şükela:  tümü | bugün
15128 entry daha
  • amacı, sanatıyla çok para kazanmak değildi. başka türlü geçinmenin yolunu bulduğu sürece, sanatını geçinmek için kullanmak bile istemiyordu. içini açığa vurmak istiyordu, başka bir şey değil; dış dünyanın verebileceği her şeyden harikulade bulduğu içini açığa vurmak...

    koku/patrick süskind
  • hayatı bir tragedya olarak yaşayanların ölümü de kahramanlar gibi olur.

    stefan zweig - kendileriyle savaşanlar
  • "her şeyin her şeyle aynı olmasının bedeli, hiçbir şeyin kendisi olamaması ile ödeniyor."

    max horkheimer / the eclipse of reason
  • "başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum."

    (bkz: suç ve ceza)
  • insanlar birbirleriyle yürüyor ve birbirleriyle konuşuyor ve birbirleriyle yatıyor ve birbirlerini tanımıyorlar. insanlar birbirlerini tanısalardı, birbirleriyle yürümez, birbirleriyle konuşmaz, birbirleriyle yatmazlardı. "sen kendini tanıyor musun? " diye soruyorum kendime sık sık.

    sarsıntı-thomas bernhard.
  • “ne kadar çok insan, sırf mutlu olmaları gerektiğine inandıkları için mutsuz oluyordur acaba? peki ya mutsuz olan ve sadece bununla değil bir de tüm toplumun mutluluktan mest olmuş görünmesiyle baş etmek zorunda olan onca insana ne demeli? görünüşte mutlu olanlar mutluluklarında ısrar ettikçe mutsuzlar kendilerini dışlanmış hissetmezler mi? ”
    (bkz: mutsuz olmak)
    (bkz: wilhelm schmid)
  • içindeki sıkıntıyı kocaman bir silgiyle siliyorsun. bundan öncesi hiç olmamış gibi. hep buradaydın ve bir şey oldu. içinde kapı olan kuyuya düştün. yabancı gözlerle baktın, senin için duran ışığa. öyle uzun süre baktın ki, gerçeğin evi sarsıldı rüyayla. seni çağıran sese git. artık git. oyalanma ve sakın korkma olacaklardan. bu şehrin elleri var çünkü. bu şehrin pas tutmayan şiiri var. bu şehrin fallar gibi yürek çatlatan yalnızlığı var. ;)

    rüya duvarları
  • "dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni.”
    (bkz: tersi ve yüzü)
    (bkz: albert camus)
  • içimde can kırıkları.
  • yalnızca arı, kullanılabileceğinden fazlasını depolar.bu yüzden ayı,rakun ve çerikolar tarafından soyulur. paylarından fazlasını depolayan ve kendilerini besleyen insanlar için de bu böyledir. ellerindekini kaptırırlar. bu konuda savaşlar olur. uzun konuşmalar yaparak fazlasını ellerinde tutmaya çalışırlar. bir bayrağın onlara bunu yapma hakkını verdiğini söylerler.

    duyulara egemen olan duygular insanları aptallaştırır.

    iyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsin.

    herkesin iki aklı vardır. akıllardan biri bedenin yaşaması için gereken şeylerle ilgilidir. diğer akıl ruh aklıdır. beden aklını açgözlü ya da hırslı olmak için kullanır ve onlardan nasıl maddi çıkar sağlayacağını düşünürsen, ruh aklını bir cevizden daha büyük olmayan bir boyuta düşürürsün. beden aklı her şeyi ele geçirirse ruhunu tümüyle kaybedersin. böylece ölü insan olursun. ölü insanı kolayca tanıyabilirsin; onlar öteki insanlara baktıkları zaman kötüden başka bir şey görmezler. ağaca baktıkları zaman kereste ve çıkardan başka bir şey görmezler; hiçbir zaman güzellik görmezler.
    ruh aklı bütün diğer kaslar gibidir. kullandığın zaman büyür ve güçlenir. böyle olabilmesinin tek yolu onu anlamak için kullanmaktır. ama beden aklınla açgözlü ve benzeri olmaktan kurtulana kadar ona kapıyı açamazsın. açtığın zaman anlayış genişlemeye baslar ve ne kadar anlamaya çalışırsan, ruh aklı o kadar büyür. doğal olarak anlayış ve sevgi aynı şeydir. anlamadan bir şey sevilmez. insanları ve tanrı'yı anlamazsan ne insanları ne tanrı'yı sevebilirsin.

