şükela:  tümü | bugün
  • bugün izledim ve oldukça başarılı bulduğum film. kitabını okumadığımdan dolayı iyi bir uyarlama mı yoksa kötü bir uyarlama mı bilmiyorum ama güzeldi.

    en kısa zaman da kitabıda okuyacağım.
  • buradaki entarilerin gazına gelip bugün sinemada izlediğim film. verdiğim paraya ve harcadığım zamana üzüldüm.

    beklentilerinizi yerin dibine sokup izlerseniz, beklentilerinizi karşılar bu film.
  • sonunda sinemaya gidip izlediğim film.
    korkunc değildi ama kendisine çekiyordu insanı bazen bildiğin bir son da kendini merak ettirmeyi başarıyor
    bu film tam da öyleydi.
    filmde duygulandığım ve çok sinirlendiğim anlar oldu genel olarak sakindim.
    oyunculuk tatmin etti denebilir.
    ses efektleri daha fazla olabilirdi, çok ilgi cekici değildi.

    yalnız filmi izlerken asabımı bozan çok şey oldu.
    " o herkesle yaptı." cümlesi espiri değil veya "vajina" kelimesi geçen her cümle espiri değildir.
    çok ciddi şekilde cinsel açlık veya ne derseniz diyin o şey yaşanıyor bahsi geçenler filmde söylendiğinde kahkahalar atıldı.
    film izlerken ciddi olan birisi olarak: "s.git recep ivedik izle!" demek istedim.
    insanın asabını bozmayın. *
  • 14 yaşındayken okuduğum ve çok sevdiğim kitabının hatrına epey merak ederek gittiğim film. o yaşlarda nedendir bilinmez yoğun bir stephan king hayranlığım vardı ama bu kitap en sevdiğimdi. aylarca etkisinden çıkamadığımı hatta yer yer karanlıkta yalnız kalmaktan korkmak gibi fobiler geliştirdiğini anımsıyorum. filmi de ilk defa 4dx bir salonda tüm sahnelerin içindeymişcesine izledim. kitaptaki kurgudan farklı bir yöntem seçilmesi ve yetişkinliklerinden flasback kullanmak yerine sadece çocukların hikayesi üzerinden ilerlemesi hayalkırıklığı oldu; böylece devam filminin sinyali verildi ama gideceğimi hiç sanmıyorum.

    filmin totalde bende yarattığı his tek başına "rahatsızlık". çocukluğumda kitabın yarattığı o tramvatik etkiyi uyandırdığı için olduğunu düşünüyorum, yoksa filmin etkileyici bir tarafı yok öyle. buarada cast seçimi çok başarılı, çocukların hepsini ayrı bir sevdim. onlar için bile iki saat ayırmaya değer ama 4dx olmasın lütfen.
  • oldukça beğendiğim; orjinaline göre aşırı derecede ilerletilmiş ve brutalleşmiş bir versiyonu olmuş. evet, aşırı korkutmuyor. sebebi ise pennywise'ın taşak geçerek korkutma çabaları. ama bir gerçek var film eğlendiriyor, kendini izlettiriyor.

    --- spoiler ---

    pennywise'ın ufak çocuğun kolunu kaptığı sahnede "yok artık" dedim. hiç beklemiyordum. keza son lahım sahnelerinde pennywise'ın kadın formunda çocuğun suratını emdiği bölümde de etkilendim. bana the taking of deborah morgan'ın sonundaki sahneyi hatırlattı.

    --- spoiler ---

    -eleştirisi buraya gelecek-

    yazma sebebim ise film hakkında aptalca bir eleştirinin olması ve bunu twitter'da, bilimum yerde görmüş olmam. eleştiri de şu: it, stranger things'e benzemiş.

    bunu özellikle sinema ile ilgilenen insanların demesi beni çok sinirlendiriyor. sebebi ise nasıl bu kadar bilgisiz olabilirler. 1990 yapımı 2 bölümlük bir dizi normalde it. yani bir benzeme durumu varsa, stranger things, it'e benzemiştir. o kadar az izlemişler ve bilmiyorlar ki 26 sene önceki filmin stranger things'e benzediğini söylüyorlar.

    çocukların başrolünde olduğu korku filmi temasının orjinali 1990'dır. stranger things, it'den özenmiştir.
  • tam bir hayal kırıklığı..
    bugün tonlarca işimin arasinda 15.00 seansina sıkıştırıp izlediğim, şanssızlığıma türkce dublajina denk geldigim beklentimin cok altinda olan komedi/dram filmi. asla bir korku filmi değil. bu konuda ne ilk filmin ne de conjuring'in eline su dökemez. benim icin gercekten hayal kirikligi oldu. inanın vizyona girdiği günü iple cekmistim. filmin ilk 15 dakikasi cok güzeldi. hatta başlangic sahnesindeki ses efektleri de muhtesemdi ama gerisi gelmedi ne yazik ki. korku filmi olarak bi siccinle, bi dabbeyle, bi üç harfliler'le kapisir yani o derece kötüydü. acaba bütcesi mi düsüktu ondan mi boyle oldu bilemedim. ama üzüldüm yani..
    biraz cocuk filmi gibi olmustu. palyoço tipleme olarak ürkutucu olsa da ılk filmdeki o gercekcilik hissi bu filmde yoktu. ve komik sahnesi çoktu. keşke film de pr calismasi kadar basarili olsaydi.

