şükela:  tümü | bugün
  • cahil cühela tembel göbel ayn rand'ın eğlenceli ama saçma olan felsefesine bilocan yaptıran filozofumuz. bir de ötanazi konusuna yürümüştür. demiştir ki, "öleceğinden emin olduğumuz insanın kendi kendine ölmesini beklemek(pasif ötanazi), onun ölmesine sebep olmaktan(aktif ötanazi) daha iyi değildir; nitekim, bazı durumlar vardır ki kişi ölümü beklerken çok acı çeker." e biz de onu demiyor muyuz yıllardır, sucuğunu çıkardık hatta artık, biz niye filozof olmuyoruz?

    ahlak ve egoizm, yani ayn rand kısmına dönelim. insanın nihai olarak egoist olduğunu söyleyen birinin argümanlarından biri şudur: eğer bir iyilik yapıyorsak, bu iyiliği yapmak istiyoruz demektir, öyleyse iyilik yapmak nihayetinde bencilliktir. ama bu argüman şunu görmezden gelir: her eylemimizi isteyerek yapmayız. bazı eylemlerimizi, o eylemi yapmak istediğimizden değil, bir sonuca ulaşmak istediğimizden yaparız. diyelim ki bu, argümanı yanlışlamıyor, zaten bence de yanlışlamıyor.

    o zaman, yanlışlama için şöyle alternatif bir gerçeğimiz de var:

    bazı eylemleri ne eylemi yapmak istediğimizden, ne de bir sonuca ulaşmak istediğimizden yaparız; bu eylemi sadece ama sadece kendimizi yapmakla mükellef hissettiğimiz için yaparız. yani böyle karşı çıkar bu taraf, ama ben şunu anlamam: yükümlülükle yapmak, isteyerek yapmaya denk gelmiyor mu? sonuçta yükümlülüğe uygun hareket etmemeyi olumsuz bir hissiyat izler, bunu da kimse istemez.

    heh işte, egoizm savunucularının ikinci argümanı da bu yönde: özgeci gibi gözüken eylemlerin hepsi, öznede bir tatmin duygusu yaratır. rachels çok güzel bir hamleyle bu iddiayı savurur, der ki "ya oğlum, diyelim sen arkadaşının başarılı olmasına yardım etmedin ve gece bu yüzden uyuyamıyorsun. doğru, eğer yardım etseydin yardım etme nedenlerinden biri gece uyuyabilmek olurdu. ama, eğer sen bu adamı önemsemeseydin ve başarılı olmasını istemeseydin, böyle bir problemle karşılaşmazdın."

    zannımca bu gerçekten güzel bir cevap, ama şöyle bir şey var kafamda: bu şemada, gece uyuyamayacağını bilmek mi önceden gelir, yoksa başarılı olmasını istemek mi? yani kişi, "yardım etmezsem gece uyuyamacağımı biliyorum, öyleyse başarılı olmasını istiyorum" mu demektedir yoksa "başarılı olmasını istiyorum, öyleyse yardım etmezsem gece uyuyamacağım" mı demektedir? ya da ikisi birden beraber mi gitmektedir.

    rachels'ta bunun cevabı var gibidir. ona göre, yardım eden kişinin istediği şey sonuçtur, yardım etmek değil. eğer kişi sadece kendisini tatmin etmek isteseydi, yardım anında tatmin olurdu, fakat tatmin olma duygusu istenilen sonuçtan sonra gerçekleşir. unutmayalım, biz bir şeyler isterken, örneğin yeni bir araba aldığımızda, bu arabayı tatmin olmak istediğimiz için almamışızdır, aksine, araba almayı isteyip de aldığımız için tatmin olmuşuzdur.

    ayn rand'ın "ya egoist demek 'koy götüne rahvan gitsin dostum, ot çekelim ve sabahlara kadar belediye binasına molotof atalım seni kaçık' demek değil ki, mantıklı bir egoist de güvenilir bir toplumda yaşamak ister" teorisi de böylece bu çizginin devamında erir biter. zira egoist bilir ki başkaları egoist değildir. dolayısıyla, bu başkalarının egoist olmayışından yararlanılır ve oyunu toplumun kurallarına göre oynamaz. dahası, egoizmin evrensel bir tavır olarak var olmasının imkanı yoktur. zira egoist kimse, kendi çıkarını düşünmesi gereği başkalarının egoist olmasını istemez, bu yüzden sabah akşam "bunlaaaar" diye bağırarak egoistleri suçlar ve insanları altruizme davet eder.

    ben de ergenken bayılıyordum kinist ve nihilist konuma amma bir yandan da şuh bakışlı erotik gerçekler var..