şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    sırlar odası bence serinin en kötü kitabı.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    kitapları bilemeyeceğim, okumadım.
    --- spoiler ---

    entry: #73556558

    bu iki cümle arasında sadece 4 cümle kurmuş.

    kusura bakma da, bu şekilde entry girersen başına bir şeyler gelir.

    tanım: harry potter serisinin yazarı.
  • fantastik romanlara yıllarını vermiş biri olarak rowling'in tolkien ile kıyaslanması kesinlikle hakaret filan değildir. tolkien'in romanları müthiş zengindir, diller, alt kültürler, ırklar, coğrafyalar, destanlar, şiirler... rowling'in romanları ise farklı bir çeşitlilik içerir. büyüler, eşyalar, mekanlar, isimler, karakterler.... ayrıca rowling'in dili daha basit olduğu için çok daha akıcıdır. son kertede tolkien'in eserleri ciddi anlamda ağır bassa da, rowling'in eserlerinin yaşattığı coşkun mutluluk duygusu da yabana atılamaz. bu nedenle iki yazarı da birbirleri üzerinden küçümsemek çocukça bir sidik yarışından başka bir şey değil. ikisi de iyi ki varlar.
  • tolkien ile karşılaştırmanın anlamsız olduğu yazar. farklı alanlar, farklı disiplinler... fakat bu rowling teyzenin kötü bir yazar olduğu anlamına gelmez. harry potter serisi, gayet karanlık, trajik ve dramatik olayların geçtiği soluksuz okunan bir polisiyedir. filmleri berbattır ve bu hikayeye böyle filmler çekmek kesinlikle hikayenin kendisine hakarettir. kitapları okumadan filmleri izleyip konuyla ilgili yorum yapmak da, recep ivedik izleyip "suç ve ceza kötü bir kitap, dostoyevski kötü bir yazar" demek gibidir.

    ayrıca, yazdığı kitapları hiç okumadığını söyleyip yazarlık yeteneğinin olmadığı iddia edilen yazardır. nasıl insanlarsınız lan siz.

    üstüne üstlük sırlar odası adlı kitabın serinin en kötü kitabı olduğunu söyleyip sonra aynı entry içinde kitapları hiç okumadığını itiraf etmek nasıl bir kafanın ürünüdür? yahu git yat, uykunu alamamışsın belli ki.

    not: aldım caps'ini, çocuklarına rezil edeceğim seni ilerde. çocukların harry potter okuduktan sonra "anne/baba sen de ne saçmalamışsın" diyecekler.
  • lily evans, james potter, sirius black, remus lupin, severus snape ve onların hogwarts'ta geçirdikleri yılları anlatan bi kitap yazacak olursa oturur sevinçten ağlarım ve benimle birlikte ağlayacak bir sürü insan tanıyorum. *
  • - j. r. r. tolkien yazdığı orta dünya'yı bitirebilmiş miydi? (bitiremedi... the silmarillion'u tamamlamaya çalışırken öldü, oğlu christopher tolkien bitirmek zorunda kaldı. silmarillion dahil bir kamyon dolusu ilave kitap yayınlayıp orta dünya'yı tabir-i caizse iliğine, kemiğine kadar sağdı. herkes de tapındı. kimse tolkien ya da tolkien'in ailesi 1955 yılından beri 65 yıldır orta dünya'nın ekmeğini yemeye, sömürmeye doymadı diyemedi. hele demeye cüret etsinler bir, hepsinin ağzını nasıl yırtıyorlar görelim.)

    - robert jordan yazdığı the wheel of time (zaman çarkı) serisini bitirebilmiş miydi? (bitiremedi... aslen altı kitap olarak yazmayı düşündüğü seriyi on iki kitaba kadar uzatıp bokunu çıkardı. son kitabı yazarken ömrü yetmedi, öldü. yerine brandon sanderson seriyi tamamlamak üzere getirildi. o da son kitap diye üç tane daha kitap çıkarıverdi, seri oldu on beş kitap. yarasın...)

