şükela:  tümü | bugün
13348 entry daha
  • istemeden varım, istemeden öleceğim. olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum, birer hiç olan şeylerin ortasındaki soyut ve tensel noktayım. var olduğum yerde, var olduğum için göğsüm sıkışırken ve bu hastalığın etrafımı saran şeylerden değil, ciğerlerimden kaynaklandığını bilirken, daha rahat nefes alabileceğim bir yer bulabilir miyim?
    yüreğimin tam ortasında büyük bir yorgunluk var. asla olmadığım kişi beni üzüyor, ondan bana kalan anılardan anlayamadığım bir özlem kabarıyor. umutlara ve kesin inançlara çarpıp düştüm, benimle birlikte bütün batan güneşler de düştü.
    hissettiğimin ne olduğunu asla bilememişimdir. herhangi bir duygu bahis konusu olduğunda ya da tarif edildiğinde, ruhumun bir parçasını anlatıyorlar gibi gelirdi, ama sonradan tekrar düşündüğümde hep şüpheye kapılırdım. gerçekten de hissettiğim gibi miyim, yoksa sadece öyle olduğumu mu sanıyorum.

    (bkz: huzursuzluğun kitabı) *
  • ' gecedir! -ben yalnızım ve fırtınalı tepede kayboldum. rüzgâr dağlarda uğulduyor. nehir kayalardan aşağıya çağlıyor. hiçbir kulübe beni yağmurdan korumuyor, fırtınalı tepede terk edilmiş beni. ortaya çık ey ay, bulutlarının arasından! gösterin kendinizi ey gecenin yıldızları! götürsün beni ışığınız, avdan dönen sevgilimin, yanında çözdüğü yayı, etrafı koklayan köpekleri ile uzandığı yere! fakat burada, gittikçe büyüyen nehrin ortasındaki kayanın üzerinde tek başına oturmak zorundayım. nehir ve rüzgâr uğulduyor, sevgilimin sesini duyamıyorum.''
    (bkz: die leiden des jungen werthers)- goethe
  • "dünyayı büyük gösteren bizim küçüklüğümüz değil midir ? "

    osmancık
  • "ağlamak yakışıyor sana yâ camsap," dedi şahmeran. "demek erkekler ağlayabilseler daha güzel olacaklar. her neyse, üzülme artık. kim bilir belki de ben, kendim hazırladım ölümümü. ta başından beri kendim hazırladım, belki de bütün hayatım katilimi beklemekle geçti, ben bunu saklanmak sandım. ta başından beri yazgımı başkalarının eline bırakmakla; kaçıp saklanmakla; gizlenmeyi korunmak sanmakla; insan gibi hissedip yılan gibi yaşamakla; duygularıma yenilmekle; saklandığı yerde olacakları beklemekle ben zaten ölümümü hazırlamış oluyordum. belki de bütün hayatım gizli ve nazlı bir intihardı. "

    (bkz: cenk hikayeleri)
  • ben geçmişimi nerede saklayacağım? geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız. onu koyacak bir eviniz olmalı. gövdemden başka şeyim yok benim. yapayalnız bir adam, salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz. anılar üzerinden geçip gider onun. ama yakınmamalıyım. çünkü özgür olmaktan başka şey istememiştim.

    (bkz: jean-paul sartre)
    (bkz: bulantı)
  • yaş alamamış, 15 yaşında genç bir kadının kaleminden çıkanlar;

    “... benim adalet duygum çok daha sağlam, çok daha gerçek. ne istediğimi biliyorum, bir emelim var, bir ülküm, dilim, sevgim var. kendi istediğim gibi bir insan olayım, başka bir şey istemem. bir kadın olduğumu biliyorum, duyguca güçlü, yiğit bir adam olduğumu biliyorum. ...”
    anne frank'ın hatıra defteri
  • sade yaşa, mutlu ol.
  • "harry, there is never a perfect answer in this messy, emotional world. perfection is beyond the reach of humankind, beyond the reach of magic. in every shining moment of happiness is that drop of poison: the knowledge that pain will come again. be honest to those you love, show your pain. to suffer is as human as to breathe."

    (bkz: albus dumbledore)
  • sen aşkın ne demek olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?..
    çooook desene! sevgilin güzel miydi bari? belki de seni seviyordu... ve onu herhalde çok kucakladın... geceleri buluşur ve öperdin değil mi? bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam genç olursa...

    yahut sevgilin seni sevmiyordu... o zaman ne yaptın? geceleri ağladın mı?.. ona sararmış yüzünü göstermek için geçeceği yolda bekledin, ona uzun ve acındırıcı mektuplar yazdın değil mi?..

    fakat herhalde ikinci bir aşka atlamak senin için o kadar güç olmamıştır. insan evvela kendi kendisinden utanır gibi olur ama, bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. vicdan azabı dedikleri şey ancak bir hafta sürer. ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir.

    ha, sonra bir üçüncü, bir dördüncüyü sevdin, ve bu böyle gidiyor. peki ama, bu sevmek midir be adaşım, bir kadını öpmek, onu istemek sevmek midir?..

    çırılçıplak soyunarak şehrin sokaklarında koşabiliyor musunuz?..

    bir bıçak alarak kolundaki ve bacağındaki adalelere saplamak ve böylece bir nehre atılarak yüzmek elinden geliyor mu?

    bir şehrin adamlarını öldürmek cesareti sende var mı? bir minareye çıkarak bütün dünyaya işittirecek kadar kuvvetle bağırabilir misiniz?

    aşk sana bunları yaptırabilir mi? işte o zaman sana seviyorsun derim...

    (bkz: değirmen)(bkz: sabahattin ali)
  • her şeyin anlamsız olduğunu fark ettiğiniz zaman, bunun ayrımına varmış olmanız yaşamınızı anlamsız olmaktan kurtarır aslında. ne demek istediğimi anlıyor musunuz? benimkisi iyimser bir kötümserlik.

    charles bukowski - pulp
1735 entry daha