şükela:  tümü | bugün
  • aynı zamanda başrolün de sahıbı olan 21 yaşındaki genç xavier dolan tarafından yazılmış yönetilmiş bir film. eşcinsel olan xavier dolan, yine eşcinsel bir ergeni oynadığı bu filmle cannes'da, director's fortnight kısmında üç ödül alıp deli gibi alkışlanmış.

    20 yaşında film çekmek, cannes'da alkışlanmak... 20 yaşında film yönetmek, cannes'da alkışlanmak, üç ödül almak... 30'unu geçip türkiye'de olmak, buradan bakakalmak...
  • --- spoiler ---

    - bugün ölürsem ne yaparsın?
    - yarın ölebilirim...

    --- spoiler ---
  • şüphesiz festivalin en iyi filmlerinden birisiydi. lakin 20 yaşındaki bu çocuğun yaptıklarını görünce hasetimizden çatlamamıza neden olmasıyla olumsuz bir etkisi de olmuştur.
  • bence biraz yanlış anlaşılmış bir filmdir bu, en azından buradaki entrilerden anladığım kadarıyla, yanlış anlayan insanlar olduğunu görüyorum. filmde gördüğümüz normal diyebileceğimiz klasik bir anne-oğul ilişkisi değil. tipik anne işte ve ergen çocuğun heyheyli halleri denip geçilecek normal sayılabilecek bir tablo yok burada. (ha var aslında, antonin ile annesi arasındaki normal ve hubert'in imrendiği bir anne-oğul ilişkisi.)

    olmaması gereken, psikolojik birtakım çaba ve tedavilerle düzeltilmesi gereken sağlıksız ve dramatik bir ilişki-sizlik var bu filmde. kendi annesi manik depresif olan, her şeyi kendi başına yapmaya çalışan ve bu çabasında da başarısız oluşuna katlanamayan, kendiyle bir savaş veren, kontrol delisi, histeri ve nevrotik belirtiler gösteren

    --- spoiler ---

    (yarın ben de ölürdüm demek böyle bir belirtidir örneğin, sağlıklı bir anne sözkonusu diyalogda böyle bir şeyi bir çırpıda bu kadar normal kendi kendine bile olsa söyleyemez. bu bir rahatsızlık belirtisidir, sevgi ya da annelik hissi değildir. daha açık olmak gerekirse, iyice anlaşılsın istiyorum çünkü, testlerde hiç kendinizi öldürmeyi düşündünüz mü/düşünür müsünüz sorusuna evet cevabı veren kadınla aynı kişi buradaki anne işte.)

    --- spoiler ---

    bir anne ile günden güne psikolojisi bozulan, niye böyle olduklarını anlayamayan, git gide mantığını da kaybeden, çaresiz bir çocuk var.

    duygularıyla oynanan, sürekli annesinin dengesizliklerinden bunalıp git gide kendi dengesini de kaybeden bir çocuk var. yönetmeni ve senaristi olan ve hubert'i canlandıran xavier dolan'ın kendi yarı otobiyografik filmi olduğunu biliyoruz bunun ve çok etkilendik. bilmediğimiz ise bu işin sonu nolacak.

    bu anne tedavi edilebilir mi, bu çocuğun anne sözcüğünün karşısına koyduğu, bildiği duygu ve düşünceler acaba değişebilir mi, olumlanabilir mi bundan sonra, şu anda ikisi de ne durumdalardır gibi bir takım soruları bana sorduran izlenmesi, bu tarz ilişkiye sahip anne-oğulların oturup beraber izlemesi gereken oldukça gerçekçi bir filmdir. hatta bence psikoloji öğrencilerine bu film hocaları tarafından mutlaka izletilmeli ve üstünde durulmalıdır.
  • başarısının yalnızca, bir ressamın elinden fırlamış gibi görünen karelerinden değil, ayakları yere basan hikayesinden, senaryosundan ve genç yönetmenin -her nasıl becerdiyse- hissetiklerini seyircinin de hissetmesini sağlamasından kaynaklandığını düşündüğüm sağlam bir eser.

