şükela:  tümü | bugün
14643 entry daha
  • ”seni, sen kim isen o olarak seviyorum, sıcakkanlı ve çabuk unutan, kendini veren ve sadık kalmayan, seni yalnızca her zaman kim idiysen ve hala kimsen o halinle seviyorum...
    ama sen bunu bilmiyorsun, sezmiyorsun bile sevgilim...”

    stefan zweig - bilinmeyen bir kadının mektubu
  • "bir memleketin ordusu bozuk olabilir, harbe girmedikçe bu meydana çıkmaz; maarifi bozuk olabilir, bunun acısı da ancak aradan bir nesillik bir zaman geçince kendini gösterir; iktisadiyatı bozuksa, millet uzun seneler süren bir sefalet içinde sürüklenir gider. ama bir memlekette adelet bozulursa, halk adalete inanmamaya başlarsa, anarşi hemen kendini gösterir, herkes hakkını kendi aramaya kalkar ve o insan cemiyeti derhal dağılmaya, batmaya mahkûmdur."

    markopaşa yazıları ve ötekiler, sabahattin ali
  • “hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok.”
    jean paul sartre
  • "dudaklarımız birbirine dokunsun istedim. gerçekten yalnızca bunu istedim, yoksa onu öpmek isterdim diye yazardım. dudaklarımız birbirine doğru uzansın ve birbirine dokunsun istedim."
  • bir şey yazdığım yok, bari anket şeyedeyim.

    (oturduğu yerden, saatlerce, müzik setini taşıyan rafın kirişinden görünüp görünüp kaybolan böceği seyrettikten ve farkında olmadan onunla kendini ilişkilendirmeye başladıktan sonra)

    "it occurred to him that he would disappear into a hole in a girder inside him that supported something else inside him. he was unsure what the thing inside him was and was unprepared to commit himself to the course of action that would be required to explore the question."
    ---
    "kendi içinde başka bir şeyi taşıyan bir kirişteki deliğe, kendisinin de saklanabileceğini fark etti. içindeki o şeyin ne olduğundan emin değildi, ve bu sorunun cevabını aramak için atılması gereken yola kendini adamaya hazır değildi."

    ne güzel bir kendini sevmeme; içine kaçma, yok olma, sığınma isteği ve "bir problemim olduğunu biliyorum, fakat bunun ne olduğunu araştırmaya, yüzleşmeye takatim yok" tanımı diye geçiririm içimden ara ara.

    infinite jest - david foster wallace

    not: yuh, başkası aynı kitaba referans vermiş mi diye baktım, neredeyse aynı şeyi önceden yine yazmışım. demek ki gerçekten iz bırakmış. ibret olarak kalsın bari.
  • benim görevim, düzenbazları yakalamak ya da sigorta müfettişi rolünü üstlenmek değildir. toplumun yararı uğruna, gölgeler ülkesinin polisi de değilim, ama bireyleri teker teker ve sağlıkları için en iyi olacak biçimde tedavi etmek isterim. yine de orada duran tehlikelere saygı göstermemiz gerekir, alınan bedeller karşılığında hiçbir değeri olmadığını bildiğimiz yöntemleri uygulayarak, yasal çekişmelerin ya da kronik ağrı oyunlarının, hırslı oyuncularının maşası haline gelmemize izin veremeyiz.
    why we hurt-viktor frankl

    cümle dedik paragraf oldu *
  • aylak adam'dan:

    dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır.tramvaylardaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, "— veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur," demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. birbirimize yeteceğimizi, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!

    https://youtu.be/1prfbjgmgnw
  • insan açıklama yapmadan ölemiyor bir türlü.

    idiot
  • “oysa ben akşamları evde oturduğum halde epey yol almıştık itlikte..”

    (bkz: bangır bangır ferdi çalıyor evde)
  • defalarca yazılmış olmasına ve de kitabı da çok beğenmememe rağmen:

    "hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."
    masumiyet müzesi- orhan pamuk
5 entry daha