şükela:  tümü | bugün
  • 14 yıldır hastanede bilgi işlem sorumlusu olarak çalışıyorum.ilk olarak hastane yazılımı yapan bir firmanın yazılım ekibindeydim.hastanenin özel ricası ile kurumda çalışmaya başladım.yıllaca bu şekilde çalıştım.çalışma şartlarımda donanım olmadığı halde,hastalar mağdur olmasın diye donanımsal arazılarada bakmaya başladım. gel zaman git zaman bu işler üzerime kaldı.yeni hastaneye taşındığımızda, mütahit firma her odaya bir data kablosu çekmiş ve data kablosu olmayan odalarda mevcuttu.12 km kablo çekti. bu arada işe yeni arkadaşlar aldım.3 kişi beraber çalışmaya başladık.yeni hastaneye geçişte yine sıkıntılar olur diye 1 ay hastanede nöbet tutup çalışmaya devam ettik.hiç bir ek ücret nöbet izni vs almadan.aralık ayında ise taşeronların kadroya geçişi ile ilgili khk yayınlandı ve bu khk da hastane bilgi yönetim sistemi personeli bu kapsam dışındadır ibaresi ile kadro dışında kaldım.
    işe başlayalı 3,5 gün olan kişiler kadroya geçti,beraber çalıştığım benim mülakatlarını yapı, işe aldığım arkadaşlarım geçti.sadece ben geçemedim.hastanede devlete göre şirketin elemanı,şirkete göre hastane çalışanı,hastaneye göre taşeron olarak çalışmaya devam edeceğim.
    hangimiz daha önemsiziz sen karar ver sözlük.
    edit:hastane bilgi yönetim sistemleri çalışanlarını diğer personeller ile karıştırmayın.bizler işe başkalarının kartviziti değil kendi kartvizitlerimiz ile gireriz.kurumlarda torpilin dönmediği tek birim diyebilirim,belki de bu yüzden dışarıda kaldık.
    taşeronluk sistemine karşıyım,taşeronların kpss'siz devlet memuru olmasına da karşıyım.bu gelen sistemde devletin işçişi olunacak ve makül bir sistem.bana kalsa direk hastane çalışanı olarak işe alınmamız daha uygundu.
    bu kadar kanıma dokunmasının sebebi,verdiğim emekler.günün her hangi bir saati aranabiliriz.sabahın beşinde aransanız da telefona bakacaksınız gece 12 de aransanız bakacaksınız.uzaktan halledebilceğiniz bir sorun ise bağlanıp bakacaksınız,halledemeyeceğiniz bir sorun ise kendi imkanlarınız ile hastaneye giderek halledeceksini ve hiç bir ek ücret,mesai,yol ücreti almadan.üzerinde elektrik bağlı olan bütün cihazlardan siz sorumlusunuz.hemşire çağrı sistemi,radyoloji görünteleme cihazları vb.
    iki gün çalışan adamın kadro alıp,14 yıl çalışanın kadro alamadığı bir düzenleme ile ihale bitiminde işsiz kalma riskim var.
    aynı odada çalıştığın aynı işi yaptığın iki kişinin kadro alıp,benim alamadığım bir çalışma kanıma dokunuyor ve işin daha dramatik kısmı,kadroya geçecek olan arkadaşların evraklarını dolduruyor ve yardımcı oluyorum.
  • kötü yöneticilerle hastalıklı bir kurum kültürü içinde çalıştığınızı gösteren eylem.

    kendini değersiz hisseden insan çalıştığı kuruma değer katabilir mi?
  • iş yerinde kendini bi bok sanan totoş götemeşlerin size hissettirdiği şey.

    hepimiz geldik bu oyuna ama kendini değersiz hissedebilen insan zeki insandır unutmayın. büyük ithimalle sizdeki potansiyel birilerini korkuttuğu için size bu şekilde hissetmeniz için eziyet ediyordur.

    bi düşünün size kendinizi böyle hissettiren insanları. beş para etmez, beceriksiz, ufku dar, negatif, vasıfsız insanlar olduğunu fark ettiniz mi?

    öyle topuklu ayakkabı tepesinde, jilet takım elbiselerin içinde afra tafra yapıp ağız eğe eğe konuşmakla olmaz o iş. insanları aşağılamakla anca kendi boyundan büyük egolarını tatmin eder böyleleri. pabuç bırakmayın.
  • 15 kişilik bir ekipte çalıştığınızı ve bok temizlemek gibi bir task olduğunu düşünün. bu bok temizleme task'ı da 15 kişi içinden size verilmiş olsun.

    bu entry'de tanım; yöneticinize neden ben sorusunu sorup çünkü ben öyle istiyorum cevabını almaktır. bu orospu çocuklarına pabuç bırakmayın, yüzünüzü yumuşak bulurlarsa boku hep siz temizlersiniz.
  • bugün iliklerime kadar hissettim. hiç bu kadar suratıma çarpıldığı olmamıştı ya da ben anlamamıştım. yöneticim yaptığım işin öyle bir yerine takıldı ki 'gerçekten buna mı takıldı' dedim, bir süre algılayamadım. o da bana 'evet, burayı değiştir' dedi.

    ben bunun için kpss çalıştım, epey yüksek bir puan aldım, mülakata girdim...

    yazık bize, hakikaten yazık. bu durum benim için bir şeylerin başlangıcı olacak muhtemelen...
  • eğer aynı işi yaptığınız iş arkadaşlarınız sizden çok daha aktif ve hızlıysa, onların yanında pasif kaldığınız için bu hisse kapılmanız olasıdır. eğer kısa süre içinde bu duruma bir çözüm bulamazsanız müdür/şef bu durumdan dolayı sizinle konuşup: "diğerlerinin yanında pasif kalıyorsun, bu işte bana aktif adamlar lazım. sanırım yollarımızı ayırmamız gerekecek." der ve artık işsizsinizdir.
  • cok iyi anliyorum cunku bugunku hissiyatimi daha iyi anlatan bir sozcuk obegi olamazdi.

    bendeki soyle bi sekil:

    * kucuk bir startup. tek analist benim.