    --- spoiler gibimsi ---

    filmin başından beri kendime taraf aradım, yalan yok. yer yer kendimi o güzel oğlanla özdeşleştirince de, işte dedim, tarafım belli. anneydi haksız olan (her zamanki gibi). ruhsuz dedim anneye önce. anne olmayı hak etmediğini geçirdim içimden. yemek yemesi, konuşması, gülmesi her şeyiyle beni de tiksindirdi kendinden. anneydi falan ama, olmaz olsundu.

    sonra bir telefon geldi anneye, hayatını sıraladı anne. neden böyle davrandığını anlattı sanki. özür diler gibi. ben de böyle olsun istemezdim der gibi ya da. işte o sahnedir benim için filmin döndüğü nokta.

    tarafım yoktu sonra. anne de haklıydı. belki de, hastaydı.

    --- spoiler gibimsi ---

    --- spoiler ---

    "bana annelik dersi mi vereceksin? ben hayatının yarısını bir hastane odasında geçirmiş manik depresif bir anneyle büyüdüm.
    babalık rolüne uygun olmadığı mazeretiyle kaçan bir korkakla evlendim.
    neredeyse 15 senedir her sabah 05.30'da kalkıyorum ben.
    7 günün 5 günü, sırf o çocuk yemek yesin ve okula gitsin diye her zaman trafik olan champlain köprüsü'nü geçiyorum!
    geri zekâlı maçolar! bizi hemen yargılamayı iyi becerirsiniz. ama buggs bunny'li kravatlarınızla hava atarken kırmızı donunuzu makineye beyazlarla atmamayı
    bile beceremezsiniz.
    ...
    o yüzden sakın bana oğlumun yalnız bir anne olduğum için kaçtığını söylemeye çalışma!
    iq seviyeniz 150. siz o sonu gelmez diplomalarla övünüp duruyorsunuz da 17 yaşında bir çocuk sizin güvenlik sisteminizden kaçınca ben mi kötü anne oluyorum? ben mi oğlumu yetiştirememiş oluyorum?
    bana sorularınızla baskı yapıyorsunuz. imalarda bulunuyorsunuz. kendi beceriksizliğiniz için bana kendimi sorumlu hissettiriyorsunuz!"

    bence bu söyledikleri bir okul müdürüne değildi yalnızca...

    --- spoiler ---
  • --öğrencilerin öğretmenlerle takılması yasalara aykırı değil mi ?
    -- anneni öldürmek kadar değil..

    bence hakkı yenmiş güzel bir replikti..
  • --- spoiler ---

    hubert minel'in * öğretmenine tıpkı les quatre cents coups'taki antoine doinel* gibi annnesinin öldüğü yalanını söylemesi tesadüf değil elbette. hubert'in erkek arkadaşıyla satranç oynadığı sahnede, duvarda bu filmin posterinin bir kısmı da görünür.

    --- spoiler ---
  • tekrar tekrar izleten ve hiç bıktırmayan film.

    --- spoiler ---

    hupert otobüse biner. gece, yalnız başına, en arkada. müthiş bir piyano ziyafeti başlar. kamera sallanır. hupert'in zihninin içindeyizdir sanki. filmin en sevdiğim sahnelerinden biri olan bu sahnede kameranın sallanmasının tek nedeni meğer filmin düşük bütçesi nedeniyle sabit kameraya sahip olmamalarıymış! iyi ki de öyle olmuş.

    http://www.youtube.com/…amriwugf_vk&feature=related

    --- spoiler ---
  • izledikten sonra başrol de ki genç oyuncunun (bkz: xavier dolan) aynı zamanda yönetmen ve senaryoyu da üstlendiğini öğrenince tekrar tekrar takdir edeceğiniz film. e haliyle komplekse girmenizde normaldir.

    istanbul film festivali kapsamında bu sene gösterimi yapılan filmler arasında en başarılı onlardan biri.
  • ''je tü ma meığğ'' olarak telaffuz edilen xavier dolan filmi. ''gay filmi lan bu'' diye bakılırsa çok şey kaçırılır.