şükela:  tümü | bugün
  • pembeler morlar ve turkuazlar kümelenmiş. yer ile gök yer değiştirmiş ve ıssız bir yarımadanın tamamı görülüyor. birkaç dakika sonra orada olmak mümkün. paylaşılmaması günah olacak kadar güzel. kimsesizler kimsesizleri arıyor. kalabalığı utandıran huzurlu bir konuşma. trafik, asfalt, sert topraklar, kaldırımlar ve nihayet apartmanlar arasında bir teras ve artık ihtişamını kaybetmiş gün batımı. herkes konuşmadan anlaşılan o akşamı hatırlıyor. çıplak ayakla dışarı çıksak ve sarılsak da olurdu ama geçti artık. eskisi gibi olamadı.

    hasta olup iyileşmeyi istememek mümkün. hasta olduğunu bildiğin halde, iyileştiğinde daha iyi hissedeceğini bildiğin halde mümkün. dünya değişsin, onlar değişsin, o değişsin. sonsuza kadar ve geri dönülmez şekilde değişsin. evet hastalık var ama herşey ancak böyle güzel.
  • hastayken aile ve arkadaşlar tarafından gösterilen ekstra ilgi ve şefkati kaybetmeme isteğidir.
  • yaşama sevincini kaybetmektir. tüm tedavilerin rededilmesi.
  • ruhsal olanı da var. kendi yaralarının hastaları. "şu kolumu oydular bak yarası duruyor". o yara izi bir zaman sonra size güzel gelmeye başlar ya. "şu kolumu oydular. oyulmadan önce neler yapardım ben onunla". e, şimdi de yap. koparmış da olabilirler, tıp ilerledi! taktır yeni kolunu, önceden ne yaptıysan daha iyisini yap. ya da daha kötüsünü yap ne bileyim! daha önceden de demiştim "bu neyin memuriyeti?". "kolumu oydular." hay koluna! hay yarana, yara bandına, hay seni yaralayacak kadar sana kıymet verene de! hay ki hay! "öyle deme, kolumu oydular. bak yarası duruyor orada." hay!

    yaşamamak için bulduğunuz/bulduğumuz bütün bahanelerden iğreniyorum. hata yapmamak için sığındığınız/sığındığımız bütün limanlardan. su bassın onları. öyle kalakalın. biri gelip sizi/bizi kollarınızdan/kollarımızdan tutup sarssın. su, boğazınıza/boğazımıza kadar gelsin, kollarınız/kollarımız bağlı sarsılmaya devam edelim. zira anladım ki ancak, ancak boğulma noktasında "ne yapıyorum ben?" diyebilecek bazılarımız/hepimiz.

    kolu"m"a da yara"m"a da başlarım, demek, maalesef anladım ki ölmeden 30 saniye sonra anlayacağı"nız" bir şey.
    ve yine, kolunuza da yaranıza da başlarım.
  • öncelikle (bkz: sekonder kazanç)

    iyileşmeyi istemeyen bir insana iyileşmesi için bir şans vermek istiyorsanız böyle insanları kendi hallerine bırakınız. tabi eğer sizin de iyileşmeyi istemeyen bir tarafınız yoksa... hastalıktan elde edebilecekleri bir kazanç olmadığını anladıklarında ya iyileşmeye karar verirler ve bunun gereklerini yerine getirirler ya da bununla baş edemeyip iyileşmemenin sonucu olarak ölmeyi seçebilirler. iki seçim de kötü değil, iki seçim de mümkün ve iradi.
  • beklemediğin biranda yediğin bir ( birden fazla da olabilir tabii, hatta tüm şarjör olsa daha afilli olur) kurşunun izini madalya gibi taşımaktır. aynaya sadece kurşununu görmeye gidersin, dur bak aslında çıkar o diyenlere küfürler savurup, görmüyor musun kardeşim yaram ağır, yaram kanıyor diye feryat edersin, istersin ki gelmiş geçmiş en ağır yarayı sen almış ol, istersin ki ayakta her dakika kanayışına elalem imrenerek baksın, kolu bacağı kopanlar elem etsin aah şöyle yaramız olmadı be kardeşim! diye.

    sen geç aralarından istanbul'u aldın hadi, hadi roma'yı yaktın, ne kahramanlık varsa hepsini silip yeniden yazdın, hadi! gözünü yarandan ayırıp failine bakmak bile gelmez içinden, mesele düşman değil ne de olsa yara yara! gelip gidenlere öfken artar, yeterli alkışı duyamadığında elin ayağına dolanır, resmen küçük bir çocuk gibi yabancının eteğinden tutup gösterirsin yaranı, etmediğin küfür, yemediğin ah kalmaz! geçer derler, geçer azcık öksür mesela kendisi düşer belki, bir uzan bakalım, yok dersin o orada kalacak.

    kalmaz ama, çok kan kaybeder insan bu durumlarda, kendi görkemin de şatafatın da taş zemine siner aralardan alt katlara damlar, durduramazsın. ha öldüm ha ölecem dersin ama hala göğsün de madalyan! aah o madalyan! al onu tüm dünyayı dolaş, al onu okyanuslara göm! ejderhalara yem et, krallara öptür. al onu da iki dilim ekmek arasına koy, al onu bitmeyen bir yoklukta var et.. aah madalyan.

    ee modern tıbbı da savuşturdun madem öl artık o zaman, o da sana madalyanın hediyesi olsun, ne güzel yaşam! kahramanca öl öl ki yok sayılsın tüm günahların, trafik olmazsa burdan cennete ne kadar sürer ulaşman! çünkü emin ol ölünce o madalya yok oluyor, ölünce onu senden geri alıyorlar, keltleri düşün neden nehirlere emanet ettiler ölülerini? iyi kararlar sudan gelir çünkü! geçince o suyu artık bir daha ölmezsin, ya da kim bilir ölmüş olmak bile değiştirmez bir şeyleri. ama bi' öl allah aşkına bi öl de o madalyanı söksünler göğsünden, al aşağı edilsin itibarın , bi ' öl de toprağı bile özle, sonrası kolay, sonrası inan bana çok kolay. madalya yok, düşman yok, savaş yok, sonrası çok kolay, ama önce öl bi' nazikçe! sonra mutlak tedavi sonun inan bana!