şükela:  tümü | bugün
  • izmir'in kuş cenneti ile ünlü sasalı beldesinde yaklaşık 425 dönümlük alana kurulan, çok sayıda hayvan ve bitki türünü içeren türkiyenin ilk doğal yaşam parkı. en güzeli kafes ve tel örgüler yerine su ve hendeklerin olması...
  • 30 kasım 2008 pazar günü-yani bugün- saat 09:00'da sasalı'da açılışı olacak doğal yaşam parkı. resimlere ve internet sitesine bakacak olursak güzel bir çalışma sanırım.

    http://www.izmir.bel.tr/dogalyasamparki/#
  • sayesinde dunya gozuyle anakonda ve piton gordugum yerdir efendim. cok yeni oldugu icin pek cok eksikligi var evet ama yine de takdir edilesi bir yer olmus. gidiniz gorunuz.
    aslan, kaplan, puma, zebra, hipopotam ne ararsaniz var. hem de kafeslerin ardinda degil de koca koca alanlarda, dogal ortamlarindan farksiz yapilmis alanlarda barinmaktalar. alanlarindan cikamamalari icin dogal engeller yapilmis, hendekler, duvarlar, yine de tedbir olarak en sonda da elektrik telleri kullanilmis.
    not: yeni acilmasi ve bayram tatili sebebiyle feci kalabalikti bugun, siz iyisi mi bayram olmayan bir gunde gidin. ocak ayinna kadar giris ucreti de alinmiyor bilginize.

    edit: yilanlarin barindigi yer tropikal bir yer olarak tasarlanmis, icerisi feci sicak ve onlar camekanlarin ardindalar tabii. oyle ortalik yerde degiller yani, korkmayin.
  • uzun zamandan beri çalışmaları süren park. takip ediyordum açılsa da bir gitsem diye en sonunda açıldı ama ben artık izmirde değilim. eminim çok güzeldir.
  • ankara, darıca, istanbul, bursa ve izmir fuar hayvanat bahçelerini görüp sıfır moralle uzaklaşalıberi ilk kez "bir tur daha mı atsak?" dediğim yer olmuştur burası.

    daha içeriye girmeden kapısını görmemle "jurassic parka hoşgeldik" dedim arkadaşıma. uzun uzun turladık yağmura bile aldırmadık açıkçası.

    diğer hayvanat bahçelerinde hayvanların 10 metrekarelik kafeslerde yarı baygın yatmalarından duyduğum acı, burada kuşların geniş ve yüksek ağlarla çevrili sahalarda, diğer hayvanların ise hendeklerle çevrili geniiiş adacıklarda yaşıyor olmasından dolayı bir nebze hafifledi.

    afrika savanı, tropik cennet, ve pak bahadır'ın mezarı en çok ilgimizi çeken yerler oldu. dahası parkın genelinin peyzaj harikası olması içimizi açtı(aynı zamanda bir nevi botanik bahçe yani).
    henüz çok sayıda canlı bulunmuyor burda. fakat zamanla sayıları artarsa dadından (dadı tabi zoruna mı gitti) yenmez.

    çiğli organize sanayi bölgesine giderken sasalı tabelalarını takip ederek ulaşılması mümkündür. dışı parkın resimleriyle kaplı özel otobüsleri de mevcuttur. gidin görün şahane bir gün geçirin.

    özel not: uyarılara rağmen lemura çikolata vermeye çalışan angut, burayı okuyorsan haberin olsun seni ben ispiyonladım. papağana çakmağının altıyla lazer tutan diğer angutu da ispiyonlayacaktım dikkatim başka yere kaydı.
  • aslani kaplani ayirt edemeyen birçok insan görüp sasirdigim yer olmustur. hiç mi kitap okumadiniz, televizyonda görmediniz yahu? ayrica puma kafesinde bariz bir fatal error var. normalde insanlarin yaklasabilecegi tellerin hemen ardinda elektrik verilmis oldugunu düsündügüm teller var fakat puma kafesindeki hendegin oldugu yerde bu tellerden yok. hayvanin bu kismi geçemeyecegi düsünülmüs herhalde fakat o tellerin iç tarafinda tam da pumanin pençeleri kadar bir çikinti var ve hayvan burda yürüyüp insanlara yaklasabiliyor. gidip elleyebilirsiniz yani hayvani. buna ragmen 5 yasindaki cocugunu serbest birakan, tellere yapisip pumaya pisipisi yapmalarina izin veren ebeveynlere dehset dolu gözlerle baktim. kedi zannediyorlar herhalde pumayi.

