şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • dizi ve film konusunda netflix'i pek beğenmiyorum zaten söylenilen bütün efsane diziler ve filmler kendilerine ait değil. ancak belgesel konusunda çok hoşuma giden yapımları var, ben de bunları paylaşacağım. birçok belgeseli de aslında propaganda aracı gibi geliyor insana, fazla rahatsız edici. özellikle bunları paylaşmamaya özen gösterdim. ama yine de içlerinde taraflı olanlar yok değil. bu arada, arayüzde direkt karşınıza çıkan belgeselleri yazmadım zaten izlemişsinizdir diye.

    1) last breath (13+)

    işi dalış yapmak olan birinin deniz tabanında mahsur kalışını anlatıyor. deniz fobisi olan insanları gerçek manada rahatsız edebilecek bir ortam, özellikle bağlı olduğu ana merkez ile olan bağın kopması sonucu zifiri karanlıkta hangi yöne gideceğini düşünürkenki hali ürkütücüydü.

    imdb: 7.7

    2) the dawn wall (16+)

    güzel bir başarı öyküsü, o zamana kadar yapılmamış bir tırmanışı, işaret parmağı olmadan serbest tırmanış ile gerçekleştirmesi. güzel de bir tırmanış dostluğu içerir.

    imdb: 8.1

    3) cowspiracy (13+)

    baya taraflı bir belgesel, başından sonuna veganlık propagandası içeriyor ama içerik olarak etkileyici yerleri çok fazla. bunca tüketilen et ürünlerini görünce acaba mı diyorsunuz. ama veganlık karşıtı birisi pek dayanamaz sanırım bu belgesele.

    imdb: 8.3

    4) the last czars (18+)

    romanov ailesinin başına gelenleri, son çar ii. nikolay'ı anlatan belgesel. bu dönemi sevenler için iyi bir seyir zevki sunuyor. belgeselde halkın hali çok fazla gösterilmemesini gerçekten de çar ailesinin hiçbir şeyin farkında olmamasını izleyiciye göstermek için bilinçli yapıldığını düşünüyorum. sarayların, çar çevresinin zenginliğini görünce hayran oluyorsunuz ama dışarıdaki halk birbirinin etini yiyecek kadar aç. bir de rasputin'in etkisi çok fazla işlenmiş, bu sapık adam kimdir nedir demek için bile izlenir.

    ayrıca gleen meade'nin romanov komplosu adlı kitabı da bu belgesel ile beraber mükemmel gider, tavsiye ederim.

    imdb: 7.3

    4) hondros (16+)

    chris hondros adlı, libya'da bombalı saldırı sonucu ölen efsanevi savaş fotoğrafçısının hayatını konu alan belgesel. mükemmel iş. hayranlık duyacağınız bir karakter. gerçekten bu işi yapan insanlara hayranım, havan toplarının, mermilerin yağdığı topraklarda etkili kareler yakalama peşindeler. izlerken gösterilen fotoğraflara korkuyla bakacaksınız.

    imdb: 7.6

    5) virunga (16+)

    kongo'da bulunan virunga ulusal parkı ve bu parkı korumak için canını ortaya koyan, dağ gorilleri için ölürüm diyen korucuların hikayesini anlatan ve aynı zamanda beyaz adamın çirkinliğini gözler önüne seren belgesel.

    imdb: 8.2

    6) marco polo(16+)

    kubilay han'ın sarayında yaşadığı olayları kapsayan müthiş macera.

    imdb: 8

    7) the world's most extraordinary homes (7+)

    sıradışı evleri konu alan, güzel vakit geçirmenizi sağlayacak belgesel. insan çok pis özeniyor yalnız mutsuz olmayın sonunda.

    imdb: 7.6

    8) street food (7+)

    çeşitli coğrafik bölgelere giderek oralara has yemekleri konu alan belgesel, masterchef'ten bıkanlar izleyebilir. yemek yarışması değildir, yarışma için final table önerilir.

    imdb: 8

    9) chef's table (16+)

    burada da çeşitli kültürlerin yemekleri konu alınıyor, izlerken yapma isteği duyarsınız, vakit geçirmek için birebir.

    imdb: 8.6

    10) abstract the art design (13+)

    her türlü endüstrinin tasarımsal boyutunu gösteriyor, mimari, grafik, ayakkabı.. vs. çok kaliteli içerik, ilgiyle izleyebilirsiniz.

    imdb: 8.4

    11) the toys that made us (13+)

    tarihin en çok iz bırakan oyuncakların ( barbie, ninja kaplumbağalar, he-man...) yaratıcılarının milyar dolarlık eserlerin yükselişini, kimi zaman da başarısızlıklarını konu alıyor.

    imdb: 8.1

    12) abducted in plain sight (16+)

    bir nevi palu ailesi olayı. olayların gerçek olması ise insanı ürküten yanı. yok artık! ifadesini sıklıkla kullanabilirsiniz.

    imdb: 6.8

    13) genius of the ancient world (7+)

    antik dünyanın dahileri olan buddha, sokrates ve konfüçyüş'ü konu alan belgesel.

    imdb: 7.3

    14) age of tanks (13+)

    tanklara ilgi duyanların izlemesi gereken bir yapım olmuş, geçmişteki anlamından günümüzdeki anlamına detaylarıyla anlatılmış nefis yapım.

    imdb: 7.3

    15) evil genius (16+)

    pizza dağıtıcısı 50 yaşında bir adamın boynuna asılı bir bomba ile banka soygunu yapmasını ve sonrasında gelişen olayları konu alıyor. işler çok enteresan boyutlar alıyor, en iyi yapımlardan birisi, izlemenizi tavsiye ederim.

    imdb: 7.6

    edit: ekleme

    16) killer ratings (16+)

    wallace souza isimli televizyoncu ve siyasetçi, bir manada da brezilya'nın müge anlı'sı sayılabilecek bir adamın başına gelenleri anlatan, kamuoyu oluştuğunu suçları planlamakla suçlanmasını anlatan, trajik sonlu bir yapım. mutlaka izlenmeli

    imdb: 7.8

    17) cuba and the cameraman (13+)

    küba'nın 40 yıllık tarihini bu kadar içten anlatan bir yapım izlememişsinizdir. bu manada izlenebilirliği oldukça yüksek. devrim süreci, etkileri ve yansımalarını üç farklı aile üzerinden çok güzel anlatıyor. küba hakkında fikir edinmek isteyenler mutlaka izlemeli.

    imdb: 8.3

    18) 13th (18+)

    son zamanlarda dile getirilen black lives matter sloganı eşliğinde izlenebilir bir yapım. amerika anayasasının 13. maddesine atıf yapılarak anlatılmış, kimi yerlerde eleştiri getirebilirsiniz ama siyahlar için 13. maddenin ne anlam ifade ettiğini görmek adına başarılı bir yapım olmuş.

    imdb: 8.3

    19) struggle the life and lost art of szukalski (18+)

    yapımcılığını leonardo dicaprio'nun üstlendiği, pek çok kişinin bilmediği çılgın bir adamın hayat öyküsünü anlatan yapım. kimi yerde verilen siyasi mesajları göz önünde bulundurmazsak mükemmel iş olmuş. bu çılgın heykeltıraş ve ressamın hayatını tanımanızı öneririm.

    imdb: 8

    edit : ekleme

    20) love, death & robots(18+)

    5-10 dakikalık bölümlerden oluşan animasyonlar. ancak öyle böyle animasyon değil, animasyon demeye utanırım. gerçekten vakit geçirmek için izlenecek, bir oturuşta bitirilebilecek içerik. çok etkileyici. asla pişman olmayacaksınız. korkunç yaratıklar, ilginç sürprizler, her bölüm farklı bir olay içeriyor.

