şükela:  tümü | bugün soru sor
18899 entry daha
  • kişinin kendi dürüstlüğünü vurgulamasının şahsiyetsizlikten, kendini beğenmişlikten başka bir manası yoktur.

    (bkz: fırtınada yanacaksın)
  • "ben kendimde denedim bunu. bir yerden bir yere gitmekle kendinden, içindeki o şeyden kurtulamazsın. “

    ernest hemingway - güneş de doğar
  • "... kendini öldürmek kolaydır. anlık bir cesaret meselesidir sadece. asıl zor olan yaşamaktır. bunca felaket arasında, fazla rezil olmadan yaşama gücünü bulmaktır asıl zor olan." mina urgan- bir dinozorun anıları
  • ve sen sokrates, daha fazla yaşamayı ve çocuklarını dâhi adâletten üstün tutma!

    (bkz: platon)
    (bkz: kriton)
  • mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.

    (bkz: milena'ya mektuplar)
  • "tıpkı bir kasırganın merkezindeki sakin bölge gibi durgun ve bomboştum, çevremdeki karmaşanın içinde yuvarlanıp gidiyordum."

    sylvia plath - sırça fanus
  • "simdiye kadar hic kimseye soyleyemediklerini, hatta kendilerine bile itiraf edemedikleri seyleri birbirlerine anlatiyordu bu iki yalniz insan, oysa birbirlerini dogru durust tanimiyorlardi bile. fakat birinin yureginden kopan ciglik digerinde karsilik buluyordu, cunku onlarin acilari akrabaydi."

    (bkz: stefan zweig) (bkz: iki yalnız insan)
  • az…küçük bir kelime, büyük bir roman diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? haklısın. belki de çok az... o zaman şöyle demeliyim: seni az tanıyorum... az... sen de fark ettin mi? az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi...

    her şey yolundaymış gibi görünüyordu. ve herkes görünene aldanmaya hazırdı. çünkü görünene aldanmak, hayatı dayanılır kılmanın ilk şartıydı.

    o günden sonra derda, hücre hücre öldü ve gün gün yaşlandı. çünkü derdi korku değil, korkuuyu beklemekti. ve korkuyu beklemek korkudan beterdi.

    (bkz: hakan günday)
  • birden yapayalnız kalıyorum dünyada.manevi bir çatının tepesinde seyrediyorum bütün bunları. dünyada yalnızım.görmek, uzakta olmaktır. açıkça görmek, durmaktır. tahlil etmek, yabancılaşmaktır.. insanlar bana değmeden geçiyor yanımdan. etrafımda havadan başka şey yok.kendimi o kadar tecrit edilmiş hissediyorum ki, üzerimdeki giysiyle aramdaki boşluğu bile algılıyorum.

    huzursuzluğun kitabı,fernando pessoa
  • ekşi sözlüğe gelsin:
    “bütün bu adamlar vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.”
    sartre- bulantı
81 entry daha