şükela:  tümü | bugün
  • 25 şubat 2014 izmir yolsuzluk eylemlerinde pasaport'tan binen vatandaşları neye dayanarak karşıyaka'ya gitmesi gerekirken, alsancak iskelesine yanaşıp polisin insanları gözaltına almasına sebep olan bütün gemileri batasıca işletmedir.

    size dokunmayan yılan bin yaşasın ama denize düşerseniz boğazınıza dolansın o yılan!
  • balçova, narlıdere, güzelbahçe taraflarından alsancak'a gideceklere açık açık bizi kullanma diyen işletme.

    şöyle ki sabah işe gidecekseniz 7:20 ve 7:50'de seferleri var.

    ben 8:30'da mesai yapıyorum ve 7:20'deki vapura binmem oldukça abes oluyor.

    7:50'deki sefere binsem de geç kalıyorum çünkü 8:35'te alsancak iskele'ye varıyor.

    otobüs + metro+ izban intihara sürüklüyor, götüyle genç bir kızı koltuğun önünde ittirip kendi oturan koca götlü bir primat aynı kıza, kızcağız '' bu yaptığınız doğru mu?'' diye sorduğunda '' sus şimdi ağzını yırtarım senin'' dedi. bu yaratıklarla muhattap olmak istemiyorum.

    bisiklet mi dediniz? hayattan o kadar erken vazgeçmek istemiyorum. insanlık vasfına haiz olmayan iki ayaklılarla aynı yolda bisikletimle var olma mücadelesi verecek kadar aklımı kaybetmedim.

    hususi otomobil ise dünya görüşüme kesinlikle ters olmasına rağmen diğer ulaşım seçenekleri insanlık onuruna ters olduğundan mecburen kullanıyorum.
  • yolcusunu baş tacı eden izmir vapur işletmesi. mutluluk*.

    yaklaşık bir saat önce konak vapur iskelesi'ndeydim ve göztepe'ye gitmek üzere kartımı bastım. ışıklı levhada 10:40 seferi olarak göztepe'nin yanı sıra, bir de üçkuyular yazıyordu. taam 10.39'da hala kapalı olan camlı kapıya yaklaştım oradaki görevli açar düşüncesiyle, vapur da gelmiş ve bekliyordu çünkü ancak adam 'henüz açmıyoruz' dedi. bu arada bekleyen tek kişiydim salonda.

    o sırada vapurdan bir görevli koşarak geldi, bulunduğum yerin kapısını aralayıp nereye gideceğimi sordu, 'göztepe'ye ' dedim, bir de eklemeden edemedim' neden kapıyı açmadınız ki?'

    sizi kaptan köşkünden görünce geldim hemen dedi, bu arada koşturuyorum. aynı anda, kaptan mikrofonla ' hanımefendi, göztepe'ye mi, yoksa üçkuyular'a mı gideceksiniz?' diye sormaz mı. koca iskele doydu bu anonsu, ' göztepe ama üçkuyular'a da gidebilirim' dedim ve bindim.

    a-ha. koca vapurda tek yolcu benim! şaşkınlık. yüzümde kocaman bir fiyonk, hemen 9. sıra, cam kenarına geçip oturdum. bir yandan kamera şakası gibi tam diye düşünüyorum, bir yandan yüzümde şebelek bir tebessüm sağa sola bakınıyorum; bir yandan da oğluma mesajla durumu aktarıyorum.

    hatta 'bakalım, kaptan beni hangi durakta indirecek; şu an olayın içinde merakla yol alıyorum...' gibilerinden bir şeyler yazmaya koyuldum ki, mübarek vapur bir baktım, sanki kanatlanıp uçmuş ve göztepe iskelesi'ndeki saat tam 10:49'u gösterirken göztepe'ye yanaşmış.

    nasıl sevindim anlatamam, hemen o saatin görüntüsünü çekmek istedim ama 'saklama alanı dolu' ibaresi ile hevesim kursağımda kaldı. neyse.

