şükela:  tümü | bugün
  • gelecekteki dunyanın tasarımlarını yapan adam. futuristler zirvesi kapsamında onur konuğu olarak istanbul a gelecek. yaptığı tasarımlar çok etkileyici, gelecekte dunyanın nasıl olabileceğini harika bir şekilde tasarlamış.

    " 1916 doğumlu, endüstri mühendisi, mimari tasarımcı, toplum mühendisi, fütürist ve düşünür jacque fresco, günümüzün leonardo da vinci’si olarak anılıyor, einstein ve buckminster fuller’a benzetiliyor, florida’da yaşıyor.

    çok sayıda belgeseli, ödüllü projeleri, patentleri bulunan jacque fresco, devlet başkanlarına ve çeşitli kurumlara danışmanlık yapıyor. asistanı roxanne meadows'la venüs projesi’ni gerçekleştiren jacque fresco, yaşayan en deneyimli, en saygın fütüristlerden biri.

    fresco, insanlığın karşı karşıya olduğu problemlerin ve gelecek endişelerinin artık, “kıtlık temelli” sistem ve yaklaşımlarla çözülemeyeceğini savunuyor. açlık, fakirlik, savaş gibi büyük insanlık sorunlarının kabul edilemez ve engellenebilir olduğuna inanan bir kültürün temelden inşasını öneriyor."

    http://www.futuristlerzirvesi.com/…fa=jacque_fresco

    http://www.thevenusproject.com/
  • günlerden bugun, bahcesehir universitesinde bir saatliğine de olsa ders vermiş fütürist. kendisi, konferansa katılacaklara* "günümüzün leonardo da vinci'si" olarak tanıtılmıştır.
  • insanlığın burnu sürtülmeden, yapılması gerekenleri söyleyen üstad.
  • tasarimlarinin işlevselliği bir yana birakilinca geriye acayip bir görsellik kalıyor. bir fütürizm ki 70lerden "kalmış." hiç gerşekleşmeden eskimişler.
  • yarın bigün ölse en çok üzüleceğim kişilerden biri, kendini insanların daha iyi bir ortamda yaşayabilmesi için seferber etmiş müthiş insan. yaptığı çok basit bazı düzeneklerle bile bu dünyadaki materyalin aslında bütün insanlara yetebilecek seviyede olduğunu kanıtlamıştır (en basitinden lavaboda elinizi yıkamak için kullandığınız suyun direkt olarak klozete gitmesi sistemi, dünyadaki her evde bulunsa hatırı sayılır seviyede su tasarrufu olmaz mıydı?) ve bu sayede para düzenini, kapitalizmi ortadan kaldırıp bütün insanların eşit olduğu, kimsenin kimseye bağımlı olmadığı bir dünya yaratmak amacındadır.

    kendisi büyük bir topluluk tarafından, bir ütopyayı gerçekleştirmeye çalıştığı sebebiyle hakettiği saygıyı görmemektedir. venüs projesi'nin aptalca bir ütopya olduğunu düşünsen bile bu adam en azından sen daha iyi yaşayasın diye çalışıp fikirler üretmeye çalışıyor. bu dünyada yaşayan yetenekli, zeki, birşeyler üretmeye çalışan ama yeterince parası olmadığı için insanlığı ileriye taşıyamayan o kadar çok insan var, işte jacque fresco'da onlardan biriydi ve kendi yaşadığı zorlukları başka insanlar yaşamasın diye uğraşıyor. bu yüzden saygıyı ve desteği her daim hakeden bir insandır kendisi.
  • 1916 doğumlu, sistemin yanlışlığını ilk olarak büyük buhran'da (1929) görmüş, sonrasında kkk* ve benzeri gerici ve ayrılıkçı kuruluşların içine sızarak (abartı değil) bunları bir bir yıkmış, sonrasında ikinci dünya savaşı için modeller tasarlamış, günümüzde kullandığımız bazı tasarımları büyük firmalar için tasarlamış (ama şirket tasarımın tüm hakkını satın aldığı için, herhangi bir lambada ya da mutfak robotunda jacque fresco imzası göremezsiniz) ve ortağı* roxanne meadows ile the venus project'i son 34 yıldır, enine boyuna tasarlamış kişi.

