şükela:  tümü | bugün
  • 2009 yılından beri söderköping'de yaşıyorum. ülkemin dağını, taşını, denizini, kokusunu özlemediğim bir gün bile olmadı. siz öyle dünyanın en huzurlu ülkesi gibi durduğuna bakmayın. buradaki türk vatandaşlarının yüzde beşi bile geleceğini isveç’de aramıyor artık. yaşam tarzından inancına, tüketim alışkanlıklarına kadar hiç kimse kendini buraya ait hissetmiyor.

    bir çoğunuzun buraya kapağı atmak için can attığını biliyorum. zaten gelenlerin pek çoğu okumuş türklerden ziyade bir baltaya sap olamamış kimselerden oluşuyor. aradığınız şey her neyse burada bulamayacaksınız arkadaşlar. zira bu coğrafyaya ait değilsiniz.

    türkiye'den iskandinavya'ya bakanlar meseleyi sadece ekonomik şartlarla değerlendiriyor. oysa bu çok eksik ve hatalı bir yaklaşım. bir defa sırf müslüman olduğumuz için, osmanlı'nın ve hunların torunları olduğumuz için aşağılanmaktayız burada. şahsen osmanlı hayranı falan değilim. ecdadım dediğim zaman da bunu hanedana atfetmem. halkın kendisini kast ederim. merih'den gelmedik ya?

    isveç'de çevrenizden gördüğünüz ayrımcılık yüzünden ruh sağlığınızı kaybetme noktasına gelebilirsiniz. buna ilaveten medya tarafından servis edilen yanlış bilgiler de cabası. türkiye'ye dair nerede absürd, ilkel bir görüntü varsa onlar yayınlanıyor ve tüm bunlar sizin cv'nize işleniyor.

    ekonomik boyuta dönecek olursak. isveç'de insanların her sabah agaçlardan kron topladığı falan zannediliyor galiba. bu çok komik bir düşünce. bir defa burada iş bulamayacaksınız arkadaşlar. eğer isveççeniz yok ise çöp bile toplayamazsınız. türklerden yardım isterseniz günlüğü 20-30 euro'dan en az 14 saat sigortasız ağır işlerde çalıştırırlar. kanınızı emerler. zor durumunuzdan en iyi şekilde faydalanırlar. bahsettiğim bu türkler "az para kazanıyorum" diye söylenip son model volvo'ya binen tiplerden oluşur. ama zor durumda kalan bir türk gördüklerinde yardım etmeye pek bayılırlar! beton zemine serilmiş kartonlar üzerinde yatarsınız. (buna bizzat şahidim, hala da böyle)

    isveç dünyanın en pahalı ülkelerinden biridir. bir yerden bir yere gidecek olsanız ortalama 120 kron'dan (42 lira) aşağı ödemezsiniz. mesafe biraz daha uzarsa 200 kron'a kadar çıkar. ehh, sadece şehiriçi seyahatler için 70 lira ödediğinize göre akşam yemeğinde de ytong yersiniz artık! insan gibi yaşamak istiyorsanız ortalama yaklaşık bir rakam vermek gerekirse, günlük 200 euro civarında bir paraya ihtiyacınız var!

    isveç'de çocuklar 12-13 yaşında cinsel ilişkiye girmeye başlıyorlar. henüz o yaşlarda hamile kalanlar o kadar fazla ki. bir allah'ın kulu da çıkıp bir şey diyemiyor. aileler bile böyle bir hakka sahip değil. ilkokulda dahi prezervatif dağıtılıyor. içiniz el veriyorsa hadi gönderin çocuğunuzu bu okullara..

    ortalık gayrimeşru çocuktan geçilmiyor. telefon kulübesi misali şehrin belli noktalarında bebek küvezleri mevcut. eğer çocuğu büyütmek istemiyorsanız küveze bırakıp arkanızı dönüp gidiyorsun. bebek devletin oluyor! insanın oturup aglayası geliyor bu tablo karşısında.

