şükela:  tümü | bugün
  • ıtrî'nin nevâ-kârı* üzerine scherzo; necil kazım akses'in pek şık bir güzellemesidir..
    tek sesli klâsik türk musikîsinin en büyük yaratıcılarından sayılan mustafa ıtrî efendi'nin, günümüze sadece 40 kadar eseri ulaşmıştır.. bu eserlerden en bilineni de, iranlı ozan hafız'ın fevkalâde şiiri üzerine döşenmiş nefis 'nevâ-kâr'dır..

    işte efendim, akses'in scherzo'su da bu eserin çok sesli yorumudur; hiç orkestrasyon görenle görmeyen bir olur mudur..
  • yukarıda pek şık yazmışım bu "güzelleme" için, ironi mi yapmışım yoksa harbi şık mı bulmuşum o vakitler, hatırlamıyorum. saldım çayıra tarzı bir yorum olmuş. taş yerinde ağır. doğrusu, iki klasik kültürün bir aradalığı tuhaf bir sentez olmuş.

    kültür dediğimiz, bir medeniyetin tecrübeler yekûnu olan olgu, yekpâre bir kavram, şu bu diye ayrılmaz olsa gerek. fakat kendi iklim ve coğrafyasının kültürünü adamakıllı hatmetmeden/hazmetmeden, diğer kültürleri derinlemesine kavrayabilmek de zor. hayatın aslî kuralı: ötekini bilmek istiyorsan önce kendini bil. ötesi ezilmek, büzülmek.

    neyse, konumuza dönelim. dehşet verici efendim bu eser. yani merhum necil kazım'a ayıp olmasın ama, ıtrî'nin nevâ kârıyla pek bir alâka kuramadım şimdi dinlediğimde. malum, klasik türk mûsıkîsi, ruhun ferahlayıp genişlemesini düstur edinmiştir. bu şerzo ise, "kilink istanbul'da" yahut "üsküdarlı drakula" filmlerine filan zorlanmadan uyabilir. tabii bu kendi çapında bir müzik dinleyicisinin yorumu. işin aslını, türk beşlerinin ve dahi batı klasiği formunda beste yapanların eserlerini etüt etmiş olan müzikologlardan dinlemek gerek. mesela, üstad müzikoloğumuz rahmetli cinuçen tanrıkorur, aksiyon dergisi'nde yayımladığı yazılarında bu meseleleri iyi tahlil etmiştir. google'da arayınız, bulunuz, okuyup inceleyiniz. bizcileyin şerzoluk etmeyiniz.
  • ıtrî hiçbir eserini bir "kültür" için bestelememiş olsa gerek. salavat'ı bestelemesi her ne sebep içindiyse bu da ve diğer eserleri de aynı ideal ve "emniyet" için idi. saygılar.