    ben büyük bir keyifle vapurdan indim, arkama dönüp kaptanın bulunduğu yere de teşekkür babında el salladım. sonuçta, bu onun işi denebilir ama! benim cevabım üzerine rotasını üçkuyulara'da kırabilirdi rahatlıkla. oysaki ilk cevabımı dikkate alarak davranması, nazik bir jestti. teşekkürler.

    vapurun adı ayrı güzeldi: 1881 atatürk...
  • vapurlarının çoğu yeni model, modern, hızlı gidiyorlar ama hiçbiri de eski vapurlardaki seyahatin tadını vermiyor. gerek yazlık-üst kısım için ayrılan alanın daralması gerek tüm koltukların tek yön olup karşılıklı muhabbet etme imkanı vermemesiyle eski zamanları aratıyor. toplu taşıma mantığı ile baktığımızda öncelik tabiki verilebilecek maksimum kapasiteyle hizmet vermek ama izmir gibi bir şehirde vapur keyfinin düşmesi hoş değil.
  • katamaranların sayısının artması nedeni ile hele tam da yaz gelmişken "vapur sefası" yapamadığımıza dair mail attım. ee dedim artık eski vapurlar olmayacak mı?
    cevabın özeti: olmayacak.
    ben katamaranda dış mekan küçük. açık alan da olmalı dedim. bana verdikleri cevap "sefer güvenliği nedeni ile kaptan uygun olmayan havalarda kapatıyor..
    e bunu anlayabilecek kadar bilgi birikime sahibim ki zaten sorum da bu değil.

    özetle izmir'i katamaranlar ile açık havada vapur sefasından mahrum edecek şirket. istanbul'da olsa bir sonraki aşamada "tur gemileri"ni devreye sokup ondan ayrı para kazanacaklar derdim ama... şimdilik demiyorum.
  • denizciler sendikasinin karariyla 5 gundur grevde olan izmir'in deniz tasimaciligi isletmesi.

    vapur ve feribot seferlerinin durmasi elbette trafigi kotu bir sekilde etkiledi. ozel araclarina yonelenler ve deniz ulasiminin durmasiyla yogunlugun izban, metro ve otobuslere akmasi derken vapurla 15 dk olan bostanli-konak arasi ulasim otobus ve ozel aracla 1 saati geciyor. yogun zaman araliklarinda 2 saati buluyor.

    insanlar sikayetci olsa da tum zorluklara ragmen eger birileri haklarini alabileceklerse cekilen sikintilara deger diye dusunuyorum. izban iscileri de 1 hafta yaptiklari grev sonucu talep ettikleri haklara kavusabilmislerdi. evet bu grevler sehrin isleyisini oldukca olumsuz yonde etkiliyorlar ancak bir itaatsizlik hareketinin dikkat cekmesi ve basarili olmasi icin duzeni ve sistemi sekteye ugratmasi sart zaten.

