şükela:  tümü | bugün
  • polis karakolundan farklı olarak bir yemekhanesi,koğuşu,berber,terzi,ayakkabı tamircisi vs gibi askerlerin ihtiyaçlarını karşılayan bir birimin olduğu yere sahip kontrol merkezi.genellikle karakol komutanı üsteğmen bazı durumlarda yüzbaşı olur.bir veya iki astsubay ve devriye görevi için astsubay sayısına göre iki veya üç manga asker,yemekhane,yatakhanesorumlusu,berber,terzi vs bulunur devamlı kadrosunda.
  • jandarma'nın ilçe ya da daha ufak yerleşim birimlerinde bir şekilde bulundurduğu binalar..

    ilçedeyseniz, az biraz rahat olur.. asker sayısı çoktur (oyle 50-100 değil; 20~30 en fazlası). rütbeli sayısı çoktur, yapılacak iş çoktur, içtiması uzundur, asker çoksa nöbeti azdır, devrecilik alıp başını gitmiştir. bina dediğin biraz adam gibidir; idari kısım ile koğuşlar ayrıdır (en azından katlar farklıdır). eratın banyosu, tuvaleti, dolabı filan iyi gibi olur.. şansı varsa berber bile bulunur.. ilçede olduğu için komutan kişisi çarşıya bir şeyler almaya gönderebilir, insan yüzü görme olasılığı artar..

    bir de dış karakollar vardır.. genelde gecekondudan bozma, tek katlı, idari kısımlar koğuş arasında sadece bir kapı olan yerler. bir tane bçvş*, bir tane astsubay çvş*, bir iki azman* ve 10 tane asker.. nöbetlerden nöbet beğen kardeş (adam yok, çavuş da olsan kimi zaman 4 saat çaprazdasın (bkz: çapraz tutmak)). sevgili bçvş'nin ruh halidir belirleyici olan; adam isterse güllük gülistanlıktır, içtima "naber lan ortadoğunun en çılgın karakol askerleri" "saol komtanım" şeklinde geçer, tesisat hemen bırakılır.. ancak adam geceden mutsuz kalmışsa tüfek as, tüfek çıkar ile, göt kadar alanda istikamet vermekle geçer.. bunların dışında yapacak iş yoktur, zaman geçmez.. kafayı dinlemek için uygun olduğu sanılsa da 2 hafta sonra sanrılar yerini tasalara bırakır..

    her durumda da askerliğin iyisi yoktur efenim (söylemeden edemedim)..
  • değişik bir atmosferi vardır bu karakolların.başlı başına bir dünyadır adeta.dağın başındasın bir defa.karakola uzanan bir toprak yoldan başka hiç bir belediye alt yapısı yoktur.onu da belediye yapmaz zaten.kimisi hakim tepelerde kimisi kaçakçılıkla mücadele maksatlı olarak dere yataklarına ve diğer geçiş güzergahlarına kuruludur.terörle mücadele maksatlı kurulu olanlar genelde hakim tepelerde bulunur.saldırı gelebilecek mevziler gözetim altına alınır böylece.öyle bir de havası vardır ki puslu ve dağların uç kesimleri görünmez çoğu zaman.tıpkı bir buz dağının okyanus üzerindeki parçası gibi.(bkz: aysberg)
    tecrübe edilmesi gereken bir yer midir değil midir bilinmez ama memleketin bir çok evladı bu karakolları tecrübe etmiştir bazıları istemeyerek bazıları isteyerek.kimisi hoş anılarla döner memleketine kimisi lanet okur kimileri ise dönemez bir daha medeniyet denilen şehir yerleşkelerine.türkiye'nin gerçekleridir jandarma karakolları.hiç bitmeyecek gibi görünen terör olgusuna karşı dimdik durmaktadır dağların tepelerinde.her ne kadar terör dağları evi gibi hissetse de, biz de varız demektedir bu dağlarda ve tüm ihtişamı ve içinde barındırdığı kahraman yürekleri ile. kafa tutmaktadır tüm kahpece saldırılara.velhasıl, çoğu insanın varlığından habersiz yaşadığı memleketimde, jandarma karakolları kutsal bir görev üstlenmiştir ve en mütevazi şekliyle görevini layıkıyla yerine getirmektedir.
  • kısa dönemlerin uzun dönemlerin içine bir yem gibi atıldığı karakol. mıntıkasında bir şey yoktur. şans işidir biraz da bu karakollar. kıdemli başçavuş bolluğunun olduğu yerler.
  • saldırı değil savunma amaçlıdır. içindekiler her gün gece nöbetine çıkıp keleş veya biksi sesi duymadan sabahı etmeye çalışırlar. ve birçok karakolda 40-50 kişilik bir grubun gecenin 3'ünde 2 kilometredeki dağlardan yürüdüğünü görsen bile, karşı taraftan taciz gelmedikçe hiçbir şey yapmana izin yoktur. oturup beklersin ateş etsinler, ben de vurayım diye.
  • gelişim, gene bir şeylerin budanmasıyla, azalmasıyla olmuş. düzen artmış; doğaçlama ve doğalama, kendiliğindenlik, bütünlük, iç içelik bu azalanlar. geri gelmeyeceklerse yasları tutulmalı, başka donlarda yeniden görünmeleri beklenmeli. artık sıradan köylerden eksiği pek kalmadı. belki fazlası kalmamaya başladı. bizdeki yabanilik, başına buyrukluk artık bir nostalji sadece. annemin başına daha önceden hiç olmayan, görülmeyen, alışmadığımız tipte ani bir saldırı geldi. hala failini bilmiyoruz. ondan sonra annem bir cep telefonu çağrısıyla jandarma karakolundan evine devriye çıkartma etkinliğine kavuştu. buna karşın korkuyordu. kendi evinde yatıya yalnız kalma güveni 50 günde gelmedi. dostunu düşmanını tanıma, teknolojinin pikselleriyle birlikte artmadı. hasımlı olma yeni değil, yaşam savaşı uygarlığın koynunda sürüyor. o orada durmakta, biz onu şehre çekemiyoruz, eski formüller yüzde yüz işler kalamıyor. mezarlığımız düzelmiş, yaşamımız bozulmuş görünüyor. (bkz: mezarlık/@ibisile)