    imdb: 8.5
  • arama yaptım, bulamadıklarımı yazayım dedim. muhtemelen herkes izlediği için yazılmamıştır. çünkü çoğu gişe filmi. tabi ben de isterdim sanat filmleri önermek, fellini filmlerinden hangisini seçeceğimi şaşırtmak, arama yaparken bresson filmlerinin yazılmış olduğunu görmek, ayzenştayn külliyatının yüklenmiş olduğunu yazmak, ama netflix türkiye'nin film içerikleri belli. o yüzden ''bu film niye var lan? izlemeyen son kişiyi geçen gün yakalayıp dövmediler mi?'' düşüncelerine kapılmayın.

    bunu bugün gördüm, galiba yeni eklenmiş. vakit geçirmeye bire bir. soundtrack'ini üç gün dinlersiniz: baby driver

    samimiyetten başka bir şey sunmayan film: i don't feel at home in this world anymore

    herkesin seveceği tarzda bir film değil aslında. birkaç sekans var; oralarda filmi ya seversiniz ya da kapatırsınız. ben sevdiğim için yazmak istedim: a ghost story.

    bir kere yazılmış ancak gözden kaçmasını istemem. jake gyllenhaal'in taxi driver'ı: nightcrawler

    hannibal serisinin anthony hopkins'li son filmi: red dragon. öncesinde izlemeniz gerekenler: the silence of the lambs ve hannibal. hannibal da netflix'te var.

    herkes izlediği için yazılmamış olanlardan biri budur. ''ben izlememiştim'' diyenleri muhteşem bir film bekliyor: phantom thread

    mark wahlberg'ün matt damon ile karıştırılmadığı ilk filmi olacakken, dayak ata ata matt damon'a benzetiyorlar. christian bale de var. böyle söyleyince de figüran olarak oynamış gibi oldu. adam oscar aldı bu filmle: the fighter

    gerçek bir hikayeye dayanan ve tom hanks'in oynadığı bir film. sadece bu cümleyi okuyunca bile izlerken sıkılmayacağınızı anlamış olmanız gerek. ne kadar seversiniz onu bilmiyorum: sully
    bir de bunun denzel washington'lı ikiz kardeşi var: flight

    2010'lu yılların en iyi filmleri listelerinde yer aldığı için yine muhtemelen herkes izlemiştir, ama daha önce yazılmamış: mad max fury road.
    seriyi hiç izlememiş olan varsa mel gibson'lı diğer üç film de netflix'te var.

    7.1/10 veya 72/100 puanlarının yıkılmayan kalesi matthew vaughn'un ilk filmi: layer cake.

    aslında james hunt ve niki lauda'nın rekabetini anlatıyor ama izleyince bundan çok daha fazlasına sahip olduğunu göreceksiniz. yarış filmi diyerek önyargılı yaklaşılmamasını tavsiye ederim: rush.

    joaquin phoenix'in en sevdiğim performanslarından biri: you were never really here

    alejandro gonzalez inarritu'ya en iyi yönetmen ve en iyi film oscarlarını getiren: birdman

    guy ritchie filmi. daha fazla açıklama yapma gereği duymuyorum: the man from u.n.c.l.e.

    marriage story'nin esinlendiği birkaç film vardı, bu da onlardan biri. yanılmıyorsam, son on beş yılda leonardo dicaprio'nun oscar adaylığı alamadığı tek filmi. dünya genelinde dört milyar kişiyi evlilikten soğutmasıyla bilinir: revolutionary road

    ilginç bir yol filmi. muhtemelen dennis hopper ve peter fonda kafayı bulduktan sonra ''atlayalım motorlara gidelim, hem kaydederiz, hatıra kalmış olur'' demişler ve hayata geçirmişler. film zaten fena gitmezken ortalarda bir yerde jack nicholson da dahil olur: easy rider

    tim burton'ın -bana göre- en iyi filmi olması nedeniyle ve de daha önce yazılmadığı için yazma gereksinimi hissettim: big fish

    steven spielberg'ün aşağı yukarı beş yüz filme atıf yaptığı ve arada çaktırmadan the shining'i yeniden çektiği film: ready player one

    yine yönetmen steven spielberg. başrollerinde ise meryl streep ve tom hanks var. dönem filmi. hollywood tek bir film olsa bu film olurmuş. pazar öğleden sonra 4 gibi, akşamı getirmek için izlenenlerden: the post

    aslında yazmayacaktım ama guillermo del toro'yu sevdiğim için onun da bir film olsun istedim. idris elba da var tabi. bir de robotlar var ve robotlar sekiz yüz metre falan. sekiz yüz metrelik robotların olduğu bir filmden beklemeniz gerekenlerden fazlasını beklemeyin: pacific rim

    kült filmlerdir ama eğer ilk kez izleyecekseniz, son olmayacağının garantisini verebilirim: the breakfast club ve sex lies and videotape
  • platform içerisindeki imdb 4.0 üzeri tüm korku filmlerini izlemiş olarak bir liste bırakacağım başlık.

    shining, jaws, pet sematary, rosemary's baby, the thing... izlemediyseniz öncelikle bu klasik filmleri izleyin

    sonra:

    hush - korkutmak için değil, korkuları yenmek için bir korku filmi. sadist katil, banliyö evindeki sağır dilsiz yazarı gözüne kestirir ama yazar da ona karşı koyar. yönetmen: mike flanagan yıl: 2016 puan: 9/10

    apostile - tarikat temalı, muhteşem manzaralarla süslü, yavaş yanan bir film. ben midsommar'dan daha çok sevdim. yönetmen: gareth evans yıl: 2018 puan: 7/10

    creep 1/2 - hakettiği ilgi ve sevgiye asla kavuşamadığını düşündüğüm seri. psikopatın biri 'ölüm döşeğindeyim, gel beni videoya çek' diye online ilan verir, olaylar gelişir. found footage tarzında çekildi ve alttan gerilimi besleyen bir mizaha sahip. yönetmen: patrick brice yıl: 2014-2016 puan: 7/10

    event horizon - cehenneme tam gaz ilerleyen bir uzay gemisinde geçen slasher... şahanedir. yönetmen: paul w.s. anderson yıl: 1997 puan: 8/10

    hostel - 2000'lerin en meşhur korku filmlerinden biri. ilk yarısı fena kafkaesktir ve çok severim. eli roth asla sevdiğim bir yönetmen olmadı ama hostel'ı halen izlememiş bir korku hayranı düşünemiyorum. bir grup amerikan 'ergeni' turist, seks ticareti için doğu avrupaya gider; lakin başlarına gelmedik kalmaz... listeye almayacaktım aslında ama gözden kaçıran olabileceğini düşünerek ekledim. yönetmen: eli roth yıl: 2005 puan: 7/10

    eli - dışarıda hava geçirmez elbiseyle dolaşan ufaklık, ailesiyle beraber belirsiz hastalığının tedavisi üzerine deneysel bir hastaneye yatırılır. ama hiçbir şey yolunda gitmez. bu film beklentimin çok üzerinde çıkmıştı. izlerken çok eğlenmiştim. yönetmen: claran foy yıl: 2019 puan: 7/10

    the perfection - senarist gücünü sonuna kadar hissedeceğiniz bir yapım. film bittiğinde gözlerim güneşi bir günde parlayan gözlük camları gibi parlıyordu. hikayesinden bahsetmek istemiyorum. yönetmen: richard shepard yıl: 2018 puan: 7/10

    urban legends - şehir efsaneleriyle alay eden teenagerlar, kendilerini bu efsanelerin tam ortasında bulur. tek tek hepsi ölmeden önce olayı çözmeye çalışırlar. scream, i know what you did last summer gibi filmlerden eksiği olmamakla birlikte nedense onlar kadar izlenmemiş bir slasher. ek olarak, robert englund da oynuyor. yönetmen: jamie blanks yıl: 1998 puan: 6/10

    under the shadow - bu çok özel bir film. korkutmaya çalışmak yerine korku öğelerini alegori olarak kullanarak iran devrimi sırasındaki bir anne oğulun yaşamını anlatıyor. yönetmen: babak anvari yıl: 2016 puan: 8/10

