şükela:  tümü | bugün
  • "bir fenomendir o..." desem abartmış olmam:

    hırçın, umarsız ve acaip rahat görüngünün (buna fenomene ait manzumeler de dahil) altında* ; naif, ürkek, interaktif, sevgidolu, empatik, hayli de sempatik ve hayli şeyi kendine dert etmeyi görev bilmiş rahatsız bir çocuk debelenir durur... kimliklerinden biri de "ekşi sözlük yazarı" olan güzide fenomenin bu hırçın/çılgın ve umarsiz hali sevgi/hoşgörüdoluluğunun sonucudur aslında... hayattaki duruşu, öylesine tutarlıdır ki 'kendi içinde ahenkle dans eder' desem yeridir : tükürdüğü yüze daha bakmaz, bir daha bakacağı yüze de asla tükürmez bu rahatsız ve üstüne tahmin bile edilemeyecek neleri, dert ve vazife edinmiş rahatsız çocuk... velhasıl genellikle de hakedenin bile tükürmez yüzüne işte... : çocukluğundan değil, bilakis tutarlılığının yetişkin tarafı fazla ağır bastığından... yetişkinliğin hakkını her daim veren bu hayta kız, ona sorarsanız, birtürlü yetiştirememiştir lakin yetiştirmek istediği yere hal-i pürmelalini... kendisi yara olmuştur içinde her kim ki/ne ki kalmışsa ondan geride... geriye atamadığı -atılasıca- nice şeyi de kendisi yara yapmıştır içinde... bazı bazı anlarsınız; atmak ister kendini ortaya -şöyle ondan beklenmedik birikmiş bir hırsla- içindeki vaiz...
    lakin -esasında/özünde- hayta kız, tutar onu en tutulmaması gereken yerde bile...
    çok hastır... çok sağlamdır onun kişiliği ve dostluğu...
    o farkında bile olmadan -ama farkına bir varsa kendine son derece hak vereceği- bir duvar örmüştür insanlarla arasına... örmüş olduğu -üçboyutlu olduğundan- kocaman görünen duvar, aslında gayet ince bir kağıttan yapılmıştır ve geçit vardır herzaman duvarı geçmeyi sahiden isteyene...

    hayta kız, modern ve geleneksel arasında -tabiri caizse- tam da arafta kalmış: bir hayli modern, bir hayli geleneksel, bir hayli maraşlı, bir hayli adanalı, bir hayli geniş, bir hayli muhafazakar, bir hayli dünyalı, bir hayli cinsiyetüstüdür*... her konu bağlamında bu "bir hayli"ler (ki bunları çoğaltmak son derece kabil ve yerindedir), tutarlı görüşleri yansıtırlar okuduğunuz entrylerden malumunuz... hayta kız iyi harmanlamıştır kendi içinde bunların hepsini... ama engel olamamıştır bu pahabiçilmez harman arafta kalma sorunsalına... vesselam çok nadide bir ganimettir işte bu deli kız etrafını saran hayli riyakar atmosfer için... atmosferde mikro klima bölgeleri mevcut elbet... rica ederim sevenleri* endişelere gark olmasındırlar -ve onun da arzu ettiğini sandığım üzere- her daim iyisaatteolsunlar... -aklıma gelmişken ve yeri de gelmişken!- 'bu nick hiç korkunç değilll... aksine komik bir hikayesi vaar' desem anlatırsın artık bi ara değil mi haskız?

    hamiş: eşref saatimde değil eşşek saati*mde yazdım bunları: tespitlerde/teşbihlerde bir kusur yaptı isem af ola haskızım... lisans mezuniyetinde bulunamadıydım... eh artık lisansüstünde bendenizi kırmaz dönemdaş lisansüstü grubuna, bir mezuniyet hatıratı bastırmaları hususunda önayak olursun da cümlemizin içinde durmaz: uzuun uzuun* oraya yazarız bize kattığın ve senden bize kalan ne varsa*...
  • gidecekmis...kararindan da vazgeciremiyoruz...
    herseyi yeniden yaratacakmis, eksenini de yaninda goturecekmis, daha neler neler...
    taraflar var, esit de dursalar eşit sayil(a)mazlar. "gitsin hocam gitsin" diyenler, "kalsin hocam kalsin" diyenler...
    ben mi? "kalsin hocam kalsin" grubundayim.

    zaman geciyor daha da hizlandi sanki bu aralar ...

    yarattigim tum formulleri tum calismalarimi cop kutusuna koyup yakti...
    zaten benim herseyi formuluze etmemi de sevmez, okumadan yakti eminim, uzuldum... ben onun icin yapmistim... daha oncekileri de...

    konunun acilmasiyla kapanmasi bir oluyor...
    onune gelen herseyi elinin tersiyle itiyor, ekseninden cikariyor...

    kizlarina verdi bu aralar kendini sanirim onlar da biseler anlatiyor kendine ama...
    birtanesinin* erkek oldugunu soyledim ama o kabul etmedi, ben onun uzerine basmistim yanlislikla cok kucuktu,
    ozur diledim kendinden, "kirigin cikigin yok degil mi" dedim, baktim.. "yok" dedi, su verdim, optum, kokladim anasi gormeden...
    iyi şimdi kendisi, iki yaprak da vermis gordum.. tabi anasinin sevkatiyle olmus bilirim; abin senin uzerine basti ama hayat
    devam ediyor... sen buyuyeceksin... daha neler neler..