    * yazilimci arkadaslarin matematik bilgisi sifirdan hallice. temel dort islem yapabiliyorlar ama o kadar. onun disinda analitik dusunme veya dort islemi asan konular onlari kasiyor.

    * bu yazilimci arkadaslar benim isime sulaniyorlar. yaptigim herseyi motivasyonla yaparim ve gecmisten bu yana uzerime mobbing olsun diye itelenen islerden bile sahane seyler cikarmisimdir. sonucta insanlarda bi ben napiyosam onu yapma gudusu uyandiriyorum. (evet, aslinda tarikat lideri olabilirim.)

    * yazilimci arkadaslar bir confusion matrixden hata oranini 150% olarak hesaplamak, yaziyla bir, rakamla 1 veri noktasindan ibaret bir seye forecasting kasmak gibi hunerlere sahipler.

    * ben onlara kibarca, analizden anlamadiklarini ve ne konustuklari ile ilgili hicbir fikirlerinin olmadigini soyluyorum, rahatsiz oldugumu da biliyorlar isime atlayip durmalarindan. ama anlamak islerine gelmiyor. cunku bugli yazilimlari patronlara cogzel oldu diye itelemelerinin onundeki engel benim. o sebepten de benden bi sekil kurtulmalari, kendi analizlerini kendilerinin yapmalari lazim.

    * bunun icin patrona, benim analizlerimin fazla detayli oldugu fikrini sattilar.

    * patron aldi. ve su anda yazilimci bi arkadas tek tek tek benim gorevlerime atliyor.
    patron memnun, o memnun, ancak ben degilim. defalarca hepsiyle konusmus olmama ragmen degisen birsey yok.

    * tecrube acisindan 20de birim etmeyecek bir adamin, hicbir representative ozelligi olmayan verilerle defalarca duvara toslamasina, benim raporlarima bakip bakip, benim fikirlerimi, yontemlerimi adapte etmeye ugrasip becerememesine falan ragmen, bakkal hesabi yapip 'boyle de olur bu' yapiyorlar patronla birlikte. gel de cildirma.

    * benim icin tum bunlar ayrilik sebebi, herkes icin boyle. dusunsene, sen yap, senden ogrendigiyle dangozun teki senin isini sahiplenmeye kalksin. freelancer olsam bi derece, verirsin freelancer ucreti, uzerine egitmen ucreti, istedigin elemanini egitir sonra isime bakarim. ama o da degil.

    * geldigim sonuc, gormezden gelmek, bu isyerini benim isime geldigi sure kadar kullanmak, bana arkadasin benim isimi yaparak yarattigi bos vakitlerde kendimi gelistirmek, sonra vakti geldiginde basip gitmek.

    * bu hissin insani ne kadar yiprattigini ancak yasayan anlar. aylardir tadim tuzum yok. haksizliga tahammulunuz yoksa bu his sizi yipratir ve isinizde iyiyseniz yipratir. sabahtan aksama kadar saatine bakip mesai bitimini bekleyen birisi degilseniz yipranirsiniz. care, o isyeri icin, baska bir is buluncaya kadar mesai bitimini bekleyen elemana donusmeniz. daha fazla kendinizi paralamamaniz.
    nacizane tavsiyem budur.
  • çok pis bir duygu..böyle tuvalete girerken tuvalet terliğini giyersin çoraplarınla ve bir ıslaklık gelir heh işte ondan daha pis hissettiğini düşün. önce uzunca düşündüm bir değer katamıyorum da bana yansıması böyle oluyor diye.. yaptıklarıma baktım ben şirkete gelmeden önceki işlere baktım şimdiye baktım epey emek vermişim çabalamışım.. elle tutulur gerçekler var ortada.. sorunlarımı, iyi gördüğüm, hissettiğim memnun olduklarımı paylaşmışım yöneticilerimle gel gör ki sonuç sıfırın sonsuz limitine yaklaşmış.. genel olarak iş arkadaşlarımla da iyi anlaşırım .. genel olarak diyorum çünkü iş arkadaşlarımın iş dışında benim hakkımda çok bir şey bilmelerine gerek olduğunu düşünmüyorum ve özel hayatımda minimum seviyede iletişim kuruyorum.. yoksa sen işe gitmeden hafta sonu ne yaptığının haberi çoktan kahvaltı sohbetine konu olmuş oluyor.. neyse bu değersizlik hissi, senin ve işinin anlamsız olduğunu düşünmek beni şirket içi bunalmışlıklar kara deliğine çekiyor. böyle hissettikçe daha da derine gömülüyorum ve ben olmaktan çıkıyorum.. yaptığım işten ben kendim memnun olamıyorum.. yaptığın iş ve yaşadıkların anlamsız gelmeye ve seni dibe çekmeye başlıyorsa sanırım yeni bir değişiklik artık kaçınılmaz oluyor.
  • 20 kuruşa aldığı suyu 50 kuruşa satan bir iş yerim var ve bu şirket türkiye nin en büyük şirketlerinden biri her yerde ihaleler alıyor ancak çalışanına verdiği değer bu. sektör olarak da türkiye nin en büyük ekonomisi olan sektörlerden birinde maden firması.
  • kendimi değersiz hissettikten 1 ay sonra işten çıkartılmışım,demek ki yanılmamış.
    eğer öyle bir düşünceye kapılırsanız sonunda muhakkak bir şey olacaktır.
    üzmeyin kendinizi,değmez