şükela:  tümü | bugün
  • m. ö. 1375’te, tahta çıkan amenophis ıv, önce babasından devraldığı adını değiştirir,
    daha sonra da mısır din geleneği ile uyuşmayan, oldukça katı ve tektanrılı bir dini halkına kabul ettirmek ister. ancak, 17 yıl süren hükümranlığının ardından, o zamana dek bir başka örneğine rastlanmayan bu din rafa kaldırıldığı gibi, kralın anısı da lanetlenir.
    öte yandan, bu genç firavunun kurmaya çalıştığı din, ‘on’ (heliopolis) kentindeki bir başka geleneğe dayanmaktadır. bu kentte, güneş tanrısı’na adanmış tapınağın rahip okulunda değişik bir tanrı kavramı geliştirilmektedir. bu tanrı, ötekilerden farklı olarak, evrensel bir niteliğe büründürülmek istenmekte ve özellikle, hayli kapsayıcı ve ‘ahlaksal’ olan yanı öne çıkarılmaya çalışılmaktadır. kurulmak istenen yeni dinin tanrısı, güneş tanrısı olan ‘aten’ veya ‘atum’dur. işte, amenophis ıv, kendi geliştirmek
    istediği dinin öncüllerini bu dinde bulur. yeni dinsel arayış, kendisini güneş tanrısı’na dayandırmaktadır ama tapılan şey, güneşin maddi varlığı ve gücü olmaktan çok, soyut bir anlamda, onun tüm evrene hitap eden ışınsal gücü, enerjisidir. gerek
    mısır içinde, gerekse mısır dışındaki tüm canlıların yaratıcısı odur. o dönemin mezar yazıtlarındaki tanrısal övgülerin bir benzerinin, yahudilerin tanrısı yehova için de sonradan düzülmüş olduğu anımsanmalıdır. bunların yanı sıra, sıkı sıkıya vurgulanan
    bir başka önemli şey de, ‘tanrı’nın biricikliği’dir. amenophis, kendi düzdüğü ilahide açıkça, “rabbim; senden başka tanrı yoktur” der. genç firavun, kurmaya çalıştığı din konusunda alabildiğine hoşgörüsüzdür. öyle ki, eski anıtları bir bir elden geçirmekte ve nerede çoğul tanrı kavramına işaret eden bir yazı varsa sildirmektedir.
    öte yandan, bir tanrı’yı ve dini evrensel ölçeklere çıkartma arayışı, tarihsel/nesnel bir evreye de denk gelmektedir. tek tanrı ve evrensel bir din arayışının belirginleştiği o dönemde mısır, ulusal bir devletten, bir imparatorluk aşamasına gelmiş, sınırlarını
    alabildiğine genişletmiştir. amenophis ıv’ün ölümünü bir kargaşalık dönemi izlemiş, daha önce fethedilmiş olan geniş topraklar elden çıkmış ve atum dini bir yana bırakılarak, mısır’ın eski dinsel öğeleri yeniden egemen kılınmıştır.