1. "iyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin kârı" lafı boşa söylenmemiştir.
    iyiliğe her zaman iylik ile mukabele edilecektir, bu mutlak ve muhakkaktır, belki tüm önermeyi değiştiren şey, bu karşılığın vadesi olarak hangi zamanın ve vericisi olarak da kimin/neyin seçildiğidir.
    yapılana karşılık iyilik, şefaat ve her türlü beklenti, eğer o iyiliğin yapıldığı kişiden ve yapanın vadesinde bekleniyorsa, bu tarz kısa vadeli hayalkırıklıkları ve üzüntüler muhakkaktır.
    yok eğer yapılan edilenler, başka bir merciin rızası ve akabinde ondan gelecek karşılıklar için yapılıyorsa, o zaman bu önerme ezelden ebede doğrudur.
    en azından kimileri için.
    ilgili olarak bir alman atasözü geliyor akla:
    tanrının değirmeni yavaştır, ama kusursuz öğütür
    işte burada da şu meşhur ama*, kendisinden önceki yavaşlığı, yani vade mevzusunu ortadan kaldırıyor ya da herşey sadece bana öyle geliyor.
  2. insana belki de en çok koyabilecek durumu kategorize eden atasözüdür.
    bir kişiye veya kişiler grubuna iyilik etmek, "insan" olmanın gereği karşılıklılık ilkesine doğrudan doğruya bağlı olmamalıdır.
    buna karşılık, bir kişi ile diğer kişi veya kişiler grubu arasındaki yaşanan hadiseler; ortaya, "hukuku olmak" durumunu, yine "insan" olmanın icabı olarak çıkartmalıdır.
    şimdi, bu olması gerekenler kısmını bir tarafa bırakıp; hayatın gerçeklerine, yani bir bakıma "modernleşmiş bir tür hayvan" olan insanoğlunun yarattığı "orman hukuna"na gelelim... bu "hukuk"un temel kaidelerini şöyle özetleyebiliriz;

    1- adamını kayır,
    2- seninle ne kadar problemi olsun veya hiç olmasın, ez, yok et, parçala,

    efendim, karşımızdakilerin "mayası" diye de tabir edebileceğimiz ta çekirdeğinde "insanlık" yok ise entrymizin de başlığı olan atasözümüz sahne alır, sahne budur...
  3. cig sut emmis sozunun cikma sebebi olarak tahmin ettigim cok anlamli bir cikarimdir. hayatin genelinde soz konusu olan bu hadiseye karsi, onceden biliyor olmak daha az sarsicidir. zira karsilastiginiz her 10 kisinin 8 i, yapacaginiz iyilige karsi bu basliktaki bu guzide sozu size kanitlayacak deneklerdir. onceden basiniza gelecegi bilirseniz hayal kirikligina ugramazsiniz.

    bunun dost, akraba turunde yapilanlari vardir ki tahmin etseniz bile icinizde biseylerin yandigini hissedersiniz. kalbiniz oyle kirilir oyle kanar ki ruhsal acinizi biyolojik olarak bile hissettiginizi farkedersiniz.

    bir de yaptiginiz iyiligin/iyiliklerin zerre hatirlanmadigi durumlar vardir ki "bu kisiye mi iyilik etmisim ben" dedirtir. iyiligin asaleti oyle sarmistir ki damarlarinizi, haketse bile yuzune vurmazsiniz o kisi icin yaptiklarinizi.. cani sagolsun deyiverirsiniz.. iste o ruh hali, yapilan kotulukten bile daha kotudur. agir gelir kimi zaman. tasimak zorunda oldugunuz agir bir yuktur gorulmeyen.. "kullan at" politikasinin; pragmatizminin bir ornegi gibi hissetmeye baslarsiniz kendinizi. acidir hayat; acitir kimi zaman.
  4. ne yazık ki bu söz doğrudur, çünkü insanoğlu hep kendi çıkarını düşünür. özellikle bencil biriyse, yaptığının yanlış olduğunu bile bile yapmaya devam eder. dost tarafından, hem de başkalarıyla ara bozmak amaçlı yapılınca daha bir koyar, hele bir de eliniz kolunuz bağlıysa. ama yine de umut fakirin ekmeği..
    (bkz: keser döner sap döner gün gelir hesap döner)

iyilik yap kötülük bul hakkında bilgi verin