şükela:  tümü | bugün soru sor
  • galatasaray futbol takiminin sozlesmesi devam eden teknik direktoru.
    sezon oncesi son sampiyonun elinden super kupa al , takimdan copleri gonder , yeni transferlerin kadro muhendisligin basarili olsun , lig'e 2 galibiyet ile basla , yonetimin basarisizliklarini rezaletlerini unuttur , sezon oncesi 3500 olan kombine satisi 2 ay sonra 17 bine ulassin , 5. hafta oynanacak derbi macina kadar 25-30 bin kombine hedeflensin , taraftarin takimla baristigi , camianin sampiyonluk yolunda yurudugu bir duzeni , gelecek yillarin duzenini , alt yapi a takim arasinda gecislerin ve kaliteli sistemli idmanlarin tum spor medyasindan olumlu karsilansin ama parayi seven 63 yasinda ergen tripleri atan , damat menajer iliskileriyle kadro olusturan birisi ciksin senin koltuguna goz diksin. onur haysiyet kavramlarini ayaklar altina alsin ve siritarak onu sonra degerlendiririz diye cevap versin. yok boyle bir dunya ! yok boyle rezillik !
    jan olde riekerink bey'in koltugu sahipsiz degil. taraftarin buyuk cogunluguda arkasinda! sen git tupcunle mutlu ol ! biz ise jan de yanalim olde olelim !
    debe edit : http://www.losev.org.tr/…gis/bagis_secenekleri.html
  • bir galatasaray taraftarı olarak riekerink hakkında nacizane öneride bulunmak istiyorum. yurtdışında bu işler nasıl döner bilmem ama türkiye'de insanlar karakterlerinin farklılığıyla iz bırakırlar. galatasaray camiasından örnekler verelim mesela.

    greame souness, bu adamın taktiksel anlayışıyla ilgili fikri olan, hatırlayan var mı? bir elin parmaklarını geçmez. ama herkes souness dendiğinde kadıköy'e diktiği bayrağı hatırlayacaktır. bizim için çılgın ve cesur bir adamdır souness.

    terim, en güzel örnek. hiç futboldan anlamayan insanlar bile bu adamın nasıl biri olduğunu bilir. terim'in hal tavırlarını olumlu olarak dile getirmiyorum. türkiye'de bu tavırların ilgi çektiğini söylüyorum.

    şimdi en sevdiğim örneğe geldim: özhan canaydın. ben bu adamın başkanlığını hiçbir zaman beğenmedim. aldığı kararlar bu camiayı ileri götürdü diyemiyorum. ancak ben bu adamı çok seviyordum. çünkü mağlup olduğu bir maçta rakip takımın başarısını alkışlayabilen, saygılı, olgun bir "beyefendi" idi. ruhu şad olsun.

    metin oktay'lar, ali sami yen'ler, gündüz kılıç'lar göçtüler. özhan canaydın gibi insanlar mumla aranır oldu. devir emre belözoğlu, hasan şaş devri; terim, aziz, en başta da erdoğan devri. bu devirde riekerink gibi, şenol güneş gibi centilmenleri baş üstünde tutmamız lazım.

    gelelim önerime. bu güzel insana, ilk tt arena maçı olan rizespor maçında hakettiği değeri göstermek, ona desteğimizi, sevgimizi vermemiz lazım. çünkü ileride çocuklarımıza galatasaray'ı ve dahası futbolu anlatırken aziz'den, terim'den bahsetmek yerine "bir riekerink hocamız vardı. efendilik timsali bir insandı. işte sen böyle adamların bulunduğu bir kulübün taraftarısın." diyebilmeli insan.

    futbol galatasaray'ın fenerbahçe'yi 7-0 yenmesi değildir; futbol fenerbahçeli centilmenlerin 7 kişilik rakiplerine futbolcu vermeyi tavsiye etmesidir. futbol 6-0'lık fenerbahçe galibiyeti değildir; futbol, takımının başarısızlığında rakip takımın güzel oyununu alkışlayabilmektir.