    --- spoiler ---

    allah askina o dişler olmus mu yani? bir de pennywise'in darbe aldigi zaman azer bülbül gibi titremesi gercekten kötüydü. güzelim filmi komediye cevirmisler.
    --- spoiler ---

    son olarak tek tesellim 2.bölümünün gelecek olmasi. belki onda bütceyi saglam tutarlarsa daha iyi bir yapım gelebilir. (bkz: allahım lütfen olsun yani)
    diyeceklerim bu kadar..
  • filmden yaklaşık 1 saat önce çıktım ve hemen taze taze yorum yapmak istiyorum. öncelikle film bireysel baz alındığında yani romandan ve ilk filmden bağımsız değerlendirildiğinde gerçekten çok güzel olmuş. fakat romanla ve ilk filmle kıyaslayınca eksikler, uyuşmazlıklar mevcut. biraz da ilk filmdeki özgün havasından sıyrılıp "stranger things" havasına bürünmüş.
    filmin en tartışmalı konusu olan yeni pennywise'ı filmin ilk yarısında hiç benimsemeyip beğenmesem de ikinci yarıda alıştım ki zaten genel olarak filmin ikinci yarısı birinci yarısına göre çok daha akıcı ve başarılı olmuş. ilk yarıda yer yer sıkıldığımı da itiraf etmiş olayım ve artık spoilerlı kısımlara geçeyim.

    --- spoiler ---

    film gerçekten üzerinde uğraşıldığını belli ediyor. gerek çekim kalitesi gerek efektler her şey tam dozunda ve olması gerektiği gibiydi. zaten bu sebepten filmde bir çok akılda kalıcı sahne vardı. şöyle bir yorumlara göz gezdirdiğim kadarıyla çoğu kişi lavabo sahnesinde takılı kalmış, benim aklıma ise o sahnelerde direkt carrie geldi nedense. favori sahnem ise garajdaki projektör sahnesi. cidden müthişti.
    film başlarda ilk uyarlama ve kitap ile parallelik gösterse de sonlara doğru bağımsızlaşmaya başlıyor. özellikle havada süzülen çocuklar, pennywisein sopayla öldürülmesi filan birazcık uçuk olmuş.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak filmden memnun ve ürkmüş olarak ayrıldım. filmden çıktıktan sonra eve dönerken sanki ara sokaktan üstüme pennywise koşacak, asansör kapısı açıldığında havada süzülen kırmızı balon göreceğim gibi saçma sapan korkular yaşadım. " dark tower" faciasından sonra çok iyi olmuş, izleyin.
  • haftasonu gittiğim film. direkt film eleştirisine girmek isteyen okuyucular beşinci paragraftan başlayabilir. öncekiler stephen king dünyasına bir girizgah niteliği taşıyor çünkü.

    stephen king'in çoğu kitabını okumuş biri olarak it'i nasıl olduysa aradan kaçırmışım. filminin çekildiğini duyduğum anda indirdim ebook okuyucuya bir çırpıda bitirdim demek isterdim, ama kitabın 1000 sayfa olmasından mütvellit birkaç çırpıda bitti :) öncelikle kitap çok güzel, okumayan varsa tavsiye ederim. sıcağı sıcağına okumuş ve ardından geçtiğimiz hafta sonu da filmine gitmiş olduğumdan tüm detayları karşılaştırma fırsatı bulabildim.

    öncelikle şunu belirteyim ki stephen king'in tüm romanları şaheser değildir. kimi çok güzel başlar sonu boka sarar, kimi zaten güzel başlamaz ve olaylar akmaz. kimi de ilk sayfadan itibaren alır götürür seni. üstadın zaten belli bir şablonu var, bunu 4-5 kitaptan sonra çözüyorsun (bkz: stephen king gibi roman yazma rehberi). it ise süper akıcı olmamasına rağmen okuyucuyu bir şekilde içerisine alır, samimidir. derry denen stephen psikopatının hayali kasabasının (psikopat diyorum çünkü adam kasabanın altındaki kanalizasyon hatlarından, kasabanın değişik yıllardaki hallerine kadar hayal etmiş) her haltını bilir, sanki kendi mahalleniz gibi benimsersiniz.

