şükela:  tümü | bugün
  • çek kökenli senaryo yazarı ve yönetmen. altmışlarda milos forman'la birlikte çalıştı. o yazıyordu, forman çekiyordu. dönem dubçek'in iktidara gelmesiyle sanatçılar için hareket alanı yaratmıştı ve çek sinemacılar da özgün işler çıkarma yolundaydı. ancak sovyetler'in 1968'deki işgalinden sonra yine forman gibi ülkesini terketmek zorunda kaldı. amerika'ya yerleştikten sonra eskisi gibi bir kariyere sahip olamasa da hatta bazı filmleri resmen sabotaja uğramış olsa da yine de az ama beğenilen filmlere sahip usta bir yönetmendir.
    (bkz: prag baharı)
    üç filmini izledim, üçü de ayrı döneminden. henüz altmışlarda çekoslovakya'da yaşarken çektiği intimni osvetleni (intimate lighting), amerika'ya yerleştikten sonra çektiği jeff bridges'li cutter's way (veya cutter and bone), ve doksanlarda sovyet blokunun dağılmasından sonra çektiği stalin.
    ilginç olan, zaten çok az filmi olan passer'in izlediğim bu üç filminde kronolojiye uygun olarak, filmlerinin giderek daha az iyi olması; tabii, kendi filmleri içinde kıyaslarsak, yoksa yine de ortalamanın üstünde bir yönetmen. intimni osvetleni'de bir çellist ve sevgilisinin taşraya seyahati ve kahramanlarımız üzerinden, taşra ve kent karşılaştırması var. pek güzl görüntüler ve eğlenceli bir anlatım eşliğinde.
    cutter's way, gördüğüm en değişik suç filmlerinden biri. uyarlandığı kitap da iyi. filmde dönemin amerikasının her türlü kaybedeni mevcut; ana karakterlerimiz vietnam'da vücudunun yarısını telef etmiş cutter, part time jigolo bone, ve cutter'ın alkolik karısı mo. filmin en başında bir cinayet işleniyor ama katili de hemen akabinde öğreniyorsunuz. bunların önemi de pek yok, oldukça sağlam bir drama. ve hatta bir bakış açısına göre değişik bir aşk filmi de olabilir, suçun sınıf üzerinden algılanışı da. sisteme karşı, varoluşları nedeniyle antipatik duran üç kişi ve karşılarında sistemin sembolleri.
    stalin ise tv için çekilmiş, ancak robert duvall gibi bir aktörü barındırıyor. passer geçmişinin ve stalin'den bizzat çok çekmişliğinin etkisiyle objektif olmamakla suçlanabilir ancak anlattığı olayların hiçbirinin temelsiz iddialara dayandığı söylenemez. tv için çekildiğinden zaman kısıtlaması yok bu nedenle stalin'in hayatındaki hemen her olaya değinilmiş. merak edenler için gayet güzel bir film. ama kimi yerlerde insanın içi öfkeyle doluyor tabi.