    gerald's game - dahi yönetmen mike flanagan'ın ilk king uyarlaması. karı koca, tatil için göl evine giderler. gerald, karısını yatağa kelepçeledikten sonra kalp krizi geçirir. cesedi çürümeye başlamıştır, üstelik bu kokuyu alan köpek de açık kapıdan hırlamaya başlar... yönetmen: mike flanagan yıl: 2017 puan: 8/10

    the uninvited - şahane film a tale of two sisters'ın us remake'i. orjinal film, hem korkutucu hem de korkutucu olmakla birlikle aile dramasını muazzam bir şekilde anlatıyor. uninvited ise çevirisi kötü yapılmış bir cinayet romanı gibi. eğlenceli ama hepsi o kadar. yönetmen: guard brothers yıl: 2009 puan: 6/10

    a quiet place/bird box: bu iki film de, duyu yitiriminin yaşandığı birer kabus dünyasını anlatıyor. quiet place'de, sese aşırı duyarlı yaratıklar ve bu nedenle 'survivor'lar ses çıkarmamak durumunda. bird box'da ise insanlar çıldırmamak için 'görme' den vazgeçiyorlar. ikisini de beğendim ve aşağı yukarı aynı seviyede olduklarını düşünüyorum. yönetmen: john krasinki, susanne bier yıl: 2018, 2018 puan: 7/10, 7/10

    happy death day - filmin içinde de geçtiği üzere, groundhog day'in slasher versiyonu. ana karakter time lapse içine girer ve her gün farklı farklı şekillerde ölmeye başlar. ben tahmin ettiğim kadar eğlenmedim ve filmde hoşuma gitmeyen bir şey yakaladım: 80'ler slasher filmleri, gençlere karşı bir satir niteliği taşırdı. bu blumhouse yapımı ise 'evet potheadim ama var mı bir diyeceğin?' diyor adeta. hem 80'lere benzemeye çalışıp hem de fikren karşıtlık yapılması bana aptalca geldi. yine de türe yeni bir soluk getirdiği aşikar. yönetmen: christopher landon yıl: 2017 puan: 5.5/10

    don't breathe - bu filmi bird box'la aynı kategoriye almayı düşünüp vazgeçtim çünkü bu film aynı zamanda bir ev istila filmi. ev istila filmlerini genellikle ev halkının bakış açısından izleriz ama burada yabancıların bakış açısından izliyoruz. üç kişilik ekip, kör adamı soymanın çantada kek olduğunu düşünüyordu...taa ki, yaşlı adamın aşırı hassas 'duyma' ya sahip tehlikeli bir yaşlı adam olduğunu farkedene dek... yönetmen: fede alvarez yıl: 2016 puan: 6/10

    the boy - tuhaf bir aile çocukları için bir bakıcı tutup aniden tatile çıkarlar. bakıcıları çok şaşkındır; zira bakılması istenen çocuk bir oyuncak bebektir. içinde güzel twistler olan hatta şık bir janra geçişi yapan eğlenceli bir film. bir yere kadar iyi geriyor. yönetmen: william brent bell yıl: 2016 puan: 6/10

    gwoemul - özel filmlerden biri daha. amerikan şirketi, uyarılara rağmen kimyasal atıklarını nehre boşaltır. sonrasında o atıklardan meydana gelen yaratık şehre dehşet saçacaktır. yönetmen: bong joon ho(parasite, memoires of murder) yıl: 2006 puan: 9/10

    the exorcism of emily rose - görülebilen ve görülemeyen dünya arasında köprü görevi görüp, algıların ötesindeki dünyaya dair ikna etmeye çalışan bir film. seveni çoktur. ben de sevdim. yönetmen: scott derrickson yıl: 2005 puan: 7/10

    in the tall grass - stephen-joe king'den bir uyarlama ama öyküyle pek aiakası yok. lovecraft öğeleri fazla zorlanmış ama yine de eğlenceli. çalıların arasından bir çocuğun yardım çığlığını duyan abi-kardeş çayıra girip tuzağa düşer. yönetmen: vincenzo natali yıl: 2019 puan: 6/10

    insidious/conjuring - james wan'ın sinema anlayışından hoşlanmıyorum ama görülmeye değer filmlerden oluşan ekspresyonist bir evren oluşturduğunu da reddedemem. muhtemelen herkes izlemiştir ama yine de listede yer verdim. yönetmen: james wan yıl: 2010, 2013 puan: 7/10, 7/10

    lights out - bu filmin çekilmiş olması bana komik geliyor. yönetmeni, 3 dakikalık ürkütücü bir kısa film çeker. film tutunca da destek bulup uzun metraja dönüştürür. bahsedilmeye değer bir hikaye üzerine kurulmuyor, tek bir sahne üzerine kurulu. kısa metrajın izlenmesini öneririm, filme de beklentisiz bakılabilir. yönetmen: david f. sandberg yıl: 2016 puan: 5.5/10

    the ritual - talihsiz olaylar yaşamış arkadaş grubu, bu talihsizliklerin üzerini yeni maceralarla örtmek adına bir yolculua çıkar. varacakları noktaya geldiklerinde, eski talihsizliklerin üstünü örterler; fakat salt dehşetle... bu filme reddit gibi ortamlarda başyapıt gözüyle bakılıyor ama ben o kadar sevemedim. yine de garantili, izleyeni pişman etmez filmlerden. yönetmen: david bruckner yıl: 2017 puan: 7/10

    psycho 2 - hitchcock'un filminden sonra nasıl bir sequel çekilirse çekilsin yerin dibine batırılacaktı. psycho 2, sağlam bir sequel fakat hakettiği ilgiyi görememiş. norman'ın sıkıntılarını daha fazla görüyoruz, hatta acıyoruz kendisine. asıl canavar; insanın iyi niyetini kullanan itici sosyal figürler mi, yoksa vampirleriyle durumu eşitleyen 'zoraki yaratık' mı diye düşündürüyor... yönetmen: richard franklin yıl: 1983 puan: 7/10
  • az bilinen ama çok beğendiğim birkaç içerik yazmaya geldim. az bilinenden kastım imdb'de 50 binden az oy almış içerikler olacak genelde ama etrafımdakilere sorduğumda kimsenin bilmediği içerikleri de yazabilirim. yeni şeyler izledikçe bu entry de editlenir.

    *diziler*

    (bkz: borgen) danimarka'nın sürpriz bir şekilde seçilen başbakanının yaşadıklarını anlatıyor. siyasetle alakalı dizi izlemeyi sevenler için şahane dizi. 2013'te final yapmıştı ama 2022'de netflix yapımcılığında yeni bir sezon çekilecekmiş.
    imdb: 8,5

    (bkz: doc martin) bir anda kan korkusu ortaya çıkan bir cerrahın ingiltere'de bir balıkçı kasabasına tayinini istemesiyle başlıyor. antidepresan niyetine izlenecek diziler listemde 1 numarada. gerçekte 9, netflix'te 8 sezonu var. 2021'de yeni sezon gelecekmiş.
    edit: 2021'de netflix'ten kaldırılacakmış.
    edit: ilk 7 sezonu silindi. 8. sezon duruyor, şubat'ta da 9. sezon yayınlanacakmış. sebebi neydi ki?
    imdb: 8,3

    (bkz: the kominsky method) antidepresan niyetine izlenecek bir dizi daha. biri eski oyuncu diğeri iş insanı olan 46 yıllık 2 arkadaşın hikayesini anlatıyor. 2 arkadaşı michael douglas ve alan arkin canlandırıyor. 2 sezon, yeni sezonu 2021'de gelmesi bekleniyor.
    imdb: 8,2

