şükela:  tümü | bugün
  • 1909 - 1982 yillari arasinda yaşamiş fransiz sinema adamı; senarist, oyuncu, yonetmen ve prodüktor. bizde amcam diye bilinen mon oncle filmi en bilinen filmlerindendir. 1932 ile 1974 arasinda film yapmıştır. "playtime", "traffic" ve "parade" filmleri arasindadır.
  • mr. hulot adında buster keaton, charlie chaplin tadında bir karakter yaratmıştır ... filmleri genellikle bu karakterin -ki bu karakteri de kendisi oynamaktadır- çevresinde meydana gelen durumların anlatımından ibarettir, mr. hulot tati'nin sadece göstermek istediği yerleri ziyaret eden geleneksel bir "beyefendi"dir ... birçok filmindeki diyalog eksikliği dikkat çekebilir, zaten tati filmlerinin espirisi de budur ... durum gösteren filmlerdir ... geleneksel ve modern arasındaki ikiliğe takmış gibidir ...
  • jacques tati, filmlerinin gorunen kismi kadar gorunmeyen ve bircok seyircinin izlerken farkina varamadigi -belki de kendi zevki icin film yapiyor dedirten- kismina da ozen gosteren bir sahsyettir.
    ornegin; mon oncle filminde kadinlar topuklu ayakkabilariyla yururken attiklari her adimda garip bir ses cikmaktadir; cunku tati bey cekim sirasinda kameranin arkasina gecmis, pin pon toplarini sektirerek ayak seslerine uyarlamakla mesguldur.
  • rus asilli bir sanatcidir ayni zamanda.
  • modernızme yabancılasma ve tekno-stress ve teknolojının ınsanları bırbırınden uzaklastırmasını ozellıkle playtıme ve mon oncle fılmlerınde gayet guzel sergıleyen yonetmen. aynı zamanda bu kavramları sınema da ılk ırdeleyenlerden de bırıdır(charlıe chaplın ın modern tımes'ı tekno-stress konusunda galıba ilktı). playtıme fılmının orjınal kapagı da muhtesemdır ve sadece bu kapak bıle fılmın genıs bır ozetını gostermesı bakımından fılm kadar onemlı ve ilginctir. playtıme'da mr.hulot'nun modern dizaynlı bir koltuga oturdugunda cıkan ses ve bu ses sonrası yuzundekı saskın, mahzun ıfade oldukca komıktır, adeta modernizminizi yiyim sizin demektedir.
  • slapstick denen durum komedisinin babalarindandir. filmlerinde çok az konusma vardir her sey duruma ve onun komikligine odaklanmistir. konusmalarla bunu bölmek istemez. onun için komik esittir görüntüdür. ve hatta görüntü arti sestir.
    mon oncle uluslararasi arenaya çiktigi filmidir. bu filmin basarisinin ardindan kendisine büyük bir bütçe verildi ve playtime ortaya çikti. mon oncleda da sinyallerini verdigi olay örgüsünün önemsizligi playtimeda iyice ortaya çikar. bu filmde olay örgüsü neredeyse yoktur ve filmin geçtigi sehir kocaman bir settir.
    özellikle mon oncle, her karesinde parlak fikirler barindiran, her sahnesinin üzerinde çok ciddi calisildigi hissini veren bir filmdir. hiçbir seyi geçistirmenize izin vermez. olay örgüsünün önemsizligine ragmen sizi sürüklemeyi basarir.
  • eski bir soylesi programinda izlemistim; godard'in babasi yilda bir iki kez sinemaya gidermis, hep de bunun filmlerine gidermis.
  • tati sinemasının iki hafif kaidesi: "eşyanın sesi" ve "hız". bu ikisi, hulot'nun "teknolojik ve amerikan" olana şeffaf ilgisizliği üstünde/altında arz ı endam edince mizah "bayram(jour de fete)" ediyor böyle işte.
  • filmlerinde gelişmiş kapitalist ülkelerde 50'li yıllarda yaşanan ve yeni nesil elektrikli ev aletleri ile modern tasarımlı mobilyalara aşırı düşkünlük olarak kendini gösteren burjuva hastalıkları ile dalga geçmektedir. ancak 60'ların sonu ve 70'li yılların geneli itibariyle kapitalizmin içine düştüğü yeni bir kriz dalgasının yarattığı ahlaki ve ruhsal boşluklarla birlikte giderek daha psikopatik insanlar haline gelen gelişmiş kapitalist ülke fertlerinin halet-i ruhiyesini daha iyi özetleyen le boucher tarzı gerilim filmleri onun komedilerinin yerini alır olmuştur zamanla...