şükela:  tümü | bugün
  • hani bizim gibi salaklar da anlayabilsin diye bir açıklaması var, "elini fırına sok 1 saat gibi gelir, ama güzel bir kızlar 1 saat konuş 1 dakika gibi gelir" diye. yani diyor ki güzel şeyler çabuk geçer, kötü şeyler bir ömür sürer. peki bu durumda kişinin en güzel çağlarını yaşadığı gençliğin bir saniye, yaşlılığın ise bir ömür sürmesi gerekmiyor mu? niye gençler bir türlü büyüyemediklerinden, yaşlılar ise yılların su gibi aktığından şikayetçi? tersi olması gerekmiyor mu? güzel geçen gençlik yılları içinde olana neden bitmez tükenmez geliyor da yaşlılıkta günler 1 saatte bitiyor?

    şu an izafiyet teorisinin açığını buldum resmen. einstein yaşasaydı, tebeşiri tahtaya fırlatır "kahretsin işte bunu ben de açıklayamıyorum" derdi. ama şimdi beni anlayacak kimse yok. zekamla başbaşa, hızlı geçen bir ömrü tüketiyorum anasını satayım.
  • einsteina "izafiyet teorisini kısaca nasıl anlatırsınız?" diye sorduklarında;

    "elinizi bir dakikalığına sıcak bir fırının içine sokun, sanki bir saatmiş gibi gelir. güzel bir kızla bir saat kadar zaman geçirin, bir dakikaymış gibi gelir. izafiyet budur." demiştir.
  • izafiyet teorisine bagli olarak, ic ice evrenlerde zamanin gerisine dogru bir yolcuk mümkün olsa dahi, yolculuktan sonra bulundugunuz evren süphesiz ki yola ciktiginiz evren olmayacaktir. yani, 7 yil öncesine dönerim, sayisal da para vururum, su an asik oldugum kadini evlenmeden önce tavlarim gibi umitler icinde olanlara duyurulur... söyle ki, 7 yil öncesine 2000 yilina dönen ben,tabiki 2000 yilindaki kendimi ve yasadigim olaylari, bulundugum dünyayi görmeyecegimdir, nasil bir evrene gececegim de saibelidir. evrensel bilinc ve evrenin tamaminin tanri oldugundan yola cikarsak, hepimizin enerjilerinin kaderi ve paralel hayatlari olusturdugunu düsünürsek süphesiz ki milyarlarca enerji halkasinin birinin 2007 25 ocaginda koparak, 2000 ocak 25 de enerji zincirinin bir yerine baglanmasinin toplam halka da nasil etki birakacagini da kimse bilemez kanaatindeyim... sunu tahmin ediyorum ki, o enerji halkasi yerinden geriye dönmek üzere koptugu an, zincir kendini bir sekilde tamamlayacak, yepyeni bir evren olusacaktir. herkesin ayni anda ayni bilincle düsündügünü, her tek kisinin herkes oldugunu hesaba kataraktan, ortak bilincin de aninda degisecegini ortaya atabiliriz...tabiki 2000 yilinda hayatina devam eden ben 7 yil genclestigimle kalacagimdir, anam babam kendim kim olacaktir belli de degildir. belki de zamanda yolculuk yapmayi kesfetmis bir sürü insan tarafindan hayatimiz bir kac kere degistirilmistir, bunun da farkinda degilizdir.