    (bkz: trailer park boys) konuyu direkt netflix'ten kopyalıyorum, "nova scotia'daki karavan parkında üçkağıtlar çeviren ve uzun süredir arkadaş olan üç seri adi suçlunun kafaları iyiyken yaşadığı talihsizlikleri takip edin.". ilk sezonları çok komik değil ama tuhaf bir şekilde bağımlılık yaptığı için izlemeyi bırakamıyor insan. dizi 12 sezon, çok fazla yan içeriği var (film, animasyon, ekstra out of park sezonları). 2021'de yeni sezon çekecekler ama netflix'te olmayacak, bkz.
    imdb: 8,4

    (bkz: santa clarita diet) emlakçı bir ailenin tuhaf bir olayla hayatlarının bir anda değişmesini anlatıyor. netflix yapımı en komik dizi olabilir. 3 sezon, yeni sezonu iptal edildi.
    imdb: 7,8

    (bkz: dirk gently's holistic detective agency) douglas adams'ın kitabından uyarlanan dizi. çok keyifli bir dedektiflik dizisi. amatör bir dedektifin doğaüstü olayları çözmeye çalışmasını anlatıyor. 2 sezon, 3. sezonu iptal edilmiş.
    imdb: 8,3

    (bkz: lovesick) cinsel yolla bulaşan klamidya hastalığını kapan dylan'ın ilişki yaşadığı herkese haber vermek zorunda kalmasını anlatıyor. bu da antidepresan niyetine izlenebilir. 3 sezon.
    imdb: 8,1

    (bkz: o mecanismo) gerçek bir hikaye. brezilya'da yaşanan büyük bir yolsuzluğu dedektiflerin bakış açısından anlatıyor. 2 sezon.
    imdb: 8,4

    (bkz: timeless) tarihteki önemli olaylara zaman yolculuğu yapıp geleceği değiştirmeye çalışan 1 kişi ve onu engellemeye çalışan 3 kişiyi anlatıyor. 2 sezon.
    imdb: 7,7

    (bkz: the english game) gerçek bir hikaye. 1800'lü yıllarda ingiltere futbolunun doğuşunu, zengin kesimle işçi sınıfının arasında geçen mücadeleyi anlatıyor. iskoç futbolcu fergus suter'in paslaşma ve taktik diziliş kültürünü futbola kazandırdığı seneler. 1 sezon. imdb puanı beni şaşırttı açıkçası, daha fazla olabilirmiş.
    imdb: 7,6

    (bkz: kalifat) isveç'ten kaçıp ışid'e katılan birkaç genci anlatıyor. 1 sezon.
    imdb: 8,2

    (bkz: delhi crime) gerçek bir hikaye. 2012'de hindistan'da yaşanan bir tecavüz olayına açılan soruşturmayı anlatıyor. 1 sezon.
    imdb: 8,5

    (bkz: the valhalla murders) konuyu 22dakika sitesinden direkt kopyalıyorum, "izlanda polis teşkilatı, bir hafta içinde reykjavik'te ilk cinayetin birebir aynısı olan ikinci bir cinayet kurbanı ile karşılaştığında sarsılır. polis, bir seri katille karşı karşıya olduklarından şüphelenmektedir.". çok iyi bir dizi değil ama izlenebilir. 1 sezon.
    imdb: 7,1

    (bkz: madam c.j. walker) dizinin tam adı, self made: inspired by the life of madam c.j. walker. konuyu netflix'ten direkt kopyalıyorum, "siyahi bir çamaşırcı, sefaleti geride bırakarak bir güzellik imparatorluğu kurar ve bileğinin hakkıyla milyonerliğe ulaşan ilk kadın olur. gerçek bir öyküden uyarlandı." 1 sezon.
    imdb 7,3

    -----o-----

    *filmler*
    -film bilgim fazla iyi değil ne yazık ki-

    (bkz: the trial of the chicago 7) imdb'de 50000'den fazla oy verilmiş ama çevremde fazla bilinmeyen bir film. gerçek bir hikaye. 1968 yılında amerika'daki protestoların sorumlusu olarak görülen meşhur şikago yedilisinin mahkemesini konu alıyor.
    imdb: 7,8

    -----o-----

    *belgeseller*

    (bkz: operation odessa) çok eğlenceli ve kesinlikle dizisi çekilmesi gereken bir belgesel. rus bir gangster, kübalı bir casus ve miamili bir dolandırıcı yaptıkları illegal işleri anlatıyor.
    imdb: 7,8

    (bkz: evil genius) 2003'te boynuna bağlı bir bombayla banka soymaya çalışan sıradan bir pizzacı brian wells'in gerçek polis kamerası görüntüleriyle başlıyor. daha sonra bu olayın arka planı araştırılıyor.
    imdb: 7,5

    (bkz: bad boy billionaires india) 3 hint dolandırıcı iş insanının yükselişini ve çöküşünü anlatıyor.
    imdb: 8,0

    (bkz: abducted in plain sight) çok rahatsız edici bir belgesel, 18 yaşından küçükler izlemese daha iyi. konusu kısaca; 2 gerizekalı ebeveynin bir pedofiliye inanıp kızlarının hayatlarını mahvetmesi.
    imdb: 6,8

    (bkz: rise of empires ottoman) türkiye'de baya bilindik bir yapım aslında. istanbul'un fethini anlatıyor. malum yerli dizilerdeki gibi "en büyük ecdat bizim ecdat, bir ok atarız 6 düşmanı öldürürüz" tarzında gazlayıcı bir anlatımı olmadığı için listeye eklemek istedim.
    imdb: 8,0

    (bkz: fangio) tam adı, a life of speed: the juan manuel fangio story. isminden de anlaşıldığı gibi 5 kez dünya şampiyonu juan manuel fangio'yu anlatıyor.
    imdb: 6,8

    (bkz: senna) bu da imdb'de 50000'den fazla oy almış ama en iyi spor belgesellerinden biri olduğu için eklemek istedim. (not: bunu seven rush'ı da sever.)
    imdb: 8,5

    *(bkz: last breath) 2 dalgıç görevdeyken biri için işler ters gidiyor. uzatırsam spoiler olacak. izlerken geriyor insanı.
    imdb: 7,7

    edit: * işaretiyle başlayanlar listeye sonradan eklendi.

    iyi seyirler.
  • yazarların netflix dizi film tavsiyeleridir.

    özellikle bağımsız yapım ve avrupa, güney amerika, ortadoğu yapımları için tavsiyeler bomba olur.

    o yüzden yardımlaşmak iyidir.

    tavsiyeleri dizi ve film olarak belirtir inceden tarzını yazarsak mis olur.

    dizi

    after life

    neden iyi komedyenlerin çok iyi oyuncu olduklarını gösteren bir dizi. eşini kaybedip hayattan umudu kesmiş kıl bi abinin hayatından bir kesit. muhteşem. 9 / 10

    marco polo

    tırt olduğunu düşündüğümden ertelediğim ve çok ama çok pişman olduğum dizi. game of thrones ile kapışır. çok gerçek ve muhteşem. izlemeyen pişman olur. 9.2 / 10

    the sinner

    gerçekten iyi dizi. 8 bölüm. gözümü kırpmadım. merak züerine giden yapım. 8.5/10

    aquarius

    duchovny biraderimin oynadığı polisiye. charles manson işleniyor. 60larda geçiyor. 7 5/10

    californication

    gene duchovny reyizin dizisidir. izlediğim en sağlam dizilerdendir. bir yazarın inişli çıkışlı hikayesi. final yaptı ama en kısa sürede izlediğim dizilerden. 9/10

    peaky blinders

    eski ingilterede bir çeşit mafya hikayesi. 8/10

    better call saul

    kesin izlenmesi gereken dizi. breaking badin öncesi. 10/10

    ray donovan

    mafyamsı, pis işlerin temizliğini yapan birinin hikayesi. güzel dizi. 8.5/10

    lilyhammer

    abd deki bir mafya üyesinin tanık koruma ile norveçe yerleşmesi ve başından geçenler. eğlencelik 7-7.5/10

    kutsal oyunlar

    hint polisiyesi. güzel dizi. 8/10

    narcos

    malum dizi. özellikle ilk sezonu çok iyiydi. 2 yi izlemedim. 8.5/10

    feed the beast

    problemli iki kafadarın bronx da lüx restoran açma hikayesi. eğlenceli dizi. 8/10

    klasik diziler (meali: izlemeyen varsa ölmeden izlesin şeysi):

    vikings, breaking bad, la casa del papel, dexter

    bilmeyen yoktur zannımca.

