şükela:  tümü | bugün
  • açık ofis çalışanıysanız ve masanız koridorun hemen yanındasa o şirketteki herkestir. amınakoyim ben kendi ekranıma o kadar dikkatli bakmıyorum lan. ama bu herifler gözlerinden ışın çıkaran clark kent gibi kitleniyorlar bana. utanmasa masaya gelip, enseme şaplak atarak, “nabıyon len çalışmıyon mu ehehehe” diye hesap soracak.

    samimiyetsiz yavşaklar ya..
  • atmosferi içine çekercesine, lavabonun giderinden akan suyun yok olmadan hemen önce çıkardığı sesleri andıran efektlerle çay içen iş arkadaşı.

    örn: hüüüğooşşprrroooppasasfafasfağğğçöööteeeerğğüşşşşşşşşşşllooorrrpppppp
  • ellerinden masaya zımbaladım bir tanesini. diğerini seloteyp bantlarla iyice sarıp pencereden aşağı sallandırdım, manzarayı izliyor. öbürünün tepesinde oturuyorum. anısı kalsın diye fotokopi makinesine sıkıştırdım. nüshalarını alıyorum. öbürünü dosyaladım. sayfaları çevirdikçe bir uzvu hakkında bilgi alıyorsunuz. sürekli diyet yapanı, light ekmeklerle sardım folyoladım buzdolabına attım. patronu kasaya kilitledim. çapkın olanın ağzına dildo yerleştirdim. iyi yürekli, saftaron olanı da saksıya diktim, suladım. tutacak gibi. camları açtım, az hava alıyorum.
  • şöyle versiyonları da mevcuttur:
    gri balikcil kişisi işe yeni başlamıştır ve çocukları gibi de şendir. 2 hatunla paylaştığı bir odada çalışmaktadır. bir gün hatunlardan biri "ay canım çikolatalı pasta çekti" der, diğer ikisinin de onayı ile çikolatalı pastalar alınıp afiyetle lüpletilir. akabinde mutfağa gider balıkçılımız ve başkalarına iş yaptırmayı sevmediğinden tabağını çatalını matalını yıkar. ama diğer hatunlardan biri yıkamayıp oraya bırakmıştır, olabilir, kaale alınmaz. derken bir iki saat sonra bütün şirketin kendine bakarak fısfıs konuştuğunu farkeder balıkçıl. aradan, "tabak" "pasta" "ne ayıp" gibi kelimeler seçilmektedir sadece. derken şirketin farklı bölümlerinde çalışan hatunlardan birinden uyarı da gelir " binnaz ablanın kolları ağrıyor, o yüzden oraya tabak bırakma, biz kendimiz yıkıyoruz bardak ve tabaklarımızı". balıkçıl izzeti nefsine dokunduğundan "la o tabağı ben bırakmadım" demez. 'çocuk muyum lan ben, kendimi böyle salak bir konuda aklamak için bir de zaman harcayacağım' diye düşünüp "eyvallah, bırakmayız" der memati havasıyla. ha bu arada mevzubahis abla patronun kuzeni ve her gün üretimdeki hanzoların getirdiği zibilyon tane tabak çanağı defalarca yıkıyor. bense sadece şunu diyorum, "kafam girsin binnaz ablaya".
  • her gün kendi yetersizliğini ve aşağılık kompleksini sizden çıkarmaya çalışan, size olan nefretini adaletsiz davranışlarla göstermeyi düstur edinen, azıcık eşelediğinizde cehaleti ve niteliksizliği ortaya çıkacak diye içi boş ukalalık yapıp geride kalan insanları koyun misali etrafında toplayarak kendince tiranlık yaratan insanlardır. anlayamadığım şey ise, kendilerini sanki silikon vadisi şirketinde çalışıyor zannedip, bill gates ya da steve jobs kadar deha sahibi sanarak böyle davranma hakkını kendilerinde bulmalarıdır. oysa çoğunun çalıştığı şirketler çarkın belli dişlilerini çalıştırmaktan öteye gitmez ve kendileri -bırakın dehayı akıl sahibi bile olmaktan fersah fersah ötededirler.
  • 2 tane raf var. aralardaki yerlere 1-12 no.lar arası dosyalar, alttaki rafa ise 13-19 no.lu dosyalar diye yazılmış. dosyalarla işi biten kadın geliyor ve bunların işi bitti diyor. e bana ne veriyosun koysana sen dediğimde ben bilmiyorum ki diyor. bu algoritmayı(!) çözemeyen de bir avukat. sana diploma veren dekanın amına koyim ben.
  • (bkz: patron)
  • yöneticilere görünebilmek için, vurgulu yüksek ses tonları ve abartılı türkçe'leri ile ofisi tiyatro sahnesine çeviren; bir cümlede açıklanabilecek basit bir meseleyi sanki içinden çıkılamaz büyük bir gizemmişcesine beş uzun paragrafta ifade eden insani olgunlaşmalarını tamamlayamamış yarım insancıklardır.
  • o kadar çoktur ve farklı farklı kategorilere ayrılabilirler ki insan okuyunca bu yazacaklarını ne oluyor lan ben de mi sorun var diyebilir;

    şöyle insanlar vardır mesela, insana başlarım böyle şirkete de işine de dedirtirler;

    1- senden fikir alıp, sana herşeyi en ince ayrıntısına kadar anlattırıp daha sonra, bunu senin gözünün önünde kendi fikriymiş gibi satabilen yavşaklar
    2- şirkete akşamdan kalma ve duş yapmamış halde gelen, buram buram rakı kokan, bir de utanmadan bunu söylebilen, toplantıda midenin bulanmasından sunup yapamamana neden olan yüzsüz kokarcalar.
    3- anıra anıra kahkaha atan, eli cebinde telefonla konuşurken ofisin içinde 4 tur atan denyolar,
    4- asasörde, mutfakta yahut birilerinin masasının başında, avrupa seyahat anılarını uzatıp uzatıp anlatarak aldığı maaşının nasıl diğerlerinden fazla olduğunu kanıtlayan katanalar.
    5- seyahete çıkarken ya da izindeyken şirketin arabasını evinin önünde bırakan ve sana araba lazım olduğunda avcunu yalamana sebep olan kazmalar,
    6- cc ye 50 tane adam koyup sana çıkışan düdük beyinliler.
    7- ofise 5 dk geç geldiğinde, sigara içmek için alt kata indiğinde, ya da akşam mesai bitince servise yetişmek için koştururken "oohhh ne ala, ssk da yatıyor mu" diyen mercimek yöneticiler.
    8- şirket partilerinde götüyle içen, kusan, havuza atlayan, çalılarda sevişen, kefaşeler ve partnerleri .
    9- şirket aktivitelerinde üst yönetimi ayartmak için dekoltelerle önlerinde gerdan kıran, kodomanlara içki servisi yapan, ofis çalışanı değil olsa olsa hayat kadını olacak kaltaklar.

    daha da yazsam kitap olur.
  • sikişmiyordur, o yüzden etrafındaki insanların beynini siker.