    - ursula k. le guin yazdığı earthsea serisini bitirebilmiş miydi? (1968-1972 yılları arasında seriyi bir üçleme olarak yazdıktan sonra bitirdi gibi görünmüştü ancak baktı ki yarattığı o evrenle ve karakterlerle ilgili anlatılacak daha bir çok hikaye var, 1990 yılında tekrar geri dönüp 2001 yılına kadar üç kitap daha yazdı. canı istedi, uzatmak istedi, yazmak istedi, yazdı. kimse de arkasından yerdeniz büyücüsü'nün ekmeğini yemeye doyamadı arsız karı diye terbiyesizce eleştirmedi.)

    - george r. r. martin yazdığı a song of ice and fire serisini bitirebildi mi? (game of thrones markasının sefasını biraz daha sürsün, keyfi yerine gelirse belki yazar bitirir. en olmadı hbo yöneticileri birilerini çağırıp yazdırıverir. kendisi yazarlık değil, marka yönetimi ve ceo'luk yapmakla meşgul zira.)

    - margaret weis ve tracy hickman ikilisi birlikte yazdıkları dragonlance (ejderha mızrağı) serisini bitirebildi mi? (seriyi 1984-1985 yıllarında üçleme olarak yazdıktan sonra bitirmiş gibilerdi. sonra yetmedi 1986 yılında o evreni genişletmek için üç tane daha kitap yazdılar. yetmedi 1994 yılında beş tane kısa hikayeden oluşan başka bir kitap daha yazdılar. daha da yetmedi 1995 yılında ilk üç kitabın devamı olsun diye bir kitap daha yazdılar. asla yetmedi, 1998-1999 yılları arasında ilk 6 kitabın karizmatik büyücüsü raistlin majere'yi ayrıca anlatmak için iki kitap daha yazdılar. yetti mi? yetmedi... 2000 yılında oturdular üç tane daha yeni kitap yazdılar. seriyle ilgili kendileri ayrı ayrı başka kitaplar da yazdılar. işin içine bir sürü başka yazarlar da girdi, üç kitap diye başlayan seri bugün 190 kitaba ulaştı ve hâlâ devam ediyor. yarasın...)

    - stephen king yazdığı the dark tower serisini bitirebildi mi? (yedi kitap olarak yazılacağı söylenen serinin 1982-2004 yılları arasında yazılıp bitirildiği söylendi. sonra stephen king bu yedi kitabın çoook daha uzun bir "über-romanın" parçaları olduğuna karar vererek 2012 yılında bir kitap daha yazdı, "bu kitap 4. ve 5. kitapların arasında geçen dönemin kitabı" dedi, araya başka kısa hikayeler de sıkıştırdı. bitti dediği seriyi belli ki daha uzun süre yazmaya devam edecek.)

    - george lucas hem yazdığı hem çektiği star wars serisini bitirebildi mi? (bitiremedi... bitirmek ne kelime. 44 yıldır hayatımızda olan ve aslen bir sinema filmleri serisi olan serinin yazılmayan kitabı, çekilmeyen dizisi, çizilmeyen animasyonu kalmadı. disney+ on tane yeni diziyle devam ettirecek, ana seriye ek daha bir çok film gelecek. yarasın lucas'ıma... )

    fantastik edebiyat ve fantastik sinemanın olayı bu kadar çarşaf gibi ortadayken j. k. rowling'le alıp veremediğiniz ne sizin kuzum? çağdaşlarının yedikleri naneler herkesin malûmuyken ve hep daha fazlası için desteklenirlerken nedir bu kadınla derdi bu milletin? yakında bir gün "neden harry potter diye bir kitap yazdın lan aşüfte, sen kimsin?" diye eleştirilecek sanıyorum.

