şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    yalova'da yapılan deprem testinde birbirinin aynı iki binaya 6.5 büyüklüğünde sismik sarsıntı uygulandı. birbirinin aynı iki binadan kolonları karbon elyafla güçlendirilmiş olanı ayakta kaldı.

    --- spoiler ---

    kentsel dönüşüm rantının önünü kesebilecek bir proje. ya da bu projenin önü kesilir, zaman gösterecek.

    çok önemli bir buluş gibi bir algıya kapıldım, bilgisi ve deneyimli yazarlar ne der acep

    ilgili link
  • lan kepceyle ittilerya koca binayi. bide sismik sarsinti diyolar
  • açılın ben mühendisim.

    öncelikle yine yeni yeniden klasik bilim ve piyasa çatışmasını bir kez daha yansıtan bir çalışma olmuş. 99 depremi öncesi yapılan binaların güçlendirilmesi üzerine bir çalışma yapmış sevgili hocalarımız ve başarılı da olmuşlar.

    ama diyorum ya unuttukları şey piyasa. gördüğüm kadarı ile ne kadar kötü olması için tasarlansa da projelendirilen bina rijitlik merkezi ve ağırlık merkezi çakışacak şekilde, projesine uygun ve hatasız inşaa edilmiş. sayın hocalarımızın atladığı şey, istanbul'da bir dönem yapılan binaların ne bir mimar ne de mühendis elinden çıkmış olması. misal benim salonumun ortasından geçen bir kolon var. ve hemen 70 cm uzağında başka bir kolon daha var. bu kolonu atan kalfa bize bir şeyler anlatmak istemiş ama biz henüz o seviyede değiliz sanırım anlamak için.

    artı, o dönemlerde yine meşhur olan "dükkandan kolon kesme" modası da var. dükkanda daha fazla m2 olsun diye kolon çıkartılıyor ama bir üst katta aynı kolon var. bildiğin 15 cm döşemeye basıyor kolon. üstelik eminim ki donatıları da hak getiredir. buna rağmen nasıl ayakta kalıyor bu bina sorusuna "allahın bir hikmeti" demekten başka bir şey gelmiyor elimden. bütün fizik ve statik kanunlarına "eeyyyy kesme kuvveti, eeeyy burulma momenti, sen kimsin ya" dercesine ayakta kalıyor bu binalar. tabi şimdilik.

    arkadaşlar, kardeşler, romalılar.

    istanbul'da 99 depreminden önce yapılan her bina ölüm riski taşımaktadır. ne kullanılan beton betondur ne de donatı donatıdır. betonu deniz kumundan, donatısı s220 nervürsüz donatıdandır. su tesisatı sağlıksız demir borudandır. mekanik-elektrik altyapısı taş devri seviyesindedir. hangi aklı evvelin yazdığını bilmediğim ve ona neden uyulduğunu da anlamadığım bir yönetmelik ile "zayıf kolon güçlü kiriş" prensibine göre inşa edilmişlerdir. o da şanslıysanız. çoğunda kirişlerdeki sıklaştırma etriyelerinin atıldığını bile sanmıyorum.

    yani demem o ki evet lab ortamında bir bina inşaa edip deney yapabilirsiniz ama istanbul beton ormanında bunun uygulaması çok zor. elyaf falan bunlar iyi niyetli güzel şeyler ama atlanılan nokta, 99 öncesi yapıların ultra kalitesiz ve kuralsız olması. en risksiz yöntem yıkılıp yeniden inşaa edilmeleri. arkadaş 20-25 mpa olması gereken beton testlerinin 4-5-6 civarında seyrettiği bir binayı komple elyafla sarsan ne olacak? bina zaten 30 yaşında. zaten yılların yorgunluğu üstünde. donatısı şişmiş, betonla aderansı kalmamış, üflesen yıkılacak, elyafla sardın diye bu bina 10 yıl sonra da güvenli olacak mı? tabii ki olmayacak.

