şükela:  tümü | bugün
  • “insanların çoğu, topluma uyma gereksinmelerinin bilincinde değillerdir. kendi düşüncelerine, kendi eğilimlerine uyduklarına, bireyci olduklarına, o inançlara kendi düşünceleriyle ulaştıklarına -kendi fikirlerinin, çoğunluğun fikriyle aynı olmasının bir rastlantı olduğuna- inanarak yaşarlar. herkesin aynı şeylere inanması, insanın “kendi” fikirlerinin doğruluğunu gösteren bir kanıttır. gene de, bireysel bakımdan biraz ayrı olma isteği kalmıştır herkeste; bu istek ufak tefek ayrılıklara yol açar; el çantasına ya da kazağa takılan baş harfler, banka veznesindeki ad yaftası, cumhuriyetçi parti’ye değil de demokrat parti’ye bağlı olmak, elk’leri değil de shriner’ları tutmak bireysel ayrılıkların ortaya dökülme biçimleridir. reklamlarda gördüğümüz “başkadır” sözü, farklı olmaya karşı duyulan bu acıklı özlemi gösterir; oysa gerçeklikte böyle bir farklılık kalmamıştır artık. “

    erich fromm- sevme sanatı
  • oysa aradıkları şey tek bir gülde ya da birazcık suda olabilir......ama gözler kör. ararken yüreğiyle bakmalı insan.

    -küçük prens
  • "yapmacık duygulanmalardan, şehevi aldatmacalardan ve tembel alışkanlıktan oluşan alışagelmiş bağlardan çekindim. öyle sanıyorum ki, ancak mükemmel bir varlığı sevebilirdim; bu varlığı günün birinde bulmam mümkün olsa bile, onun bana kucak açmasına layık olamayacak kadar vasat biri olduğumu düşünüyorum. hepsi bu da değil, dostum. ruhumuzun, zihnimizin, vücudumuzun talepleri çoğu zaman birbiriyle çelişir; tatmin edilmesi gereken bunca farklı şeyi, bunların kimini bayağılaştırmadan, kiminin de hevesini kırmadan biraya getirmekte sanırım zorluk çekerim. dolayısıyla, aşkı ayrı bir yere koydum. sıkılganlığım yeterli bir sebepken, edimlerimi metafizik açıklamalarla desteklemek istemiyorum. bağlanmaktan ve acı çekmekten duyduğum karanlık bir dehşet yüzünden, hemen hemen her zaman kendimi sıradan suç ortaklarıyla sınırladım. bir tutkuya tutsak olmadan da bir içgüdünün tutsağı olmak yeter zaten, ve hiçbir zaman sevmediğime samimi olarak inanıyorum. "

    alexis ya da beyhude mücadelenin kitabı -
    marguerite yourcenar
  • "erdem, eğer bazı kabahatlerle yumuşatılmazsa sağlıksız,
    inanç kimi kuşkularla gölgelenmezse acımasız olur."

    (bkz: afrikalı leo)
    (bkz: amin malouf)
  • hiçbiri sana yaranmak, kendini sana beğendirmek gibi bir amaç gütmez. tiyatro nedir bilmez hayvanlar.

    bozkırkurdu 32
    hermann hesse
  • melih cevdet anday , "uyuduk mu eşit oluruz. ne tutku, ne gurur, ne umut...”
  • "oysa bizim bütün güzelliğimiz, yaşantılarımızla düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti."

    oğuz atay - tehlikeli oyunlar
  • “her insanın hatıralarında, herkese söyleyemeyeceği, ancak dostlarına açabileceği taraflar vardır. hatta dostlara bile açılamayacak, insanın yalnız kendine saklayacağı sırları da bulunur. bunlardan başka, kendi kendimize bile açmaktan çekindiğimiz konular da vardır ki, bunların sayısı şerefli bir insanın dağarcığında bile hayli kabarıktır. hatta daha doğrusu, bunlar sahibinin haysiyeti ölçüsünde artar.”

    yeraltından notlar/f.m.dostoyevski
  • piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultmuş tetiğe basmışım. namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki. insan neden hislerinin katili olur? hisler gidince geriye kalan nedir?"

    bülent yıldız - kitab-ı zuhur
  • kızaran nara benzersin, dalın tepesinde;
    en yüksek dalında unutulmuş, bir ağacın.
    hayır, unutulmuş değil, yetişilememiş.

    sappho

    mehmet uzun-nar çiçekleri