    kadın 7 kitaplık bir seri yazacağım dedi ve seriye adını veren harry'nin hikayesini yazdı bitirdi. şimdi de wizarding world markası altında o evreni ve o 7 kitaptaki başka karakterleri/hikayeleri başka formatlarda (fantastic beasts film serisi), başka şekillerde (olası hbo max dizileri vs.) devam ettiriyor ve genişletiyor. orijinal seri kadar başarılı oluyor ya da olmuyor, o ayrı bir konu. kadın yazmasa "çok güdük kaldı bu evren, aslında genişletmeye ne kadar müsaitti, hiç genişletemedi, yazık etti güzelim seriye" derler, yazsa "harry potter'ın bokunu çıkarmaya doymadı, hiç eski tadı yok, bu kadını bu seriden uzak tutun" derler. herrrrr bokun en iyisini de bunlar bilirler... kendi yarattığı eserle ilgili bize akıl mı danışacaktı kadın? ister kestirip atar, "bir daha bu evrenle ilgili zinhar tek bir satır kalem oynatılmayacak" der, ister sonsuza kadar devam ettirir. kendi yaratısı, kendi üretimi hakkında canı ne yapmak isterse onu yapar. bize de bok yemek düşer. harry potter'ın bokunu çıkardığını mı düşünüyorsunuz? o zaman 7 kitap ve 8 filmden sonrasını okumaz/izlemez, ulvi hayatlarınıza devam edersiniz, olur biter. asıl yıllardan beri "harry potter'ın ekmeğini yemeye doymadı, parası bittikçe saçmalamaya doymadı, gündemde kalmak için ne diyeceğini şaşırdı" şeklindeki cahil cühela carıltılar bitmek bilmedi. vaktiyle metallica boklamak modaydı, artık j. k. rowling boklamak moda. canı sıkılan rowling'e, kafası bozulan harry potter'a sarıyor.

    son bir not : harry potter serisi bittiğinden beri sosyal medyada kimi zaman geyik amaçlı, kimi zaman kastederek söylediği gerekli gereksiz detaylara ve fantastic beasts serisindeki sonu henüz nereye bağlanacağını bilmediğimiz tutarsızlık gibi görünen anlatılara bakıp da "mükemmel bir şekilde yarattığı serinin içine sıçtı, bokunu çıkardı" diyenlere örneğin o tapındıkları orta dünya kitaplarının merkezindeki güç yüzüğünün, ilk defa göründüğü 1937 çıkışlı the hobbit kitabında bir güç yüzüğü olarak bile kurgulanmadığını, sadece kişiye görünmezlik veren sihirli bir yüzük olarak tasarlandığını, sonra yüzüklerin efendisi serisi yazılırken tolkien'in bu sıradan yüzüğü bir güç yüzüğü yapmaya karar verdiğini, hobbit kitabında goblin diye anlattığı yaratıkların adını yüzüklerin efendisi serisinde orc yaptığını, silmarillion kitabının içindeki bir çok hikayenin birbirleriyle hiç uyuşmayan bir sürü farklı versiyonlarının olduğunu, yıllar boyunca yazdığı evrendeki bu hikayelerin bir sürüsünü defalarca değiştirip tekrar şekil verdiğini hatırlatmak isterim. işin ağa babası bile kurgusunu elli kere değiştirmişken üç beş ekleme-değiştirme yaptı diye en büyük günahkâr yine rowling mi oluyor?

    bu tür geniş çaplı serilerde yazarlar şu ya da bu şekillerde ilk yazdıklarını sonradan değiştirebilmiş, önce farklı anlattıkları şeylere sonradan fikirlerini değiştirip farklı kurgular yapabilmişlerdir. bir evren yaşadığı müddetçe değişim geçirmemesi mümkün değildir. değişiklikleri sevmemek tabii ki en doğal hakkımız ama sanki bir tek ve sadece rowling'e özgü bir şeymiş gibi çemkirmekten artık vazgeçmek lazım.
  • hermione ve ron kitapları okuyanlar için mükemmel bir seçimdir. cidden kitapları bir kere okuyup filmleri izleyip gelip buraya ahkam kesiyorsunuz. ron ve hermione hiç iyi arkadaş olmadılar. özellikle beşinci kitaptan sonra hep kavgalı ve küslerdi. harry ve hermione ise bir kardeşlik havasindadir hep. yani asıl cinsel çekim ron ve hermonie arasında vardı. ron hermione'yi hak etmediği düşüncesi ile saldırgan, hermonie süt liman olunsa hoslanacagini bildiğinden kırılgandı. ve sonunda aynı paydada bulusabilmeyi başardıklarında ise sevgili oldular. bu aşk hikayesi en az diğer hikayeler kadar ince örülmüş bir rowling eseridir. harry ve hermione baştan itibaren kardeştir. siz yalnızca hermione''yi canım ron'a layık görmüyorsunuz o kadar.