    film

    güdü

    arjantin yapımı akıcı film. yazar olmak isteyen birinin maceraları. sürpriz sonlu

    sabırlı adamın öfkesi

    bol ödüllü arjantin yapımı film. eşi soygunda öldürülen bir adamın intikam hikayesi.

    not: malum netflixte çok fazla içerik var ve sağlam yapım bulmak zor oluyor.

    içerik çok deyince tepki çekmiş ancak arayınca sağlam yapımlar var. maksat aramayı azaltmak.

    evet çoğu ana ekrana da düşüyor. büyük hizmet yapmak için değil, izlenir veya izlenmez önerisi için yorum yapılıyor. insanlar 2 sezon izleyecekleri şeyin nasıl olduğunu bilsin diye tavsiye veriliyor. bokunu çıkarmayın.

    edit: imla-ekleme

    edit 2 : ekleme
  • bu başlıkta hangi içerikler popüler diyerek, başlıktaki bakınızlardan içerik isimleri çekerek grupladım. ortaya aşağıdaki liste çıktı.

    50- peep show (5)
    49- big mouth (5)
    48- tabula rasa (5)
    47- dirk gently's holistic detective agency (5)
    46- alias grace (5)
    45- love (5)
    44- the 100 (5)
    43- bird box (5)
    42- making a murderer (6)
    41- 13 reasons why (6)
    40- bates motel (6)
    39- annihilation (6)
    38- wild wild country (6)
    37- dexter (6)
    36- disenchantment (6)
    35- altered carbon (6)
    34- broadchurch (6)
    33- the it crowd (6)
    32- you (6)
    31- safe (7)
    30- the punisher (7)
    29- final space (7)
    28- f is for family (7)
    27- 3% (8)
    26- manhunt unabomber (8)
    25- better call saul (8)
    24- daredevil (9)
    23- the end of the fucking world (9)
    22- orange is the new black (9)
    21- breaking bad (9)
    20- the haunting of hill house (10)
    19- atypical (12)
    18- brooklyn nine-nine (12)
    17- rick and morty (12)
    16- explained (12)
    15- bojack horseman (13)
    14- the sinner (13)
    13- la casa de papel (14)
    12- sense8 (15)
    11- bodyguard (15)
    10- dogs of berlin (16)
    9- the crown (17)
    8- peaky blinders (17)
    7- ozark (18)
    6- mindhunter (19)
    5- narcos (20)
    4- house of cards (20)
    3- stranger things (22)
    2- black mirror (30)
    1- dark (36)
  • 2019 yılı benim için çok gergin geçti. iş yerinin stresi, özel hayatın karmaşası, sosyal hayatın yetmemesi falan derken çok geçmeden bir baktım her akşam eve yeni arkadaşlarım stres ve bunalım ile beraber dönüyorum. başlarda bu ruh halinden kurtulmak için ilk tercihim -14 yaşımdan beri yaptığım gibi- sitcomlara yönelmek oldu. ama bir noktada piyasadaki tüm kayda değer sitcomlar tükenince çeşitli alternatiflere yönelmeye başladım.

    işte bu alernatifler arasında şahsım üzerinde en rahatlatıcı/kafa dağıtıcı etki yaratan tür reality showları oldu. sonuç olarak geçtiğimiz bir yıl içerisinde epey bir reality show izlemiş bulundum, özellikle pandemi döneminde kendimi iyice kaptırdım. sağolsun (bkz: netflix türkiye) de bu kategoride epey zengin bir içeriğe sahip, her gün zihnimi başka hayatlarla meşgul edip kendi hayatımla yüzleşmeyi ısrarla reddetmeme baya katkı sağladı.*

    izlediğim showlardan beğendiklerimi -evet maalesef bir bölümünü dahi tamamlayamayacak kadar beğenmediklerim de oldu- olur da başka meraklıları da varsa diye aşağıya listeliyorum. benim tercihlerim genelde yarışma formatındaki reality showlar olduğundan haliyle liste de yarışma programları ağırlıklı oldu. o nedenle (bkz: keeping up with the kardashians) beklentisiyle reality tv'ye yaklaşan bünyelerde hayal kırıklığı aratacaktır, just saying.

    nailed it: çok sevimli bir mini "yemek" yarışması. diğer yemek yarışmalarından en büyük farkı becerikli insanları değil beceriksizleri yarıştırması. kötünün iyisini seçiyor anlayacağınız. çılgın sunucu abla, sevimli fransız jüri ve seksi kameramanıyla program baştan aşağıya trollük kokuyor. ben yalnızca amerikan versiyonunu izledim ama konsept çok tuttuğundan almanya, meksika gibi bir sürü farklı versionu da mevcut. buradan netflix türkiyeye sesleniyorum: artık türk versiyonunu da yapın şu şovun, ilk yarışmacınız ben olurum, söz. bölüm süresi: 20 dk. puan: 8/10

    amazing interiors: aşırı öylesine tıkladığım ve neticede şoka uğratan bir program. millet ne evlerde yaşıyormuş hiç de çaktırmıyorlar vay amk diyorsunuz izlerken. dışarıdan acayip sıradan gözüken mekanların içleri buram buram hobi, tutku, yaşama zevki korkuyor. izlerken bizlere (türkiye vatandaşlarına) çok üzüldüm yaşam mücadelesine takılıp kalmaktan evin içini komple hobilere göre dizayn etmeyi bırak hobi edinmeye bile fırsat bulamadığımız için. hoş ,istanbul'dan da bir ev vardı showda ama kendisinin bir istisna olduğunu varsayıyorum. yoksa hepiniz cool mekanlarda yaşıyor bir ben sürünüyorsam vallahi çok bozulurum. bölüm süresi: 30 dk. puan: 7/10

    ru paul's drag race: kişisel favorilerimden. hiç üşenmeden ilk bölümden itibaren oturup 11 sezon izledim bu programı. 12.sezonu da geçtiğimiz günlerde yüklendi - amerika'da yayınlanışından uzuuuuun bir süre sonra (burada küçük bir trip atıyorum netflixe, neyse.) konsept biraz ilginç. drag queen ler queen'lerin queen'ini seçmek için yarışıyorlar. haliyle epey eğlenceli, renkli karakterler var ve oldukça yaratıcı şeyler ortaya çıkartıyorlar. modaya, eğlence sektörüne, dansa, müziğe ilginiz varsa şiddetle tavsiye ederim. ama tüm bunlar bi yana programın benim için en ilgi çekici kısmi ru paulun bir marketing dahisi olması. 11 yıl boyunca amerikan toplumu, ekonomisi, teknoloji, sosyal medya vs. gelişip değiştikçe programın da bu değişimlere nasıl ayak uydurduğunu ve bir şekilde hep en çok izlenenler arasında nasıl kendine yer bulduğunu gözlemliyorsunuz izlerken. türkiye'deki aşırı sansürün ve kontrolün nasıl bir yaratıcılıktan yoksun tv dünyası ortaya çıkardığını bu showu izleyince daha iyi anladım. adım adım bir imparatorluğa sahip oluşunu da hala şaşkınlıkla izliyorum sevgili ru paul. bölüm süresi: 60 dk. puan: 10/10

