şükela:  tümü | bugün soru sor
  • mesainiz 8-17, 9-18 gibi belli saatlerdedir. ancak baskıcı, benim dediğim dedik patronlar mesai bitse bile izinsiz çıkılmasına taraf olmazlar. protest ruhlular aman boşver diyip basar çeker gider, yapacak ekstra işi yoksa. bazilari ise kivranir, çikmak ister ama tam 18'de çikilir mi.. oy oy...

    (bkz: ben izin almiyorum haber veriyorum)
  • (bkz: izninizle)
  • (bkz: musaade sizin)
  • -can i go to the toilet? (hazırlık 1)
    -can you!? (al işte parçaladı eğitim sisteminin çarkları bebemizin masum ruhunu!)
    -pımf! (apti olurum bende!)

    neymiş efendim? izin isterken "may" denilecekmiş.
  • (ara: *bilir miyim)
  • bu taleple yanına gittiğiniz yönetici, neden diye direttiğinde, sizde yalandan hoşlanmayan biri olarak iş görüşmem var diyerek cevap verdikten sonra iyice şenlenen süreçtir.
  • hayatım boyunca hiçbirzaman yapamadığım şey.

    ailem de sağolsun hiç takılmadı bu huyuma ama kişilik bir iş hayatına girince bir de aşık olunca zorlanır hesabı, iş ortamında bu alışkanlığımın zorluğunu çok yaşıyorum.

    soramıyorum ya napsam o miyim eki gelmiyor, olmuyor en sonunda erken çıkmam gereken bir gün şu acı anı aynen yaşadım..

    + ben çıkarım mı çıkabilirim mi.. miyi..?

    evet aynen bu aptal cümleyi kurdum ve yöneticimle bi göz göze geldik, anlamadı baktı.. sadece tabi dedi..

    buyuzden zorunlu kalmadığım sürece uzak duruyorum bu tip isteklerden..
  • [parayla ilgili duyduğu bu sıkıntı ile kadınlar karşısında duyduğu sıkıntı hemen hemen aynıdır. büroyla ilgili sıkıntısı da aynı şekildedir. (...) neden? çünkü izin isteyemedi. müdürüne soramadı, çok hızlı daktilo kullandığı için içten içe hayranlık duyduğu (ciddiyim) müdürüne beni görmeye gideceğini söyleyemedi. başka bir şey söylemek mi, mümkün mü bu? yalan mı yani? müdüre yalan söyleyecek, öyle mi? mümkün değil. ona ilk nişanlısına* neden aşık olduğunu sorarsanız "işinde çok iyiydi," şeklinde cevap verecek ve yüzü beğeniyle dolacaktır.] milena jesenska - briefe an milena (max brod'a, ağustos 1920 )

    (bkz: izin/@ibisile), izin almak
  • kadınların çoğunun yapmak zorunda bırakıldığı hadiseye diyoruz.

    bakın başka birine ait bir şeyi kullanmak için değil ya da birisinin odasına girmek için değil ya da mesai içinde işlerinizi halletmek için değil; bildiğin dışarı çıkabilmek, sinemaya gidebilmek, arkadaşlarıyla gezebilmek, tatile gidebilmek, hatta inanmazsınız perdeleri açabilmek ve daha aklınıza gelebilecek çoğu insan eylemi için kadınların hayatlarındaki en söz sahibi erkekten izin istemeleri bekleniyor. o izni almadan bunları yapabilmeleri mümkün değil, yaparlarsa izin alınan/ alınması gereken erkeğin şiddetine maruz bırakılıyorlar. izin alabilmek için ise izin istemeleri gerekiyor. bir egemen, bu sonucu irdeleyip utanmalıdır.

    (bkz: izin almak)
    (bkz: izin vermek)
    (bkz: izin vermemek)
    (bkz: otur oturduğun yerde)
  • öyle bir noktaya geldim ki utanma eşiğimi geçtim sanırım. bundan sonra "ay elalem ne der" kafasına geçmem heralde. artık hayatım keyfim nasıl isterse öyle.
    zamanında çok canım yandı, çok üzüldüm ama bir yere kadar.
    şu andan sonra affedilmeyi beklemiyorum, izin istemeyi de çoktan bıraktım
    teşekkürler bu sözün sahibi