şükela:  tümü | bugün
  • olay türk polisinin resmen kötülük yuvası haline gelmeye başladığını göstermiştir... şöyle ki,

    motosikletli serseriler kızları elle taciz ediyor.
    kızlar da tacizden hemen sonra karşılarına çıkan resmi elbiseli görevli türk polisinden yardım istiyor.
    resmi elbiseli türk polisi, kızların açık saçık giyindiğini ima ederek
    -"bu kılıkla size az bile yapmışlar"
    diye kızlara çıkışıyor. kötülerden korunmak için sığındıkları polis de kötü çıkınca kızlar olayın şok'uyla tepki gösteriyor.
    'sen misin tepki gösteren' kızlar bir de türk polisinden dayak yiyiyor. erkek polis kadına şiddet uyguluyor.. hem de yumruk atıp, saçlarından tutup yerlere yatırdığı kızın bir ayağı kırık, alçıda.. yardım almadan yürüyemiyor. üstelik bu dayak olayı, olay yerindeki başka bir türk polisinin gözü önünde yaşanıyor.

    kızlara tekme tokat girişen, saçlarından çekip yerlere yatıran türk polisi, ve olay yerindeki diğer polis karakolda yaşananları inkar ediyor.
    kızlara
    -"yalancı, iftiracı..."
    diyor..

    tam bir alacakaranlık kuşağı

    kızlar çevre esnafın kameralarına takılan görüntüleri bulup, ortaya çıkarınca da alttan almaya başlıyor.. işte montajsız ham görüntüler

    önce olayı örtbas etmeye çalışan izmir emniyet müdürlüğü görüntüler ortaya çıkınca ve,
    kızlar olayı medyaya taşıyınca
    şerefsizliği örtbas edemeyeceğinin anlayınca mecburen o polisi açığa alıyor..

    kamera görüntüleri bulunamasaydı.. muhtemelen kızlar dayak yedikleriyle kalacaklardı.

    bu türk polisinin kaçıncı vakası..
  • ilk polis şiddeti olayı değil. son da olmayacak.

    kolluk kuvvetinin bu gücü nereden aldığını bilmek, farkına varmak gerekiyor.

    kadın yada erkek olması mesele değil şiddete uğrayanın. polisin vatandaşa uyguladığı şiddeti vurgulamak gerekiyor. sadece türk polisinde değil şiddete yatkınlık. tüm dünya polislerinde var.

    üniformayı giyen, kendini devletin kırbacı falan sanıyor sanırım. cezalandırıcı oluyor.
    aynı zamanda bir çorbacıya girip hesap vermeden kalkıp gitmeleri gibi garip ortak alışkanlıkları var.

    bir bireye şiddet uygulamaktan hiç çekinmemek, tamamının bir psikolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini gösteriyor bizlere. bu arkadaşlar şiddete yatkın mı değil mi bunu ciddi bir şekilde araştırmak gerekiyor.

    bu arada çok sevdiğim bir şarkı var, bunu da paylaşayım. nwa
  • yıl 2004'tü... lise hazırlıkta, bir akşamüstü kordon'dan pasaport'a doğru iki kız kimse rahatsız etmeden güle oynaya yürüyorduk ve sonra tuvaletimiz geldi, sıkıştık ve wc bulamadık. bir cesaret pasaport'taki karakol'a girip "tuvaleti kullanabilir miyiz?" diye sorma cesaretinde bulunduk. polisler, hiçbir küçümseme ya da onur kırıcı bir davranışta bulunmadan buyur etmişlerdi. "güleryüzlüydüler." (evet hem polis hem güleryüzlü)

    bu olayı izmir insanının ve hatta polisinin bile hoşgörüsünü betimlemek için hep anlatmışımdır.

    yıl 2017 oldu, şimdi böyle bir şey yapmaya cesaret edemem. bu olayı da artık anlatamam zira inandırıcılığını yitirdi...

    çünkü hem türkiye, hem izmir, hem izmir insanı, hem izmir polisi, hem de ben çok değiştik, değiştirildik. yenilendik ve yeni türkiye'de ne yazık ki o çok övülen izmir'de bile insanlık yitip gitti...
  • charlie chaplin filmleri gibi ama onun daha trajikomiği.
  • günümüzden 10 sene önce trafikte duran motorsikletli polise "bi tur bindirseneee :)" demiştim. o da bana gülümsemiş ve yoluna devam etmişti. gel bi tur gezelim, deseydi binerdim. beybi.

    şimdi ise polis görünce kanun kaçağıymışım gibi tırsıyorum. polisin imajı bu kadar kısa sürede bu iktidar partisi tarafından bozulmuştur.
  • polis istediği gibi davranır. sen sakin olacaksın ve bulaşmayacaksın.

    ama sadece zenginlere özel bir kaç istisna var (bkz: rüzgar çetin)