şükela:  tümü | bugün
  • 2 yıl önce elektronik ve haberleşme olarak ikiye ayrılan, benim ise hala 2. sınıfını okuduğum bölüm. bölümümü yazdığımda diğer öğrencilerin kaşlarındaki hafif kıpırdanmaya (şaşırma ibaresi) kötü kötü bakışlarla karşılık verdiğim ve asla mezun olmayacağımı düşündüğüm bölüm. (bkz: baraj sorunsalı)
  • 2. senede zor oldugunu hafiften gösteren 3. senesinde ne oldugunun farkina bile varmadiginiz bol inekli bölüm. (bkz: itüdeki inekler)
  • elektronik ve telekomünikasyon olarak ayrılması yazık olan, bir bütün olarak muhteşem bir bölüm.
    (bkz: itu kış sporları kulübü)
  • herşeyi bildiklerini düşünen aslında dersler dışında hiçbir şeyden haberi olmayan korkunç insanların çoğunluğunu oluşturduğu bölüm.
  • cem yilmaz'in esprilerine* konu mankenligi yapabilecek icindeki hersey dahil*** tumlesik beton yapi..
  • ogrenci islerinde calisan bayanlarin guleryuzlulugu, yardımseverlikleri ile orada okurken bende onlara bir iyiylik yapma, tesekkur etme hissiyati yaratmıstır. 2002 yılında ziyarete gittiğimde ise son yonetim değişikliklerinden dolayı hemen hepsi hayli üzgün ve mutsuzdu.
  • 2001 yılında ikiye ayrılan bölümden şu anda türlerinin son örneği olarak mezun olmamış birkaç öğrenci bulunmaktadır.
    (bkz: itü elektronik mühendisliği)
    (bkz: itü telekomünikasyon mühendisliği)
  • maalesef, tam da ozel universitelerin yeni yeni palazlandigi bir donemde, yonetimin dirayetsizligi yuzunden pek cok saglam hocasini kaybetmis, bir nevi ici bosaltilmistir. elektrik dergisi, temmuz/agustos 2001 sayisinda ahmet dervisoglu'yla yapilan roportaj okunmalidir (saskin itu'lu, itu'nun babasinin zamanindaki ('68) itu olmadigini anlamak adina ilk tokadi yer, sene 2000).
  • bu sene tekrardan %100 ingilizce olarak 50 kontenjan arttırımına giden bölüm. bu bölümü tercih etmeyi düşünen arkadaşlar, muhtemelen sözlükte aratıp pek de bilgiye ulaşamıyorlardır. bu nedenle bir iki şey karalayım dedim.

    öncelikle itü'den yola çıkarsak, itü gerçekten tercihimde pişmanlık duymadığım bir okul. yeri geldi rektörü de eleştirdik, avm'nin kapanmasını da eleştirdik, cafelerdeki yemeklerin pahalılığından, yemekhanedeki yemeklerden, siyasi tartışmalardan da şikayet ettik; ama ben açık söylemek gerekirse okuduğum sürece itü'de okumaktan keyif aldım. ulaşım olarak her yere yakınlığı, fest ortamı, çimleri, geçirdiğim vakit boyunca hani bitsin de kurtulalım dediğim bir okul olmadı itü. 3. sınıftayım, şu anda da bitsin istemiyorum, gerçekten üniversite hayatının bitip de iş hayatına yavaş yavaş geçeceğimi şu an hayal edemiyorum. tabii herkes okula bu kadar bağlı diyemem; ama genel olarak sevildiğini, tercih edenlerin pişman olmadığını düşünmekteyim. tabii herkes bir değil. karı-kız derdinden keşke tm bölümü seçseydim veya diş felan okusaydım diyen oluyor, derslerde zorlanıp hukuk okusaydım gibi şeyler söyleyenler oluyor; ama mühendislik açısından keşke şurada, burada okusaydım diyeni pek duymadım.