    ayrıntıları proje sayfasında (bkz: the venus project) ve http://www.thevenusproject.com/ ana sayfasında bulunabilinecek projeye, bir çok kişi adamın yaşını da bahane ederek ütopya ve akıl kârı değil şeklinde de yaklaşmaktaysa da, fresco projesini şu temeller üzerine sağlam bir şekilde oturtmaktadır:

    -sistem düzeltilemeyecek şekilde bozuktur, eskidir ve düzeltilebilecek olsa dahi, bulunduğumuz zaman içinde pahalı, zorlayıcı ve fresco'nun önerdiği sisteme göre kısaca gereksiz ve konuşulması bile çocukça kaçacak şekilde işlevsizdir.

    -teknoloji, günümüzde petrol ve çıkarılması pahalı, temiz olmayan, kısa zamanda tükenen kaynakların yerine çok daha temiz, ucuz, verimli ve uzun ömürlü enerji kaynaklarını**** kullanabilmeyi sağlayacak kadar gelişmiştir.

    -insanlar makineleri köleleşmek için değil, özgürleşmek için kullanmalıdır. öyle ya da böyle (burada böyle venüs projesi olurken, öyle kapitalist dünya olmaktadır) şu anki işlerin tamamına yakını gelecek yüzyılda otomasyona "uğrayacak". kapitalizm ve kâra dayalı sistemlerde bu işgücünü en aza indirip, kârı en yükseğe taşımak amaçlıyken, venüs projesi'nde insanları özgürleştirecek, tam bir seçim sizin maddesi.

    -bu sistemde para olmayacak. doğadan elde ettiğimiz sınırsız enerji sayesinde herşeyin bol olduğu bir sistemde paraya ne gerek var ki?!

    *para yoksa beni çalıştıramazsın diyenleriniz olabilir, öncelikle venüs projesi bir günde/ayda/yılda bitmeyecek. bitmesi (fresco projenin asla bitmeyeceğini, teknoloji geliştikçe ve insan beyni evrildikçe yeni fikirlerle sürekli farklılaşıp gelişeceğini söylüyor, iyi de ediyor) en iyi ihtimalle 50 yılı alacak. projede bahsedilen tüm tasarımlar gerçekleşse dahi, projenin ileri aşamalarından biri de, denizlerin üstüne şehirler kurup, yıllardır içine sıçtığımız denizleri temizlemek. tüm doğanın temizlenmesi en iyi ihtimalle yıllar sürer.

    not: burada 50 yılı az görenler olabilir. eğer büyük şirketlerin sadece kendilerine kâr ettiren işleri yaptığı dünyada yaşıyorsanız, gerçekten de gelişme acı verici derecede yavaş olacaktır. ama eğer bütün dünyanın ortak bir amaçla (ki o amaç da dünyayı yaşanılabilecek bir yer yapmak, aç insan bırakmamak, doğayı ve kendimizi kurtarmak, insanları olması gerektiği gibi --herhangi bir ideolojinin bağnazlığına ya da savaş, düşmanlık gibi duyguları değil, yapıcılığı öne çıkaran bir biçimde-- eğitmek vesairedir) hareket ederse, her şey tahmin edilenden çok daha hızlı gelişecektir. bunun örneklerini ne yazık ki dünya savaşlarında görebilirsiniz.

    *önceki "fıkrada" belirttiğim gibi, proje asla bitmeyecek. yine öğretmenlere, bilim insanlarına, toplum mühendislerine ihtiyacımız olacak. ama belli bir seviyeden sonra, insanlar çalışmama özgürlüğüne sahip olabilecek, çünkü zaten çalışmak ve çalışmamak o kadar da önemli olmayacak çünkü bütün işleri makineler yapacak.

