şükela:  tümü | bugün
  • insandan insana, kültürden kültüre değişen kavramlar; sosyal olaylar ya da devrimlerden de etkilenir bu kavramlar..
  • (bkz: siyah ve beyaz)
    (bkz: gri)
  • sosyal yapıların ve birey mentalitesinin değişken olduğu gerçeğini göz önünde bulundurduğumuz takdirde, birleşimleri ve kesişimleri her zaman birbirlerine eşit olacak kümedir.
    insan insan olduğu sürece iyi ve kötü göreceli kalacaktır.
  • kotuler actirlar, ellerinde olmayan ama baskalarinda gordukleri herseyi isterler.
    (gormediklerini isteyenler de vardir ama onlarin durumu daha iyi bence)
    ellerine gecince de huysuz cocuklar gibi kirarlar,bozarlar ve yine mutsuz olup baska seyler isterler.
    isteklerinin bir dogrultusu,bir amaci da yoktur.
    yasamak isterler ama neden yasiyosun diye soruldugunda verecek pek cevaplari yoktur.
    ya da cevaplari daha cok les birakmak olabilir.
    kotudurler,cunku kotuluk gormuslerdir.
    iyi olmanin enayilik oldugunu dusunurler.

    insanciklar ise bu kotulerin kuklalaridir.
    suru halinde yasarlar.
    onlar istemezler, onlerine suruleni yerler,yaparlar.
    onlar kotulerden iyi midir, kotu mudur kararsizim.
    ama iyi olamiyosam kotu olmayi tercih ederim,insancik olmaya.
    madem adalet yok,madem iyilik de yok ...
    kotu,cirkin,curuk olayim derim kendi kendime.
    ama hemen sonra annemi hatirlarim.
    kardeslerimi hatirlarim.
    hayvanlari hatirlarim.
    iyi insanlari hatirlarim.
    onlarin varligi beni iyi olmaya davet eder.

    ama yine de iyilik ve kotuluk aslinda birdir.
    herkes kendi capinda iyi ve kotudur.
    sadece cap daraldikca insancik olmaya meyl edersin o kadar.
  • (bkz: dualizm)
  • bu ayrımın mutlak olanını, psikoloji ve çağdaş edebiyat gibi türk mitolojisi de kabul etmiyor.

    bay ülgen bir dişi ve bir erkek insan bedeni yaratır. ancak onlara verecek ruhu bulmak için kayra kan'ın yanına gitmelidir. yokluğu sırasında bedenlerin başına bir şey gelmemesi için köpeği bekçi olarak bırakır ve yola çıkar.

    ülgen gittikten bir süre sonra, erlig kan* gelir. köpeği, ona altın bir post vereceği vaadi ile uzaklaştırır. bedenlere yaklaşır ve onları tükürükleri ile kirletir.

    ülgen geri döndüğünde olanları görür. köpeği, insanlar tarafından aşağılanacak bir hayvan olarak yaşamak üzere dünya'ya gönderir. ancak bedenlerin temizlenecek bir hâli kalmamıştır. ülgen de bedenlerin "içini dışına çevirir" ve onlara ruh verir.

    hikâye böyle.

    bakalım okuduğumuzu anladık mı? hepimiz ülgen'in yarattığı bir bedene, kayra'nın verdiği bir ruha sahibiz. ancak hepimizin içinde erlig'in tükürükleri var.
  • akşam seyrettiğim bir fantastik dizide iyi kahraman (seeker) büyücüye (zedicus) dedi ki "içimdeki nefreti hissedebiliyorum, ben nasıl kahramanım falan filan". büyücü dedi ki; "nefret, hırs, intikam tüm insanlarda olan bir duygudur. iyi ile kötü arasındaki fark iyilerin bu duygularını eyleme dökmemesidir"
  • bir hikaye var ki bununla ilgili mutlaka buraya yazılmalı.

    leonardo da vinci ‘son akşam yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… iyi’yi isa’nın bedeninde, kötü’yü de isa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…

    resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin isa tasvirine çok uyduğunu fark etti. onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

    aradan 3 yıl geçti. ‘son akşam yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak leonardo da vinci henüz yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı… leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

    günlerce aradıktan sonra leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.

    kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. zavallı, başına gelenleri anlamamıştı.

    leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…

    leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.

    şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: ‘ben bu resmi daha önce gördüm…’ ‘ne zaman?’ diye sordu leonardo da vinci, o da şaşırmıştı. ‘üç yıl önce’ dedi adam..’elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. o sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni isa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’

    kaynak: http://kitaplog.net/…o-coelho-seytan-ve-genc-kadin/