    not: alinti degildir, beyin emegi, akil nurudur, teorilerimin copyright i mevcuttur, einstein a göz kirpmaktayimdir..
  • einstein in özel görelilik kuramına göre uzayı ve 4.boyut olarak kabul edilen zamanı algılama biçimimiz bulunduğumuz konuma ve nasıl hareket ettiğimize göre değişir. bu teoriyi açıklamak için verilen en sık örnek ikizler paradoksudur. teoriye göre, sabit kabul edilen ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir cismin içindekiler için zaman daha yavaş akar. yani bir cisim ışık hızına erişebilirse o cismin içindekiler için zaman durur. hatta buradan yola çıkılarak, "zamanı yavaşlatmamız mümkünse, geriye doğru çevirmemiz de mümkün olabilir mi?" sorusu sorulmuş ve zaman makinasının gerçek olabilirliği tartışılmıştır. başka bir açıdansa yine insanların fizikçiler tarafından kabul edilen diğer üç boyutta (uzunluk,yükseklik ve genişlik) istedikleri yöne hareket edebilmeleri dolayısıyla zamanda da geriye doğru hareket edebilmelerinin mümkün olup olmadığı sorulmuştur. ancak izafiyet teorisi bu ve bu gibi sorulara imkan tanıdığı gibi kendi içinde bu soruların hepsinin yanıtını da barındırmaktadır. çünkü hızı artan bir cismin kütlesinin de arttığı bilinmektedir. dolayısıyla artan kütlenin hızını da artırmak demek o cisme giderek daha fazla kuvvet uygulamak zorunda kalmak demektir. zaten ;
    e=(m.c²)/[ (1-v²/c²)^(1/2) ]
    denklemine bakarak da v nin c ye yaklaşması enerjinin sonsuz biçimde artışına yol açacağından da bir cismi hızlandırmak yoluyla zamanı geriye çevirmek, o cisim kütlesiz olmadığı sürece mümkün görünmüyor. ama biz yine de back to the future serisini seviyoruz, einstein ı da.

    edit: düzeltme için whatthefuckisgoingon a teşekkürler.
  • albert michelson 1881 yılında bir deney yapar ve bu deneyin şaşırtıcı sonucu , einstein ın bu konuya kafa patlarak meshur izafiyet teorisini oluşturmasında rol oynar.
    michelson optik bir alet yapar.bu alet dünyanın dönme hızını güneşten gelen ışığın hızına ekleyerek hesaplama imkanı tanır.ışığın hızı saniyede 300.000 kmdir.dünyanın ise güneşe görece hızı ise saniyede 30 kmdir.dolayısıyla bu optik aletin bulacağı sonuç ,yani bu hızlar toplamı 300 030 km/s olmalıdır.ancak sonuç her seferinde 300.000 km/s. kalır.bu şaşırtıcıdır.çünkü basit bir mantıkla düşünürsek ,bir tren 50 km hızla gidiyorsa ve içindeki adam da tren boyunca 2 km hızla yürüyorsa;bu adamın trenin dışındaki araziye göre görece hızı 52 km/s. dir.ancak boylesine basit bir toplama söz konusu 300.000 km/s hızda michelson u altüst etmiştir.uzun sürede fizik çevrelerini şaşırtmıştır.
    ancak einstein herkesten farklı olarak ,optik aletin verdiği sonucun neden yanlış olduğuna eğilmemiştir.sonucun doğru olduğunu varsayarak bunun nedeni üzerinde durmuştur.dolayısıyla hızların toplanabilirliği ilkesinden kuşku duyan einstein izafiyet teorisini oluşturmuştur.
    ayrıca bu teorem oldukça karmaşık formuller silsilesinden oluşur ve soyut olarak felsefe düzeyinde oluşturulmuş bir kuram değildir.dolayısıyla felsefe yoluyla örneklemek ve açıklamak çok doğru olmaz.ancak basit bir örnekle zaman ve mekan göreceliliği aşağıdaki şekilde açıklanabilir...

