şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: jean grey)
  • infazı, fransız ressam paul delaroche'un, şu anda national gallery'de bulunan ejecución de lady jane grey adlı tablosunda ölümsüzleştirilmiştir. 17 yaşındaki gencecik bir kızı bütün kraliyet ve iktidar sembollerinden arındırıp sadece masumiyeti ile resmeden bu tabloda ressamın dehası, resimdeki cellat da dahil olmak üzere tüm karakterlerin bu cinayeti memnuniyetsizlik, isyan ve üzüntü ile karşılayan ya da bu duygularını maskeleyen yüz ifadelerini ayna gibi yansıtır.

    tabloda gerçeğe uygun olmayan, ancak ressam tarafından anın etkisini artırmak için serpiştirilmiş birkaç unsur var, birincisi lady jane kapalı bir mekanda değil, açık alanda infaz edilmiştir, ikincisi üzerinde beyaz bir gecelik (sabahlık?) değil günlük giysileri vardır, üçüncüsü gözü bağlı değildir, ölümünü metanetle karşılamıştır.

    tablodaki insanların haline bakıldığında, acı bir olay karşısında alınan tavırlardan, yüzlere yerleşen mimiklerden, beden dilinden, postürden ve diğer her şeyden, insan denen yaratığın hem hemen tüm hallerini görmek mümkündür: gözleri bağlı, önünü görmekte zorlanan beyazlar içindeki jady jane'in gözlerindeki bağ, belki de kendisinin ve eşinin* ileriyi ve akıbetlerini görmelerine engel olan gençliklerini ve toyluklarını sembolize etmektedir; beyazlar içinde tüm masumiyeti ve toyluğu ile gözleri bağlı, el yordamı ile sağını solunu seçmeye çalışırken yanıbaşında, muhtemelen devlet görevlisi olan bir adam vardır ve ona yapması gerekenleri söylüyordur; adam lady jane'in infazına üzülüyorsa bile bunu mimiklerinin ve cübbesinin ardına saklaması gerektiğini bilir. gözleri bağlı ve bembeyaz lady jane'in aksine bu adam kara, gözü açık ve sinsidir, kirlenerek hayatta kalmıştır. onun sağında, biraz sonra jane grey'in başını alacak olan cellat hüznünü gizleyemez, belki de olanlardan haberi bile yoktur, onun işi sadece kelle almaktır. sadece kızın masumiyetine bakar ve hüzünlenir, belki de avam olduğuna ve bu işlere aklının ermediğine şükreder, kendisine emredileni yapacak ve vicdanını temiz tutacaktır. belki de bu yüzden pelerinli devlet görevlisinden biraz daha "parlak"tır. ressam avamın parlaklığını yüzümüze çarpar.

    delaroche acıyı resmin solunda konumlar. lady jane'in mürebbiyelerinden biri yere çökmüş, jane'in eşyalarına sarılmış, canı bedeninden çekilmiş gibi öylece dururken, diğer mürebbiye bu manzarayı görmeye dayanamayacağı için yüzünü duvara dönmüştür, o mürebbiyenin bir yüzü yoktur çünkü kötülüğü görmeye, onunla yüzleşmeye tahammül edememiştir, yolda dilenen bir çocuk, açlıktan karnı midesine yapışmış bir hayvan, itilip kakılan bir insan, tekmelenen bir köpek gördüğünde adımlarını sıklaştırıp başka yöne bakan insanların ressamın fırçasına yansımasıdır belki o mürebbiye; insanı "ben duvar dibine çökenlerden miyim, yoksa yüzünü duvara dönenlerden mi" diye kendi kendine sordurur. dizlerinin bağının çözülmesine rağmen yüzleşebilmek midir hayat yoksa kirişi kırıp ayakta kalmak mıdır?

    ressam değilim. sanatçı değilim; ancak çok çok çok ucundan kıyısından ilgim olduğu söylenebilir. sanat eleştirmeni ise hiç değilim. ama masumun katlinin bir turnusol kağıdı gibi insanların renklerini ortaya çıkarışındaki ihtişamı bir daha başka bir yerde göreceğimi zannetmiyorum.

    zamandan, mekandan, kültürden ve inançtan bağımsız olarak insanı anlatan her yapıta ve yaratıcısına selam olsun.