    taciz meselesine zaten hiç girmiyorum. avrupa'da en fazla tecavüz suçlarının işlendiği ülkelerden biri burası. her 4 kadından birisi tecavüze maruz kalmakta. tecavüze uğrayanların %44’ü 18 yaş altı ve bu suçu işleyenlerin %98’i 1 gün bile ceza almadan serbest kalıyor. "efendim isveç'de tecavüz tanımı biraz farklı. o yüzden istatistikler gerçeği yansıtmıyor" deniyor. bu tamamen bir şehir efsanesi arkadaşlar. sözlükteki pek çok arkadaş her sabah stockholm'de uyanıyormuşcasına ahkam kesiyor ya ona yanıyorum.

    ensest ilişkilerle, çocuklarla ilişkiye giren sapıklarla dolu burası. prime time'da insanların cinsel hayatlarını porno film gibi işleyen programlar yayınlanıyor. hem de sıfır sansürle. tüm bunları görünce "bu ülkede nasıl çocuk yetiştireceğim?" diye soruyorsunuz hemen. eğer benim gibi inançlı biriyseniz size çok ters bir yer.

    isveç halkına gelince, inanılmaz kuralcılar. pek çoğu hristiyan inancına bile sahip degil. direk ateist. bundan onları yargıladığım anlamı çıkmasın. tanımlıyorum sadece. yoksa ateistlerden kolay kolay kimseye zarar gelmez.

    hiç mi güzel yanı yok? var elbette. bir kere inanılmaz bir hırs yapıyorsunuz hayata tutunmak için. başarılı bir insan olmak için gecenizi gündüzünüze katıyorsunuz. sütü kaymağa dönüştüren kurbağa misali durmaksızın çalışıyorsunuz. zorluklar güç yaratıyor ve tüm potansiyelinizi sergiliyorsunuz. zira başka bir şansınız yok. sırtınızı dayayabileceğiniz bir aileniz yok. sizi teselli edecek dostlarınız yok. yapayalnızsınız.

    lütfen isveç'e gelmeden önce 10 defa düşünün. güvendiğiniz çok sağlam bir dostunuz olmadan asla yola çıkmayın. bu söylediklerim size çok garip gelebilir ama inanın türkiye'deki insan ilişkilerinin zerresini burada bulamayacaksınız. bana gelince.. gelecek ay türkiye'ye kesin dönüş yapacağım.

    aylar sonra gelen edit: iş bu yazı can sıkıntısı sebebiyle kaleme alınmıştır. az önce salağın teki beni kaynak gösterek iktidar propagandası yapmış sanırım. yurtdışında olup da türkiye'ye dönmek isteyenlerin beynini seveyim. seylann başlıklarını ciddiye alan malları ayrıca öpeyim.
  • (bkz: ilkokullarda prezervatif dagitiliyor)

    (bkz: aman tanrim)

    (bkz: batinin ahlaksizligi)

    bati uygarligina uyum saglayamamis, dogulu bir turktur. isterse bununla gurur duyabilir.

    *
  • üşümüştür.

    o değil de başlığın 1. entry'si net bir anadolu çomarı tarafından yazılmış.

    "isveç'de çocuklar 12-13 yaşında cinsel ilişkiye girmeye başlıyorlar. henüz o yaşlarda hamile kalanlar o kadar fazla ki. bir allah'ın kulu da çıkıp bir şey diyemiyor. "

    verilere bakıyoruz -

    15-19 yaş arası doğum oranları - http://data.worldbank.org/indicator/sp.mtr.1519.zs

    isveç : 1000'de 40
    türkiye: 1000'de 133

    hadi bakalım. kimin cocukları daha çok hamile kalıyor?

    "bebek küvözleri var"

    fransa'da da var, ingiltere'de de var. amerika'da da var.

    bizde ne oluyor ? tuvalette doğurup deliğe atıyorlar.