    umarim izdeniz personeli hicbir fire vermeden direnislerine devam ederek sonunda talep ettikleri haklara kavusurlar ve tum bu direnisler toplum icin guzel ornekler olusturmaya devam eder.
  • az önce attığım şikayet mailim.
    merhaba.
    defalarca güvenliğin köşe kapmaca oynayarak vapurlara sokmamaya çalıştığını ama bunda başarılı olamadığını gördüğüm 3-5 küçük çocuğun bugün ben mağduru oldum. sanıyorum 16.40 saatinde bindiğim karşıyaka konak vapurunda önce kantin çalışanlarını rahatsız ettiler. onların elinden "kaçan" bu çocuklar ardından gemide oturan bir adamı sözsüz taciz ettiler (bu kişinin ve tacizin fotoğrafları mevcut. ancak eski tip bir filmli fotoğraf makinesi ile çektiğim için size daha sonra banyo yapıldıktan sonra ulaştıracağım.) bu arada tekne içinde kimsenin de bu çocukları umursamaması ayrı bir rezillik tabi (vatandaştan bahsediyorum tabi) benim fotoğraf çektiğimi görünce yanıma gelen çocuığu kolunu çekerek diğer tarafa doğru uzaklaştırmam nedeni ile hedefleri oldum elbette. o andan itibaren konaktan metroya bindiğim ana kadar biber spreyini elimden bırakmadım. buna rağmen metroya kadar bacaklarıma taş ve toprak yemekten kurtulamadım.
    vapurdan indikten sonra iskelede sigara tellendiren iki güvenliğe bu kalabalık grup çocuğu (sanırım 5 kişi) gösterdim. ancak sigara keyiflerinden vazgeçmeyip "biz bıktık bunlarla uğraşmaktan" diyerek çocuklara bakmadılar bile. bu andan itibaren çocukların tacizi eşliğinde metroya kadar yürüdüm.
    sorularım:
    -bu çocukları güvenliğin engelleme becerisi yok mudur?
    -tekne ile iskele arasında telsiz bağlantısı yok mudur? cevap var olduğuna göre neden teknedeki görevliler iskeleye haber verip bu çocukları tekne iskeleye yanaştığında alıp polise veya ilgili kimse onlara teslim etmiyor? bu bu kadar zor mudur? teknede en az 2 deniz adamı mevcut (büfe vs hariç görevli olarak varsayıyorum) bu kişiler ile tekne yanaştığında tekneye binebilecek 2 güvenlik 5 çocuk ile baş edemiyorsa bu bir güvenlik açığı değil midir? ya teknede az yolcu olsa ve bu çocuk(lar) insanları daha fazla taciz etse? herkesin elinde biber spreyi yok ki? zaten biber spreyinin de yasallığı tartışılıyorken ben benim ödediğim ücretlerle maaşını alan bu güvenlik görevlilierine niye güveneyim? bunların görevi insanların sadece ücret ödemeden geçemsini mi engellemek? tamam öyleyse bile bu çocukların ücret ödemedikleri ortada.. ben binerken oturduğu yerden engelli geçişi için kart basan ve arkadaşı ile sohbet eden güvenlik görevlisi maaşını hak ediyor mu sizce?
    sorularıma politik olmayan açık cevaplar ve bundan sonrasında güvenliğin sağlanması için neler planlandığına dair ayıntılı cevap istiyorum.
    iyi günler.
  • 10:40da konak iskelesinden kalkan vapur, sike sike önce göztepeye gider. yaklaşık 10:50 gibi göztepeye varır, 10:55te de göztepeden kalkar ve üçkuyulara gider. keyfi olarak önce üçkuyulara falan gidemez yani.

    40 geçe kalkacak vapur için 39 geçe hala kapıları açmamış personeli varsa yolcusunu baştacı ediyor demememiz gereken kurumdur. "alooo şşşşşt" diye bağırırım ben de arada, personel sağda solda laklak muhabbet peşindedir çünkü.

    mesai saatleri harici, havalar da güzel değilse ölü saatlerde vapurların neredeyse boş gitmesi sıradan bir olaydır.

    vapurdan yapılan anons iskeleden duyulmaz. ha anonsu yapan adam bi tarafını yırttı ve sesini duyurdu diyelim, vapur ve iskele boşsa sesini kimse duymaz. pek meşhur "kimsenin olmadığı bir yerde devrilen ağaç ses çıkarır mı çıkarmaz mı" sorunsalı yaşanır yani.

    neyse, hayat bütün sıradanlığıyla devam ediyor, bugün de kimseye özel bir şey sunmuyordu.
  • aslında toplumsal-kamusal düzeni bozdukları için değil ücretlerine zam kurum olarak haklarında kamu davası açılması gerekir. bu kadar uzun süre kamusal hizmetler sekteye uğratılmaz. bu işi yapmak istemiyorsanız defolun gidin de adam gibi iş yapacaklar gelsin. insanlar da mağdur olmasın. vatandaşı bu kadar mağdur etmeye hiçbir kişi ya da kuruluşun hakkı yok.
  • vapurlarında ki kahve ve çay makinaları ya eksik dolduruyor ya da tamamen devre dışı. alt tarafı bir personel ile 10 tane vapurunuzda ki makinaları kontrol etmek çok mu zor?
    masa başında oturup lak lak yapmak varken ne gereği var şimdi hizmet etmenin deme!