    yaşlandığın ve sevdiklerini hatırladığın zaman yalnızca iyiyi hatırlarsın. kötüyü hatırlamazsın hiçbir zaman, ki bu da kötünün hiçbir şeye değmediğini kanıtlar.

    aptal sözcük oyunu insanları aptallaştırır. bir kişinin başka birine karşı sözcükleri kullandığını işitirsen, onu tanımak için sözcüklerden yola çıkma. sözcüklerin anlamı yoktur çünkü. ses tonuna dikkat et. dürüst olup olmadığını, yalan söyleyip söylemediğini anlarsın.

    (farklı görüşleri savunan ve görüşlerini incil'e dayandıran hıristiyanlar için) öyle görünüyor ki incil her iki yolu söylüyordu. ne zaman söylese diğer şekilde yapmamanın iyi olacağını, yoksa cehenneme gidileceğini belirterek uyarırdı. yada incil'in ne anlattığını söyledikleri şey buydu.
    tanrı, böyle hafif konularda tartışan aptallar kadar dar kafalıysa, o zaman cennet yaşamaya uygun bir yer değildi.

    verdiğin bir şeyi nasıl yaptığını anlatmak yalnızca bir şey vermekten daha iyidir. birine kendi başına yapmayı öğretirsen, o zaman adam iyi olur. yalnızca bir şey verip hiçbir şey öğretmezsen; o zaman o kişiye geri kalan yaşamı boyunca sürekli veriyor olursun. kişiye yanlış hizmet yapmış olursun; çünkü sana bağımlı olursa o zaman onun kişiliğini alır ve çalarsın. bazı kişiler sadece vermeyi sever; çünkü bu onları kibirli, verdiği kişiden daha iyi kılarmış. bazı insanlar kendi kendilerinin insanı olmak yerine bay kibirlilerin köpeği olmayı tercih edecek kadar alçalmışlardır.

    tutumlu olmak ile cimri olmak arasında fark vardır. cimriysen paraya tapan büyükbaşlar kadar kötüsündür ve paranı zorunlu olduğun şeyler için kullanmazsın. bu şekilde para senin tanrındır ve bütün bunlardan iyi bir şey çıkmaz.
    tutumluysan, paranı zorunlu olduğun şeyler için kullanırsın; ama gevşek davranmazsın. parana karşı gevşek davranırsan, zamana, düşüncelerine ve başka her şeye karşı da gevşek davranırsın. bütün insanlar gevşek davranırsa, o zaman politikacılar kontrolü ele geçirebileceklerini görürler. gevşek insanlar üzerinde kontrol kurarlar ve çok geçmeden bir diktatörün olurlar.

    eğitim iki parçalı bir meseledir. bir parçası tekniktir. bu işinde nasıl ilerleyeceğin anlamına gelir, eğitimin bu ucu modern olmaktan yanadır. ama diğer parçaya sıkı sıkı yapış ve değiştirme.bu parça değerdir. dürüst olmaya, tutumlu olmaya, elinden geleni yapmaya ve başkalarını önemsemeye değer vermeyi öğrenmişsen bu her şeyden daha önemlidir. bu değerleri öğrenememişsen ne kadar modern olursan ol hiçbir yere varamazsın. değer vermeler olmadan modern şeyleri kötülük, yakıp yıkmak için kullanmak mümkünden de ötedir.

    the education of little tree/forrest carter
5 entry daha