    biri yapraklarini sarartmis.. adini hatırlamıyorum şimdi kizinin.. topragini degistirdi gece yarisi cikardi saksisından, daha buyuk
    bir saksiya tasidi, saksinin tamami kok olmustu... uzuldu... toprak yetmedi, asagi indi toprak aldi... kokler hava
    almasin, cicegim solmasin, kizim olmesin diye.. "bu topragi calmis olmam" degil mi dedi.. "olmasssin" dedim... "ama baskasinin
    saksisindan aliyorum" dedi... "gitmem gerek, yetistirmem gereken formuller var" dedim... sonra dayanamadim arkami donup "o
    saksiya topragin nerden geldigini saniyorsun ki" dedim... yuzume bakti.. gittim..

    gitmeliydim, aslini tasiyan, uzerine karalama yapilan musvedde kagit karalanmaliydi... aslini bulan kopyaydi...

    ne mi oluyor, itince ekseninden; aciyor, titriyor... boslukta kayboluyor...

    biz de, degistirmeye calisiyoruz topragini... solmasin, olmesin diye ama...

    "gitsin hocam gitsin" diyenler mi... dövmeye gidiyoruz birazdan... onları dayak paklar...!
  • dün gece rüyamda gördüm... mavi ayakkabılar almışım ona hediye etmek için... her nedense kendi evimin eşiğinden girer girmez sağda duran ayakkabılığa koymuşum ona aldığım ayakkabıları... evimin kapısını açıyorum, yanımda aşkım var... ona dönüp ayakkabıları göstererek "ya fatoş'a mavi ayakkabılar aldım ama o maviyi sevse de giymez, renkli giymeyi bilmez... zaten kendine yakışanı seçmeyi bilse sürekli kasvetli renklere bürünür müydü?" diyorum... aşkım ses etmiyor... "kesin evinin içinde eskitecek bunları... bütün renklerini içinde eskitmeye meyyal ya zaten bu sıralar..." diyorum... aşkım yine ses etmiyor... şaşırıyorum ; iyisaatteolsunlar bana ani gelen bir sükunetle evimin mutfağından taraf çıkıp yanıma geliyor ve "söylediklerinin hepsini duydum" diyor... sonra ona aldığım ayakkabıları alıp gidiyor başka hiç birşey demeden, arkasına bakmadan... "bana kırıldı sanırım" diye geçiriyorum içimden ama gitmiyorum onu durdurmak için ardından... "dursana, nereye gidiyorsun da demiyorum" gidiyor... arkasına bile bakmadan gidiyor...

    aktıkça büyüyen sular olsun hep şarkılarında... hele ki gecenin en kanadı kırık saatlerinde yalnızlamasın hiç ... renklerini gün ışığına çıkarsın, güneş soldurur mu/eskitir mi renklerimi diye korkmasın... yolları/yolculukları onu muradına eriştirsin... muştularla baksın ardına vaktin geldiğine kanaat edince...
  • yaptığı iş 'ora'yı parmakla göstermek değilde, 'ora'ya gidip ora'yı buralaştırmak.. gördüğünü, gözlemlediğini, anladığını, hissettiğini aktarmak öyle kolay iş değil..

    aktarırken öyle duru cümleler kuruyor ki, hayran olmamak elde değil..
  • gittin upuzun... upuzak bir buraya da köklerini salmak için... biliyorum... ; köklerin -herzamanki gibi- hayatdolu, kalbinse kırılmış dallar gibiydi giderken... yeşermeye/yeşertmeye hasretin hiç bitmeyecekti... bahar geliverdi şimdilerde buralara... saçaktaki kuşlar uçuşup cıvıldaşmaya başladı yine... cemreler düştükçe "fatoşumun canı kısır da ister, turşu da... başka şeyler de ister ya! onları annem yapamaz" diye geçirip duruyorum kalbimden... hasretin ezberimde, her sabah doğan güneş gibi seni de kutluyorum, iyi ki doğdun, iyi ki varsın!!! eh yeni yaşın için neler dilerim/neler dilersin başkaca biliriz ama dile gelmesin neme lazım değil mi :)...
  • "bu kasım kasım kasılan ayı bir benim güzel arkadaşımın doğumu iyileştiriyo! kocaman öperek, güzel bir yıl olsun :) " notuyla beni güldürmüştür, hasretlere gark etmiştir doomgünüsümde. "kasım kasım kasılan ayı" ne güzel bir erkek ismi ama değil mi, kız ismi olarak pek güldüğüm "istenmeyen tüy" gibi...

    (*) kazancılar'ın sensiz vallahi billahi dadı yokh...
  • tanrısına -o kadar doğu yaşamından sonra hayatını adrasan'da sürdürmesine izin veren tanrısına- teşekkür eder.
  • yasadigi saat, duydugu gun, her gün icini parcalayan sizilar ve her aksam ona yasam aski veren umitler, ayrildigi yuzler, gordugu manzaralar... hasret, gurbet, vefa, ... daha neler neler... hep çoğalan, paylaşan, çoğaltanlardan ve yine yine çoğalacak olanlardan, sızılara merhem süre süre aynı aşkla yaşayacağına inandıklarımdan... iyi ki doğdun a benim canım, iyi ki varsın...
  • çok özledik biz onu... varlığını her nerede olursa olsun aynı sıcaklıkla duyumsatsa da artık kıpır kıpır kıpırdayışına dokunmak/sarılmak uzun uzun sohbetlere dalmak daldan dala atlamak istiyoruz birlikte..oğlum da artık tanışmak ister teyzesiyle... iyi ki doğmuş iyi ki var.. varlığı her daim önce kendine sonra etrafına ışık ola.. tüm sevgimle sarılır öperim güzel ruhlu arkadaşımı ;)