şükela:  tümü | bugün
33005 entry daha
  • "hiç insan öldürmediği halde, altı kişinin canına kıymış bir katilden daha cani insanlar gördüm. umudumuzu öldürenleri gördüm."

    (bkz: dostoyevski)
  • "kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çalışıyordum."

    oğuz atay - tehlikeli oyunlar
  • "soğuk bir aralık günüydü... st. petersburg'dan moskova'ya giden bir trene binmiştim. trende 'katerina' diye bir orospu gördüm. cicikleri, gözümü alıyordu..."
  • çocuk yüreği unutur ama affetmez.

    jose mauro de vasconcelos-şeker portakalı
  • hissetmek, hayatla temas etmektir.
    unutursan hatırla.
    çoğumuz “hisseden” birinin yanında ne yapacağımızı bilmiyoruz.
    bu yüzden karşımızdakine hep “hissetme!” diyoruz.

    susturuyoruz,
    geçiştiriyoruz,
    dikkatini dağıtıp,
    avutmaya çalışıyoruz.

    “hissetme, çünkü elim ayağım birbirine karışıyor sen hissettiğinde.”

    “ne yapacağımı bilmiyorum,
    öfkelendiğinde,
    ağladığında,
    üzüldüğünde.”

    “yanında nasıl dururum bilmiyorum,
    çünkü büyürken, benimle de kimse dur(a)madı bunları hissettiğimde”
    üzüldüğümde “üzülme” dediler,
    ağladığımda “ağlama”
    öfkelendiğimde “boş ver takma”
    kimse bana duygularımı
    hissedebileceğimi söylemedi.
    sadece hissedebileceğimi.

    hissedersem eğer,
    döngüsünü tamamlayıp gideceğini.
    ve dünyanın sonunun gelmeyeceğini.

    “ağlamaya ihtiyacın varsa ağla”
    “üzgünsen ben buradayım”
    “konuşmak istemiyorsan otururuz”
    “öfkeliysen o da tamam” demedi.

    ben de bastırmayı öğrendim,
    hissetmemeyi,
    geçiştirmeyi,
    dikkatimi dağıtmayı,
    görmeyeyim diye
    o taraflara pek bakmamayı.

    bunları öğrendim ben.

    sen her “hissettiğinde”
    donup kalmam,
    duramamam,
    kaçmam ondan.

    biz ağlarken,
    üzgünken,
    korkmuşken,
    öfkelenmişken,
    bizimle duramadıysa birileri,
    “tamam, bunları da hissedebilirsin” demediyse.
    duyguları taşımayı öğretmediyse,
    bunlarla nasıl durulur bilmiyoruz.

    neyi görürsek onu öğreniyoruz.
    bize nasıl davranıldıysa,
    herkese de öyle davranıyoruz.
    hiç fark etmeden.
    ve gayet de iyi niyetle.
    çünkü bir tek onu biliyoruz.
  • “kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. soruların kendisini sevmeye çalış; kilitli odalar veya yabancı lisanlarda yazılmış kitaplar gibi. cevapları şimdi arama. şu anda cevaplar sana verilemez; çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. bu, her şeyi yaşama meselesidir. şu anda soruyu yaşaman gerekiyor. belki daha ileride, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın.”
    rainer maria rilke
  • “gerçek umudun hep taze kalması hiçbir koşula, hiçbir doğrulamaya, hiçbir kanıta tabi olmamasından; umudun tecelli ediş biçiminde isminden fazlasının bulunduğunu bilmekten kaynaklanır. çünkü temel olarak umut bir şey bilmek istemez, o yalnızca inanır. inanmak, düşlemek ve umut etmek tüm edinilmiş bilgileri, alınmış dersleri ve geçmişi hiçe sayar."

    (bkz: yürümenin felsefesi), frederic gros
  • "hiçbir beklentisi olmayan için gelen her şey makbuldür."

    (bkz: fernando pessoa)
    (bkz: anlamaktan yoruldum)
  • bundan sonra şansım yaver giderse, ancak mezarımdan petrol fışkırır.

    murat menteş - ruhi mücerret
  • - bunlar benim elimin marifeti... bu çöreklerin ismini bilmiyorum, fakat tatlıya gülbeşeker diyorlar. şimdi söyle bana bakayım kâmran, gülbeşekeri beğendin mi?
    + beğendim.
    - sevdin mi?
    + sevdim.
    - bir daha söyle.
    + beğendim ve sevdim.
    - öyle değil, kâmran, "ben gülbeşeker'i sevdim," de. kâmran bu çocukça ısrarı anlamayarak gülüyordu.
    + ben, gülbeşeker'i sevdim.
    - bir kere daha kâmran, "ben gülbeşeker'i çok seviyorum," de.
    genç adam, istediği verilmezse ağlayacak çocuklar gibi bükülen, titreşen bu dudaklara heyecanlı bir hayretle bakıyordu. sebebini kendinin de bilmediği gizli bir teessürle titreyerek:
    - ben gülbeşeker'i çok seviyorum, senin istediğin kadar çok seviyorum, dedi. (bkz: çalıkuşu)

    gerçek hayatta bana bu recelin sekeri mi eksik, sanki cileklerinde tat yok gibi derlerdi kesin... o konuya hiç girmiyorum...
333 entry daha