• kitabın akışında önemli etkileri olan, genellikle aforizma olarak kabul edilebilecek cümlelerdir. ya okurken altı çizilir ya da bir kenara not alınırlar. kimi zaman bir cümledir, kimi zaman ise komple bir paragraf.

    "tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver."

    marlo morgan - bir çift yürek
  • "..hiçbiri benden özür dilemedi; biri bile. ne öyle duygusuzca içime girdikleri için, ne bütün o sancilari çekmeme ve bundan utanç duymama neden olduklari için, ne de benimle alay edercesine bu kadar uzun bir süre ve bu kadar aptalca yalanlar söyledikleri için. bu yaptiklari için onlari bagislamami hiçbir zaman istemediler benden; ben de onlari hiçbir zaman bagislamadim."

    (bkz: i never promised you a rose garden)
  • toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi. -vurun kahpeye/halide edip adıvar
    alakalı olabilir; (bkz: türk toplumunda kadının yeri)
  • yaşama olan aşırı sevgimizden
    umut ve korkudan kurtulan bizler
    hiç bir yaşamın sonsuz olmadığı
    ölülerin asla dirilmediği
    ki en yorgun ırmak bile
    denizle birleşir bi yerde
    bu yüzden tanrılara şükranlarımızı sunarız

    martin eden/jack london
  • “ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, isa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostatiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”
    (bkz: puslu kıtalar atlası)
  • "..bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken, babam, onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana. neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özeti buydu.
    bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim. bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı. onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.
    ne garip başka bir şey de olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana.."

    (bkz: ahmet altan)
    (bkz: tehlikeli masallar)
  • "yengeç, suda yaşar; ama, yüzme bilmez - suyun içinde, yürür..."*

    (bkz: oruç aruoba)
    (bkz: benlik)
  • "insanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok."
    (bkz: tutunamayanlar)
  • ''kolay bir saadet mi yoksa insanı yükselten bir ızdırap mı daha iyi''
    (bkz: yeraltından notlar)
  • sabahları hasta uyanmanı istiyorum, hastaysan eğer, yaşıyorsun demektir

    merhume burçak çerezcioğlu'nun mavi saçlı kız kitabında, babası mehmet çerezcioğlu tarafından sarfedilmiştir.