şükela:  tümü | bugün
  • genelde orta yas ta olup evinde yaparak ögrendigi cayi ; aile bütcesine katkida bulunmak icin calisma maksatli olarak cayci title liyla ise baslarlar agizlarindan cikan kelimeler genelde "tamam", "olur", "oldu","cay istiyon icmiyon" , "sende mi soguk seven" gibidir. cogunlukla ören bayan illustrasyonun da ki bayanlara benzerler

    birde bogazimiz firavun gibi sigaradan yandiginda imdada yetisirler, kutsaldirlar.
  • gerektiğinde çay demleyen, gerektiğinde kahve pişiren, servis yapmaktan bulaşık yıkamaya kadar bilimum işi çekip çeviren, orta yaşlarına rağmen bir çok çalışandan daha enerjik emekçi ablalarımızdır.

    iki çeşittir bu ablalarımız,

    birincisi: şirket içerisinde herkes tarafından sevilen, güler yüzü ve hoş sohbetiyle insanların kalplerini kazanmışlardır. bazen şu çatı altında tek samimi insan o mu acaba diye sorgulamamıza neden olurlar.

    ikincisi: şirket içerisinde herkes tarafından seviliyormuş gibi olan, manik tavırlarıyla insanları bocalatan, her muhabbete kulak misafiri olup, yeri geldiğinde başka yerlerde anlatan tipler.

    güven kazanmaktaki anahtar hamleleri, çayı/kahveyi kaç şekerli/sütlü-sütsüz içtiğinizi ikinci günden öğrenivermeleridir.

    dikkatli olmakta fayda var, tanımadan anaç tavırlarına kanıp salmayın kendinizi.
  • tabi ki tüm çaycılar gibi herkesin herşeyini bilen ablalardır.
    ayrıca kendini sevdirirsen anne şefkatine yakın ilgi görmen içten bile değil.
  • çayı tam zamanında getirdiğinde ayağa kalkıp reverans ile kapıda karşılanır, önünde diz çökülür ve: " ablaların ablası; ne olur bugün bana öğle yemeğinde fasulye olmadığını söyle!" diye yalvarılır; fakat alınan cevap bilindiktir.

    "her gün et mi yiyicen? bugün de taze fasulye yiyiver gari."
  • bizim iş yerimizdeki çaycı sayesinde bir gün sinir krizi geçirebilirim. hani derler ya şahtı şahbaz oldu diye. tam olarak kendisi.
    yaklaşık iki yıldır beraber çalışıyoruz.hem çaycı hem de temizliği o yapıyor. ihtiyaç sahibi bir kadın. maddi manevi her türlü ihtiyacında yanında olmuşken kendisinin son zamanlarda her hareketimi patronlara iletmesi ve karşılığında bana bir de laf söylemesi artık beni çileden çıkarıyor.
    bir aydır mutfak kilitleniyor. üstüne bir de çalışma saatleri asılmış. zaten hepi topu 6 kişiyiz fabrikada, işçilerin kendi mutfağı var. yani çaycının çalıştığı mutfağı sadece biz kullanıyoruz ve kendi çayımızı da kahvemizi de kendimiz aldığımız gibi bulaşığını bile biz kendimiz yıkıyoruz. buna rağmen neyden şikayetçi oluyorsa çaycı hanımımız tarafından patronlara şikayet ediliyoruz. bu şekilde değişik yaptırımlarla karşılaşıyoruz. saymakla bitmez.
    bugün artık pes dedim. masamın altındaki haftada bir boşalttığı çöpü tutmuş bana gösteriyor. neymiş peçeteleri en çok ben kullanıyormuşum da, bana bir rulo peçete verecekmiş de, lavabodaki peçeteyi kaldıracakmış da(tek bayan çalışan benim onun haricinde, bir de patronumuzla eşi arada gelir birkaç gün çalışır giderler)
    o anda şaka mısın sen ya diyemedim. öyle dumur oldum ki.
    bir gün katil olabilirim, o derece zorluyor beni artık. hayır hanımefendi bulmuş patronların yumuşak yüzünü ne anlatıyorsa artık.
    dayanamadığım için bir mail hazırladım, çaycıdan duyduğum rahatsızlıktan ötürü işten kovulmam inşallah. (bkz: swh)
  • kendilerine göre dünyanın en zor işini yapan çalışanlardır. bütün dedikodunun da merkezidirler. iş yerinde ne olup bittiğine baştan sona hakim, son gelişmeleri öğrenebileceğiniz bir veri bankasıdır bu ablalar. hiç mutlu değillerdir aynı zamanda. patron ya da müdür ile araları iyiyse çay ve yemek aralarında yaptığınız konuşmalara dikkat etmeniz gerekebilir.