    bak yine yazıyorum 99 öncesi yapılan her bina ölüm riski taşımaktadır. imkanı olan yıktırıp tekrar yaptırsın. elyafla olacak iş değil.
  • kesin prof.dr.alper ilki'nin çalışmasıdır dediğim ve yanılmadığım deney.
    kendisinden yüksek lisansım sırasında cfrp hakkında bilgi alma şansına erişmiştim. muhtemelen bu konuda türkiye'nin en bilgili hocasıdır.
    söz konusu deneye bakıldığında ülkemizdeki mevcut yapılara ne derece uygulanabilir olduğu ile ilgili detaylı bir araştırma yapılması gerektiğini düşünüyorum. belki de yapılmıştır, çalışma raporunu okumadım. elverişli yapılara zaten günümüzde uygulanabilen güzel bir sistemdir. örnek uygulamaları biraz araştırmayla bulabilirsiniz.

    deneydeki yapılar sarsma tablası yerine ekskavatör ile itilmiş ve göçme gerçekleşmiş. bu şekilde, yapının tepe deplasmana ulaşması durumundaki kırılma gözlenmiş oluyor. kırılma anında benim dikkatimi çeken nokta, binanın zemin kat kolonlarının göçme anında donatı akmasına bağlı göçme yerine basınç kırılmasına benzer bir davranış sergilemesi. normal şartlarda bunu pek görmeyiz, betonarme genel davranışında donatı akması ve yeniden dağılım ilkesi esastır. aklıma gelen, kolonların küçük kesitleri sebebiyle yönetmeliklerde bulunan basınç dayanım sınırlarının üzerinde tasarlanmış olabileceği. bu sayede, fiber elemanlarla çevrili kolonların basınç dayanımı ve moment kapasitelerindeki artış sayesinde ayakta kalıyor oluşu.

    99 depreminde yıkılan binaların çoğu zayıf beton kalitesinin yanında donatı kesiti yetersizliği ve imalat hataları sebebiyle yıkıldı. donatı (demir) eksikliği genel olarak en büyük etkendi.
    söz konusu güçlendirme yöntemi mevcut yapı stoğumuzun hepsi için uygulanamayacaktır ama küçük bir oran olsa bile belli başlı binaların güçlendirme işlemini çok daha ekonomik hale getirecektir.

    sonuç olarak, depreme karşı dayanıksız binaların güçlendirilme yöntemlerinden birini kabaca görmemizi sağlamış bir deney olması ile beğenimi kazandı. eminim hocalarımız ve mühendis arkadaşlarımız deney sonuçlarından faydalanacak ve yeni yöntemler geliştireceklerdir.

    deprem her gün yaşanan bir afet olmadığı için yanlış bir rehavete kapılıyoruz ama bu deney bile insanlara, deprem anında binamızın nasıl bir hal alabileceğini gösteriyor. kolonları tamamen parçalanmış ve iki kat döşemesinin birbirine yapıştığı bir binada hayatta kalamazsınız.
    bu sebeple herkesten ricam, satın alacağınız veya kiralayacağınız binaları iyi seçin, müteahhit ve emlakçıların deprem konusunda bu kadar umursamaz oluşlarına izin vermeyin.

    deprem yönetmeliğine uygun diye hava atıp bina satıyorlar, sanki o yönetmeliğe uygun olmayan bina yapma yetkileri varmış gibi :)
    asıl mesele o projeyi hangi mühendise yaptırdığı, ve o projeye ne kadar uyduğu. müteahhit kafası için temelden çalınan 1 ton donatı büyük kardır ve en çok bu durum hoşlarına gider. bir ton demirin tl karşılığı 1750tl, varın gerisini siz düşünün...
  • itü' nün hali buysa vay halimize derim ben. deprem deneyi gözlemi böyle mi olur ?

