şükela:  tümü | bugün
  • yonetici demek istemiyorum aslinda bu insan bozuntularina. bunlar kendilerini mudur zanneten, gercekte bi boka yaramayip ona raporlayan kisilerle ayakta duran capsiz, vasifsiz, insani ozelliklerden yoksun varliklardir.
    ne zaman izin alsan ya da almaya calissan, sana verdigi gorevleri izne ayrilmadan bitirmeni hatta bitirmeden cikamayacagini soyler. gece gunduz calismak zorunda kalirsin. bununla da yetinmez, izne cikana kadar bunu sana hatirlatir ve senin iznin sanki senin hakkin degil de onun verdigi bir lutuf gibi davranir. izne cikarsin yine kurtulamazsin mailler telefonlar.. hemen de cevap bekler. burnundan gelir o izin. kendini o kadar kotu hissedersin tatilde is gununden daha cok yorulursun zihnen. bitmedi. donersin bu sefer seni biriken isler bekler. sen izne ciktigindan sana ekstra is kitlemistir.. sonuc olarak turk yoneticilerin cogunun aq.

    edit: evet bir cok insandan tepki geldi bu yazilanlari destekleyen ama sanmiyorum ki yukaridaki ozelliklere sahip bir hayvan burada yazilanlari okuyup kendinde hata bulsun ve duzeltsin. biz tembeliz, biz ise yaramaziz, biz isimize sahip cikmayiz, biz serseriyiz.. sizler mukemmel yoneticisiniz! cikarin bizi o zaman aq..
  • türkiye'de insanların neden çalışmak istemediğinin veya her sabah neden söverek uyandığının kanıtları.
  • balayındayken arayanı var o daha kötü. mesela çocuğunun doğumu var o gün tak telefon çalar.

    yönetici değildir, idarecidir.
  • kariyerim başında sahip olduğum müdürlerin hepsi böyleydi.

    kariyerimin ilk yıllarıydı. henüz yeni üniversiteden mezun olmuş, ne iş olsa yaparım tarzında bir elemandım.

    henüz bir uzmanlığım yoktu ama finans elemanıydım. bunun ile beraber biraz da ilgimin olduğu pazarlama işlerine de bir şeyler öğrenirim diye yardımcı oluyordum.

    gel zaman, git zaman, belli bir süre sonra izin hakkım geldi ve izne çıktım. pazarlama müdürü, onun elemanı olamama karşın işler bitmeden izne çıkamayacağımı söyledi, ben de bunun mümkün olmadığını, uçak biletlerine kadar alındığını söyledim. ayrıca resmi olarak iznimi aldığımı, genel müdürün onayladığını söyledim. direkt bağlı olduğum bir müdür olmadığı için herhangi bir yaptırımları da yoktu, bu yüzden gitmemi engelleyemedi

    sen misin çömez elemanın izne gitmesini engelleyemeyen. bütün tatili burnumdan getirdi. her sabah kalkıyordum, mail yağmış. istediklerini hazırlayıp, gönderiyorum, anında şunu yap, bunu yap diye geri mail atıyor. her gün istisnasız sabahın 7'sinde kalkıp, bilgisayarın başında 3-4 saat çalışıyordum. günün yarısını öldürmüş olduğum için de eşimden laf yiyordum.

    bugün bile aklımın bir köşesinde en keyif almadığım tatilim diye durur.

    direkt bağlı olduğum yönetici de ondan halliceydi.

    ben, bütün sene izne giden herkesin işini yapar, takip ederdim. bir zaman oldu ki, bölümdeki herkes aynı anda izne çıktı ve ben 3 kişinin de işini takip ettim. bir tane iş aksamadı. ne bir teşekkür, ne bir iltifat, hiç bir şey işitmedim. sonra benim iznim geldi. güzel güzel tatilimi yaptım ve geri geldim. bu 3 kişiden ikisi benim hiç bir işimi takip etmemiş. diğeri de denemiş ama becerememiş. izne giderken işleri dağıttım, mailler attım, şu şu şu takip edilecek diye de yazdım, ona rağmen yine de fırçayı ben yedim. bu arada bu insanlar da benimle aynı seviyede insanlar. yani ne ben onların müdürüyüm ne de onlar benim. benim onların işini yapabiliyor olup, onların benim işimi yapamıyor olması da ayrıca garip bir durumdu.