    ayrıca, rowling'in bu toplum tepkisinden dolayı fikrinin değiştiğini düşünüyorum. zaten kafasinda herşeyi değiştiren bir kadın için imkansız değil. kitabı yazarken harry ve ginny'i baştan beri birlikte yapmak istediğine eminim.
  • (bkz: #127245636)

    yukarıda yazılan şu entryle ilgili önemli bir detayı düzeltmek gerek.

    harry potter serisinin son iki kitabının, kendilerinden önce gelen iki kitaptan sayfa sayısı olarak daha kısa ve bu nedenle daha alelacele yazılmış, iyi detaylandırılmamış kitaplar olduğu yazılmış. bu tam olarak doğru bir bilgi değil. şöyle ki;

    kitapların türkçe çevirilerindeki sayfa sayıları göz önüne alınırsa bu doğru bir bilgiymiş gibi görünse de kitapların orijinal ingilizce baskılarına bakıldığında 6. kitap melez prens'i ayrı tutarsak 7. kitap ölüm yadigarları 5. kitap zümrüdüanka yoldaşlığı'ndan sonraki en uzun ikinci harry potter kitabıdır. hiç de öyle kısa ve dahası iyi detaylandırılmamış, aceleye getirilmiş bir kitap değildir. bilakis, hem serinin hem de genel anlamda büyücülük dünyası evreninin alt hikayeleri ve mitolojisini en dikkat çekici şekilde geliştirip büyütmüş olan kitaptır. harry potter serisinin en uzun kitapları sırasıyla ;

    - zümrüdanka yoldaşlığı (5) (ingiltere 766 sayfa - abd 870 sayfa)
    - ölüm yadigarları (7) (ingiltere 607 sayfa - abd 759 sayfa)
    - ateş kadehi (4)'dir. (ingiltere 636 sayfa - abd 734 sayfa)

    şimdi diyeceksiniz, "e işte 7. kitap 4. kitaptan daha kısaymış". hayır, değil. 7. kitabın orijinal ingiltere baskılarındaki puntolar tıpkı 5. kitapta olduğu gibi 4. ve 6. kitabın puntolarından daha küçük, sayfa dizilimleri daha sık aralıklıdır. işin esprisi de şudur : rowling hortkuluklar muhabbetinin ortaya çıktığı ve bu kilit gizemin çözümünün seriyi sonlandırdığı bu iki kitabı bir elmanın iki yarısı gibi tasarlayarak yazmıştır. 6. kitap sonun başlangıcı, 7. kitap da bizatihi sonudur. kardeş kitaplardır. bu nedenle ingiltere baskılarında her iki kitap da eşit sayfa sayısına sahip olabilsin diye 7. kitabın puntoları küçültülmüş, sayfalardaki satır dizilimleri daha sık aralıklı tutulmuştur. böylece her iki kitap da 607 sayfa olmuştur. haliyle 7. kitap 4. kitaptan daha kısa gibi görünmüştür. puntoların aynı büyüklükte tutulduğu abd baskılarındaki sayfa sayısı farkları yukarıdaki gibidir. (6. kitabın abd baskısı 607 değil 652 sayfadır).