    bir saptama da kitapların film uyarlamaları hakkında yapmak gerekir. üstadın kitaplarının film uyarlamalarının çoğunu kötü bulmuşumdur. güzel hangi filmi var derseniz bir tek aklıma the green mile gelir, bir de the shawsenk redemption. başka yok. bunun sebebi nedir tam olarak bilmiyorum ama adam kitap yazmak için yazıyor, film derdi olmadığından diye düşünüyorum. zaten the dark tower filmi beğenilmedi ki bence hiç filmi çekilmemesi gereken ve ne idüğü belirsiz bir seri kara kule. tamam okurken çok seviyorsunuz ama öyle kendine göre akan savruk bir hikaye yani, duyurulduğunda daha tahmin etmiştim aha bok gibi birşey geliyor diye. tam senarist tarafından kesilip kırpılıp piç edilmelik bir hikayesi var çünkü. bir de adamın zaten tüm kitapları "kara kule"ye değiniyor, hepsinde en az birkaç detay bulursunuz seriye ateş eden.

    gelelim it filmimize. öncelikle çocukların seçimi, kasting mükemmel olmuş. özellikle bill ve bev benim çok merak ettiğim karakterlerdi. bill fena değil ancak beverly tam benim de karakter için seçeceğim bir tip olmuş. kitapta artık onuncu kez belirtildiği üzere karakterlerin yetşkin ve çocuk halleri eş zamanlı gidiyor, olayları eş zamanlı yaşıyorlar. ve kasabadan uzaklaştıkça da olayları bir sebepten ötürü unutuyorlar. derry'de şeytani, kadim ve mistik bir oluşum var. bunun kökeni sadece birkaç resim ve sözle geçiştirildi ancak altyapısının daha sağlam olması gerekirdi. bu şeytani oluşum 27 yılda bir ortaya çıkıyor, besleniyor sonra kendisini hibernate ederek bir nevi kış uykusuna yatıyor.

    pennywise'ın tipe gelince.. palyaçolardan bu kitaptan bağımsız olarak nefret ederim zaten ama bu pennywise'da oturmayan birşeyler vardı sanki. bir de kendisini çok açıkta, bildiğin gün ışığında filan çok gördük. o mistisizm ve korku unsuru kayboldu sanki bu sebepten ötürü. sürekli titremesi, çocuklardan ha babam yumruk yemesi filan biraz bayat kaçtı. ikide bir ağzını açıp dişlerini büyütmesi de gözümüze gözümüze sokulan bir özelliği oldu arkadaşın. georgie ile ilk anda mazgalın içinden konuşması esnasında başarılı bumuştum halbuki ama çizgisi film ilerledikçe aşağıya doğru bir eğilim gösterdi.

    filme çok korku filmi diyemem ancak efektler sebebiyle gerilmedim değil. gerilim türünün klişe bir örneği olmuş doğru bir tespit ancak beklentileri doğru belirleyip öyle gitmek gerekir filme. film bir remake ve sana yeni beklentilerini karşılamak adına birşeyler sunma iddiası taşımıyor. '86 yapımı ve filmi zaten çekilmiş bir hikayenin kaliteli ve günümüze uygun bir remake'i olarak bakılırsa daha yüksek bir tatmin seviyesine ulaşılabilir. ara ara sıkılmadım değil, kaçma-kovalama sahneleri biraz uzun tutulmuş. hobbit vb gibi bu tarz kaçan zayıf kahramanların en sonunda evil'ı bir şekilde öldürdüğü hikayeleri çok sevmiyorum açıkçası.

    filmin sonunda chapter ı demesi benim için sürpriz oldu. zira chapter ıı'de çok birşey vaad etmeyecektir, yetişkin halleri bu sefer aynı şekilde pennywise'le yüzeleşecek vb. yapımcıların çıkıp "biz sadece çocukların tarafını anlatmayı seçtik" gibi bir açıklama yaparak tek filmle bitirmelerini tercih ederdim. ilkini sinemada izledim ancak ikincisini bilgisayar başında izleyeceğiz gibi görünüyor.

    edit: bkz'lar & imla.
  • tam bir korku filmi manyağı olarak bugüne kadar en çok gerildiğim film olmuştur. normal bir korku filminde 5 dakika gerilim olursa 15 dakika lay lay lomla geçer, zaman doldurulur, karakterler tanıtılır vs. bu filmde maximum boş geçen süre 3 dk filandır sanırım, filmin başından sonuna kadar hep gerilim vardı. parasını sonuna kadar hak eden, abd'deki gişesinden de belli olan yapımdır.

    buradaki saçma sapan beğenmedim yorumlarına takılmayın, benim için film yorumlarını dikkate alma konusunda ekşisözlük bir kriter olmaktan çıkalı (cumali ceber dışında) uzun zaman oldu.
  • korku türündeki klişelerin çoğunu yaratan adam olan stephen king eseri filme gidiyorsun ve filme klişe gidiyorsun. ne kullanıyorsanız bana da verin.

    tanım: son senelerde james wan'sız korkutan tek korku filmi.

hesabın var mı? giriş yap