    *ha diyorsanız ki, e ben sıkıntıdan ölürüm, öyle dünya mı olur, kaos çıkar diye, burada iki argümanları var. birincisi ulaşım inanılmaz hızlanacak ve çok daha temiz, verimli olacak. 30 yıl önce çekilen bilim kurgu filmlerindeki gibi belki uçan arabaya sahip olmayacağız, ama ondan çok daha hızlı gidebilen, daha güvenli, sürtünmesiz trenler olacak. teorik olarak saatte 4000 mil (6000 km'den fazla) hızını aşan trenlerle dünya hakikaten küçülecek. böylece gezebileceğiz, mevcut sistemde asla göremeyeceğimiz yerleri görmek sadece isteğe bağlı olacak. ikinci argümansa, eğer bir insan iş olmadan ne yaparız diyorsa her zaman projeye destek verebilir, yok eğer işin zorunlu olması konusunda diretiyorsa şu vardır: bu insan diktatörlük istemektedir, öyle ya da böyle, para mahrumiyeti, hak mahrumiyetidir ve bir diktatörlükte de mahrum bırakılarak zorla iş yaptırılır. kişi kendini ancak diretmelerle harekete geçirebiliyorsa, üzgünüm ama, o yaşam değersizdir.

    -devam ediyor, sosyal sınıflar, elitizm, kanunlar olmayacak diyor fresco. nasıl yani kanunlar olmayacak mı diye beyinleriniz patladığını duyar gibiyim. fresco diyor ki, kanunlar çözemediğimiz sorunlar için getirdiğimiz kısıtlamalardır. insanlara ihtiyaçlarını sağlarsan, çalmazlar. arabalara radar veya sonar koyun, birbirine çarpamasınlar diyor. bunun üzerine örneğin ihtiras suçları da var, mesela aldatılan eşin cinayet işlemesi. bu da toplumun bir dayatması, her insan aldatılmaya aynı tepkiyi vermiyor, eğer eğitim yeterli olursa ve sosyal tabular toplum üzerindeki baskısını kaldırırsa bir çok davranışın da hızla değişeceğinden bahsediyor. insan doğası değil, davranışı vardır diye üstüne sayısız kez bastı adamlar, söylemeden geçmek ayıp olur.

    sonuç olarak fresco yarattığı binlerce (bazıları kullanılan, çoğu sadece tasarım olarak kalan) dizayn ile modern da vinci. kendisini bir kez dinleyin, yaptığı işi 1 gün araştırın, fikirlerinin, her ne kadar muazzam olsa da, saçma olmadığını, hatta uygulanabilirliğini göreceksiniz.
  • "benim ne çıkarım var, insanların düşündüğü bu. eğer biri, bir ürünü satarak para kazanıyorsa, kendi düzenini tehlikeye atacak, benzer bir ürünü satan diğerleriyle savaşacaktır.
    bu yüzden insanlar dürüst değildir.
    ve birbirlerine güvenmezler.
    biri gelip de size derse: "tam aradığınız evi buldum".
    o bir satıcıdır.
    bir doktor "sanırım böbreğinizi almalıyız" dediğinde, bunu yatının parasını ödemek için mi diyor, yoksa gerçekten böbreğim mi alınmalı bilmiyorum. parasal düzende insanlara güvenmek zordur. eğer dükkanıma gelirseniz ve dersem ki; "elimdeki lamba güzel. ama yan taraftaki daha iyidir." iş hayatında uzun kalamam. işler yürümez.
    etik davranırsam işler yürümez.
    sanayi sektörü insanlığa hizmet eder derseniz, bu doğru olmaz.
    etik olmaya güçleri yetmez.
    sisteminiz insanların hayrına çalışmak için tasarlanmamıştır.
    eğer hala anlayamadıysanız, insanları önemseselerdi, ortada taşeronlar olmazdı.
    endüstri umursamaz.
    insanları işe almalarının sebebi henüz otomasyona geçmemiş olmalarıdır.
    terbiyeden ve ahlaktan bahsetmeyin, gücümüz yetmez ve iş hayatında kalamayız.
    bunu belirtmek önemli ki, sosyal sistem, faşist, sosyalist, kapitalist veya komünist olsun, altta yatan mekanizma, para, iş gücü ve rekabettir.
    komünist çin, abd'den daha az kapitalist değildir.
    aradaki tek fark, devletin pazara girme derecesidir.
    gerçek "para-izm*"dir, gerçek işleyiş, gezegendeki tüm ülkelere rehberlik eder."