    hatta tam burada size bunca yıldır film serisiyle ilgili belki de dikkatinizi hiç çekmemiş olabilecek abuk bir uygulamadan da bahsedeyim. bildiğiniz üzere filmlerin açılışlarında ve afişlerinde kullanılan harry potter logosu kitapların kapaklarındaki logonun aynısıdır. yaratıcısı da kitapların çizeri mary grandpre'dir. nedendir bilinmez, alfonso cuaron'un yönettiği ve serinin hem görsel hem de anlatım dilini değiştirip olgunlaştıran 3. film azkaban tutsağı'nın afişlerinde bu logo ufak bir değişim geçirir ve potter yazısındaki 'p' harfinin üstüne bir çengel eklenip p harfi hepimizin bildiği p harfinin yazılışına benzetilir. p harfindeki şimşek işaretinin artık bir şapkası vardır. yine orijinal logoda p harfindeki şimşeğin en üst çentiği uzun, alttaki çentikleri kısayken, yenilenen logoda en üstteki çentik kısaltılıp alttaki çentikler uzatılmıştır :
    harry potter orijinal logo
    harry potter ikinci logo
    tekrar düzenlenmiş, harfleri inceltilip araları açılmış son logo

    ancak o filmden itibaren kalan bütün film afişlerinde modifiye edilmiş bu yeni logo kullanılmasına rağmen filmlerin açılışlarında yine eski orijinal logo kullanılmaya devam edilir. ta ki 6. filme kadar... birbirinin iki yarısı olan ve bu nedenle serideki diğer kitaplardan daha ayrıksı duran bu son iki kitabın filmlerine gelince orijinal logo artık tamamen terkedilir ve filmlerin açılışlarında da modifiyeli olan logoya geçilir (iyi bok yenir). 3. filmde başlayan değişim sonunda tamamlanmıştır. filmlerin yapımcıları bile son iki kitabın filmlerini tek bir film gibi tasarlamışlardır. zaten renk paletleri en karanlık, atmosferleri en "sihirsiz" olan filmler de bunlardır :
    harry potter film afişleri logoları
    harry potter film logoları

    bizdeki duruma gelirsek iş temelli farklı. yapı kredi yayınları ilk 4 kitabı doğrudan çocuk kitabı diyerek öküz gibi büyük puntolarla basıp satışa çıkartmıştır. 5. kitapta puntoları bir tık küçültmelerine rağmen sayfa sayısı yine de 1114'ü bulup abarmıştır. bu nedenle iyice çocuk kitabı olmaktan çıkan son iki kitabı doğrudan normal büyüklükte puntolarla basıp tıpkı 5. ve 7. kitapların ingiltere baskılarında olduğu gibi sayfalardaki satır aralıklarını da sıklaştırmışlardır. yetmemiş, normalde kitapların dışına giydirdikleri o şık şömizi de (üst ceket) devre dışı bırakarak son kitabı doğrudan şömizsiz olarak piyasaya sürmüş, serinin görsel bütünlüğünü bozmuşlardır. haliyle son iki kitap bizim kitaplıklarımızda serinin en kısa kitaplarından ikisi gibi durmuştur. 4. kitaptan daha uzun olan 7. kitap 4. kitaptan bile kısa olmuştur. sonradan ilk 4 kitabı da standart puntolar ve satır aralıklarıyla şömizsiz olarak tekrar bastıklarında o kitaplar kıl gibi incelmiştir. durum budur.

    lord voldemort'un müthiş origin hikayesi ve en baştaki muggle hükümetleri vs. büyücü hükümetleri ilişkisi haricinde ben de 6. kitabın serinin 3. kitapla birlikte kazandığı ivmeyi bir miktar baltalayan, yarı boş bir kitap olduğuna aynen katılırım ama iyi detaylandırılmamış, aceleye gelmiş denilen 7. kitap world building açısından muazzam başarılı bir kitaptır.

    kitabın hogwarts dışında geçmesi, harry-voldemort hikayesinin sonlanış şekli, tatminkar ve başarılı bir final olup olmadığı konularında fikirler elbette kişiden kişiye göre değişir. lakin ;