    queer eye: listedeki yarışma programı olmayan nadir programlardan. farklı konularda uzman beş eşcinsel adam ihtiyaç sahibi -sadece maddi değil, fiziksel, ruhsal, sosyal herhangi bir ihtiyaç olabilir- insanlara gidip her bölüm başka birini ufak dokunuşlarla değiştiriyor/dönüştürüyorlar. beş adam da çok pozitif, hayat dolu insanlar, ister istemez izleyiciye moral yüklüyorlar. nasıl derler...ilham verici bir program. bölüm süresi: 50 dk. puan: 8/10

    the final table: yine bir yemek yarışması. bu sefer iyilerin de en iyileri yarışıyor. konsept çok iddialı: dünyanın "en iyi" aşçıları her bölüm başka bir dünya mutafağı üzerine test ediliyor. yemek programı izlemeyi genel olarak çok sevdiğimden bunu da izlerken çok zevk alsam da bu iddialı konseptin altını doldurabildiğini düşünmüyorum. oldukça batı odaklı, avrupa amerika mutfaklarını parlatan bir show. konsepti dünyanın değil de batı dünyasının diye değiştirselerdi çok daha sevebilirdim kendisini. bir bölum hint mutfağı koyunca tüm doğu kapsanmış olmuyor maalesef. bölüm süresi: 60 dk. puan: 6/10

    sugar rush : tatlı odaklı yemek yarışması. nailed itin güzel eserler ortaya koyan versiyonu gibi düşünebiliriz. her bölüm dört farklı ekip birbirleriyle yarışıyorlar. ben bu programdaki gibi cupcakeleri hayatımda hiçbir yerde görmedim. asla aklıma gelmeyecek tat kombinasyonlarıyla göze de hitap eden efsane işler görmek istiyorsanız bu show tam size göre. bölüm süresi: 50 dk. puan: 9/10

    the circle: bir diğer kişisel favorim. reality show formatında sosyal medya deneyi diye özetleyebilirim sanırım. birbirinden çok farklı bir grup insan tek başlarına evlere kapatıyorlar. sonra da yarattıkları sosyal medya profilleri üzerinden -ister fake ister gerçek- birbirleriyle iletişime geçmeleri, ilişkiler kurmaları ve her bölüm içlerinden birini elemeleri isteniyor. programı izlerken mesajlaşmanın ve emojilerle yetinmenin iletişimi ne kadar kısıtladığını ve sosyal medyanın baştan aşağıya yalanlarla dolu olduğunu bir kez daha anladım. kötü bir alışkanlığa yol açtı bende, artık showdakiler gibi her mesajımı sesli okuyarak attığım için yazdığım her şey çok saçma geliyor. mesajlaşma yeteneğimi yitirdim. onun dışında on numara program. amerika, brezilya ve fransa versiyonları var, hepsini tavsiye ederim. bölüm süresi: 60 dk. puan: 10/10

    skin wars: ru paulun elinin değdiği showlardan. elini attığı her şey gibi bu da altına dönmüş tabii ki ve ortaya değişik bir iş çıkmış. vücüt boyama sanatçıları birbirleriyle yarışıyorlar. resim yarışmasıymış da tuval yerine insan vücudu kullanılıyormuş gibi düşünün. insan bedeninin, çıplaklığın cinselliktense sanatsal açıdan bu kadar ön plana çıkması benim için bu programın en güzel yanı. ve tabii ki yine bir sürü aşırı yetenekli insan yarışıyor, biz de yarı imrenme yarı hayranlıkla izliyoruz. bölüm süresi: 40 dk. puan: 7/10

    family cooking showdown: eskiden beri nadia husseini çok beğenirim. beni bu showa ilk başta çeken de onun sunucu olması oldu. ama sonra program diğer bütün yemek programlarından ayrışıp özel bir konum kazandı gözümde izleyiciyi ingiliz toplumuna yaklaştırmadaki başarısından ötürü. her bölüm ikişer ingiliz ailesi birbiriyle yarışıyor. üç aşamalı yarışmalardan birinde mutlaka ailelerin evine gidiliyor ve orada da yemek yeniliyor. ingiliz toplumunda olabilecek hemen her tür aileyi programda görmek mevcut. haliyle ingiliz mutfağı da oldukça zengin ele alınıyor. meğerse (bkz: fish and chips) buzdağının görünen yüzüymüş.* bölüm süresi : 60 dk. puan: 8/10

    tiny house nation: henüz ülkemize pek gelmemiş olsa da malumunuz amerika, kanada, avustralya gibi ülkeler birkaç yıldır küçük ev akımına tanıklık etmekteler. büyüklükleri çoğunlukla 50 mt2'yi aşmayan bu evler hem minimalist yaşamı desteklediği hem de insanların kaplumbağa misali evlerini sırtlarında taşıyarak istedikleri yerlerde yaşamalarına imkan sağladığı için çok popülerler. işte bu program minik evlerde yaşamak isteyen ailelere minik ev inşa eden iki adamın izinden gidiyor. minik ev dediğime bakmayın, biz istanbul'da iki oda bir salon evde küvet hayali bile kuramazken adamlar küveti de geçip eve piyano, dikiş makinesi falan sığdırıyorlar. bölüm süresi: 40 dk. puan: 7/10

    top chef: bütün bu master cheflerin falan atası olan yemek programı. netflix'te ilk iki sezonu mevcut. yemek yarışmalarına meraklıysanız, daha hiçbir örneği ortada yokken ve reality show kavramı böyle gelişmemişken insanlar nasıl işler ortaya koymuş görmek için ideal. izlerken kendimi 2000lere zaman yolculuğu yapmışım da yan odadan gri simli far ve şeffaf dudak parlatıcısı ile (bkz: paris hilton) çıkacakmış gibi hissettim. hoş bir seyirdi. bölüm süresi: 45 dk. puan: 8/10

    next in fashion: queer eyedaki queer arkadaşlarımızdan birinin sunuculuğunu yaptığı moda programı. konsept çok basit, amatör ya da görece yeni yetme, fırsat kollayan modacılar birbirleriyle yarışıyorlar. modaya meraklı olduğum için öyle çok bir efsane yanını göremesem de izlerken eğlendim. hırslı genç insanlar görmek mutlu ediyor insanı. gerçi başkaları pek eğlenmemiş sanırım ki netflix başka bir sezonun çekilmeyeceğıni duyurdu. yine de, bölüm süresi: 45 dk. puan: 6/10

    glow up: bu da next in fashionın makyaj versiyonu. yetenekli genç ingiliz makyözler birbirleriyle yarışıyorlar. eğlenceli, light, yer yer aptalca ama çoğu zaman görsel açıdan doyurucu bir program. bunun yeni sezonu da yolda sanırım. bölüm süresi: 40 dk. puan: 6/10

    interior design masters: yine bir ingiliz showu. bu sefer iç tasarım üzerine yarışıyor dekoratör arkadaşlarımız. bir çırpıda biten eğlenceli bir program. drama düzeyi sıfıra yakın, varsa yoksa iş, varsa yoksa tasarım. bölüm süresi: 45 dk. puan: 7/10

    100% hotter: queer eye gibi bir "beni baştan yarat" programı. ama bu tamamen dış görünüm üzerine odaklı. üç stil uzmanı arkadaşımız her bölüm bir yerlerden "paçoz" ingilizleri bulup baştan yaratıyorlar, güya onları daha "klas" yapıyorlar. komik olansa hemen hemen bütün katılımcıların aslında kendi var olan stillerini çok beğenmesi, bu yüzden de her dönüşüm sonrası jüriye iğrenç olmuş hiç beğenmedim diye çemkirmeleri :) bölüm süresi: 40 dk. puan: 6/10

    blown away: hiç tahmin etmediğim halde çok sevdiğim huzur veren program. amerika'nın en yetenekli cam üfleme sanatçıları birbirleriyle yarışıyorlar. camın ne kadar mucizevi bir madde olduğunu ve dans eder gibi nasıl şekilden şekle girdiğini izletiyor size program. yine mi sanat, yine mi yetenek, yine mi evde çekirdek çitlerken kıskançlıktan kudurma be kardeşim...neyse, güzel program, izleyin. bölüm süresi: 20 dk. puan: 8/10

    debe editi: debe’ye girdiğimi görmek cumartesimin kalitesini üçe beşe katladı. herkese stressiz, reality showları solda sıfır bırakacak haftasonları diliyorum.
  • 6 temmuz'da netflix'e abone olmuşum. ilk 2 ay dizi-film karışık giderken artık 1 ay komple dizi, 1 ay da komple film izleyecek şekilde ilerliyorum. eylül ayını sadece filmlere ayırdım örneğin. şu ana kadar izlediğim tüm içerikler hakkında düşüncelerimi toplu şekilde burada da paylaşayım istedim. imdb'de verdiğim puanları da görebilirsiniz.

