1. geronimo dili ve edebiyatında sık görülen bir uygulama olmakla birlikte bu dilin kullanılmadığı kimi sözlerde ve bu sözlerin kullanıldığı başlıklarda da görülen bir durumdur. hiç de gerekmeyen yerlere iyelik ekleri konularak yapılır.

    şapkasında gül olması, arabasının kapısını kapatmak gibi örnekleri mevcuttur.
  2. kurdeşen döktüren örneklerine tv deki yemek tarifi programlarında da rastlanılan durum.*
  3. gazete/dergi kimi zaman kitap başlıklarında görülebilen bir kullanım. canım yazar kardeşim, senin ruhsal çatışmaların olabilir, herkesin ruhsal çatışmaları olabilir, ama benim ruhsal bir çatışma sahibi olduğumu da nerden çıkarırsın? neden "ruhsal çatışmalarımız" diye kitap yazar insanı zan altında bırakırsın? sende varsa, "karen'ın ruhsal çatışmaları" diye yaz, bir grup insanda gördüysen "ruhsal çatışmalar" koy adını, orda genelle, neden iyelik eki kullanıyorsun. canım doktor kardeşim, anlıyorum yardımcı olmak istiyorsun, selülitler ile ilgili yazı dizisi hazırlamışsın. ama her okuyanın selülitli olması gerektiği fikrine nerden kapıldın? neden "selülitlerinizden kurtulmanın yolları" yazarsın da sahip olmaya bayılmadığımız şeyle aramıza samimiyet sokarsın.
  4. sahip olmadığınız bir şeyi sahiplenirseniz iyelik eklerini gereksiz kullanmış olursunuz.. bir nevi bizleştirmek ya da benimsemek hadisesi..

    oysa hayat müşterek değil mi?? “hayatım” dersin ama esasen senin değildir.. “ömrüm” dersin yine senin değildir.. “kaderim” derse biri; karşısına geçer pişkin pişkin gülerim.. bir insanın, kaderler arasındaki domino etkisinden haberi olmayışına acı acı gülerim.. neticede her şeyi bu kadar paylaşırken bir ötekiyle, mutlu olmak için bile bir başka insana ihtiyaç duyarken çoğu zaman; herkesle paylaştığın bir şeye sahip çıkıp iyelik ekini, hele hele birinci tekil cinsini ilave etmek yanlış, çok yanlış..

    çevremde (“çevrem” dedim burada mesela, hataya bakın, oysa ki o çevre, ben içinde bir yerdeyim diye “çevrem” demem kudümsüzlük, başka bir şey değil.. her neyse şöyle bir örneklemek istedim..) görüyorum işe gidip geliyor tip.. sonra açıyor ağzını “bizim şirketimiz öyle de, bizim şirketimiz böyle de.. var ya bizim şirketimiz on numara ya; dünya deviyiz biz..” gibi.. yarın birgün çalıştığın yeri babanınmışçasına, sana miras kalacakmışçasına sahiplenmeye gider bunun sonu yani.. zaten şirket dediğinin en az iki-üç ortağı oluyor; onlar da “nereden senin oluyor??” demezler mi?? demezler, insan kaynakları denen herzenin yavşak ağzıyla; “çalışanlarımıza aidiyet duygusu aşılayabildik, yaşasın!!” derler.. dünya bir acayip.. bir politikacı çıkıyor “vatandaşlarım” diyor hiç gocunmuyoruz.. nereden senin vatandaşın oluyorum birader?? devlet misin başıma??

    sonra bence bir insan hakkında “arkadaşım” demek için bile kendisinden müsaade almak lazım geliyor.. nasıl ki çok sevdiğimiz bir insan için, onu ne kadar çok seversek sevelim müsaade almadan “sevgilim” diyemiyorsak, bir zahmet izin alalım arkadaş bildiklerimizden de.. sonra karışıyor birbirine.. mesela sanal alemdeki gibi arkadaşlık teklif etsek.. kabul falan edilsek.. “annem, babam, kardeşim..” bunlar tescilli şeyler, ayrı.. ama şu an kim bana arkadaş, kim değil, şüphelerdeyim adeta.. bir de bazı insanların arkamdan “arkadaşım” demesini hiç istemiyorum ben.. yazık bana..

    çok saçmaladım galiba.. bir hayal kuruyorsun, bir rüya görüyorsun, aldanıyorsun bazen.. olmayan bir şeye inanıyorsun, sahipleniyorsun kurguyu.. sonra oturup böyle entry giriyorsun.. hoş değil..

    mesela bu ‘entry’ de ‘yolla’ya basıldıktan sonra bana değil ‘sözlük’e ait olacak.. arkasından “entry’m” diyemem.. o yüzden şakalar yapmak isteyen, çok çarpıcı fikirleri bulunan, komik olduğunu düşünen ve bunları ifade etmekte zorlandığını da düşünmesi gereken sabırlı-sabırsız taş gibi yazarlara bu sorumluluğu dikkate alarak davranmalarını rica ediyorum.. kimse “mengubitig sözlüğü bozuyor..” demez, herkes “sözlük çok bozuldu..” der.. zaten kimse “bu mengubitig’in hayatı kötü, yazık..” demez, ben anlatırım onlar “hayat kötü!!” derler ve benim hayatımdan kendilerine dersler çıkarırlar.. ya ya..

    birinin dizine yatsam, o bana bir hikaye anlatsa, ben de büyüsem..
  5. canısı, aşkısı gibi ne idüğü belirsiz sözcüklerde tavan yapmıştır bu kullanım. çünkü sözcüklerin üzerindeki "ı" ve "sı" eklerinin ikisi de iyelik tekil üçüncü kişi ekidir ve türkçe'de aynı görevde iki ek üst üste kullanılmaz.
  6. - hoşgeldin sevgilim.
    + arkadaşım bela mısın kız seni reddetti, senin değil benim sevgilim yürü git!

iyelik eklerinin gereksiz kullanımı hakkında bilgi verin