şükela:  tümü | bugün
  • 1 aylık çaylak yapılmamla ilgili ön açıklama:

    son entrym olduğu için burada açıklama yapmam konuyu netleştirecektir.

    1 aylık süre ile lanetli çaylak yapılmamın sebebi benim bilmediğim bir sözlük kuralını ihlal etmiş olmam sözlük formatında.

    birden fazla birbiriyle alakasız başlığa alakasız bakınızların kısa bir süre içerisinde verilmesi (flood) bir kural ihlali. bunu biliyorum. benim kemal kılıçdaroğlu’nun belgeleri ile ilgili başlıklarda yine aynı belgelerle ilgili kendi başlıklarıma 24 saatlik sürece yayılmış şekilde bakınız vermem flood olarak kabul edilmiş ve format dışı kabul edilip ceza verilmiş.

    benim burada bilmediğim; alakalı başlıklar altında başka alakalı başlıklara da belirli bir süreç dahilinde (halen bu sürecin minimum değeri hakkında net bir bilgi edinemedim) bakınız verilmemesi gerektiğini bilmiyor olmam. bunun alakalı bakınızlar olması sebebiyle flood olarak sayılmadığını biliyordum, dolayısıyla bu kuraldan habersiz olarak yaptığım bu eylemden dolayı bir aylık ceza aldım. yönetimin çaylaklık kararı bu anlamda doğru. ben de bu kuralı bu vesile ile öğrenmiş oldum.

    çaylaklığın yazdığım entrylerle ya da entrylerin içeriği ile bir alakası yok. bu da iki ay önce “eğer entrilerimde bir hakaret, karalama, iftira olsaydı sözlük yönetimi beni uçururdu” söylemimi kanıtlamış oldu. sözlük yönetiminin bana iltimas geçtiği, koruduğu, hakaret ve iftiraya müsade ettiği gibi yalanların ve karalamaların da gerçek olmadığını ortaya çıkarmış oldu.

    ——————

    (bkz: kılıçdaroğlu belgelerin tuzak olmasından çekindi) başlığında bahsettiğim üzere kemal kılıçdaroğlu'na bu belgeler birileri tarafından getirilmiş, fakat kılıçdaroğlu getirenlerin kendisine tuzak kurma amacı taşıdığından uzun süre şüphelenmişti, belgelere de bir türlü güvenememişti.

    (bkz: kemal kılıçdaroğlu'nun belgelerinin kaynağı) başlığında uzun uzun bu belgelerin kaynağı kim olabilir diye fikir yürüttüm. neden kaynağını açıklayamadığını irdeledim.

    buna rağmen dün bu güvenemediği belgeleri açıkladı fakat ne basına verdi belgeleri, ne de suç duyurusunda bulundu. aksine ikisini de yapmayacaklarını açıkladı.

    (bkz: kılıçdaroğlu'nun belgelerle suç duyurusu yapmaması)
    (bkz: kılıçdaroğlu'nun belgeleri paylaşmaktan çekinmesi)

    eğer iktidarı yolsuzluk belgeleri ile yıpratıp seçim kaybettirmek istiyorsan bu belgeleri hemen tüm basın organlarıyla paylaşırsın sıcağı sıcağına. günlerce bekletmezsin çünkü vurucu etkisi kaybolur. bam bam bam ardarda darbeleri geçirmen gerekir.

    ama kılıçdaroğlu bunu yapmadı.

    iki gündür gözlemlediğim kadarıyla chp'den iyi parti'ye kayan seçmenin gazı alınmış ve yeniden chp'ye dönüşler başlamış. insan sormadan edemiyor, acaba kemal kılıçdaroğlu'nun bu belge şovunun en birincil amacı iyi parti'ye kaybettiği oyları geri getirmek miydi? belgelerin sıhhatinde ve kaynağında sorun olduğu için daha fazla ileriye gitmeye cesaret edemiyor mu?
  • (bkz: yazık la kimin çocuğuysa)

    çocuğum belgeler gerçek mi değil mi onu konuş. swift kodunu sorgulamakla başlayabilirsin misal.

    böyle vasat algılarla ne yapmak istemektesin nereye varmaktasın.

    belgeleri konuşalım chp'nin oy kaybetmesini değil.

    senin işinde zor şerefsizim kıvır da kıvır.

    (bkz: omurga şart)
  • lord,nick bulmam lazım ve daha nicelerine dünden beri yoğun mesai yaptırtan belgelerdir.
    halbuki atatürk hakkında tonla hakaret yazmaları gereken şu dakikalarda iki gündür sürekli başlık açmak,manupule etmek,işi sulandırmak,dikkati dağıtmak zorundalar.tasmanız kimde,paranız nereden gelir umurumda değil,sadece keyifle ,gülerek ve acıyarak okuyorum her birini.
  • iyi partiye oy kaybetmeyeyim derken koltuğu kaybedecek gandi bu gidişle.
    bu adamın son derece kullanışlı ve çok kolay maniple edilebilecek bir insan profili çizdiğini ve değil devlet bir şirketi bile yönetemeyeceğini göremiyor mu aklı başında chp seçmeni!!??
    yeter yani, bu ülkeden adam gibi bir muhalefet çıksa da adam gibi siyaset tartışıp doğru yolu bulabilsek.
  • bir yazar demiş de cumhurbaşkanı açsın davayı diye...

    tayyip'in avukatları zaten açıyorlar tazminat davasını. kılıçdaroğlu mecburen elindeki kağıtları ya mahkemeye sunacak ya da iftira atmış olacak.

    kağıtlarda (eğer gerçekse bile) suç unsuru yok. gayet yasal, kayıt altına alınmış para transferi... pis işin dekontu olmaz. örnek olarak zafer'in saati gibi... o rüşvettir ama bu gayet yasal.

    kağıtlarda recep tayyip erdoğan ismi geçmiyor. ama suçlamalarda tayyip erdoğan hedef alınıyor.

    kılıçdaroğlu tazminatı ödeyecek gibi duruyor.
  • yahu bu nasıl andavallık? açıklanmadı çünkü henüz saray danışmanları belgelerin nereye kadar uzadığını bilmiyorlar ve bu yüzden reiz de net bir açıklama yapmaktan çekinip belgeleri sunması için ısrar etti. belgeleri bekliyorlar ki nasıl bir duruş alacaklarına karar versinler. bu kadar basit.
  • işi sulandırıp yine dış güçlere bağlayan troll yazar tespiti.

    vızıltı yapmayalım. belgeler gerçek mi? eğer değilse kanıt bulmaya çalışın. yok gerçekse reis sözünde dursun. bu herifin söylediklerini her seferinde siz toparlıyorsunuz, üzülüyorum. yapmayın. düşmeyin bu kadar.
  • içerikten bağımsız denebilecek, iki sorum var yönetime:

    birincisi; bu konu ile ilgili hazırda bir yığın başlık var iken, neden aynı kişi, sürekli yeniden ve farklı başlıklar açıyor? ikincisi, moderasyon, nasıl bir mantık yürüterek bu duruma izin veriyor? benim bildiğim kadarı ile, ekşi sözlük'ün formatı gereğince, bu konuda açılan tek bir başlıkta, farklı açılardan bu konu irdelenir idi.

    bu konu ile ilgili başlıkların uygun bir şekilde birleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum; umarım sözlük yönetimi, bu konuda gereğini yapar.

    edit: "uygun bir şekilde" ifadesi eklendi; zira başlıkların doğrudan birleştirilmesi de, çeşitli sorunlara yol açabilir, emin olamadım.