    kısa bir girişten sonra bölüme, fakülteye, bölümdeki insanlara felan bir geçiş yapalım. şimdi kendi adıma mıdır bilmiyorum; ama bence okuldaki en havalı bölüm. havası da fakültesinden bir şeyinden değil. hem bölümün zor oluşu, hem de okuldaki diğer bölümlere kıyasla iyi sıralama ile alışıyor oluşu ayrı bir hava katıyor. bölüm genel itibariyle epey zor diyebilirim, hani benim gözümde makina-bilgisayar ile beraber en zor bölümler arasından, hatta bana kalırsa elektronik kolu en zoru diyebilirim. ilk başta gelen öğrenciler ben elektronik seçeceğim hevesiyle geliyor; ama elektronik 1, özellikle 2 dersini aldıktan sonra hepsini ortalıkta haberleşmeci olacağım diye görebilirsiniz, gerçekten elektronik için ciddi derece ilginiz olması gerek. yoksa, hani şu an tercih etmeden ben bu bölümü, bu dalı severim diyebileceğiniz bir alan değil. ayrıca ekstra bir cesaret de istiyor, hem zor hem de öyle bol iş bulunan bir bölüm değil, telekomünikasyon bu konuda biraz daha rahat ve daha rahat iş bulabileceğiniz bir kol. bu nedenle inatla elektronik okuyan arkadaşlara buradan selam olsun. inatla derken elektronik tercih etmek saçmalıktır gibisinden değil, hani bunca zorluğa rağmen sevip de okuyanlara saygı duyuyorum demek istedim.

    bir de unutmadan şunu ekleyim elektronikçi hocalar nedense daha bir kıl oluyor. özellikle rıza can tarcan nasıl öğretim üyesi olmuş, aklım almıyor. ders anlatamaz, notlandırması kötüdür, basit şeyleri bile öğrenemezsiniz. kendisi lab dersleri, analog elektronik devreleri lab dersini, elektroniğe giriş dersini veriyor. elektroniğe giriş dersini ehbciler almıyor gerçi; ama alanlar da yaka silkiyorlar genelde. bunlar dışında ingilizce elektronik dersleri alan her kişinin bir şekilde karşılacağı nil tarım diye bir hocamız var. ingilizcesi mükemmeldir, dersi iyi de anlatır; ama öğrenciyi epeyce küçümseyip azarlar, sınavları da kol gibidir, not da pek vermez. evet, bu tarz hocalarla karşılaşacaksınız, şaşırmayın. tabii ali yapar gibi efsane ders anlatan, eli cebinde notsuz emag dersi veren hocalar da var, onların gerçekten değerini bilmek gerek. hocalar genel anlamıyla hepsi zorlar, zorlaması da doğal, yapacak bir şey yok. hoca seçimi yaparken iyi anlatışı, not dağılımı gibi kriterlere bakıyoruz, her türlü zorluyorlar yoksa.

