şükela:  tümü | bugün
  • john malkovich'in the infernal comedy isimli oyununa konu olan enteresan kişilik.
  • değişik bir tarz değişik bir insan.

    fahişelere ölüm !! temasını kendine yol edilmişdir.
    25 yaşındayken bir fahişeyi, kendi sutyeniyle boğarak öldürdü. “neden?” diye sorulunca şöyle yanıt verdi: “karşımda annemi görür gibi oldum. dayanamadım, öldürdüm.”

    çünkü annesi bir fahişeydi dostum,o bunu insanlıktan uzakta tutuyordu ve fahişelere karşı adeta savaş açmıştı.

    bir gün yakalanıp hapse atıldıktan sonra da yazılarına devam etmişti. kendisi bir yazardı ve zengin kesimin dikkatimi ve beğenisi kazanmıştı. onlar sayesinde hapisten iyi hal gerekçesi ile serbest bırakıldı.

    o yazmaya devam etti ama bırakamayacağı bir alışkanlığı daha vardı o da fahişeleri öldürmek.

    tekrar hapise girdi ve bu sefer intihar etti,başkasının canını almasını kabul edemeyecek kadar da psikopattı.
  • falco'nun jeanny sarkisinda, <newsflash> kisminda bahsedilen kisi.

    (bkz: #68825147)
  • serii katil ramirez'i örnek aldığı söylenen ve tıpkı onun gibi los angeles'ın uğursuzluğu ve açıklanamayan ölümleri ile ünlü oteli cecil otel'de bir süre konaklayan psikopat bir adam.
  • (16 ağustos 1950 – 29 haziran 1994) uluslararası seri katil. hem avusturya'da hem usa los angeles'ta çoğu fahişe kurbanları olmuş. batı almanya, çekoslovakya'da da var. toplamda 12-15 kişiyi öldürmekten zanlı/sorumlu. yazarlık yeteneği de varmış, gazeteci, oyun yazarı, garson. ömür oyu hapse mahkum edilmesinden 9 saat sonra kendini boğma ile öldürmüş (intihar). kurbanlarına uyguladığı boğma düğümünün aynısını kendine yapmış.

    annesi barmaid ve garson, ama bazı kaynaklar onun seks işçisi olduğunu söylüyor. babası ise amerikalı bir askermiş. anne tarafından dedesi onu çiftlik hayvanı hırsızlığında kullanmış. pezevenklik, cinsel saldırı, hırsızlık tutuklanmalarıyla suç öyküsü başlamış. bir alman kadını kendi sütyeniyle boğmaktan 1976'da ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış. içeride yazdığı fegefeuer* başlıklı otobiyografik kitap hakkındaki bir belgesele temel olmuş. içerideyken kısa öyküler, şiir, oyunlar da yazmış. 1985'te unterweger'in salıverilmesi için yoğun bir kampanya lobi etkinliği başlamış. katkı verenler arasında elfriede jelinek, günter grass, peter huemer, alfred kolleritsch de var. minimum 15 yılı yattıktan sonra 1990'da unterweger salıverilmiş. kitabı o zaman avusturya'da çok popüler kabul görmüş. suçlu rehabilitasyonu hakkında tv programlarına katılır olmuş, gazetecilik yaptığı sırada sonradan suçlu bulunacağı cinayetler hakkında haberler yapmış.

    sonraki cinayetleri arasında karin eroğlu-sladky diye de bir isim var, demek ki babası türk olan bir avusturya yurttaşı. hepsini kendi sütyenleriyle boğuyormuş. 1991'de avrupa ve amerika'nın fahişeliğe yaklaşım farklarını araştırması için bir dergi tarafından los angeles'ta çalışmaya gönderilmiş. la'de polisten fahişelere erişim desteği bile almış. kendi cinayetleri de fahişeler ağırlıklı, modern bir karındeşen jack o. onun la'de boy gösterdiği sıralar da üç fahişe hakkın rahmetini boylamış (dövülüp ağaç dallarıyla cinsel saldırıya uğrama peşinden kendi sütyenleriyle boğulma).

    1992'de usa miami'de yakalanmış. avusturya'ya getirilip biri prag üçü los angeles'takiler olmak üzere 11 cinayetten yargılanmış, suçlu bulunmuş. bilirkişi onu narsistik kişilik bozukluğu olarak tanılamış. bu sefer koşullu salıverilmesiz ömür boyu hapis cezası verilmiş. hemen o gece kendini ayak bağları ve eşofman bel bağıyla boğarak öldürmüş. karar günü temyize başvurduğu için avusturya yasalarınca mahkumiyet kararı kesinleşmemiş sayılıyor. intiharı bir tür temize çıkma yarı-eylemi oluyor.

    avusturyalı müzisyen falco'nun parçası jeanny bir katil ve tecavüzcünün düşüncelerini işliyormuş. single çıktığında jack unterweger henüz cezaevindeymiş, parçada ona belirgin referanslar varmış. bu parçayı zamanında dinleyen gençlerden biriyim, etkilenmemiş birimiz yoktur sanırım. unterweger'i ilk investigation discovery programlarından birinde tanıdım. bu arada bu id ne ayak? bütün bir 7 gün 24 saatlik program akışı full suçlar suçlularda dizilebilir miydi yani? dünya kurulurken öyle mi anlaşmıştık?