    zeitgeist addendum'daki sözlerinden alıntıdır.
  • politikacılarla ilgili görüşleriyle ufkumu açan adam. cinayet, tecavüz, hırsızlık gibi suçlara çözüm olarak cezaların artırılmasından ve daha fazla hapishane yapmaktan başka çözümü olmayan politikacıların başarısız olduğunu görmek çok zor değil. daha bugün tecavüzcüleri hadım edelim diyen birileri çıktı ortaya. masum bir bebeğin bir katile, hırsıza, tecavüzcüye dönüşme süreciyle, eğitim sorunlarıyla, toplumsal adaletsizlikle, çocuklara yönelik şiddet ve tacizin etkileriyle zerre ilgilenmiyor politikacılar. yapabildikleri tek şey cezaları artırmak ve bu yolla insanları mutlu edebiliyorlar.

    jacque fresco'dan birkaç alıntı yapmak istiyorum:

    "politika iyiydi, yüz yıl önce. günümüzde ise politikacıların artık hiçbir problemi çözme yetisi kalmamıştır çünkü onlar davranış, tarım, okyanus bilimi gibi alanların öğrencileri değiller ve dünyanın nasıl işlediği hakkında hiçbir fikirleri yok. dolayısıyla, insanların duymaktan hoşlandığı şeyleri söylerler, ve bu onlara seçimler kazandırır. öte yandan, bilim ise toplumun onayıyla ilgilenmez. yaptıkları şudur: eğer herkes dünyanın düz olduğunu söylese dahi dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlar göstererek söylerler. ancak "dünya biraz düz, biraz da yuvarlaktır." demezler. bu politikacıların işidir."

    http://dotsub.com/…8857-2281-469d-9f8f-51f44345b3e6

    "so you see, you have built-in corruption. we're all chiseling off each other, and you can't expect decency in that sort of thing. a feeling that they don't know who to elect. they think in terms of a democracy, which is not possible in a monetary-based economy. if you have more money to advertise your position, the position you desire in government, that isn't a democracy. it serves those in positions of differential advantage. so it's always a dictatorship of the elitist, the financially wealthy. it is an interesting observation to note how seemingly unknown personalities, magically appear on the scene as presidential candidates. then before you know it, somehow you are left to choose from a small group of extremely wealthy people who suspiciously have the same broad social view. obviously, it's a joke.

    the people placed on the ballot are done so because they have been pre-decided to be acceptable by the established financial powers, who actually run the show. yet many who understand this illusion of democracy, often think, "if only we could just get our honest, ethical politicians in power, then we would be okay." well, while this idea of course seems reasonable in our established, oriented world view, it is unfortunately another fallacy. for when it really comes down to what is actually important, the institution of politics and thus politicians themselves, have absolutely no true relevance as to what makes our world and society function. it's not politicians that can solve problems. they have no technical capabilities. they don't know how to solve problems. even if they were sincere, they don't know how to solve problems. it's the technicians that produce the desalinization plants. it's the technicians that give you electricity. that give you motor vehicles. that heat your house and cool it in the summer time. it's technology that solves problems, not politics. politics cannot solve problems 'cause they are not trained to do so."

    zeitgeist addendum'dan.*

    tam olarak nerede geçtiğini bulamasam da kendisinin politikacıların trafik kazaları konusunda bile ne kadar aciz kaldığı ile ilgili sözleri de vardır. politikacıların yaptığı tek şeyin trafik cezalarını artırmak olduğundan, ancak trafik kazalarını önlemek adına hiçbir şey yapamadıklarından bahseder. örneğin, yağmurda kaygan olmayan asfalt yolların yapımı politikacıların değil bilimin işidir diye de ekler.
  • "in a free nation, no one has to tell you you're free."

    cümlesi ile, şu anda nasıl yalanlar üzerine kurulu bir düzen içinde yaşadığımızı ve aslında nasıl bir toplumda yaşamamız gerekliliğini kısacık ve mükemmel bir şekilde anlatmış futurist.