    hepimizin duymaya alışık olduğu klasik bir durum vardır.gökyüzüne baktığımız zaman gördüğümüz yıldızlarının ışığının bilmem kaç milyon yıl ışık yılı öteden geldiği....bizim ışığını aslında daha yeni gördüğümüz ve belki de bu yıldızın çoktan yokolduğu...dolayısıyla evreni düşündüğümüzde eş zamanlılık diye bir kavram olamaz.
    a ve b gezegeni arası uzaklık 10 ışık yılı olsun.a gezeninde olan bir volkan patlaması b gezegeninden ancak 10 yıl sonra görülebilecektir.
    a ve b gezegenı arası uzaklık 10 ışık yılı olsun.c gezegeni ise bu iki gezegenin tam ortasında yer alsın.a ve b gezegenlerinde aynı anda volkan patlaması olursa c gezegenindeki gözlemci aynı anda bu patlamaları görebilecektir.(ancak 5 yıl sonra.)ve aynı anda patladıklarını iddia edecektir.peki ya tam da bu patlamalar sırasında c gezegeninin üstünden belirli bir hızda, bir uzay aracının içinden başka bir gözlemci gözlemlemek isterse?o zaman hiç bir zaman bu iki gezegende aynı anda patlayan volkanın aynı anda patladığını iddia edemeycektir.belki cektiği fotograflarla bunu kanıtlama yoluna gidecektir.
    peki hangisi haklıdır?
    c gezegenindeki sabit gözlemci mi?(a ve b deki patlamaların aynı anda olduğunu iddia eden...)yoksa c gezegenın üstünden gecmekte olan hareket halindeki gözlemci mi?(patlamaların kesinlikkle aynı anda olmadığını iddia eden)..
    cevap çok basit:ikisi de hakılıdır.(einstein 'a göre).çünkü bunlardan birine ayrıcalık tanımak ,onun tek dogru yerde olduğuna inanmak demektir.bu da imkansızdır.dolayısyla zamana ilişkin her açıklamada bu mekan durumu göz önünde bulundurulmalıdır.zaman ile mekan birbirlerine bağımlıdırlar.aralarında göreli bir ilişki bulunmaktadır.
  • izafiyet teorisi, her zaman gozlemlerimiz ve algilarimiza dayanarak yorumlamaya alistigimiz diger fizik yasalarindan farkli olarak, sadece sezgilerimizle anlayabildigimiz garip bir teoridir. bunye olarak isik hizina hic yaklasamadigimiz icin, yuksek hizda hareket eden parcaciklarin garip dunyasini da algilarimizi ikna edecek sekilde betimlememiz zordur.

    ornegin, bir arabada 100 km hizla giderken, arabanin yonunde 5 km hizla firlattigimiz bir tasin 105 km hizla gitmesini algilayabiliriz. yani tasin hizini olcunce 105 cikarsa, "e tabi onun hiz 5, benimki 100, normal 105 deriz". bu algiya uygun.
    veya suya koydugumuz bir cismin ust ve alt yuzeylerindeki basinc farki nedeniyle, cisme yukari dogru bir kuvvet uygulanmasini algilayabiliriz.
    fakat, 200 000 km/s hizla giden bir aractan tutulan isigin hem aractakine gore, hem de disardaki durgun gozlemciye gore 300 000 km/s hizla yayilacagini algilayamayiz. cunku, zamanin, deneysel olarak daha yavas gectigine algisal olarak hic tanik olmadik. (sobanin uzerinde vs. manitayla gecen 2 dk'nin goreliliginden bahsetmiyorum, dogru calisan 2 kronometrenin, bir sure sonra tekrar yanyana getirilince, birinin 5 saat, digerinin 3 saat ilerlemis olmasindan bahsediyorum.)

    isin asli, hareket edenle hareketsiz duran arasindaki fark, dusuk hizlarda "goreceli hiz" olurken, yuksek hizlarda "goreceli hiz + goreceli zaman", isik icin ise sadece goreceli zaman olmaktadir. cunku dusuk hizlarda zamanin genlesme faktoru ihmal edilebilecek olcude dusuktur. fakat yuksek hizlarda, mesele artik sadece hizlari vektorel olarak toplamak degil, zamanin genligini de hesaplara dahil etmektir. hareketsiz olan icin isik tarafindan 3 sn'de alinan yol, hareketli olan icin 1 sn'de alinacaktir. yani hareketli olanin 1 saniyesi hareketsiz olanin 3 saniyesine denk dusecektir. fakat her ikisi de isigin hizini 300 000 km/s olarak gorecektir.

    neden mi?