    bir de su giriste çekilen eziyeti bitirseler, harika bir yer olacak. kent kart yerine jetonla çalisan turnikeler koymuslar, her gelen nakit para ile jeton aliyor. 2 saniyede geçilebilecek turnikelerde 45 saniye harciyor.
  • bugün kahvaltıda fillerden konuşurken birden aklıma gelen ve sonra gitmeye karar verdiğimiz yer.1 saat kadar kuyrukta bekledik girmek için. o da geç gittiğimizden kaynaklanıyor sanırım.daha erken gitseydik daha kısa sürede girebilirdik içeri.çocukken hayvanat bahçesine gittiğimde farketmediğim bir çok şey keşfettim bu sefer hayvanlarla ilgili.

    eksikleri de vardır mutlaka.ama beni en çok eğlendiren kısmı çocuk hayvanat bahçesi adlı bölüm.içinde evcil at ve yavrusu,eşek,minyatür keçiler var.insanlarla,çocuklarla iç içe.hatta keçilerden biri engellerden atlayıp insanların arasına karıştı.beni rahatsız eden tek şey atın sanki görev bilinciyle kendini sevdiriyor olmasıydı.fazla evcil geldi bana.

    yırtıcı kuşlar bölümünde kuşlar saklanmayı seçmişti daha çok ama şahinler manken gibi poz veriyordu adeta.su kuşlarının olduğu başka bir bölümün üstüne de tel serilmiş.değişik bir dizayn ama yine de uçamıyor kuşcağızlar.leylekler kanatlarını açıyorlar ama gidemiyorlar.içimden dedim en azından bir direk koysalarmış bu leylekler yuva yapsınlar diye ama yok.

    bunun dışında kurtlar ve sırtlanlar bana iyi poz verdiler.ayı yoktu ya da vardı da çok iyi saklanmıştı.puma,aslan ve kaplan pek ortalıkta dolaşmadılar.maymunlar da onlara ayrılan adada dolaşmak yerine yuvalarındaki camekandan insanları selamlamayı tercih etmişlerdi.papağanlar öyle güzeldiki bir tanesini alıp götüresim geldi.o nasıl renkler öyle ya.tropik merkezde nem rahatsız etse de lemurları,çeşit çeşit yılanı(çoğunu bitkilerin arasında seçemesem de),papağanları,timsahı kendi tropik ortamlarında başka nasıl görecektim.
    filler desen biri diğerinin peşinde iki sevimli.bu arada filler hakkındaki ilginç bilgiler de okunmalı.dokunmayı sevdiklerini ve birbirlerine hortumlarıyla sarıldıklarını öğrenince kucaklayasım geldi.pak bahadırın mezarı da çok iyi düşünülmüş.duygulandım başında.

    böyle yorucu yorucu ve güzel bir günün sonunda bunları yazdım.develeri gösterip 'baba bunlar dinozor mu?' diye soran kızla, annesininin 'yokolmuş onlar' demesine kızıp 'bana ne yok olmasınlar ben mamut isterim' diyen çocuk da bugünün komik yanları.
  • tropik cennetin daracık girişindeki ve sıcağındaki kalabalık, ufaklıkların yılanları da görmesiyle birlikte "ben buraya girmem" diye isyan edip ailelerini de gerisingeri peşlerinde sürüklemeleriyle birlikte kısa süre içinde hafifliyo ve ortam korku tüneli havasından çıkıyo, umutsuzluğa kapılmayın.

    parkın en misafirperver canlıları lemurlar. bulundukları klübeciklerden dibinde bulunduğunuz tellere çat diye zıplayabiliyolar (ani hareketlerden çekinenlere uyarı) bi de ellerini uzatıyolar sizi tutmak için eşşekler.

    sırtlanın beklediğim kadar ürkütücü veya sevimsiz olmadığını farkettim. ilk defa simba'nın kötü kalpli düşmanı olarak görmedim hayvanı. çocuğuna "oğluum, gel bak sırtlan, iğrenç hayvan" tanımlaması yapan adam da ilginç, görmeye değer.

    en tatlılar da kendi boylarındaki kapıyı hortumlarıyla açmaya çalışan, açamayınca kapıyı tıklayan (gümleyen?), sonunda kapı açılınca da kırıta kırıta ne olduğunu bilmediğimiz yapıya giren dumbolar!
  • bayan tuvaletlerini betimlemek için tavuk, erkek tuvaletlerini betimlemek için de horoz figürleri kullanılmıştır efendim burada.