    - sadece bu kitap içerdiği grindelwald-dumbledore hikayesiyle tek başına yepyeni bir serinin (fantastic beasts) ana malzemesini oluşturmuştur, içinden yeni bir seri çıkarmıştır.
    - asa ilmi konusuna ilk defa bu kitapta girilmiş, evrenin başlıca konularından biri haline gelen mürver asa hikayesi bu kitapta ortaya çıkmıştır.
    - antioch-cadmus-ignotus peverell kardeşler ve ölüm yadigarları efsanesiyle büyücülük dünyasının kökleri 2. kitaptan sonra ilk defa binlerce yıl geriye kadar götürülmüştür.
    - cincücelerin sadece gringotts bankasında veznedarlık yapan alelade bir ırk olmadıkları, kendi kralları ve krallıkları olan, orta dünya'daki cüceler gibi madencilik ve metal işçiliğinde mahir kadim bir ırk oldukları, godric gryffindor'un kılıcını bin yıl önce cincüce kralı 1. ragnuk'un dövdüğü ilk defa bu kitapta öğrenilmiştir.
    - ilk defa serinin dünyası hogwarts'tan bu kadar çok dışarı çıkıp dış dünyaya yayılmıştır. (7. bölümün en başında asa yapımcısı gregorovitch'i arayan voldemort almanya'ya dahi gitmiştir).
    - dumbledore-grindelwald-aberforth-ariana dörtlüsünün yaşadığı düello ve ölüm olayı hakkında "çoğunluğun iyiliği için (for the greater good)" adında milyonlarca tık alan bir fan kısa filmi çekilmiştir.
    - hiç kimsenin beğenmediğini varsayabileceğimiz "19 yıl sonra" bölümü bile muhtemel bir "yeni nesil" serisi için kapıyı açık bırakmıştır.

    yok yok gibi bir kitaptır yani, oldukça kudretlidir. dağda bayırda ormanda, köyde kasabada hortkuluk arama (quest) bölümleri ve evrenin kökenlerini binlerce yıl geriye dayandıran, efsanelerle besleyen yapısıyla seride kurgusu ve hissiyatı orta dünya vb. klasik fantastik kurgu kitaplarına en çok yakınsayan kitap budur. detayları göz kamaştırır.

    son olarak 6. ve 7. kitaplarda rowling'in baskı altına girmesi ve kitapların aceleye gelmesi hissiyatı da serinin popülaritesinden kaynaklı beklentinin büyüklüğünden dolayı aceleye gelmekten daha çok filmlerde oynayan genç oyuncuların iyice büyüyüp eşek kadar olmalarının önüne geçebilmek içindir. zaten her iki kitapta da ara ara çocukların ne kadar boy atıp büyüdüklerini yazmak zorunda kalmıştır ki filmleri izlerken "ne olmuş lan bu elemanlar böyle dev anası gibi" demeyelim. kadının son kitapları baskı altında yazdığı ve bazı detayların ister istemez çalakalem kaldığı doğrudur (çatalağızlık ve çataldil konusunun önemine bir koca 2. kitap ayırmışken ron'un 7. kitapta harry'nin tıslamasını taklit ederek sırlar odası'nın kapısını açabilmesi soytarılığı gibi) ama ilk dört kitabı birer sene arayla yazılıp yayınlanmış bir seri için 2-2.5 senelik aralıklar gayet uzun ve idealdir. 5. kitap çok süper olduğu için değil, rowling o sırada hamile olduğu ve iki tane yan kitabı da (fantastik canavarlar nelerdir nerede bulunurlar - çağlar boyu quidditch) tam o dönemde araya sıkıştırdığı için üç yılda yazılıp tamamlanmıştır. gerçekten harika bir kitap olsa bile rowling kendisi de sonradan 5. kitabın daha iyi editlenebileceğini, bazı kısımlarının fazla uzadığını kabul etmiş, sonraki kitapları zaten bu nedenle bilinçli olarak bir tık daha kısa ama daha öz yazmıştır.

    harry potter sonrasında the casual vacancy'i bir anlamda deneme olarak feda ettikten sonra tekrar bir beklenti ve baskı altında kitap yazmak zorunda kalmamak için cormoran strike serisini özellikle robert galbraith mahlasıyla sessiz sedasız yayınlamış, olayın geyiği sonradan ortaya çıkmıştır. cormoran strike serisi harry potter gibi tüm yaş ve okur gruplarına hitap eden ve bu nedenle devasa bir beklenti ve baskı unsuru oluşturacak bir seri olmadığı için 2013 yılından beri istediği kadar zaman ve sayfa sayısı kullanarak rahat rahat yazmaktadır. öyle işte *
  • gereksiz yere linç edilen kadın.