    kısaca her müdür olanın sorunlu ve kompleksli olduğu garip bir ofiste yetiştim. şimdi bunun ekmeğini altımda çalışanlar yiyor.
  • hata yapan yöneticidir. işi bilen hiçbir yönetici bunu yapmaz.

    beyaz yakalıların yaptığı işlerde, önemli olan elemanı her an çalışır vaziyette tutmak değil, elemandan alacağın katmadeğerli çıktıların miktarını artırmaktır. tatil sonrası randıman almak istiyor ise o eleman o tatili huzur içerisinde geçirmelidir. hatta huzur içerisinde geçirmesininin önünde kendisinden kaynaklanmayan engeller var ise onları da birşekilde ortadan kaldırmalıdır.
  • dışarıya şikayet edermiş gibi görünüp, içten içe, bu tür soytarılıklarla kendini önemli hisseden, motive olan çalışanlar oldukça yönetici de sonuna kadar suistimal eder.

    etrafımda devamlı gördüğüm manzara; "yok tatile gittim de her gün bilgisayarımı açmak zorunda kaldım, yok hava alanından bile çalıştım..."
    ulan dingil, yaptığın işi herkes biliyor, üç tane sikindirik maile cevap yazmadın diye şirkette her şey kilitlenip kaosa sürüklenmeyecek.

    embesil işe iki hafta önce başlamış, bırak işi, daha tuvaletin yerini bilmiyor, "o toplantıya girmezsem, o maili gece 3:00 yerine sabah gelince atarsam 30 yıllık şirket batacak" havalarında.

    işte üç kuruş maaşlı günümüz beyaz yakalısı, şikayet ediyormuş gibi yapsa da bu tür şeylerle kendini önemli hissediyor. "ulan o kadar önemli bir iş yapıyorsam niye bu maaşı alıyorum?" demek aklına gelmiyor.

    çakal patron/yönetici de haliyle bunu kendi lehlerine kullanıyor.

    özetle; sizi tatilden erken döndürecek, balayını bilgisayar başında geçirmenizi sağlayacak nitelikleriniz olsaydı zaten diğer alternatifler kapınızda sıra olur, o yöneticiye de patrona da, taşaklarınızı yalatırdınız, bu kadar kolay gaza gelmeyin, kendinize zarar.
  • ben yıllık izindeyken verdiği görevleri tek tek götüne sokması gereken yöneticidir. olm nasıl işlerde çalışıyorsunuz lan siz? tatilden önceki son mesaide "müdür bey tatilde mail ya da telefon cevaplamayacağım, adı üstünde tatil bu amk. ben bi kaç gün kafamı rahatlatmak için hayvan gibi para harcayacağım. beni arayanın bir, bana iş kitleyenin iki defa amına koyarım. fyi. iyç. tşk." yazar geçerim. madem bensiz işleri yürütemiyorlar tatilde mail cevaplamadım diye beni de işten atamazlar. sikime kadar yolları vardır.

    edit: bir kaç yıl işlettiğim kendi şirketimde bile tatile çıktığımda dünyanın geri kalanı sikimde olmazdı. benim kafam yanacağına şirket yansın amk der çıkar giderdim arada. geldiğimde de bi bok olmazdı, kaldığımız yerden devam ederdik işlere.

    o yöneticiyi dövüp hemen istifa edin o işten. 40'ınıza gelmeden sağlığınızı kaybedersiniz. kazandığınız paraları da doktorlara yedirirsiniz artık.
  • yapım şirketi patronları bayılır buna.

    çünkü tatilde mail okumalısınız ofise gelmemek tatil işte neden mail okumuyor ve hatta cevaplamıyorsun eline mi yapışır.

    (bkz: reklam sektörü)
  • elinde şirket maili kurulu bir telefon olduktan sonra telefon çalmasa bile gelen mailler ile de yapılabilecek eylem.
    tam böyle güzel bir yere gitmişsin almışsın eline buz gibi bira bir bakarsın telefona bir mail düşer, okursun moral ve motivasyonun sıfıra düşer tabi ama tatildesindir.
  • iş telefonunu ofiste bırakabilirsiniz. bunu da müdürünüzün gözünün önünde yaparsınız. konu kapanır.

    özel numaranızı vermemiş olmanız kaydıyla.