şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kimi demiş iyilik yap denize at , kimi de demiş kötülük bazen iyidir. sonucu pek belli olmayan bir karşılaştırma.
  • ''iyilikler kuma, kötülükler taşa yazılır''..

    (bkz: aziz bey)
    (bkz: şubat)
  • iyiliği yok edemeyiz, ama kötülükleri elden geldiğince denetleyebiliriz. duayla, büyüyle.

    kötülük de iyiliğe iyilik de kötülüğe zorunlu olarak gebe. diyalektik gereği. iyilik ve kötülük hem eylemeyle hem dua ve büyüyle. alkolün etkileri ve tekil etkileşimleri gibi. yüzleşmeyle, zaman paylaşmayla, feleğin** o andaki durumuyla ilgili. yoksa her şey gelip geçiyor, duayla da büyüyle de kimse pozisyonunda sabit/durur kalamıyor.* evrenin canlılığıyla ilgili bu duramazlık.
  • her insanın icinde iyilik de kotuluk de var.
    hangi tarafı buyuturseniz o taraf buyur:

    cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu. onlara dedi ki:
    içimde bir savaş var. korkunç bir savaş. iki kurt arasında:

    bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.

    diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.

    aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde.

    çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına "hangi kurt kazanacak?" diye sordu.

    yaşlı cherokee kısaca cevapladı:

    "beslediğiniz".
  • insan kötülüğü seçebilir ama iyilik yapmaya mecburdur.

    işte bazen sırf bu mecburiyete teslim olmamak için bile kötülüğü yapabilir. ikisinin arasında böyle bir ilişki vardır.
  • ve şehrin yaşlılarından biri, 'bize iyilik ve kötülükten bahset.' dedi.

    ve o cevap verdi:

    'yalnızca içinizdeki iyilikten bahsedebilirim, kötülükten değil.
    çünkü kötülük, kendi açlık ve susuzluğu içinde
    azap çeken iyilikten başka ne olabilir ki?

    gerçekten de iyilik, acıktığında en karanlık mağaralarda bile
    yiyecek arar ve susadığında kirli, durgun sulardan bile içer.

    siz, kendinizle bir olduğunuzda iyisiniz; bununla birlikte,
    kendinizle bir olmadığınızda, kötü değilsiniz.

    çünkü parçalanmış bir aile eşkiyaların ini değildir;
    sadece parçalanmış bir ailedir.

    ve dümensiz bir gemi, tehlikeli adalar arasında
    amaçsızca dolaşır durur, ama dibe batmaz.

    siz, kendinizden bir şeyler vermeye çabaladığınızda iyisiniz;
    kendiniz için bir kazanç sağlamaya çalıştığınızda ise,
    kötü değilsiniz.

    çünkü, bir şey kazanmak için uğraştığınızda, toprağa tutunan
    ve onun göğsünde beslenen bir kök gibisiniz.

    doğaldır ki, meyve köke 'benim gibi, olgun, dolgun ve bol bol veren ol..' demez.
    çünkü, almak nasıl kök için bir ihtiyaçsa,
    meyve için de vermek bir gereksinimdir.

    konuşurken tamamen uyanıksanız, iyisiniz.
    ama, diliniz anlamsızca kekelerken uyukluyorsanız,
    kötü değilsiniz;
    ve sürçen bir konuşma bile, zayıf bir dili güçlendirebilir.

    amacınıza doğru sağlam ve cesur adımlarla ilerlediğinizde iyisiniz;
    fakat oraya topallıyarak gittiğinizde de, kötü değilsiniz.
    çünkü topallayanlarınız bile geri gitmez.

    fakat güçlü ve hızlı olanlarınız, incelik gösterin
    ve topal birinin yanında asla topalllamayın.

    siz, sayısız konuda iyisiniz ve
    iyi olmadığınızda ise, kötü değilsiniz.
    sadece oyalanıyor ve tembellik ediyorsunuz.

    ne yazık ki, geyikler kaplumbağalara çevikliği öğretemiyor.

    iyiliğinizin, üstün beninize duyduğunuz özlemde saklı
    ve bu özlem herbirinizde mevcut.

    ancak bazılarınızda bu özlem, yamaçların gizemini
    ve ormanın ezgilerini taşıyarak, büyük bir güçle
    denize doğru akan bir sel gibidir.

    ve diğerlerinde ise, dönemeçlerle ve kavislerle yolunu kaybeden,
    kıyıya ulaşmadan önce oyalanıp duran durgun bir ırmağa benzer.

    yine de özlemi fazla olanın, az olana 'neden bu kadar yavaşsın,
    neden duraklıyorsun? ' demesine izin vermeyin.

    çünkü gerçekten iyi olan, ne çıplak birine, 'neden elbisen yok?'
    diye sorar, ne de evsiz olana 'evine ne oldu? ' der.'

    halil cibran
  • kötülük daha güçlüdür...

    40 yıl birine iyilik yap tek yaptığın bir kötülük 40 yıllık iyiliği yok eder.

    ama 40 yıl birisine kötülük yap yapacagın tek bir iyilik küfür yemene sebebiyet verir.
  • yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. o merakla, sordu dedesine: yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

    – “onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”
    – “neyin simgesi” diye sordu çocuk.
    – “iyilik ile kötülüğün simgesi. aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. onun için yanımda tutarım onları. çocuk, sözün burasında; ‘mücadele varsa, kazananı da olmalı’ diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

    – “peki” dedi. “sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”

    bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

    – “hangisi mi evlat? ben, hangisini daha iyi beslersem!”