    evet, eğitimi sorarsanız eğitim teorik. lab dersleri var; ama genel anlamıyla hemen hemen bir çok üniversitede elektrik-elektronik eğitiminde de göreceğiniz gibi teorik eğitim olacak. o broşürlerde, tanıtımlarda gördüğünüz şeyleri görmek kolay olmuyor. hani tabii siz istekliyseniz labları kullanırsınız, stajınızı lablarda yaparsınız, projelere de katılırsınız, akademik yolda ilerlerseniz daha çok muhattap olursunuz. vlsi labında felan da çalışabilirsiniz, tamamen size kalmış bir olay. eğer ben 4 sene derslerimi vereyim, mezun olup gideyim kafasındaysanız ezberleyip c'li notlarla mezun olup gidersiniz, imkansız bir olay değil; ama size fazla bir şey katmaz. yalnız tercih eden öğrencilerde şunu fark ediyorum, ilk başta gerçekten çok hevesli, istediğim bölüme geldim mentalitesiyle tercih yapmış öğrenciler var, genel olarak da iyi sıralamalı öğrenciler bunlar; ama ders aldıkça dersten soğuyan, derse sadece girip çıkan, yoklaması olmayan derslere gelmeyen sadece vizelere gelen öğrenciler de oluyor. hani gerçekten ilk başta epey zor gelecektir; ama ilgi duyup kaynaklardan çalışırsanız, üstüne düşerseniz, aynı lisede bir konunun üstüne düşüp çözebildiğiniz zaman zevk almaya başladığınız gibi bölümünüzden keyif almaya başlarsınız. ayrıca bölümde fazlasıyla ilgili adamlar da var. hatta fakülteden çıkmayan, ieee komitelerinde takılan, proje ekibi kurmaya çalışan, sırf dersi aa ile geçmek için değil de öğrenmek için ingilizce sağlam kaynaklardan çalışan, hobi amaçlı elektronikle ilgilenen öğrenciler de var, onları da es geçmemek lazım. böyle adamlar biraz asosyal oluyor; ama sosyallerine de denk gelebilirsiniz. ayrıca akademik kariyer düşünen yüksek ortalamasıyla, fizik-matematik mühendislikleriyle çapa başlayan arkadaşlara da ayrı saygım var.

    biraz fakülteye göz atalım isterseniz, fakültemiz okulda pek sevilen fakültelerden değil, hani hem kendi öğrencisi, hem de dışarıdan havuz dersleri alan öğrencilerin pek sevdiği söylenemez. bina biraz eski ve basık bir bina. ilk kattaki sınıfları hele epey bakımsız sayılır, yine diğer kattakiler iyi. hani sizi gerçekten eski zamanlarda hissettirebilir; tabii fakültenin her yeri böyle değil. kantini güzeldir mesela. kantinin bahçesi felan gayet rahat, güzeldir. kırtasiyecisini sevmem, kazıktır biraz. kantinin katında rockwell automation, vlsi lab felan da var. hani görsel olarak özel üniversitelerdeki o şık fakülte ortamını arıyorsanız burada yok; ama tercih konusunda olumsuz bir kriter olmamalı bence, farklı da bir havası var. ayrıca ek bina da yapılıyor şu an.

    fakültede gerçekten kız az. hani fakültedeki diğer bölümler de çaresiz bu konuda. hani inşaat'ta kız az belki; ama fakültede çevre, geomatik gibi bölümler var. bizde o da yok. öyle kızlar bıyıklı, sakallı felan demiyorum, gayet güzel kızlar da var; ama sayıları epeyce az. ders saati arada gördüğünüz kızların da çoğu matematik, ata, türkçe vb. dersleri alıyorlardır. genel olarak fakültede asosyal bir topluluk var, zaten tiplerine baktığınız zaman rahatlıkla anlarsınız. daha önce söylediğim gibi epeyce ilgili adamlar var ve genellikle çevresini bölümdekilerle kuruyor çoğu. hele ieee'ye, kontrol kulübüne felan takılıyorlarsa çevreleri genelde burası oluyor. ben pek fakültede, kulüplerde takılmayan, sadece derslere giden bir öğrenci olarak halimden memnunum. farklı farklı bölümlerden yakın arkadaşlarım var, genelde fakülte dışı okulun içerisinde veya dışarısında takılıyoruz. fakültedeki adamların muhabbeti fazlasıyla ders, not, hoca, ortalama, çap muhabbeti olunca insanın içi bayılıyor, en azından benim.

    ayrıca ieee kulübü var, epeyce aktif oluyorlar. içinde de farklı farklı komiteler var. comsoc, lab komitesi, computer society, wie vs. diye komiteleri var, ekstra olarak da elektriğin, kontrolün de kulüpleri var. hiçbiri ilgimi çekmiyor nedense, eğer ilgiliyseniz epeyce bölüm arkadaşı edinebilirsiniz. :)

    son olarak tercih etmeyi düşünen, arada kalan arkadaşlara şunu söyleyim. bölümü net sevmeyen adamlar da var; ama onların ki başarısızlıktan. lise gibi devam ederseniz, biraz avuçlayabileceğiniz bir bölüm. bu nedenle ben tercihimde pişman olmadım, hani akademik anlamda da ilerleseniz, özel sektörü de düşünseniz tercih edilebilecek bölüm. tabii iyi araştırın, endüstri ile arasında kalıyorsanız endüstriye felan gidin. özellikle ehb odaklı tercih yapacak adamları bekleriz, ne diyelim.

