şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • bugüne kadar bulunduğum her işyerinde yaptığım ve kişisel olarak gurur duyduğum bir davranıştır. işyerinizin yapısına göre patronla kanka olmanız daha olası olabilir ama akıl kuşkucu bir uzuv olduğu için patronlarla, müdürlerle fazla yanaşmak hoşunuza gitmeyebilir. hele küçük bir şirkette iseniz ve aradaki ayrım hava ile su kadar netse devreye vicdan denen kalp ritmi de girer ve o üst sınıftaki insanlarla yanyana kalmak kaldırılamayabilir. ancak bazı sıkıntılar da başgösterebilir, zira kimseyle "kanka olicez" diye kanka olunamaz ve eğer elemanlar sofusal tipolojik varoluşlar ise mümkünatsız kalabilirsiniz. ha bir şu vardır ki, birçok şirkette bu listeye sekreterler de dahil edilmelidir.

    çoğu yerde ortaya çıkan avantajlar şunlardır:
    - muhabbetleri hoştur.
    - çalıştığınız şirketle aranıza, kendi ruh sağlınızı koruyacağınız yabancılaşma mesafesini koymanız konusunda faydalı olacaktır.
    - kişi örneğin bir çaycı ise, şirketin delhizlerinde kalmış kaymak nimetleri sizinle paylaşacaktır, patronun denetleme sınırı dışındaki altkültürlerden bihaber kalmazsınız.
    - karizmanızı yuvarlayıp eğlence sofrasında topik yaparsınız.
    - kendinizi adam gibi adam hissedersiniz.
    - patronların, "biz ne muhteşem varlıklarız ki sizin için düşünecek birikimimiz var" yalanlarının yalan olduğunu yalanlayamazsınız.

    yine çoğu yerde ortaya çıkan dezavantaları ise şunlardır:
    - yönetici kesimi size mesafeli yaklaşır ve hatta onlara gıcık kaptığınızı saklamanız zorlaşır.
    - her kapitalist işletme, en mükemmel gözükeni bile, en alt kademe diye tarif ettikleri insanların yaşadıkları adaletsizlikler üzerinden kar ettiği için, dünyaya yabancılaşır, muhalif kişilik özellikleri gösterir, kendinizi beyaz türk gibi hissedemezsiniz.
    - insanlara emretme, onları aşağılama, arkasından dalga geçme, kendinizi iktidar iktidar hissetme olasılığını yitirir, hitler gibi muhteşem bir estetik yerine, che guevara'nın sefil beğenisine mahkum kalırsınız.
    - burnunuz, gökyüzüne doğru yükselerek tiril tiril bir varlık olmayı unutmaya başlar, hatta ütü yapmayı bile unutursunuz alimallah.
    - fuck buddy yerine sevgili aramaya başlarsınız ve naifleşir, kolay kırılırsınız. kadınlarla hayatı paylaşmak gibi berbat bir eğilim göstermeye başlarsınız.
    - sosyolojik analiz yapabilme yetinizi yitirmeye başlarsınız.

    öylesine bir ego şeyidir işte.
  • eger acemiyseniz ilk basta herkesle samimi olursunuz, ancak onlar işle arkadaslıgı karıstırarak sizi buna pişman edebilirler; *
    çaycıyla kanka oldugunuzda, artık cayınızı gider kendiniz alırsınız. ofisboyla kanka oldugunuzda da fotokopinizi artık kendiniz cekersiniz* ve aslında bu size büyük bir tecrübe kazandırır; bundan sonraki iş'lerinizde kimle ne derece samimi olmanız gerektigini anlamıs olursunuz.
  • cok guzel insanlar yapar bunu. onlari alip opmeli, en guzel bulutlarin ustune koymaliyiz.

    ulan yarrak,

    orasi senin is yerin de caycinin ofisboyun soforun is yeri degil mi?

    sevgiler,
    barbie'n.
  • beyaz turklere yakismayan hareketlerdendir. ote yandan sorumlu olunan isler aksadiginda suclanabilecekler listesinin azalmasi demektir bu (oyledir, herkes gucunu yettirebildiginedir).
    enikonu is cikisi ayni servise bindigin insan yahu bunlar. bu kibir kime?
  • bunu yapıyorsanız ve patronsanız kesin canınız sıkılacak demektir.

