şükela:  tümü | bugün
  • yapısalcı psikanaliz'in babası , fransız bilim adamı...
    freud'a çok ilginç bir yaklaşımla eleştriler getirmiştir.
  • roland barthes, foucailt ve derrida ile karşılaştırıldığında, sigmund freud'un etkisinde en çok kalan düşünürdür. her ne kadar foucault "the order of things"in son bölümünde ruhçözümcülüğe yer ayırsa ve derrida "writing and difference" adlı kitabının yedinci bölümünde tümüyle freud'un görüşlerinden söz etse de onlar, kendisi ruhbilimci olan lacan kadar bütün düşüncelerini ve değerlendirmelerini doğrudan freud'un bulguları üzerine kurmazlar. lacan'a göre dil ile bilinçaltının karmaşık ilişkisi çok önemlidir. insan dilinin yapısı bile insanın ruhsal gerginlikleri ve çelişkileri sonucu ortaya çıkmış olabilir. buna karşılık ruhçözümcü yöntemin uygulanmasına olanak sağlayan tek araç dildir. hastanın bilinçaltı ancak dil yoluyla su yüzüne çıkar. hasta düşlerini ve hayatını anlattıkça ruhçözümcü, onunla ilgili görüşlerini, onun konuşması üzerine kurar. yani, dil bilinçaltından bağımsız düşünülemez. lacan'ın freud'dan ayrıldığı en önemli nokta göstergelerin değerlendirilmesi konusundadır. freud, bilinç düzeyindeki göstergelerin, ancak onların örtmeye ya da değiştirmeye çalıştıkları bilinçaltındaki göstergelerle karşılaştırıldığı, ölçüldüğü zaman anlam kazanacağını söylerken, lacan göstergelerin önemi üzerinde durur ve göstergelere önem verildiği durumlarda yanlış sonuçlara varılabileceğini öne sürer. lacan'a göre bir ruhçözümü seansında hastanın bilinç düzeyinde sergilediği ya da kullandığı göstergelerin birbirleriyle ilişkileri, ruhbilimciye hasta ile ilgili yeterince bilgi verebilir.
  • psikanalizde ortağa attığı tealerle birçok düşün adamını arkasına almayı başaran ve dil kavramının bilinçaltı yoluyla nasıl şekillendiği konusunda çok akılcı savlar üreten teorisyen.
  • feminist eleştirmen ırıgaray'ın hocası.
  • (bkz: fallus)
  • ayrıca (bkz: zizek)
  • 50 lerden sonra yapisalci dilbilim, gostergebilim ve antropoloji ustune kurdugu dusunceleriyle, freud cu psikanalizi post yapisalci bakis acisiyla yeniden yorumlamistir. en onemli argumani, kisinin kendi benligini bulmasinin yolunun gostergeler yoluyla olacagidir. ornegin bir bebek, dogdugu zaman kendisini, annesini ve tum cevresini tek bir varlik olarak algilar, ihtiyaclarini karsilayan dis dinyayi bir "oteki" (the other) olarak degil kendi varliginin bir parcasi oldugunu dusunur: "ben" ve "digerleri" nin ayrimina varamaz. bu durum, lacan icin, gercek birlik (unity) hissinin tek bulundugu, yokluk veya kaybetme duygularinin varolmadigi ruhsal bir gerceklik alanidir. bu yuzden bu gerceklikte dil (language) de yoktur.

    bebegin toplumsal hayata gecis sureci, annesinden ayrilip kendi kimligini olusturmasiyla baslar. bu alan, dilin yapisinin kuruldugu sembolik dunyadir. lacan, dili kaybetme yokluk hisleriyle aciklar: kelimelere ancak bir nesneyi kaybettigimiz zaman
    ihtiyac duydugumuzu savunur. bebegin kendi benligi ve dis dunyayi ayirt edebildigi zaman, otekini kesfettigi zamana denk duser ki, bu 6-18 aylar arasindadir. bebek tekrar birlik ve birlesme duygularini hissetmek istedigi zaman, toplumsal dili kesfetmeye ve kulturel bir varlik olmaya baslar. bebegin fiziksel bir butun oldugunu anlamasini ise lacan aynayla ilk tanistigi ana baglar. bu andan itibaren "ben" (ego) dusuncesi gelismeye baslar; yani kimlik ve ego'nun gelismesi, kisinin kendisine degil kendi disindaki bir imgeyle ozdeslestirmesine baglidir. bu yuzden lacan bu sureci hayali (imaginary) bir olgu olarak gorur. bebegin aynayla ilk karsilasmasi da, ben/digerleri dikotomisini dogurur.
  • sozcuk oyunlarini pek sever, kendisinin acikladigindan baska tanimi olmayan ve o esere ozgu sozcukler uretir. diger disiplinlere ait teknik bir terimi odunc almasi gerektiginde ise terimi normal tanimdan cok farkli bir sekilde kullanir. bilmenin dogasina iliskin standart kavramlari reddeder.
  • cok insanin hayatini kaydirmistir; ayrica cok da capkindir; epidemik ozellikler gosterebilir: handle with care
  • muhtemelen lacan'ın tanıdığı ilk türk(iyeli) ahmet haşimdir. "bir akşam yemeği" yazısında haşim, doktor lacan ile edebiyat akımları hakkındaki sohbetinden bahsetmektedir. vaktiyle mehmet rifat iddia etmişti bunu, sonra da enis batur.