    bildigimiz gibi isigin 300 000 km yol alabilmesi icin biz "durgunlar"a gore 1 sn gereklidir. fakat isiga sorsaniz, zaman ona hep sabittir. cunku onun hizi artik zamanin yayilma hizidir. (evet zaman da evrende yayilmaktadir.) bunu izlediginiz 24fps bir filme benzetebilirsiniz. su anda evrende gecen zamana da milyon kat zoom yaparsak, onun da aslinda continum olmadigina, bizim 24fps filmlerden daha kaliteli fakat yine de kesikli olduguna tanik olacagiz. bizim ilk 3 boyuttaki hizimiz hemen hemen sabit oldugu icin 4. boyutta, yani zamanda hareket etmekteyiz. "frame"ler gozumuzun onunden gecip gitmekte. fakat isik huzmesi baya baya hizli hareket ettigi icin onda da 4. boyut olan zaman, yani frame sabit, sadece mekani (bant) degismekte.
    oyleyse evrende olagan bir madde icin uzay*zaman duzleminde illa ki delta kadar bir hareketi oldugunu soyleyebiliyoruz. uzay duzleminde ne kadar hizlanirsa, zaman duzleminde o kadar yavasliyor(orn : isik). uzay duzleminde ne kadar yavaslarsa zaman duzleminde o kadar hizlaniyor(orn : biz). biz hic hareket etmezken, bulundugumuz noktada, gelecege dusuyoruz. fakat cok hizli hareket ediyor olsaydik, gelecege daha yavas dusecek, uzayda muthis yuksek hizda yol katedecektik.

    velhasil kelam, kucuk hizlarda hizin goreliliginden bahsederken, yuksek hizlarda buna zamanin goreliligini de dahil ediyoruz, bu teorinin ismi en basit izahiyla burdan gelmektedir. ve bu "ozel gorelilik"tir.

    peki neden "ozel" ?

    ozel gorelilik newtonun hareket yasasini yikmisti. kutleye uygulanan kuvvetin dogru orantili olarak onun hizini arttiramayacagini, maksimun isik hizina yaklastirabilecegini gostermisti. bununla birlikte, cisme uygulanan kuvvetin sadece onun hizini degil, kutlesini de artiracagini (enerji ve kutlenin es ve donusumlu oldugunu) ifade etmisti. meshur e = m.c^2 de burdan geliyordu. fakat getirdigi yenilikler, newton kutlecekiminin denklemleriyle celisse de onu curutmeyi basaramiyordu veya alternatif bir cozum sunamiyordu. (ornegin birbirini ceken iki gezegenden biri hareketliyse, denklemin paydasindaki r^2 icin uzakligi hangisinin uzayina gore alacagiz ? hani uzunluk ve zaman goreceli ya...)

    iste einstein'i asil dahi yapan, beyninin % bilmem kaci geyiklerinin cikis noktasi iki teorisinden biri* olan, ve bu durumu cozume kavusturan izafiyetin yeni teorisi icin "genel" ismi daha uygun olacakti. cunku bu teori, newtonun ayri ayri olan kutlecekim ve kuvvet kanunlarini birlestirip, uzay zamani cok daha guclu bir sekilde modelleyecekti.

    genel gorelilige nasil ulasildi ?

    einstein'in belki de en onemli kesfi, esdegerlik ilkesine getirdigi yeni bakis acisidir. newtonun esdegerlik ilkesine gore, kutle, tum cisimleri ayni miktarda ivmelendiriyordu. einstein, bunu bir adim daha ileri goturerek, aslinda kutle ile ivmenin uzaydaki etkisinin birbirinden ayirdedilemez kavramlar oldugunu ileri surdu. yani ivmelenen herhangi bir ortamda isik ve manyetik dalgalarin gosterdigi tum ozellikler, kutlecekim altinda da kendisini gosterecektir. bu su demektir: yercekimi sadece bir kuvvet degildir ve kutlenin tek olayi diger bir kutleyi cekmesi degildir. kutle aslinda uzay*zaman'i bir oyun hamuru gibi bukmektedir, ve diger tum etkiler bu bukme sonucu ortaya cikmaktadir.

    newtona gore, eger uzayda bir noktadan, belirli bir yonde harekete basladiysaniz, hareketiniz herhangi bir dis etki olmadikca dogrusal devam eder. bunu einstein'a sorarsaniz hareketinizin dogrusal olacagi garanti degildir fakat, uzay dokusundaki en kisa yoldan gideceginiz kesindir. yani eger uzayiniz bir kutle tarafindan bukulmusse, sizin hareketiniz de bu egriler yonunde kayacaktir. kisacasi, bizim yercekimi dedigimiz, aslinda o kutlenin uzay*zaman dokusunda yarattigi bukulme. einsteinin baslardaki hatasi, kutlenin sadece uzayi buktugunu dusunmesiydi. fakat uzay ve zamanin ayrilmaz kavramlar oldugunu ongorup, her ikisinin birlikte bukuldugunu kesfedince, modellemede yasadigi sorunlar ortadan kalkiyordu. modelinin denklemlerini "tensor" denen matematiksel nesneleri kullanarak kurmus ve gezegen hareketlerini newton kutlecekiminin denklemlerinden cok daha duyarli bir sekilde hesaplamistir.

