şükela:  tümü | bugün
  • (ara: *izmir*)
  • sözlükte izmirli olmak, havasına suyuna kurban olduğumun izmiri, hastasıyım darının gevreğin boyozun, egenin incisi gönlümün birincisi gibi başlıklar açma ihtiyacı hissediyorsanız kesinlikle izmirlisiniz, izmirli halet i ruhiyesini gururla taşıyorsunuz.
  • izmirli olmak

    insan uzun aralıklarla bile olsa çocukluk
    şehirlerine gitmeli mutlaka. şehri görüp her şeyin
    nasıl hunharca değiştirildiğine üzülmek için değil,
    şehir ne kadar değişirse değişsin oralarda hala aynı
    canlılıkta duran kendini, eski kendini görmek için.
    orada duran kendinden ne kadar yol aldığını, ne kadar
    uzaklaştığını görmek için. doğru yönde ilerleyip
    ilerlemediğine bakmak için hatta. şehirler kaydederler
    çünkü.

    izmir kayıtları
    ilk sigarayı alsancak - karşıyaka vapurunda
    içmişsen artık ne zaman sigara içsen rüzgar esecek
    sanırsın. izmir'de büyümüşsen yolların er ya da geç
    denize çıkacağını... sanırsın. herkesin öyle ya da
    böyle lafın bir yerinde şaka yapacağını,
    gülüşeceğinizi, kızların hep şen şakrak olacağını...
    sanırsın.
    efelenen kadınları bildiğin için kadın olarak,
    ondan sonra hep efelenebileceğini sanırsın. paçan ilk
    kez aşağıya alındığında, omuz atacağım bu hayata
    derken fena halde omuz yediğinde koşup alsancak -
    karşıyaka vapuruna o ilk sigarayı yeniden içmek,
    izmir'e "ama sen bana böyle dememiştin" demek ister
    canın.
    dolmuşlarda, otobüslerde yanında oturanla
    konuşmaya başlayacağını, en mahrem dertlerini
    anlatıvereceğini, onun da sana hakikaten dinleyip
    işleri kolaylaştırıcı bir şeyler söylemeye gayret
    edeceğini... sanırsın.

    asfalya
    salataların hep ışıl ışıl zeytinyağlı olacağını,
    çekirdeğe herkesin çiğdem diyeceğini, sinirlenenlerin
    "asfalyalarının atacağını", balık yerken terenin
    unutulmayacağını, her şehirde sabahları boyoz
    bulabileceğini, gevrek deyince simit demek istediğini
    herkesin anlayacağını, gevreğin yanında da mutlaka
    tulum peyniri olacağını... sanırsın. kumru dediğinde
    simit ekmeğine yapılmış domatesli - biberli - peynirli
    küçük sandviçleri kastettiğinin anlaşılacağını
    filan... sanırsın.
    her şehirde çocukken gidilen ve çok hayret edilen
    fuarların olduğunu, "pavyon" denince ülkelerin
    standlarının bulunduğu neşeli hangarların
    kastedildiğini, sosisli sandviçin ve şıranın fuarla
    ilgili bir mesele olduğunu, lunapark denen şeyin
    fuarın mütemmim cüzü olduğunu, fuar denen yerde
    yürüyünce çocukların çok yorulduğunu ve yorulmuş
    çocukların hep kucakta taşınacağını... sanırsın.
    karın dağlarda olan bir şey olduğunu, herkesin
    ahtapot yediğini, herkesin biraz rumca bildiğini,
    dünyadaki bütün kadınların yaz olunca mini etek
    giydiğini, rakı içilince oynandığını, rakı içilmese de
    oynandığını, her fırsatta oynandığını.... sanırsın.
    şöyle söyleyeyim:
    hiçbiri olmaz halbuki.

    ecetem@hotmail.com
    ece temelkuran
  • (bkz: hıdrellez)
  • (bkz: bornova)
  • istanbulda, özellikle istanbullular başta olmak üzere herkes tarafından kıskanılan bir şeydir. zira izmirin havası, suyu her şeyi çok güzeldir. izmir insanı da bu güzellikleri taşır. *
  • her şey olabilir izmirli olmak, ama şunun izmirli olmakla alakası olduğunu sanmıyorum:

    7-8 aday arasından en iyiyi seçip, sonrasında da "ne mük kem mel insanlarız, 7-8 aday arasından en elle tutulur olanı seçtik. aferin bize" demek, bununla gurur duymak, başarılı bir insanın 3 milyona yakın kişilik bir insan güruhu içinden ayağa kalkmasını tüm güruha mâletmek, akabinde de çarşaf çarşaf beyanat verip "bakın, dünyada başka bir şehir yapabiliyor mu bunu? izmirli olmak böylesine yüce ve tapınılası olmak demektir" diye sıçmak.

    salaklık, denyoluk ve embesillikten uzak günler bağışla rabbim bize.
  • gurur kaynağıdır, en azından benim için.
  • ısırgan otu, ebegümeci, hindiba, deniz börülcesi vb. enfes otların üstüne güzelce zeytinyağı gezdirip yemek, annem ot yemeği yapmış dediğinizde "o ne?" sorusunu sormamaktır.
  • komple edit : nemsiz yerlerde acı çekmek
    pasaporttan bostanlıya doğru bakıp vapura binmek , vapurdan indikten sonra karşıyakadan alsancaka doğru bakabilmek...
    derin bir oh çekmek , gözleri gülerek kalabalığa karışmak