şükela:  tümü | bugün
10198 entry daha
  • "kötü rastlantılar vardır, hepsi bu. benim başıma geldi. senin de. yalnızlık çökertmişse, insan sahteyi gerçekten nasıl ayırabilir? birisine rastlıyorsun, onu ilginç kılmak istiyorsun, baştan yaratıyorsun, tepeden tırnağa gü-zelce giydiriyorsun, daha iyi görmek için gözlerini kapı-yorsun, o oyun oynamak istiyor, siz de; güzel ve aptalsa akıllı bulursunuz onu, o sizi aptal bulursa kendini akıllı sanır, göğüslerinizin sarkmış olduğunu gözlemlemişse, kişilikli bulmuştur sizi, yavaş yavaş onun bir köylü olduğunu hissetmeye başlamışsanız, yardım etmem gerekir ona, diye düşünürsünüz, eğer bilgisizse, her ikiniz için yeterli bilginiz vardır, bunu her zaman yapmak istiyorsa beni seviyor, dersiniz kendi kendinize. pek fazla üstünüze düşmüyorsa, önemli olan bu değil, dersiniz. cimriyse, sebebi yoksul bir çocukluk dönemi geçirmiş olmasıdır. hıyarın biriyse, bunun bir huy olduğuna inandı-rırsınız kendinizi ve böyle apaçık ortada duran şeyleri yadsımak için var gücünüzle çalışmayı sürdürürsünüz, oysa göz çıkaracak kadar ortadadır herşey..."

    kadının ışığı- romain gary
  • “üzüntü ile sevinç su ile yağ gibi değildir, birbirine karışabilir.“**
  • "sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz" stefan zweig- satranç
  • yaşadıklarına karşı serbestleşmiş ve yaşayacaklarına karşı meraksız, bütün yollarının sınırlarını yıkar ve kendini bütün zamanların nirengi noktalarından koparır. ''benle bir daha hiç karşılaşmayacağım'' der kendine; son nefretini kendine yönelttiği için mutludur; varlıkları ve şeyleri - affederken - yok ettiği içinse daha da mutludur.
    çürümenin kitabı, emil michel cioran
  • "köye dönerken yaşamının her dakikasından pişmanlık duydu, bu kadar erken öldüğü için annesine, kendisine iyiliği ve dürüstlüğü öğrettiği için büyükannesine, çekip gittikleri için arkadaşlarına, kendisine yardımcı olmadığı için kaderine lanet etti."

    paulo coelho- şeytan ve genç kadın
  • içinde bulunduğumuz dünyanın şartlarının elverdiği ölçüde,
    her ne kadar geleneğimize bütünüyle yabancı olsa da, varlığının hakikatine ermek isteyen, bu uğurda çabalayan, ama bir yetiştiriciden, bir eriştiriciden mahrum olan insanın elinde kalan son şanstı belki kitap.

    (bkz: arthur schopenhauer)
  • "but grief, he'd discovered, was not an experience you went through once and then 'moved on', as the idiotic popular phrase would have it. the truth was that it came over you in successive waves- waves separated by periods of numbness, periods of forgetfulness, periods of ordinary living."

    "... ancak farkına varmıştı ki keder, bir defalığına başınızdan geçen ve sonrasında yaygın olarak kullanılan o aptalca tabirdeki gibi "hayatın devam ettiği" bir tecrübe değildi. gerçek şuydu ki keder, insanlara aralar halinde ve bu aralarda uyuşukluk dönemleri, kayıtsızlık dönemleri ve sıradan hayat örgülerinin yaşandığı peşisıra dalgalar şeklinde vuruyordu."

    (bkz: john verdon)
  • insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. ne anlamlı bir söz değil mi? yüzmek istememeleri de doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! evet kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.

    (bkz: bozkırkurdu)
    (bkz: hermann hesse)
  • " beni sevmedi,
    beni seviyormuş gibi yaptı.
    bu mühim,
    bu önemli,
    bu tuhaf,
    bu kabullenilemez ve katlanılamaz.
    bunun ağrısı dinmez, bunun kırgınlığı unutulmaz.
    sevilmiyor olmanın çaresizliğinden sağ çıkar da herkes, sevildim sanmanın düşüşünden kurtulamaz. "