şükela:  tümü | bugün
  • işyerlerinde sıkça karşılaşılan tiplerdir, farklı versiyonları vardır bu söylemin :

    ' ne ara saat 5 oldu'
    'saat 5 mi ya hiç anlamadım'
    'ne çabuk geçti zaman 5 mi saat?'

    bunlardan bir tanesi yine birgün saatine baktı saat ne ara 5 olmuş dedi duymazlıktan geldim ,
    sonra yine tekrar etti yine benden ses yok,
    sonunda sesini yükseltti hoparlörü alıp bağıracak nerdeyse çakal 3.kez bana:

    -saat 5 mi yaaaağ deyip,
    -hıhı aynen dedim sessizce. bozuldu.
    şunu bekliyordu çünkü sinsican:

    -vay be koçum benim ne çok çalışıyorsun sana helal olsun sen olmasam var ya şirket batar, kamu çöker,zamanı etkin kullanmada üstüne yok.
    yürü aslanım sen çalış zamanın nasıl geçtiğini anlama.
  • belli ki iyi çalışıyordur. terfi ettitmek lazım.
  • cidden vardir boyle tipler. bunlar babadan oğula nesil heralde. ozellikle patron veya yalakasi tayfasi tarafindan siklikla soylenir. kucuk bir sirket ise, patron bunu haftanin 3 gunu soylemezse geberir. anlami, "lan keraneciler, yine az calisip maaslari yutuyorsunuz, bakin zaman ne cabuk gecip gidiyor, saat 7-8 gibi ciksaniz fena mi?"
  • restine rest ile karşılık verilmesi gereken tiptir.

    oha ben daha öğle yemeğine bile çıkmadım diyince susar.
  • bir de bunun, işyerinde ne çabuk cuma olmuş diyen tip versiyonu vardir. isyerlerinden irak.
  • bütün doğum günü pastalarına "hmm pasta tazeymiş" diyen tiptir.
  • sabahın sekizbuçuğunda akşam olsa da yatsak diyen arkadaşla değişmem.
  • kötü niyetle bakılmalıdır. gönüllü! messiye sebep olacak yetişmeyen işleri olabilir (bkz: genel görelilik teorisi) ya da atlı kovalıyormuşçasına hızlı geçen günlere bir tepkidir. dönün bakın arkaya; günler, haftalar, yıllar, hayat çok çabuk geçmiyor mu groundhog day misali her günün birbirinin kopyası olan hayatınızda. üniversite biteli kaç bahar geçti, o baharları ne kadar dolu yaşayabildiniz¿ hep bir geç kalma, hep bir koşuşturma, hep bir yetiş-tir-me telaşı, su gibi akan bir yaşam. çok doluyum çoook