    temmuz-ağustos aylarında izlediklerim:

    dark (dizi) (2. sezon) : dark, ilk sezonuyla halihazırda bayıldığım bir diziydi. (bkz: #90946827) 2. sezonuyla da çıtayı epey bir yükselttiler, ilmek ilmek işlemişler yine. akıl fırtınası yaptıran zaman yolculuğu-bilim kurgu konseptini arıyorsanız mutlaka izleyin.

    puanım (9/10) - imdb: https://www.imdb.com/…56/?ref_=nv_sr_4?ref_=nv_sr_4

    -----

    black mirror: (5.sezon) : 3. bölüm çok kötüydü ama ilk 2 bölümü beğenenler tarafındayım.
    (bkz: #91864748)

    diziye puanım 9, sezona puanım 8 - imdb: https://www.imdb.com/…59/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    conan without borders: netflix'teki favori içeriğim, gülmekten pamuk gibi olacaksınız.
    (bkz: #94695500) (bkz: #90931599)

    puanım (10/10)

    -----

    roma (alfonso cuaron filmi) : sakin kafayla izlenmesi gereken gayet hoş, sıcak bir sanat filmi. filmde bolca metafor kullanımı mevcut. filmin odağındaki bir hizmetçinin günlük yaşantısı üzerinden makro ölçeğe uzanan bir döneme tanıklık etmiş oluyorsunuz. hakikaten "orada olma hissini ve dönemin atmosferini" çok iyi yansıtmış alfonso cuaron. bu filmden gereken tadı almanız için sözlükteki şukela modundaki entrilere göz atmanızda fayda var. hatta bir tane de ben türkçe film çözümlemesi bırakayım buraya:
    https://www.youtube.com/watch?v=2ly5jdxjxjc

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…72/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    love death & robots: görsellik ve teknoloji anlamında izlemesi harika bir anime diziydi ama hikaye bazında çok az bölümden derinlik, merak unsuru ve ilgi çekicilik tadı alabildiğimden, genel toplamda pek etkilenmeyen tarafta yer alıyorum. 2. sezonu gelince izleyeceğim yine. (bkz: #92892101)

    puanım (7/10) - imdb: https://www.imdb.com/…62/?ref_=nv_sr_4?ref_=nv_sr_4

    -----

    escape from alcatraz: esaretin bedeli (the shawshank redemption) filminin atası diyebiliriz. zira pek çok fikrin 1979 yılına ait bu filmde kullanıldığını görebilirsiniz. gayet güzel bir hapishaneden kaçış temalı bir filmdir. clint eastwood reis oynar başrolde.

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…16/?ref_=nv_sr_2?ref_=nv_sr_2

    -----

    aile arasında: eğer amaç "izle, eğlen, gül ve geç" ise bu film bunu çok iyi başarıyor. son dönemlerdeki limonata, ölümlü dünya gibi yerli komedi filmlerinin arasına rahatlıkla yazarım. engin günaydın ve demet evgar farkı.

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…18/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    cube: kült bir film olduğunu biliyordum. ilgi çekici bir konusu var. kısaca anlatmak gerekirse; birbirlerini tanımayan bir kaç kişi kendilerini küp şeklindeki odalarda uyanmış bir şekilde buluyorlar. farklı odalara geçtiklerinde ise bazı odalarda tuzaklar olduğunu farkediyorlar ve bu şekilde maceramız başlıyor. göze batan net eksileri olsa da yine de izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. (bkz: #94694896)

    puanım (7/10) - imdb: https://www.imdb.com/…55/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    the invisible guest(contratiempo) : izlemesi oldukça zevkli, twistler'le dolu, sürprizli, akıcı, heyecanlı, zihni çalıştıran harika bir ispanyol filmi. mutlaka ama mutlaka izleyin.

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…64/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    the great hack: insanların sosyal medya üzerinden nasıl manipüle edilerek seçimlerin sonuçlarının değiştirilebileceğini, sosyal medyadaki kişisel verilerimizin haklarına sahip olmamızın önemini anlatan bir belgesel. ana merkezde facebook-cambridge analytica olayı var. evet belgeselin farkındalığı arttırdığı noktalar mevcut ancak belli bir kesimin maşası olduğunu düşünenlerdenim ben de. propaganda dünyada ilk kez mi yapılıyor ki tüm suç cambridge analytica isimli bir şirkete atılıyor? insanlar neden bu kadar kandırılmaya meyilli peki? belgesel, bazı açılardan ikna edici gelmedi bana ama yine de izlenmeye değer.

    puanım (7/10) - imdb: https://www.imdb.com/…04/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    the big short: 2008 mortgage krizindeki gerçekleri bir kaç yatırımcının hikayesini esas alarak aktaran harika bir film. kadro müthiş, christian bale, ryan gosling, steve carell, brad pitt felan var.

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…63/?ref_=nv_sr_2?ref_=nv_sr_2

    -----

    the social network: malum facebook'un nasıl kurulduğunu anlatan david fincher filmi. ilk yarısı güzeldi, 2. yarı tempo biraz düştü. facebook gibi dev bir olgunun var olduğunu düşünürsek bu fikrin nasıl doğduğunu ve geliştiğini izlemenizde fayda var diyorum.

    puanım (7/10) - imdb: https://www.imdb.com/…16/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    the end of the fucking world: bu yapım da acayip derecede hoşuma gitti diyebilirim. bölüm başına 20 dk'lık süreye sahip olması sebebiyle su gibi akıp gitmesinin yanısıra, kendine özgü bir dünyası, işlenişi, mizahı, naifliği ve karakter gelişimleriyle adeta tutarlılık dersi veriyor dizi. müzik seçimleri de cuk oturmuş. 2. sezonu merakla bekliyorum.

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…70/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    close encounters of the third kind: methini çok duyduğum bir filmdi. açıkçası filmin ortalarına doğru ana karakterlerin aksiyonlarını anlamlandırma konusunda kopukluklar yaşadım. filmin naif ve şeker bir havası olduğu belli ve bu çizgi film boyunca korunuyor. ancak bu film beni pek açmadı. steven spielberg'ün uzaylıları korkutucu olmaktan ziyade dost canlısı olarak gösterişi ve finaldeki iletişim sekansları ise hoş tebessümler bıraktı bünyemde.