    ek olarak da eğer elektronikle ilgiliyim, gelmeden birkaç bir şeye bakayım diyorsanız da silisyum.net'e bakabilirsiniz. evet, bölüm yazılımcı felan yetiştirmiyor; ama belli derecede programlama gerek diye düşünüyorum. thenewboston'dan c/c++ hatta python gibi dillere de bakabilirsiniz.

    edit: şu "bölümü net sevmeyen" muhabbeti biraz uzamış, bir açıklama getireyim. öncelikle bölümü sevmiyorum, ben bu tarz iş yapmak istemiyorum diyen adamların hepsi muhtemelen oks-lgs-sbs gibi sınavlarda yüksek puan alıp iyi bir liseye gidip sonradan da aynı şekilde iyi bir sıralama alıp tercih etmiş kişiler. belki farklı şehir, ortam nedeniyle aynı başarıyı gösteremeyebiliyorlar. lise ile üniversite bir felan değil. hocasına bağlı; ama evet iyi not almak isterseniz gram sevmeseniz bile konu çalışıp kaynaklardan soru çözüp varsa eğer çıkmış soruları çözerseniz iyi not almanız mümkün; ama yine de her ders için geçerli değil. hani hem 3.5 üstü ortalama yapıp üstüne bu bölüm yetmedi bana bir de çap yapayım dedikten sonra ben bu bölümden nefret ediyorum diyen adamı aklım almıyor. ayrıca bu tip adamlar nedense bana denk gelmedi pek, o yüzden kişisel fikrim olarak söyledim. benim gördüğüm bölümü net sevmeyen adamlar, harbiden de başarısız ve ilgisizler. hani ilgili olup başarılı olamayanı yine anlarım. yüksek ortalama yapıp elektroniği hiç sevmeyen, haberleşmeye yönelen arkadaşlarım var; ama komple bölümden tiksinip de iyi ortalamayla dolaşanı görmedim açıkçası.

    okulu veya bölümü savunmak gibi olmasın; ama bunun itü veya ehb ile alakası da yok. herhangi bir üniversitede boğaziçi, bilkent olur, elektrik-elektronik bölümleri okusa da bu insanlar sevmeyecek, bu konuda yapacak bir şey yok. zaten yazımın sonlarına doğru da yazdım, bölümü isteyen, araştırıp seven adam gelsin. endüstri mi ehb mi diye soran adam endüstri seçsin diyorum zaten. ehb aşkıyla yanıp tutuşup bölüme geldikten sonra mı söndü ateşiniz?
  • okuması zor ancak zevkli bölümdür. bitmek bilmeyen ödevler vizeler size gerçekten üniversite okuduğunuzu hisettirir.

    elektrik-elektronik mühendisliğinden farkı için:
    odtü, hacettepe ve daha birçok üniversitenin elektrik-elektronik mühendisliği programının aksine elektrik opsiyonu(paket dersleri) yoktur. elektrik-elektronikteki elektrik makinaları gibi zorunlu elektrik mühendisliği dersleri de elektronik ve haberleşme mühendisliği programında seçmeli olarak bulunmakta. devre teorisi, elektronik, elektromanyetik, sinyal ve sistemler gibi çoğu ders aynı. işin ilginç yanı bilkent, boğaziçi ve birçok vakıf üniversitesinin elektrik-elektronik mühendisliği programlarında da yüksek akıma dair hiçbir şey yok ama ismi elektrik-elektronik mühendisliği olarak geçiyor.