    trans bireylere nefret amaçlı tweet atmamış, yalnızca transların cinsiyet konseptini silme çalışmalarının saçma olduğunu söylemiş. translara karşı empatik yaklaştığını, onların haklarına saygı duyduğunu ve onları desteklediğini de söylemiş. bence söyleminde haklı. trans da, gay de, lezbiyen de, biseksüel de, panseksüel de olsanız bir cinsiyetiniz vardır. cinsiyeti desteklemek homofobiklik değildir, gerçekten de biyolojidir. lgbt bireylerin haklarını destekleyen bir insan olarak rowling'i ben de haklı buldum.

    işin kötü yanı bu olay artık o kadar politik doğruculuğa ve linç yemeye müsait hale geldi ki sadece bir tek doğru varmış gibi, insanların başka bir yorum yapması ve eleştirmesi inanılmaz derecede zorlaştı. kendi haklarınızı savunmanız başkalarının özgürlüğünü kısıtlamamalı, bu her düşünce için bu şekilde sadece bunda da değil. sadece tek bir fikir doğru değildir, tek bir doğru da yoktur, her fikir kendine has kusurları içinde barındırır.

    önemli olan cinsiyetlerimiz veya cinsel yönelimimiz değil ne kadar insan olabildiğimiz. erkek/kadın/heteroseksüel/panseksüel/lezbiyen/gay/transseksüel vb olmadan önce hepimiz insan olmalıyız.
  • harry potter serisinin yazarıdır. film serisinin yönetmeni ya da senaristi değildir, dolayısıyla kitapları okumayıp, yalnızca kitaptan uyarlanan filmi izleyerek kendisine tu kaka demek en kibar tabirle komiktir, bilgi yoksunluğudur.
  • kadına neden transfobik iftirası atıldığını anlamıyorum.

    ingiltere’de mevcut yasaya göre cinsiyet değiştirmek için önce bedeninizin psikolojik kimliğinizden farklı olduğuna dair tıbbi değerlendirme, akabinde medikal operasyon, sonra 2 sene yeni cinsiyetle yaşama, varsa eşlerinden onay alma ya da boşanma, ve 180 pound gibi bir miktar ödeyerek devlete başvurmanız gerekiyormuş.

    translar da “bu süreç çok bürokratik ve aşağılayıcı, tıbbi müdahale olmaksızın cinsiyetimiz olarak neyi deklare ediyorsak o olarak kabul edilmek istiyoruz” diye buna karşı çıkmışlar.

    bazı feministler “kadın olmak o kadar kolay değil, kadınım diyen herkes kadın kabul edilirse kadın hakları diye bir şey kalmaz insan hakları kalır. kadın hakları zaten default insan erkekler kabul edildiği için ortaya çıkmıştır. translar bu şekilde kadın kabul edilemez.” demişler ve iki yüzlülükle suçlanmışlar. “bunu kabul ettiğiniz anda kadın sığınma evi diye bir şey kalmaz, cinsiyetim kadın diyen her erkek sığınma evine girebilir.” diyorlar. mesela “adım buse, erkeksi bayanım, lezbiyenim” diyen doğuştan erkek şahsın kadın sığınma evine girebildiğini düşünün.

    maya forstater diye bir radikal feminist kadın da “translar biyolojik cinsiyetini değiştiremez” dediği için işten çıkarılmış https://www.google.com/…bc.com/news/amp/uk-50858919 işe dönüş davası açmış, mahkemeyi kaybetmiş.

    j. k. rowling de şu tweet’i atmış: “ istediğiniz gibi giyinin. kendinizi istediğiniz gibi tanımlayın. sizi isteyen ve rıza gösteren istediğiniz yetişkinle yatın. huzur ve güven içinde hayatınızı en iyi şekilde yaşayın. ama kadınları cinsiyetin gerçek olduğunu belirttikleri için işlerinden çıkarmaya zorlamak mı? #mayayıdestekliyorum”

    şimdi kadın transfobik mi olmuş oluyor?

hesabın var mı? giriş yap