    https://youtu.be/32qlvu6ceti

    bunu izleyerek gözlem nasıl yapılır görebilirsiniz.

    haber kanalinda verilen 1 dakikalik videoya bakarak donati akmamis diyen ve eski binalardan sünek olmasini bekleyen meslektaslarimiz da varmis.
  • kesmeden gitmeyecek şekilde donatılandırılmış, birleştirme bölgelerinde sıklaştırmaya uyulmuş fakat eğilme donatısı az miktarda konmuş bir yapının süneklik göstermesi mümkündür. çatlamamış kesit hesabıyla yapılan tasarımın, çatlamış kesitlere nazaran gerçellenmesi ve sonrasında da performansa dayalı tasarımının yapılmasında bu durumun gözlemlenmesi de çok doğaldır.eğer ki bina yüksekse, eğilmeyle ilgili sıkıntı belki üst katlarda çıkabilir fakat asıl problem yaratan husus kesmedir. fakat eski binalardan süneklik beklenmemesinin ana sebebi düşey taşıyıcıların basınç kapasitelerinin fazlaca zorlanmasıdır. kesit kapasitesinin yüzde 50 mertebeleride değil de belki de 80 oranlarında kullanıldığı bir sistemin sünek olması zaten beklenemez. lakin bunun dediğim gibi donatıyla alakası yoktur. herhangi bir kolonun n-m diyagramını incelediğinizde zaten asıl ne sebeple sünek olamayacağının sebebini görebilirsiniz.
    deprem örneği olarak kobe deneyini gösteren arkadaşlar da mevcut. öncelikle şunu söyleyelim kobe deneyinde kullanılan sistem de son model değildir. hani adamlar bunu yapıyor biz kepçeyle itiyoruz demek yersiz. normal şartlar altında herhangi bir depremin vurduğu ivme-zaman grafiklerine ulaşmak çok zor değildir. buna bağlı olarak sistemli bir şekilde sarsıntı göndermek mümkündür. fakat itu hocalarının yaptığı deney şekli sizce kobe'nin yapıldığıyla bir midir? birisinde 3 boyutlu zaman alanında tanımlı hesap yöntemi varsa (hasarı gözlemlemek için) diğeri pushover olur. ve sonuçlar yeteri kadar tatminkar olacak şekilde planlanmış bir itmedir bu. (keza yapı incelendiğinde pushover'a muhtemelen uygun bir yapı çıkacaktır) kafanıza göre taşak geçmeyin.
    herhangi bir bina için pushover yapıldığında belirli bir noktadan binanın gerçeleştirebileceği maksimum deplasmana kadar adım adım itilmesi sağlanır. bu süre esnasında da yapıda meydana gelen dönmelerin (elastik ve elastik ötesi dönmelerin bütünü) gözlemlenmesi sağlanır.
    bu deneyin benzerlerini bu kadro daha önce fikirtepe kentsel dönüşüm alanında yaptılar. kolonların öyle gözlerle takip edilmediğini de size garanti edebilirim. her bir verinin bilgisayar kaydı mevcut kendilerinde. keza bu verileri, tasarım aşamasında kulladıkları bilgisayar programlarıyla da karşılaştırıyorlar. bunlarla ilgili çok güzel diyagramları mevcut kendilerinin.
    bu deneyin çekirdek kadrosunda bulunan prof.dr. alper ilkihocamızın fikirtepe kentsel dönüşüm alanını açık bir lab ortamına çevirdiğini burada kendisini tanımayan arkadaşlara hatırlatır, hocamıza başarılar dilerim.
    not: sünek bir kırılma ben göremedim ki bunun olmaması da hiç şaşırtmadı. lakin kobe depremiyle ilgili yapılan deneyle bu projeyi karşılaştıran insanlara sadece tek bir şey demek istiyorum. elmayla armutu karşılaştırmayın ve bir kere de olsa insanlar çalışıyor diyin.