şükela:  tümü | bugün
  • vietnam ve sendromu hakkinda yapilmis en etkili filmlerden coming home'da oynamis ve bu filmle oscar almistir. kocasini savasa yolladiktan sonra hayata ataclanmanin yollarini arayan sally rolunde harikalar yaratir. aslinda pek cok filminde buyuk buyuk oyuncularin yaninda harikalar yaratir. the blue bird'de ava gardner ve elizabeth taylor'in yaninda, cat ballou'da lee marvin'in yaninda, the chase'de robert redford ve marlon brando'nun yaninda, the chine syndrome'da michael douglas'a ragmen jack lemmon'in yaninda, hurry sundown'da faye dunaway ve michael caine'in yaninda, julia'da vanessa redgrave ile, on golden pond'da katherine hepburn ve henry fonda'nin yaninda kucucuk bir rolde, spirits of the dead'de biraderi peter ile, stanley and iris'de robert de niro'nun yaninda. roger vadimin en sevdigi oyuncusu, tennessee williams metinlerine en cok yakisan kadin, hangisi oldugunu hatirlamadigim bir amerikan universitesinde edgar allan poe kursusunun kurucusu, aerobik fenomeni. eger esas kadini alkolik olan bir film yapacaksaniz ya faye dunaway'den medet umarsiniz ya da jane fonda'dan. orta sinif beyaz amerika'nin hayaleti o'dur. kocasini savasa gonderir, tesadufen tanistigi gazeteci ile gizli ask yasarken hukumet sirlarini ortaya cikaran ev kadinidir, nukleer silahlanmaya karsi radikal solcularla omuz omuza yurur, 14 yasinda hamile kalan kizini komsulardan korumak icin mucadele verir, calisan sinifin kahramani olur. meryl streepden once o vardir ne de olsa.
  • buna cirkin diyeni net tokatlarim. asagi yukari her 60 kusagi kadini gibi uzerinden zerafet akmaktadir. cok yanlis zamanda dogmusuz resmen, zarar ziyan insanlarla muhattap olmaktan yoruldum amk.
  • vietnam savasi aleyhtari olarak kalmamistir sadece, 1972'de vietnam'i ziyaret etmis, amerikalilarin savastigi kuzey vietnam* birliklerini ziyaret etmis, fotograf cektirmis, hatta hanoi radyosu uzerinden abd ve baskan nixon aleyhinde propaganda yapmis, ve amerikan mainstream'i tarafindan hanoi jane olarak adlandirilmistir. siki marksistti 60'larin sonunda kendisi..
  • iki oscara sahip. vietnam savaşına karşı çıkmıştı, ancak cnnin patronu ile evlendikten sonra nedendir bilinmez sakinleşti.
  • the newsroom'da medya imparatoriçesini canlandırıyor. ted turner ilen evliliğin günahını mı çıkarıyon ceyn teyze?
  • sikko türkiyeli solculara benzemez.

    vietnam savaşına karşı çıkmaktan israil'de başbakanın evinin önünde gazze'nin işgalini protesto etmeye varan uzun bir politik aktivism geçmişi var bu iki oscar ödüllü hatunun.

    1967'den 1973'e kadar telefonu nsa tarafından dinlenmiş. nsa o dönemde toplam 1600 abd'linin iletişimini takip etmiş.

    the newsroomda baya iyiydi. gıcığım o yüzden, aklıma o karakterle yer edinmiş.
  • barbarella filmi 1968'de ondan güzeli yokmuş dedirtir.
  • çirkin bir yorum olacak belki ama, her yaşında gideri olan nadir kadınlardandır.
  • hayati boyunca cok radikal donusler yapmis kadin. 70´lerde militan solcu, 80’lerde aerobikci, 90´larda ted turner’la evliligi ve solculuktan tamamen el etek cekme, ateistken hristiyanliga sarma vs.

    gerci irak savasina karsi cikmis, feminist harekete gonul vermis bir aktivisttir hala.
    cocuklugu kotu gecmis, annesi akil hastanesinde intihar etmis(bogazini jiletle keserek), babasi kendisinden sadece birkac yas buyuk bir kadinla evlenmistir. bu aci izler ruhunu koreltmis olacak ki, herkes aerobik sayesinde tas gibi kaliyor saniyorken, isin sirrinin patolojik yeme bozuklugu oldugu anlasilmis. erkeklerden de yuzu gulmemis,
    roger vadim’le evliligi sirasinda kocasini kaybetmemek icin onun cinsel saplantilarina boyun egmek zorunda kaldigini soylemistir(grup seks falan).

    iri mavi gozleri bu yipratici hayata ragmen hic parlakligini yitirmemis, bakislari yaslanmamistir. hayata dair umudunu hic yitirmemis olacak.
  • hangi devrin ölçütleriyle bakılırsa bakılsın, hem gençliğindeki haliyle hem de ilerlemiş yaşıyla çok ama çok güzel bir kadındır. öyle böyle değildir.