebeplerinden biri de bu molalardir, abartisiz. cunku dedigim gibi insanlarin muhabbet ettigi, yakinlastigi, dolayisiyla beraber calismanin kolaylasmasini saglayan seylerden biri bu onlara göre ve bu molalarda kimse gözunuzun yasina bakip ingilizce konusmaz (eger acayip uluslararasi bir firma degilse tabi). isvecce yardirirlar siz de öyle mal mal bakarsiniz. ben hala arada bakiyorum oradan biliyorum. cuma gunleri ögleden sonra fika: extended edition oluyor, listeye göre sirasi gelen kisi ya evde yaptigi ya da satin aldigi kek, kurabiye vs.yi getiriyor ve herkes bundan yiyor. bir nevi altin gunu sdf.

    genelde insanlar cok rahat calisiyor ve öyle asiri iskolik, stresli birisine rastlamadim pek. zamani geldi mi cat diye herseyi kapatip eve giden kisiler cogunlukta. en cok sevdigim seylerden biri de bu zaten: isi hayatinin odagi yapmayan insanlar. biraz daha ust mevkilerdekiler (ar-ge sefi vs.) toplantidir sudur budur baya mesgul oluyolar tabi de normal muhendisler icin cok bunaltici sartlar yok. isvec'te calisan diger muhendis arkadaslarimdan duydugum ve onayladigim sey size bir görev verdiklerinde genellikle fazlasiyla zaman vermeleri.

    kilik kiyafetten de önceden kisa da bahsetmis olsam da azicik daha acmak istiyorum. bir makine muhendisi olarak sortla ise gitmek benim icin bir hayal gibi biseydi ama burada gayet normal. yaz geldiginden beri (gerci disarida yagmur yagiyor su an ama) sortla, sandaletle takiliyor millet. iron maiden tisörtu giyip gelen makine muhendisini de gördukten sonra ben zaten "hiaaa" diyerek costum, ensiferum, opeth tisörtu falan giyip ise gelmeye basladim. abartmiyorumdur insallah sdf. sac sakal zaten salabiliyorsunuz mutemadiyen. kisacasi limit yok gibi bisi. sonucta diger firmalardan insanlarla surekli görusen bir tip degilseniz böyle seyleri kimse sikine takmiyor, ki o tip pozisyonlarda calisanlar bile gayet rahat takiliyor.

    calistigim firmanin kendi restorani yok. olan firmalar var tabii ki. ama cogu firmada insanlar evden getirip mikrodalgada isitma yoluna gidiyor. patronlar bile böyle yapiyor genelde. yapmayanlar genelde yakinlarda ulunan restoranlara gidiyor. bu acidan turk firmalarini tercih ederim ama yalan yok arkadas. nerde o her gun cikan degisik turk yemekleri arti tatlisi susu busu, nerde burda evde yaptigim yemekler. peeh.

    butun yaziyi "hatun var mi hatun" diyerek okumus arkadasim seni de dusundum ve cevabin geliyor: yok arkadas. makine muhendisi her yerde makine muhendisi :( koca mekanik tasarim, ar-ge, elektrik bölumlerinde toplam uc hatun calisiyor sanirsam, gerisi erkek. cok nadir de olsa kahve molalarinda hayvansi sik-tasak muhabbetleri/esprileri dönuyor.

    kisacasi universite okurken bana adeta kabus gibi gelen (etrafimdaki herkesin is hayatina girdikten sonra karamsar davranmasi, her gun tras olmak ve gömlek, kumas pantolon falan giymek, sacma sapan is arkadaslariyla muhattap olmak vs.) ve ertelemek icin elimden geleni yaptigim is hayati, konusmak icin belki erken bile olsa, bekledigimden cok daha iyi gidiyor simdilik. eve geliyorsun ödev yok, proje yok, kafan rahat, kendi parani kazaniyorsun, kimseye muhtac degilsin, daha ne olsun lan?
  • uzaktan maval okuyanların iç durumunu anlayamacakları ülke. evet ben de bir göçmenim ve son seçimlerde ülkenin vatandaşı olan tanıdıkların sverige demokraternaya** oy vermeleri için elimden gelen çabayı gösterdim. bos zamanlarimda secim cadirlarinda gönüllü çalıştım. ve tüm bunları, okumuş kalifiye göçmenleri ite köpeğe maskara eden mevcut moderaterna hükümetinin ve kapital dostu başbakan fredrik reinfeldt dümbüğünün defolup gitmesi için yaptım.

    hani o ismi muhammed olup iş bulamayan adam varya, işte onun müsebbibi ırkcı işverenler degil, iş gücü ucuzlasın sermaye artsın diye ülkenin kapılarını herkese açan reinfeldt'tir. sayesinde ülkede işsizlik hiç olmadığı kadar arttı. bugün isvec'te işveren işçiyi nasıl sikeceğini şaşırmış durumda. bir isvec sirketine is basvurusu yapiyorsun dili iyi bilmiyorsun oradaki bir okuldan mezun degilsin v.s. derken nej cevabini e-mail ile kisa sürede aliyorsun. bos kalmamak için ise bu sefer gidip türk, arap işverenlere kendini 3 kuruşa kullandırıyorsun. mühendis adam ama depoculuk yapiyor. mimar kiz ama süpermarkette calisiyor. kime çalışıyor peki? daha 3 yil önce köyünde essek sikerken hasbel kader kendini stockholm'de bulmus iş kurmuş, vergiden işçiden sundan bundan kisip çalıp işlerini büyüten bir zibididen. hem de her firsatta laf işiterek...

    bir arkadaşım anlattı hiç unutmam, son care bir yere temizlik işi için başvuruyor. tutturmuşlar isveccen iyi olmak zorunda. adam zaten ingilizcesi var idare eder derecede söyleneni anliyor. yok olmaz isvecce. lan adam bok temizleyecek ok? bok isvecce konusur mu? temizlik işi lan bu ne alaka?

    iş gücü ucuzlasın diye bu ülke suriyeden gelen mültecilere süresiz oturma izni verdi. sirf zengine ucuz iş gücü olsun diye. onlar ise it gibi sikişip piçlerini sosyale yazdirip keyfine bakiyor. adamlarin izlediği politika yanlis bir defa. ne zaman bütce yetmez para lazim olur ayni akp gibi herşeyi özelleştirme derdindelerdi. bu ülkede ortadirek çalışıyor, it köpek tembel takımı yiyor ve bunlar artık reasonable bir düzeyde değil isvec'te.

    bana diyorlar bu ırkcılar başa geçerse ilk seni siktir ederler ülkeden. valla milletin vergisini sömürüyorsam karısını kizini dövüp tecavüz ediyorsam siktir etsinler elbette. caliskan, vergi veren, dürüst ve faydali adama değil isvec irkcilari, kim jong il bile saygi gösterir.
  • buraya yerleşip, türkiye'ye bakıp "ne sikim ülkeler var" demek istiyorum.
  • gayet iyi bir mühendislik firmasında iş mülakatına 2-3 haftalık sakal, kot pantolon ve kazakla gidip işi alabildiğiniz, mevkisi ne olursa olsun herkese (isterse isveç kralı olsun) sadece ilk ismiyle hitap edebildiğiniz (sayın profesör ordinaryüs mehmet efendi hazretleri falan deyip diz çökmenize gerek yok) canına yandığımın ülkesi.