    "avrupa'da en fazla tecavüz suçlarının işlendiği ülkelerden biri burası. "

    isveç'in tecavüz kapsamı dünyanın en geniş kapsamı.
    bak örnek vereyim :

    bir ofiste erkek müdür, beraber çalıştığı kadın elemanla yan yana otururken popoları sürtüyor. bu 1 yıl boyunca her gün oluyor.

    bu durumu kadın şikayet etse :

    türkiye : ciddiye alınmaz
    amerika : 1 adet cinsel taciz davası olur - mahkemeye gitmez, taraflar anlaşır
    isveç: her gün için ayrı şikayet olur. hop sana 300 tane taciz davası.

    isveç dünyanın en "mutlu insanlarının yaşadığı ülkeler" sıralamasında 8. sırada.

    türkiye 78. sırada.

    kaynak : http://worldhappiness.report/…6/03/hr-v1ch2_web.pdf

    özetle, eğer üstteki osmanlı mosmanlı diyen anadolu çomarı gibi iseniz, gördüğümüz gibi size uygun yer kayseri falan. isveç gibi bir yer bile sizi adam edemiyor.

    gel boydak holding'de işe gir, mis gibi dil sıkıntısı da yaşamazsın.
  • gel ele alalım senin şu yanlışlarını ve doğrularını.

    1- hangi ülkeye çalışmaya gitmek istersen o ülkenin dilini orta seviyede bilmen lazım.

    2- yurtdışında kesinlikle kendi yerlin ve akrabanla iş yapmayacaksın, seni sömürürler. en acı tecrübeleri erasmusla giden öğrenciler yaşamıştır.

    3- kız buldum gideceğim ve vatandaşlığa geçeceğim diyorsan yanılıyorsun çünkü o kız seni sömürecek ve etinden, sütünden yararlanacak.

    4- eğer yurt dışında sakince yaşamak istiyorsan hemen başkentler seçmeyeceksin, orta dereceli şehirlerde hayatını kuracaksın. zaten belirli bir mesleğin ve birikimin olduğu zaman o şehir sana dar gelir, içgüdüsel olarak şehir değiştirirsin.

    5- gittiğin zaman türkiye'den para istemeyeceksin zaten onlar aç aç.

    6- kültür şoku yaşayacağını bilerek gideceksin, internette her duyduğun ve gördüğün yoruma inanmayacaksın çünkü herkesin yorumlama tarzı farklıdır.

    7- kendi semaverinle komşuna gidemezsin, orda ne varsa onu kabul edeceksin. çocuk istismarı konusu ise tüm dünyanın sorunu.

    edit: düzeltme.
  • gel, sen de gel. metro'ya yolcu, ensar'a öğrenci, ayrılmak istemeyen kocaya karı, minibüsçüye, tecavüzcüye kurban, üçüncü sayfaya haber, linç isteyene emre mor, adalete terazi, 70 yaşındaki azgın tekeye 13'lük gelin, osmangazi köprüsüne bilet, patrona asgari köle, çalışmayana gss, akp'ye oy, vestel'e müşteri, antalyaspor'a transfer, nusret'e et lazım.

    safları sıklaştıralım.
  • "uyum sağlayamayan" demiş sığırın birisi. adam enseslikten, gayrı meşru çocuklardan, tcavüzden yakınıyor lavuk da çıkmış "uyum sağlayamamış" diyor.

    adam kendini inançlı olarak tanımlıyor ve isveç'de inançlı bir müslüman-türk olarak yaşamanın ne kadar zor olduğundan bahsediyor. millet çıkmış "yok oraya uyum sağlayacan hede hödö" diyor.