    puanım (7/10) - imdb: https://www.imdb.com/…60/?ref_=nv_sr_2?ref_=nv_sr_2

    -----

    eylül ayında izlediğim filmler (biraz klasiklerin üstünden geçeyim istedim) :

    the matrix serisi: hazır 4. filmin geleceğini öğrenmişken hepsinin bir üstünden geçeyim dedim ve gene mest oldum. 2. filmdeki otoban sahnesi müthiş olsa da biraz aksiyona boğuldum diyebilirim. o yüzden seride puanlamam şu şekilde:

    the matrix(10/10> the matrix revolutions (8/10)>the matrix reloaded (7/10)

    filmdeki mevzuyu hatırlamak isteyenler için 1-2 türkçe video içeriği de bırakayım buraya.
    kahin'in planı: https://www.youtube.com/watch?v=pmwovn44q3m
    the matrix serisindeki ince detaylar: https://www.youtube.com/watch?v=3lt8hgbgu20

    seriye puanım ise 10 üzerinden 10, bir daha böyle bir aksiyon/bilim-kurgu gelmez dünyaya.
    imdb: https://www.imdb.com/…93/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1
    imdb: https://www.imdb.com/…15/?ref_=nv_sr_2?ref_=nv_sr_2
    imdb: https://www.imdb.com/…53/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    inception: ilk 2 izleyişimde inception'a imdb'de direkt 10'u yapıştırmıştım. bu izleyişimde ise aksiyon sahnelerinin uzun tutuluşu ve açıkçası net bir şekilde çekilmemiş oluşu dikkatimi çekti. film, rüya katmanlarında bazı noktaları çok üstünkörü geçiyor. direkt verilen bilgiyi olduğu şekliyle kabul etmemizi istiyor. filmle ilgili daha detaylı bir entri sonradan yazmak istiyorum. şu teori acayip derecede hoşuma gitti bu arada: (bkz: #69752668)

    puanım (9/10) - imdb: https://www.imdb.com/…66/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    a clockwork orange: stanley kubrick reisin oldukça ünlü bu filmini izlerken oyunculukların belli bölümlerde tiyatral oluşu bir soğukluk yaratabilir ama anlattıklarıyla önemli bir filmdir, cesur bir filmdir. akılda kalıcı pek çok sahnesi mevcuttur, kendine hastır. bir kitap uyarlaması olduğu için altyapısı sağlamdır keza. tarzını sevmeseniz de bir klasik olarak izlenmeyi kesinlikle hak eder, sırf malcolm mcdowell'ın olağanüstü performansı için bile. şiddetin estetize ediliş biçimlerini tarantino filmlerinden önce bu filmde görürüz benzer şekilde.

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…21/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    reservoir dogs: bu film için ne söyleyeceğimi bilemiyorum, bence quentin tarantino'nun en iyi işi. kusur bulamıyorum filmde resmen, acayip bir şey. hastasıyım. muazzam bir senaryo, muhteşem karakter ve diyaloglar, unutulmaz sahneler...

    puanım (10/10) - imdb: https://www.imdb.com/…36/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    the thing: 1982'de steven spielberg'ün e.t the extra-terrestrial filmi holywood'da popüler olurken 2 film sonradan değer buluyor. biri blade runner diğeri de the thing. yaratıklı bilim-kurgu klasmanında türünün en iyi işlerinden biri kesinlikle bu film. karlarla kaplı atmosfer müthiş, başrolde kurt russell var, zamanının ilerisindeki görsel efektler de oldukça başarılı.

    geekyapar'ın sinema günlükleri'ndeki film üzerine yaptığı keyifli sohbeti de paylaşayım:
    https://www.youtube.com/watch?v=qp_faa-buze

    puanım (8/10) - imdb: https://www.imdb.com/…87/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----

    sicario: fbi-cia ortaklığında meksika uyuşturucu kartellerine yönelik operasyonları anlatan oldukça gerçekçi bir film. vermek istediği mesajları kör göze parmak şeklinde yapmıyor, bazı sekanslarda gerilim ve tansiyon hissi kendini gösteriyor. harika müzikler ve sinematografi de cabası. lakin ki filmin akıcılığında ve heyecanında bir noksanlık bulunuyor. başrollerde emily blunt ve benicio del toro var. del toro rolünde ne kadar müthişse, blunt'ın oynadığı karakter "neden filmde böyle bir karakter var" şeklinde soru sormanıza neden oluyor kendinize.

    puanım (7/10) - imdb: https://www.imdb.com/…84/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

    -----
  • (bkz: line of duty)
    patlama çatlamalı orasından burasından ışık çıksın isteyenler bulaşmasın. polis departmanın içerisinde yaşanan ve polislerin skandalları araştıran ekibin beyin yakıcı hikayesini anlatıyor. özellikle sorgu odasındaki sahneleri nefes kesici. en çarpıcı sözü "suçluları çözmek zordur. fakat bu işin içinden gelen polisleri çözmek çok daha zor". kaç kere durdurup dipsiz kuyu kişileri ve olayları bir birine bağlayarak devam ettim. bol plot twistli harika ingiliz dizisi. bodyguard'ın yapımcısından. o dizi de fena değildi ama bu bambaşka bir boyut.

    edit: ilk sezon fena değil ama her geçen sezon üstüne 4x 5x koyarak devam ediyor.

    edit2: netflix ile anlaşması bitmiş galiba. ayıptır. o zaman size direk stremio programını öneriyorum. arşivi çok geniş eklentileri indirmeyi unutmayın. keşke bu yollara itmeselerdi.
  • içerik olarak özellikle film konusunda çöplüğe dönüşmekte olan platform için tavsiyelerimdir:

    fasle kargadan (bkz: gergedan mevsimi)
    #114424384
    gerçek bir hikayeden yola çıkan, oyuncu kadrosu oldukça güçlü bahman ghobadi filmi, senaryo ve akışta sıkıntıları olan ortalama bir iş. monica belluci ve yılmaz erdoğan'ı yanyana görmek garip gelse de; ikisinin de orijinal dilde konuşması etkileyici.

    (bkz: daha (film))
    #73589884
    hakan günday'ın kalemi, onur saylak gözüyle birleşince ortaya mültecilerle alakalı acımasız gerçekleri içeren iyi bir dram ortaya çıkmış. hayat van eck'in performansı enfes.

    (bkz: i am mother)
    #114759470
    konusu oldukça merak uyandırıcı bilim-kurgu filmi. yapay zeka, robotlar ve insanların geleceği gibi ana başlıklar içeren filmi fragmanı izlemeden izlemeniz gerekiyor.

    (bkz: the good place)
    #108307267
    bulunmaz bir felsefe komedisi. ölümden sonraki yaşamı konu edinen, düşündüren ve kaliteli espirileri olan bu yapıma bayılmamak mümkün değil. üstelik artık 4.sezonu da var platformda.

    (bkz: into the night)
    #108098914
    bilim-kurgu ve macera severler için tek seferde tüm sezonu bitirtecek sürükleyicilikte belçika yapımı dizide yer alan türk karakter*(bkz: mehmet kurtuluş) istemsizce koltuklarınızın kabarmasına vesile olacaktır. bilinmeyen bir sebeple güneşin insanlar üzerindeki ölümcül etkisinden uçak yolculuğuyla kurtulmaya çalışan bir grup yolcunun hayatta kalma hikayesi, teknik detaya takılmayanlar için su gibi akmakta.

    (bkz: formula 1 drive to survive)
    #106770374
    formula 1'e azalan ilgiyi diriltmek amacıyla ortaya çıkan, yarış esnasında ve yarış dışında takımların yaşadığı problemleri anlatmaya çalıştığı belgesel dizi. bölümlerin ferrari ve mercedes gibi takımlar yerine %90 diğer takımları içermesi ve bazı pilotları kayırma durumuyla eleştirilebilir olsa da; bu yıl yarışların uzunca bir aradan sonra yeniden ülkemizde yapılacak olmasının yarattığı heyecanla birlikte izlenilecek işler listesinde yer buluyor kendine.

    (bkz: dead to me)
    #107288903
    affedilmek isteyen, romantik ve kırılgan bir kadın ile düzen hastası, güçlü ve realist bir kadının arkadaşlık hikayesi üzerine kurulu komedi dizisi. ilk sezonu ve konusu oldukça başarılı olan dizi hemen saracaktır, ikinci sezonda vites düşürse de sezon sonuna doğru toparlamaya çalışıp pişman etmiyor. şans verilebilir.

    (bkz: glitch)
    #106639261
    avustralya’nın sakin bir kasabasında bir gece 7 kişinin mezarlarından dirilmesiyle başlayan bilim kurgu dizisinin çıkış noktası ve ilk sezonu müthiş. bu sürükleyiciliği sonraki sezonlarda kaybetse de en azından ilk sezonu kesinlikle izlemeye değer.