    einstein bu eseriyle butun fizik otoritesinin uzerine kurulu oldugu newton cagini kapatip yeni bir cag acmistir. en ilginci de actigi cagin, kendi caginin cok otesinde olmasidir. cunku tum bunlari ifade etmek icin ne bir deney yapabilmistir, ne de bir gozleme dayanarak ortaya atmistir bu teorilerini. dusunsel olarak ve matematikle vardigi sonuclari, teori seklinde ileri surmustur. bu nedenle teorileri, baslarda, fantastik metafizik urunleri gibi gorunmustur. ancak sonralari, teknolojinin gelismesiyle artan deney ve gozlem kabiliyetiyle, kuramlari test edilebilmistir. ve bu gozlemler her seferinde einstein'i hakli cikarmistir : karadelikler, atom saatleriyle yapilan deneyler, gps uydularinin gosterdigi konumdaki sapma, gezegen yorungelerindeki hassas olcumlerle ulasilan sapmalar... einsteinin yillar oncesinden ortaya koydugu denklemler, bu deneylerin hepsinde cok hassas sonuclar vermistir. aslinda denklemleri yazarken kendisinden onceki matematikcilerin modellerinden faydalanmistir. fakat mesele zaten, evreni dogru idrak edebilmesi ve bunu uygun matematik modeliyle bagdastirabilmesidir.
  • youtube'da bu teoriyi müthiş bir animasyonla anlatan bir video vardı; ben bu videoya türkçe altyazı hazırlayıp youtube'a yükledim. video izlendiği zaman izafiyet teorisinin büyük bir kısmının anlaşılabileceğini düşünüyorum:

    http://www.youtube.com/watch?v=yg8tjqr0oqw
  • günümüz teknoloji ile tsk'da askerlik yaparken rahatlıkla ispatlanabilecek einstein teorisi. askerliğin sonlarına doğru siz hızlandığınızdan olsa gerek zaman durma noktasına gelir.
  • misal;

    tam olarak ışık hızında giden bir araca sahipsiniz. uzaya doğru gittmeye başladığınız diyelim tam atmosferden çıktığınız anda dünya bir anda patladı ve yok oldu. siz ışık hızında ilerlemektesiniz. dönüp arkanıza bakığınızda dünya yerinde duruyor olacaktır.
  • einstein"in ünlü bir kuramı. ulaşmak ve aşmak olanağı bulunmayan bir hız sınırı vardır. niçin? çünkü: bir cismin kütlesi sabit değildir: hız artınca kütle de artar. ışık hızına yaklaşıldığı zaman her küçük ivme, hareket halindeki cismin kütlesinde büyük bir artışa yol açar.

    bir bisikletçinin ışık hızına yakın bir hızda gittiğini düşünün. şu bir gerçektir ki çok hızla giden herşey gidiş yönünde büzülür ve bisikletin yüksekliği uzunluğunu aşar. işin tuhaf yanı da bisikletçi kendisini tamamen normal, buna karşılık yolda giden yayaları yamyassı, evleri şaşılacak kadar kısalmış, kapıları inanılmaz derece de daralmış görür. bu durumdaki görece bir dünyada zaman her yerde aynı biçimde akmaz, çok hızlı hareket eden cisimler üzerinde zaman kısalır. böylece bağıl hızlarda yolculuk yapacak olan bir kozmonot dönüşünde dünyada bıraktığı çocuklarının geçen zaman içinde kendinden çok daha yaşlı saygıdeğer ihtiyarlara dönüşmüş olduğunu görür. bütün bu olanlar dünyamızda da olup bitmektedir ama sezilmeyecek kadar kadar düşük hızlarda.