    son cümleyi söyleyelim; eğer kendinizi müslüman-türk olarak tanımlıyorsanız bu kimlik ile en iyi en kolay en rahat yaşanılacak yer türkiye'dir. ha yok "benim müslümanlıkla, türklük ile bir bağım yok, isveç'de isveç'li gibi yaşarım ve bir isveç'li olurum, isveç'li bir kimlik edinirim" diyorsanız, gidersiniz ve gayet de mutlu bir şekilde yaşarsınız.
  • anlatan arkadaşın anlattığı kadarıyla haklı bir türkmüş bunu yapan.
    yazdıklarının içinde kendisinden sonra yazacak olanlara da ayarı peşin vermiş ama halagiller tarafından malmö'nün yerlisi olan tipler atlamışlar ideolojik koşullanmaları ile.

    bak arkadaş ne demiş;
    "sözlükteki pek çok arkadaş her sabah stockholm'de uyanıyormuşcasına ahkam kesiyor ya ona yanıyorum"

    bir tanesi de eklemiş, isveçliler mutluluktan ölüyor ya diye. tam benim konum. sen antidepresan kullanım oranı, psikiyatrist vizitlerinin sayısı falan diye bir şey biliyor musun? veya duydun mu hiç 2 mikrogram endorfin salgılasam da mutlu olsam diye ultraviyole odalarında saatler geçiren tipleri?

    toplamış internetten ne kadar kendi işine yarayan istatistik varsa bazlamasını yiyip klavye tıklatıyor yavrukuş.

    adamtecrübesini yazmış. yaşadığı, gördüğü, bildiği şeyleri paylaşıyor.

    ya sen nerenden yazıyorsun?
  • geri dönme bahanesi tipik türk bahaneleri olan bir yazar.

    oysa farklı bir şeyler söyler sanmıştım, sonuç hayalkırıklığı.

    yazdıklarından anladığım kadarı ile tipik türk kafası oralarda tutunmaya çalışmış. öncelikle, tipik bir türk hatası yapıp, ülkenin dilini öğrenmemiş. bu bir. dil öğrenmediği için gidip kıçını oradaki göçmen sömüren, "hemşeri hemşeriyi gurbette s.ker. eheheheee" kafasındaki çomar türklere dayamış. bu iki. kafayı elin özel hayatı ile bozmuş. bu üç.

    e be yavrum, gel bakayım burada bu sik gibi müfredat, kalitesiz içi boş eğitim ve dinci pedofililer, ahlaksız toplum içinde nasıl çocuk yetiştireceksin göreyim seni.
  • özellikle parasal rakamları gördükten sonra yaşadığım yerden şüphe ettiren yazıdır. günlük ortalama 200 euro nedir ya ne yapıyorsun sen her gün barda şişe mi açıyorsun. ortalama 120 kron nedir şehir içi ulaşım için, 20 krona metroya biniyorum ben stockholm'de.

    edit: yazarın isveç'te yaşadığına zerre kadar inanmıyorum. aklı sıra kanada'ya göç eden bir çiftin veda yazısı'na kontra yaparak debeye girecek çakal, yermiyiz bunları.

    edit 2: yazarın türkiye'de yaşadığının kanıtları kendi entrylerinden

    (bkz: #57756521)
    (bkz: #56927064)
    (bkz: #55637208)
    (bkz: #56617768)
  • "ıdım tıcrıbısını yızmış.."

    ben verilerle yazıyorum birader. kaynak gösteriyorum.
    varsa verin gel göster. senin "işine yarayan" istatistik varsa göster görelim.

    psikiyatrist ziyaretlerinin sayısını "mutsuzluktan ölüyolar" ile açıklamak kadar sığ bir şey olamaz. al bi kayseri modeli daha.

    gelişmiş ülkelerde psikyatriste gitmenin stigmasının olmaması, doktor desteğine kolay ve ucuz ulaşım gibi sosyal devlet olanaklarının var oluşu gibi şeyleri bir kenara bırakalım, tutalım "çok mutsuzlar psikiyatriste gidiyorlar" diyelim.

    isveçlilerin mutluluklarının kaynaklarından birisi bizzat bu devlet sosyal olanakları. kayseri'de yok tabi sen nerden biliceksin.