    deveku$u kabare/yasaklar'da da vardı böyle bir adam.
  • son zamanlardaki tecrübeme dayanarak söylemeliyimki çok da doğru olmayan bir davranıştır. kmise kalkıp da ay ne kadar burnu büyük davranış, beyaz türk işte demesin çünkü bu konunun insanlıkla ya da kişiliği aşağılamakla kesinlikle alakası yoktur. sadece üst-ast ilişkisiyle alakaladır. işe başladığım zaman müdürüm beni uyardı,altında çalışanlarla seviyeni mutlaka koru, sakın taviz verme yoksa hiç bir dediğini yaptıramazsın, seni saymazlar diye. hatta zamannıda kendi başından geçmiş bir olayı bile anlattı. ama ben ne yaptım?? içimden dedim ki hadi canım ben herkese eşit davranırım onların benden ne farkı varki, arkadaş da olurum kanka da olurum. evet oldum da, sonucu hemen söliyim, çayımı kendim alıyorum hadi bunda bişey yok, bir çay koymaktan kimse ölmez ama geçen gün ofisboya, gazeteyi mutfağa bırakır mısın dediğim zaman, bırakamam zorunda mıyım cevabını almam bana neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok da güzel gösterdi. ha evet hala ofisboy insan olarak benimle aynı eşitliğe sahip, bu asla da değişmez, benim için burada değişen tek şey iş yerinde gerçekten de üst-ast ilişkisinin kurulmasının mecbur olduğunu öğrenmem oldu. siz siz olun mutlaka belirli bir sınırı koruyun ki sonradan canınız sıkılmasın.
  • aklıma eski işyerimde kanka olduğum çaycıyla yaşadığım bi olayı getiren ikili ilişki türü;

    söyleki;

    saat sabah 9 ve boğazım ağrıyo;

    _ mehmet bi limonlu çay getirsene
    _ hemen!

    mehmet 2 dk. sonra masama yaklaştı
    bana ne getirse beğenirsiniz;??

    icetea limon!!!!!!!!!!!!!!

    allahım allahım yok boyle bi şey....
  • nihayetinde kişinin kendi tercihidir. avantajları olduğu kadar ciddi dezavantajları da vardır mutlaka.

    burada şunu belirtmek lazım: işyerinde ne kadar astınızda olursa olsun kimseden bir "günaydın"'ı, bir "iyi akşamlar"'ı, bir "teşekkür ederim"i, bir "iyi haftasonları dilerim"'i esirgememek, yeri geldiğinde küçük sohbetler etmek, (eğer yönetici konumundaysanız) yeniyılda ufak bir hediye vermek elbette son derece doğaldır. bizim astımızda çalışıyor diye insanları hor görmemek, onların duygularına ve çalışma haklarına saygı göstermek en basit görgü kuralıdır.

    ama öte yandan yönetici veya yönetici adayı profesyonel eleman olarak çalıştığınız bir kurumda, ofisboy veya çaycıyla, afedersiniz enseye şaplak göte parmak şeklinde bir "kankilik" müessesesinin temellerini atmanın, "naber lan yarraaam" veya "nası koduk ama dün size halı sahada?" tarzı diyalogların aktörü olmanın yarardan pek fazla zararı olacaktır diye düşünüyorum.

    zira, neticede mesai saatleri boyunca sizin talimat verdiğiniz, iş yaptırdığınız, yeri geldiğinde disipline etmeniz gereken insanlardır bunlar.

    konuyla ilgili yaşanmış bir çok örnek vermiş diğer yazarlar. benim de aklıma gelen yaşanmış örnekler var bu konuda, ama en çarpıcı bulduğum musibet ise beyaz perdeden: weir'in master and commander filminde, kaptanın uyarılarını dinlemeyip tayfalarla ve miçolarla kankalık kuran, ama sonra en gerekli anda onlara bir türlü söz dinletemeyen bahriyeli asteğmen * hollom'un başına gelenler.
  • hatalı davranış, hatalı bakış açısıdır çünkü insanların ünvanları, cinsiyetleri, görünüşleri, statüleri yerine insanların sadece kendileriyle kanka olmak çok daha sağlıklı arkadaşlıklar yaratacaktır. **
36 entry daha