şükela:  tümü | bugün
  • altın sarısı saçlarıyla, -takımdaki benzer azlığından- leonardo di caprio ifadeleriyle, çelik gibi karın kaslarıyla bir taneciktir filipescu.

    galatasaray'da sanırım bir tek kaleci olmamıştır, nereye koysan oynar, çok kritik pasları, çok kritik golleri wardır filipescu'nun. defalarca rakibe tükürmekten dolayı ceza almış ama tükürmekten vazgeçmemiştir, çünkü ilk hareket rakipten gelmesine rağmen, filip suçlu görülmüştür.
  • adrian ilie ile aynı vakitlere denk gelir gaasarayda oynaması. gerçi filip biraz daha devam etti ilie gittikten sonra.
  • galatasaray'da oynadigi sure boyunca hagi ve popescu bacanak generallerin emir erligini yapmis kisi.
  • buz gibi soguk futbolcu.yuzunden ne bir mimik ne bir ifade cozebilirdik.
  • tam adı sebastian iulian filipescu'dur.
  • (bkz: filipescu)
  • bu adam çok pis tükürürdü rakiplerine. her defasinda da hakeme çaktirmamayi başarirdi. acayip sevimsiz bulunurdu rakip futbolcular tarafindan. ama avrupa'da buna profesyonellik diyorlar tabi ki. yine de çirkef bir adamdi. görevini iyi yaparadi ama , o ayri.
  • nam-ı diger lama filipecsu.
    ugur tutuneker'den sonra iyi balgam atan bir oyuncunun her zaman eksikligini hissetmi$ olan galatasaray'a ilac gibi gelmi$ti.
    samsunspor'lu cenk'e saglam bi balgam atıp cıldırtmı$ ama hakeme yakalanıp kırmızı kart gormu$tu. mac sonrası ''cenk'lerin orda cok romen kadın var herhalde bana romence bi sürü küfür etti'' dedi, ertesi gun futbol erkek oyunudur daha yumu$ak bi$i yapacak olsam bilardo oynardım dedi.
    ispanya'da sacları kazıttı tanıyamadık. sopa yutmu$ gibi yürürdü.
  • galatasaray'daki 1996 ruhunun yaraticilarindandi. stoper, sag bek, sol bek, orta saha her mevkiide oynadi. fatih terim'in has adamlarindandi. sonra gitti. gerekçesi ise artik daha büyük hedefleri olan bir takimda oynamak istemesiydi. birakip gittigi galatasaray, onun gidisinden 2 sene sonra kopenhag parken stadi'nda uefa kupasi'nin kaldirdi. o ise estadio manuel ruiz de lopera'da real betis ile ispanya ikinci ligine düstü.
  • yolu türkiye'ye düşen futbolcu ve teknik adamların iz bırakanlarını ya da ismi büyük olanlarını türkiye'den ayrıldıktan sonra takip ediyor görünmek, türkiye futbol medyasının mesai harcamalarındandır. dolmabahçe'de kısa süre görünen les ferdinand'ın ada'ya döndükten sonraki günleri, trabzon kıyısından demir alan şota arveladze'nin hollanda ve iskoçya serüvenleri, kadıköy'e bayrak diktikten sonra pek dikiş tutturamayan graeme souness'in ingiltere'deki didinmeleri düzenli-düzensiz yer bulmuştur gazete köşelerinde. benzer bir muameleyi kesinlikle hak eden filipescu da, real betis forması giydiği müddetçe futbol medyasının görüş alanındaydı. sonra real betis düştü, filipescu gözden düştü; kendisinden bir süre hiç haber alınamadı. meğer üç sezondur isviçre'nin fc zürich takımında oynuyormuş. meğer bugün, takımı, deplasmanda lider basel' i uzatmaların üçüncü dakikasında attığı golle mağlup ederek 25 yıl aradan sonra ilk şampiyonluğuna ulaşmış. ve meğer filipescu, son dakikada atılan bu golün sahibi ve takımının şampiyonluğunun mimarıymış. yaş haddinden emekli olacağı günlere yaklaşırken kazandığı bu onur için kendisini tebrik ediyor; tomas'ın gitme ihtimali ışığında, yolu bir daha buralara düşer mi sorusunu da sormadan edemiyorum.