    riekerink'i üzmeyin. futbol bu güzel adamlar sayesinde güzel.
  • yakin cevresine "fenerbahce'yi rakip olarak gormuyorum" dedigi iddia edilmis.

    kiclarini yirtti bu serefsiz spor basini bu adami taraftarin gozunde kucultmek icin. olmadi, beceremediler. taraftar sevdi, umutlandi, 2 senedir yanlis ustune yanlis yapan yonetim bile dogru isler yapmaya basladi, bilet fiyatlarini ucuzlatti, taraftar tekrar stada gelmeye basladi...

    terim'in adini kullandilar son care, o da tutmadi. taraftar teknik direktorune basin uzerinden yapilan bu yipratma niyetli haberlere tepki koydu, bu haliyle takima da yansidi. gecen sene helva gibi dagilan takim, bu sene birakti kisisel mucadeleleri, takim olmaya basladi.

    oyle ki rakip takim taraftari bile takdir etti olculu soylemlerini riekerink'in.

    iste simdi taktik degistirdi kiralik klavyeler. baktilar galatasaray taraftari inatla bu adami koruyor, rakip takim taraftari kendisine cephe alsin, o kadar da sempatik gorunmesin diye kustah laflar ettiriyorlar masa basindan.

    lan rakibiyle kartal pozu veren adam, "yeeaa o takim bizim rakibimiz degil" diyecek he mi?

    isin kotusu bunu yiyecek mal da cok etrafta.
  • zamanının efsane ajax alt yapısının "efsane" olmasını sağlayanlardan biri olduğu, porto gibi yine alt yapı konusunda dünyada parmakla gösterilen takımlardan birinde görev aldığı için, galatasaray'ın alt yapısının başına gelmesi sneijder'in jor'a değil, galatasaray'a kıyağıdır.

    kendisinin a takımın başında olması ise, kimsenin bu galatasaray'ı, bu bütçe ve böyle bir sezon sonra yönetmek istememesi, herkesin (kıçı kırık denizli dahil) ardına bakmadan kaçmasından sonra olmuştur.

    unutanlar olmuş, abdullah avcı bile kendisinden çok kazanırken, şenol güneş ve dick advocaat bu adamın maaşının 3-4 katını almaktadır.

    sezon başında "bu sene geçiş senesi, bu seneden bir şey beklemiyorum" diyenler, devre arasına girmek üzere olduğumuz bu günlerde zirveden 3 puan uzakta olduğumuzda kendisine yemeden,içmeden, sistematik olarak, açıktan ya da alttan alttan hakaret etme derdindeler.

    işte bunlar, şerefsiz basının elinde top gibi oynadığı taraftar kitlesidir. basının her lafına, rakiplerin her gazlamasına koşarak giderler. bizim ahmak yönetim de bunları dinlediği sürece galatasaray iki adım ileri gidemez.

    her sene teknik direktör kovmaya devam ederseniz, yakında alt yapınızın başına geçecek adam bile bulamazsınız.

    edit: kimilerinin dedigine gore senol gunes 1.5 aliyormus. ben 2.5-3 arasi diye biliyordum, yanlis biliyormusum demek ki... neyse, 3-4 degil de 2-3 kat yazdigini dusunun karsilastirmada. yazinin tek cumlesi nedeniyle hesap soranlar falan var ozel mesajla... ben bu entry'yi diger takimlara satasmak icin yazmadim. bunu da biraz beyni olan herkes anlar diye dusundum. bu entry'nin hedefinde kendisinin boyle kaduk bir sezonda gonderilmesi icin sabah aksam hakarete varan yazilar yazan sozde galatasaray'lilar var.
  • slaven bilic ile kıyaslanması kulüp galatasaray olunca gereksizdir. nitekim galatasaray ligin son çeyreğine iddialı girerse slaven bilic ile dahi şampiyon olabilir çünkü teknik direktöre o aşamada ihtiyacı yoktur.
  • beşiktaş maçının ilk yarısındaki gibi bir takımı 2000'li yıllarda bile izlemedim. türkiye liginin en iyi top oynayan takımına top bile göstermediler, gollerden bağımsız, aşırı iyi bir futbol oynadı. ilk yarının sonunda bir istatistik vardı. yanlış görmediysem en çok mesafe kaydeden futbolcularda, galatasaray'da wesley 5. sıradaydı ve o bile beşiktaş'ın en çok koşanından 200 metre fazla koşmuştu..
    ikinci yarı yorgunluk ve kontrollü oyun istegi doğaldı. tam artık beşiktaş maç dönmeyecek noktasına geldi diye düşündüğünde abuk bir gol yedik ve maçın berabere biteceği belli oldu.

    yalnız galatasaray da değil genel olarak futbol seyircisinde garip bir huy var. işler az tıkandığında beklenen şeyler olduğunda (beşiktaş'ın ikinci yarı baskı kuracağı gibi) yedek kulübesine aşırı bel bağlaması kenardan gelecek futbolcudan mucize beklemesi gibi. girip başarılı olursa ben demiştim, bu adamı almalıydı kötü oynarsa bu değişiklik gereksizdi demek için bir anlamda.

    değişiklikler takıma ne yarar sağladı diye düşünen yok. sinan ne yaptı, josue ne yaptı, hiç oynamamış cavanda'nın böyle bir maçın o dakikasında oyuna alınması akıllıca mıdır diye düşünen yok. bir ihtimalin peşinden koşmak bir umudu gerçek gibi kabul edip ona bel bağlamak futbol gerçekliğiyle çok alakalı değil..

    galatasaray kim ne derse desin bu adam sayesinde teknik direktör takımı olma yolunda. her maç sikmek sokmak boru döşemek isteyen adamlar beğenmese de biz teşekkür borçlu hissediyoruz kendimizi ona..

    riekerink bey ulan..
  • hakem düdüğü çaldığında yüzünde oluşan ifade ile beni hüzne boğmuş teknik adamdır. o güzel heyecanını, sevincini paylaşacak kimse yok etrafında. futbolcular sahanın öbür ucunda seviniyorlar.

    terim olsa üstüne atlardınız ibneler.
  • bak beyim, sana iki çift lafım var. koskoca adamsın. paran var, pulun var, herseyin var. onlarca kişi calışıyor emrinde. yakışır mı sana taraftarlarla oynamak? yakışır mı bunca apaçiyi, tinerciyi, şikeciyi sinirden kudurtmak? ama nasıl yakışmasın! sen değil misin öz taraftarına bile acımayan, kartal pozu isteyen adama "hadi len. bas git" cevabını çok gören. anlamıyor musun beyim, bu taraftarlar birbirini sikmek istiyor. ama ben boşuna konuşuyorum. kaosu, barzoluğu tanımayan adama, türkiye'yi öğretmeye çalışıyorum. hıh, sen, büyük teknik direktör, milyoner, egosuz riekerink bey! sen mi büyüksün?

    tabi sen büyüksün aq. biz senin yanında bir hiçiz, anlıyor musun, bir hiç! ama şunu iyi bil, fenere de yenilsen, kartala da yenilsen sikimizde değil. tüpçünün, imparatorun, büyük başkan'ın, yancı medyanın şu pislik düzenini yıkacaksın. mağlup edeceksin onları. çünkü onlar birbirlerine parayla pulla bağlı, sevgiyle saygıyla değil.

    güzel yüreğine sağlık riekerink bey.
  • maç sonu basın toplantısında beyaz tv muhabiri sezgin gelmez'in ''kızlarınız garsonluk mu yapıyor?'' şeklinde maçla oldukça ilgili (!) sorusuna gayet sakin bir şekilde ''maçla alakalı bir soru değil ama ikisi de okuyor'' şeklinde bir cevap vermiştir.

    normalde bu topraklarda ''kızın ne iş yapıyor?'' diye tanımadığın adama sorsan gözlükleri ağzına tıkayıp camlarını çiğnetirler.
  • bu adamla beraber neden sevinmiyorsunuz lan?!

    gol atilinca en cok bu adama sarilacaksiniz!

    etrafinda 360 derece donup sevincini paylasacak birini bulamayinca tevizyonu kucaklayasim geldi serefsizim :(